Gebelik döneminde ortaya çıkan enfeksiyonlar sık karşılaşılan bir durumdur. İdrar yolu enfeksiyonları, boğaz enfeksiyonları ve deri enfeksiyonları bunların başında gelir. Bu durumlarda antibiyotik kullanımının bebeğe zarar verip vermeyeceği yaygın bir kaygı kaynağıdır. Aşağıda bu ilaçların bebeğe nasıl ulaştığı, seçimin hangi ölçütlere göre yapıldığı ve tedaviyle ilgili sık yapılan yanlışlar genel çerçevede ele alınmıştır.
Antibiyotik Bebeğe Nasıl Ulaşır?
Ağızdan alınan ya da damar yoluyla verilen bir ilaç önce anne kanına karışır. Kan dolaşımı bu maddeyi bebeğin eşine taşır. Bebeğin eşi bir alışveriş yüzeyi olarak çalıştığından, molekül yapısı uygun olan maddeler bu yüzeyi geçerek bebeğin dolaşımına ulaşabilir.
Geçiş oranı her ilaç için aynı değildir. Molekülün büyüklüğü, yağda çözünürlüğü ve kandaki proteinlere ne ölçüde bağlandığı bu geçişi belirler. Küçük ve yağda çözünen moleküller daha kolay geçerken, büyük yapılı moleküllerin geçişi sınırlı kalır.
Bebeğe geçmesi tek başına zarar anlamına gelmez. Belirleyici olan, o maddenin bebeğin gelişen dokuları üzerinde bilinen bir etkisinin bulunup bulunmadığıdır. Uzun yıllardır kullanılan ve geniş kullanım verisi bulunan bazı ilaç grupları bu nedenle gebelikte tercih edilebilir görülür.
Ayrıca gebelikte vücudun ilacı işleme biçimi değişir. Kan hacminin artması ve böbrek işlevlerinin hızlanması, bazı ilaçların kandaki düzeyini düşürebilir. Bu nedenle doz ve kullanım süresi gebelik durumu göz önünde bulundurularak hekim tarafından belirlenir.
Hangi Antibiyotik Grupları Daha Sık Tercih Edilir?
Gebelikte en uzun kullanım geçmişine sahip gruplardan biri penisilin türevleridir. Bu grup, geniş biçimde incelenmiş olması ve elde edilen verilerin tutarlı olması nedeniyle sık başvurulan seçenekler arasında yer alır. Boğaz ve idrar yolu enfeksiyonlarında yaygın biçimde kullanılır.
Sefalosporin grubu da benzer biçimde değerlendirilen bir başka gruptur. Penisiline alerjisi bulunanlarda ya da farklı bakterilerin etken olduğu durumlarda seçenek olarak gündeme gelebilir. Makrolid grubundan bazı etken maddeler de belirli durumlarda tercih edilir.
Bu grupların gebelikte daha sık tercih edilmesi, kullanımlarının kişinin kendi kararına bırakılabileceği anlamına gelmez. Hangi ilacın, hangi dozda ve kaç gün kullanılacağı; enfeksiyonun türüne, etkene ve gebelik haftasına göre hekim tarafından belirlenir.
Bazı durumlarda idrar ya da boğaz kültürü istenir. Kültür, hangi bakterinin etken olduğunu ve hangi ilaçlara yanıt verdiğini gösterir. Bu bilgi, gereksiz ilaç kullanımını azalttığı için gebelikte ayrıca değerlidir.
Hangi Antibiyotiklerden Kaçınılır?
Bazı ilaç gruplarının gebelikte kullanımından kaçınılır. Tetrasiklin türevleri bu grupların başında gelir. Bu maddelerin gelişmekte olan kemik ve diş dokusuyla etkileşebildiği bilindiğinden, özellikle ilk üç aydan sonraki dönemde kullanımı uygun görülmez.
Kinolon grubu bir diğer başlıktır. Bu grubun gelişen kıkırdak dokusu üzerindeki olası etkileri nedeniyle gebelikte genellikle tercih edilmez. Zorunlu durumlarda karar, yarar ve olası sakınca karşılaştırılarak hekim tarafından verilir.
Bazı ilaçlar ise yalnızca belirli dönemlerde sınırlandırılır. Örneğin bir grup ilaç ilk üç aylık dönemde tercih edilmezken sonraki dönemlerde kullanılabilir; bir başka grup ise doğuma yakın dönemde yenidoğanda sarılık açısından değerlendirildiği için sınırlandırılır.
Bu nedenle bir ilacın gebelikte uygun olup olmadığı, yalnızca adına bakılarak belirlenemez. Gebelik haftası, enfeksiyonun türü ve kişinin öyküsü karara katılır. Evde bulunan ya da daha önce kullanılmış bir ilacın kendi kararıyla kullanılması bu nedenle uygun değildir.
Gebeliğin Dönemi Seçimi Değiştirir mi?
Gebeliğin ilk üç aylık dönemi, bebeğin organlarının oluştuğu dönemdir. Bu nedenle bu evrede ilaç seçiminde ayrıca dikkatli davranılır. Zorunlu olmadıkça ilaç kullanımından kaçınılır; gerekli görüldüğünde ise en uzun kullanım geçmişi bulunan seçenekler öne çıkar.
İkinci üç aylık dönemde organ oluşumu büyük ölçüde tamamlanmıştır. Bu evrede seçenek yelpazesi bir miktar genişler. Yine de her ilacın kendi değerlendirmesi ayrı yapılır; dönem tek başına belirleyici değildir.
Son üç aylık dönemde ise başka bir başlık öne çıkar: ilacın doğum sırasında ve sonrasında yenidoğan üzerindeki etkisi. Bazı ilaçlar bu dönemde bebekte sarılık ya da farklı etkiler açısından değerlendirilir ve doğuma yakın dönemde tercih edilmez.
