Onuncu hafta, gebeliğin ilk üç aylık döneminde bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Organların temel yapısı bu haftaya gelindiğinde büyük ölçüde kurulmuştur; bundan sonraki süreç büyüme ve olgunlaşma üzerine ilerler. Adlandırmanın da bu haftada değişmesi bu geçişi yansıtır. Aşağıda bu haftada tamamlanan gelişim aşamaları, annedeki bulgular ve planlanan değerlendirmeler genel hatlarıyla anlatılmıştır.
Hangi Organlar Bu Haftada Şekillenmiş Olur?
Kalp dört odacıklı yapısını kazanmış ve kapakları biçimlenmiştir. Büyük damarların kalpten çıkış düzeni kurulmuş, akciğer ve vücut dolaşımı ayrışmıştır. Bu haftadan sonra kalpte gerçekleşen değişim, yapının kendisinden çok kas kütlesinin artması ve iletim sisteminin olgunlaşması yönündedir.
Beyin ve omurilik biçimlenmiştir; beyin bölümleri ultrasonda ayırt edilebilir hale gelmiştir. Böbrekler idrar üretmeye başlamıştır ve üretilen sıvı bebeğin çevresindeki havuza boşaltılır. Karaciğer kan hücresi üretimini üstlenmiştir ve safra üretmeye başlar. Dalak ve pankreas da yerlerine yerleşmiştir.
Akciğerlerin dallanma yapısı kurulmuş ancak solunum işlevini üstlenecek olgunluğa henüz ulaşmamıştır; bu olgunlaşma gebeliğin son dönemine kadar sürer. Bağırsakların bir bölümü göbek kordonu içindeki geçici yerleşiminden karın boşluğuna dönmeye başlar. Kol, bacak, el ve ayak yapıları belirgin biçimde ayrışmıştır.
Bebek Neden Artık Fetüs Olarak Adlandırılır?
Onuncu haftaya kadar süren dönem embriyonik dönem olarak anılır. Bu aşamada organların ilk taslakları oluşur, yerlerine yerleşir ve temel biçimlerini kazanır. Bu nedenle dönem, dış etkenlere karşı en duyarlı aşama kabul edilir ve ilaç kullanımı bu haftalarda özellikle sorgulanır.
Onuncu haftadan itibaren fetal dönem başlar. Adlandırmadaki bu değişiklik, gelişimin niteliğinin değiştiğini anlatır. Artık yeni bir organ oluşumu beklenmez; var olan yapıların büyümesi, ayrıntılanması ve işlev kazanması söz konusudur. Bu ayrım tıp dilinde yerleşmiş bir sınıflandırmadır.
Bu geçiş, dış etkenlerin yol açabileceği yapısal sorunların olasılığının azaldığı anlamına gelir. Bununla birlikte büyüme sürecinin ve beyin gelişiminin etkilenebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle sigara, alkol ve hekime danışılmamış ilaç kullanımından kaçınma gerekliliği gebelik boyunca varlığını korur.
Bu dönem geçişi takip planını da etkiler. İlk üç aylık dönemin tarama testleri bu haftalarda tamamlanır ve ikinci dönemin ayrıntılı incelemeleri planlanır. Kontrollerin sıklığı genellikle dört haftada bire iner. Sorun saptanan gebeliklerde ise izlem aralığı kişiye göre belirlenir.
Bebeğin Boyu ve Ağırlığı Ne Kadardır?
Ekranda tepeden kuyruk sokumuna alınan uzunluk onuncu haftada üç santimetreyi geçmiş, dört santimetreye yaklaşmış olur. Terazideki karşılığı ise henüz beş gramı bulmaz; bir erik tanesi bu hacmi anlatmakta sık kullanılan benzetmedir. Aynı haftadaki iki bebek arasında birkaç milimetrelik ayrım görülmesi olağandır. Bu ayrım, ölçümün alındığı kesitin duruşundan da kaynaklanabilir.
Büyüme hızı bu haftalarda oldukça yüksektir; boy her hafta belirgin biçimde artar ve gelecek haftalarda hızlanır. Baş hâlâ gövdeye oranla büyüktür, ancak aradaki fark önceki haftalara göre azalmıştır. Boyun bölgesi ayırt edilebilir hale gelmiştir ve baş gövdeden bağımsız hareket edebilir.
Bu dönemde yapılan ölçümler, gebelik yaşının belirlenmesinde en güvenilir bilgiyi verir. İlk üç ayda bebekler arasındaki büyüme farkı en düşük düzeydedir; kalıtsal ve çevresel etkiler henüz belirginleşmemiştir. Bu nedenle son adet tarihiyle hesaplanan hafta ile ölçüm arasında belirgin fark varsa, tarih ultrason bulgusuna göre düzeltilebilir.
Anne Karnında Hareketler Başlar mı?
Bebek bu haftada aktif biçimde hareket eder. Kollarını ve bacaklarını bükebilir, gövdesini döndürebilir, baş bölgesini oynatabilir. Ultrason görüntülemesinde bu hareketler net biçimde izlenebilir ve zaman zaman sıçrama biçiminde görünür.
Hareketlerin bir bölümü refleks niteliğindedir. Yutkunma benzeri hareketler ve el ağıza götürme davranışı bu dönemde başlayabilir. Bu davranışlar, doğumdan sonra kullanılacak becerilerin erken provaları olarak değerlendirilir. Esneme benzeri hareketler de bildirilir.
Bu haftada rahim henüz leğen kemiğinin içindedir ve bebek onu çevreleyen sıvının içinde bol boşlukla yer değiştirir. Kol ve bacak devinimleri karın duvarına ulaşacak bir güç oluşturmaz; arada hem sıvı hem rahim duvarı hem de karın kasları bulunur. Bu nedenle onuncu haftadaki hareketlilik yalnızca ekranda görülür. Duyumun eşiğine ulaşılması için bebeğin büyümesi ve rahmin leğen kemiğinden yukarı taşması beklenir.
Hareketlerin görülmesi bebeğin sinir ve kas sisteminin birlikte çalıştığını gösterir. Ultrason sırasında bebek uzun süre hareketsiz kalabilir; bu durum uyku dönemine denk gelmiş olmakla açıklanır. Muayenede hareket yakalanamaması tek başına bir bulgu sayılmaz ve kalp atışının izlenmesi yeterli bilgi verir.
Annede Hangi Şikâyetler Sürer?
Bulantı ve kusma bu haftada genellikle en yoğun düzeydedir. Gebeliğe eşlik eden hormonun tepe noktasına yaklaşması bu durumu açıklar. Şikâyetin önümüzdeki birkaç hafta içinde hafiflemeye başlaması beklenir. Kokulara karşı duyarlılık da bu haftalarda belirgindir.
Yorgunluk sürer; gün içinde dinlenme ihtiyacı devam eder. Göğüslerdeki büyüme ve hassasiyet varlığını korur, damarlar deri altından daha belirgin görünür. Bazı kadınlarda baş ağrısı, baş dönmesi ve burun tıkanıklığı bildirilir. Diş etlerinde hassasiyet ve kanamaya eğilim artabilir.
Rahmin büyümesiyle birlikte karın alt bölgesinde çekilme hissi ortaya çıkabilir. Rahmi askıda tutan bağların gerilmesiyle ilişkili bu his, kasık bölgesinde kısa süreli batmalar biçiminde tarif edilir ve konum değiştirirken belirginleşir. Kabızlık, şişkinlik, gaz ve mide yanması da bu dönemde sık görülen şikâyetlerdir.
Cilt ve saçta değişiklikler bu dönemde fark edilebilir. Bazı kadınlarda saçlar daha gür görünürken bazılarında kuruluk bildirilir. Yüzde ve karın orta hattında koyulaşma başlayabilir; bu değişim hormonal etkiyle ilişkilidir ve doğum sonrasında büyük ölçüde geriler. Güneşten korunma bu değişimi hafifletebilir.