Emzirme dönemi de ayrı bir değerlendirme konusudur. Bazı ilaçlar anne sütüne az miktarda geçtiği için emzirmeyle birlikte kullanılabilirken, bazıları için farklı bir plan gerekir. Emziriyor olmak, hekime mutlaka bildirilmesi gereken bir bilgidir.
Antibiyotiği Yarıda Bırakmak Neden Sakıncalıdır?
Sık yapılan hatalardan biri, şikâyetler geçtiğinde ilacı bırakmaktır. Belirtilerin gerilemesi bakterilerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Direnci daha yüksek olan bakteriler bu aşamada hâlâ bulunabilir.
Tedavi yarıda kesildiğinde bu bakteriler yeniden çoğalabilir ve enfeksiyon kısa süre içinde tekrarlayabilir. Tekrarlayan enfeksiyon çoğu zaman daha uzun ve daha güçlü bir tedavi gerektirir. Bu durum gebelikte ek ilaç kullanımı anlamına gelir.
İkinci sakınca direnç gelişimidir. Eksik kullanım, bakterilerin ilaca karşı direnç kazanmasını kolaylaştırır. Bu durum yalnızca kişiyi değil, sonraki tedavilerin etkinliğini de ilgilendiren bir sorundur.
Gebelikte özellikle idrar yolu enfeksiyonlarının tam tedavi edilmesi önem taşır. Yetersiz tedavi edilen bir idrar yolu enfeksiyonu böbreklere ilerleyebilir. Bu nedenle tedavi süresinin sonuna kadar sürdürülmesi ve tedavi sonrası kontrol tetkiklerinin yaptırılması önerilir.
Enfeksiyonu Tedavi Etmemek Daha mı Risklidir?
Kaygı nedeniyle ilaç kullanmaktan kaçınmak, çoğu durumda daha sorunlu bir tabloya yol açar. Tedavi edilmeyen bir enfeksiyon yayılabilir, ateş yükselebilir ve bu tablo gebeliğin seyrini etkileyebilir.
Yüksek ateş başlı başına dikkate alınan bir durumdur. Uzun süren ve yüksek seyreden ateş, erken doğum eylemi açısından değerlendirilen etkenler arasında sayılır. Bu nedenle enfeksiyonun kaynağının tedavi edilmesi ateşin kontrolü açısından da anlam taşır.
İdrar yolu enfeksiyonları bu konuda tipik bir örnektir. Tedavi edilmediğinde böbrek enfeksiyonuna ilerleyebilir; bu tablo hastanede izlem gerektirebilir ve erken doğum açısından değerlendirilir. Oysa erken dönemde ele alındığında yönetimi çoğunlukla basittir.
Dolayısıyla karar, ilacın olası etkisi ile enfeksiyonun olası sonuçlarının karşılaştırılmasıyla verilir. Bu değerlendirmeyi yapabilecek olan, gebelik öyküsünü ve enfeksiyonun türünü bilen hekimdir. Kaygıların hekimle paylaşılması, uygun kararın birlikte verilmesini sağlar.
Kullanım Sırasında Hangi Şikâyetler Bildirilmeli?
İlaç kullanımı sırasında ortaya çıkan döküntü, kaşıntı, dudak ya da göz çevresinde şişlik alerjik yanıt açısından değerlendirilir. Bu bulguların varlığında ilacın sürdürülüp sürdürülmeyeceği hekim tarafından belirlenir; kendi kararıyla devam edilmesi uygun değildir.
Nefes darlığı, boğazda daralma hissi, yutkunmakta zorlanma ya da baş dönmesiyle birlikte olan yaygın döküntü gecikmeden değerlendirilmesi gereken bulgulardır. Bu tablo hızlı gelişebildiğinden beklenmemelidir.
Sindirim sistemine ait şikâyetler daha sık görülür. Bulantı, mide yanması ve yumuşak dışkılama bildirilebilir. Bu şikâyetlerin ilacın nasıl alındığıyla ilişkisi olabilir; kullanım biçiminin düzenlenmesi çoğu zaman yeterli olur. Sulu ve sık ishalin, özellikle kanlı olması durumunda ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bunların dışında tedaviye rağmen ateşin düşmemesi, şikâyetlerin üçüncü günden sonra da sürmesi ya da yeniden belirginleşmesi bildirilmelidir. Bu durum tedavinin gözden geçirilmesini gerektirebilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, idrarda koku ya da renk değişikliği gebelikte önemsenen şikâyetlerdir. Bu bulgulara bel ağrısı, ateş ve titreme eşlik ediyorsa gecikmeden değerlendirme önerilir.
Otuz sekiz dereceyi aşan ateş, gebelikte kaynağı belirlenmesi gereken bir bulgudur. Ateş düşürücü kullanımı da dâhil olmak üzere hangi yaklaşımın uygun olacağı hekim değerlendirmesiyle belirlenir. Ateşin kendi başına ilaçla bastırılıp nedeninin araştırılmaması uygun değildir.
Kesici bir başka başlık, kendiliğinden ilaç kullanımıdır. Evde bulunan, daha önce başka bir kişi için yazılmış ya da tanıdık önerisiyle temin edilmiş antibiyotiklerin kullanılması gebelikte uygun bir yaklaşım değildir. Bitkisel ürünler de aynı biçimde değerlendirilmelidir.
Gebelik öğrenilmeden önce antibiyotik kullanılmış olması durumunda bunun hekimle paylaşılması yararlıdır. Kullanılan ilacın adı, dozu ve kullanım tarihleri bilindiğinde uygun değerlendirme yapılabilir. Bu durumda kaygıya kapılmak yerine bilgi paylaşımı öne çıkar.