Bu Haftada Hangi Testler Gündeme Gelir?
Onuncu haftadan itibaren anne kanından bebeğin kromozom yapısına yönelik tarama yapılabilir. Bu incelemede annenin kanında dolaşan bebeğe ait genetik parçalar değerlendirilir. Sonuç bir olasılık bildirir; tanı koymaz. Girişimsel olmaması nedeniyle bebeğe yönelik bir sorun oluşturmaz.
Ense kalınlığı ölçümünü içeren ikili tarama testi için hazırlık bu haftalarda yapılır. Ölçüm on birinci hafta ile on üçüncü haftanın sonu arasında gerçekleştirilir ve anne kanında bakılan iki hormon değeriyle birleştirilir. Bu testin planlanması için gebelik haftasının doğru belirlenmiş olması gerekir.
Ailede kalıtsal bir hastalık öyküsü bulunan çiftlerde koryon villus örneklemesi gündeme gelebilir. Bu girişim on birinci haftadan itibaren uygulanır ve tanı koydurucu niteliktedir; düşük oranda da olsa kayıp olasılığı taşır. Hangi testin uygun olduğu, çiftin öyküsü ve tercihi göz önünde bulundurularak hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Organ Gelişimi Tamamlanınca Risk Azalır mı?
Organların temel yapısının kurulmuş olması, gebeliğin ilerleyen dönemine ilişkin olumlu bir göstergedir. Erken dönemde görülen kayıpların önemli bölümü, gelişimin ilk haftalarındaki kromozom sorunlarıyla ilişkilidir. Bu haftaya ulaşılması, bu tür sorunların olasılığının belirgin biçimde azaldığını gösterir.
Ultrasonda düzenli kalp atışının izlenmesi ve bebeğin boyunun haftasıyla uyumlu ölçülmesi bu değerlendirmeyi destekleyen bulgulardır. Onuncu haftadan sonra kayıp görülme olasılığı belirgin biçimde düşer ve gebeliğin ilerleyen haftalarında daha da azalır. Bu düşüş kadınların büyük bölümünde rahatlama yaratır.
Bununla birlikte azalmış olasılık, ortadan kalkmış olasılık anlamına gelmez. Takibin sürdürülmesi ve planlanan kontrollere gidilmesi bu nedenle önemini korur. Kanama, ağrı ya da ateş gibi yeni bir bulgu ortaya çıktığında randevu beklenmeden başvuru yapılmalıdır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Organların şekillendiği bu hassas dönemde kan gelmesi hekime iletilmesi gereken bir bulgudur. Akışın günlük ped değişimini gerektirecek yoğunluğa erişmesi, pıhtıların ayrılması ya da karnın alt bölümüne yerleşen dayanılmaz bir sancı, randevu günü beklenmeden muayeneyi zorunlu kılar. Rh negatif anne adaylarında ise bu bulgu koruyucu uygulama açısından ayrıca gözden geçirilir.
Sürekli kusma nedeniyle sıvı tutulamaması, idrar miktarında belirgin azalma, ağız kuruluğu ve baş dönmesi bildirilmelidir. Gebelik öncesi kiloya göre belirgin bir kayıp da değerlendirme gerekçesidir. Bu bulgular sıvı kaybının derinleştiğini gösterir.
Otuz sekiz dereceyi aşan ateşle birlikte titreme yaşanması, organ gelişiminin sürdüğü bu haftalarda ayrıca dikkatle ele alınır ve nedeni araştırılır. İdrar yaparken batma hissi, sık sık tuvalete gitme isteği ve böğüre oturan künt ağrı idrar yollarını ilgilendiren bir tablo yönünde uyarıcıdır. Rengi sararmış, köpüklenmiş ya da rahatsız edici kokusu olan akıntı da görüşmede aktarılmalıdır. Ağrı kesiciye yanıt vermeyen baş ağrısına gözde bulanıklık eşlik ediyorsa aynı gün değerlendirme istenmesi uygun olur.