İlk üç aylık dönem taramasının sonucunda küçük paydalı bir kesirle karşılaşmak, gebelik takibinin en kaygı yaratan anlarından biridir. İkili testte elde edilen 1/100 oranı, artmış risk grubunda değerlendirilen sonuçlardandır. Bu sonucun ne anlattığı ve neyi anlatmadığı, sürecin sakin biçimde yürütülmesi için bilinmesi gereken bir konudur. Aşağıda bu başlıklar ele alınmıştır.
İkili Test Nasıl Yapılır?
İkili test, gebeliğin on birinci ile on üçüncü hafta ve altı gün arasında uygulanan bir taramadır. İki bileşeni vardır: ultrasonla yapılan ölçümler ve anne kanında yapılan biyokimyasal inceleme.
Ultrason bölümünde önce bebeğin baş-popo mesafesi ölçülerek gebelik haftası doğrulanır. Ardından boyun arkasındaki sıvı katmanının kalınlığı ölçülür. Bu ölçüm belirli teknik koşullar altında yapılır ve sonucun doğruluğu bu koşullara uyulmasına bağlıdır.
Kan bölümünde iki maddenin düzeyi ölçülür. Bunlar plasenta tarafından üretilen ve gebelik boyunca düzeyi değişen maddelerdir. Ölçülen değerler, o gebelik haftası için beklenen ortalamaya oranlanarak katsayıya dönüştürülür. Kan örneği için özel bir hazırlık gerekmez ve aç olma zorunluluğu bulunmaz.
İki bileşenin aynı gün yapılması zorunlu değildir. Kan örneği ultrasondan birkaç gün önce ya da sonra alınabilir; önemli olan her ikisinin de uygun hafta aralığında yapılmasıdır. Sonuç, iki bileşen tamamlandıktan sonra hesaplanır.
1/100 Sonucu Ne Anlama Gelebilir?
Yüksek sayılan bir oranla karşılaşıldığında ilk yapılması gereken, kesirin nasıl okunacağını yerine oturtmaktır. Buradaki 1/100, yaşı ve ölçüm sonuçları birbirine yakın yüz kişilik varsayımsal bir grupta söz konusu tablonun bir kişide görülmesinin beklendiğini anlatır. Aynı cümlenin öteki yüzü çoğu kez gözden kaçar: geri kalan doksan dokuz kişide böyle bir durum öngörülmemektedir. Yani yüksek kümede yer almak, olasılığın çoğunluğunun hâlâ karşı tarafta bulunduğu anlamına gelir.
İkili testte sınır değer olarak yaygın biçimde 1/250 civarındaki bir oran kullanılır. Payda küçüldükçe olasılık büyüdüğü için 1/100 sonucu bu sınırın üzerinde kalır ve artmış risk grubunda değerlendirilir.
Bu sınıflandırma, ileri incelemelerin gündeme alınmasını gerektirir. Bununla birlikte bu grupta yer alan gebeliklerin büyük çoğunluğunda yapılan ileri incelemeler sonucunda herhangi bir farklılık saptanmaz. Sayının gerçek büyüklüğünün konuşulması, bekleme döneminin daha kolay geçirilmesine katkı sağlar.
Bu sonucun yarattığı ilk tepkinin çoğu zaman sayının olduğundan büyük algılanması olduğu görülür. Yüzde bir dolayındaki bir olasılığın, doksan dokuz olasılığa karşılık geldiğinin hatırlanması dengeli bir bakış sağlar.
Yüksek Risk Kesin Tanı Anlamına Gelir mi?
1/100 biçiminde yazılmış bir sonuç, aynı ölçüm örüntüsüne sahip yüz gebeden birinde o durumun bulunabileceğini bildirir; kalan doksan dokuzunda bulunmayacağı da aynı cümlenin içindedir. Yüksek sayılan bir orandan söz edilirken bile bu oranın ağırlığı beklenmeyen yöndedir. Bu testin kurgusunda bebeğe ait hücreye ulaşılmadığından bir yargıya varılması da olanaklı değildir; sayının işlevi, sonraki basamağın gündeme alınmasını gerektiren grubu ayırmaktır.
Eşiğin görece geniş tutulmasının nedeni, ilgili durumların gözden kaçmasının önüne geçilmek istenmesidir. Bu tercih kaçınılmaz olarak, ileri tetkike yönlendirilen gebelerin önemli bir bölümünde sonuçların olağan çıkmasına yol açar. Bu durum testin yanıldığı biçiminde okunmamalıdır.
Kesin bilgi yalnızca bebeğe ait hücrelerin doğrudan incelendiği yöntemlerle elde edilir. Bu nedenle artmış risk sonucu, sürecin sonu değil bir ara basamağıdır. Bu aşamada acele bir karar verilmesi gerekmez; seçeneklerin konuşulması ve sürecin basamaklı biçimde yürütülmesi önerilir.
Bu aşamada gebeliğe yönelik herhangi bir karar verilmesi gerekmez. Sürecin ileri incelemelerle sürdürülmesi ve sonuçların beklenmesi önerilir. Kesin bilgi elde edilmeden alınacak kararlar, sonradan gereksiz olduğu anlaşılan adımlara yol açabilir.
Risk Hesabında Hangi Veriler Kullanılır?
Hesaplamanın başlangıç noktası anne yaşıdır. Kromozom sayı farklılıklarının görülme olasılığının yaşla arttığı bilinen bir ilişkidir ve hesaplamaya doğrudan katılır.
Bu başlangıç olasılığı, ense kalınlığı ölçümü ve kanda ölçülen iki maddenin katsayıları kullanılarak yukarı ya da aşağı doğru düzeltilir. Böylece kişiye özgü bir sayı elde edilir. Ölçümlerden birinin belirgin biçimde farklı olması sonucu tek başına belirleyebilir; birden fazla ölçümün aynı yönde farklı olması ise sonucu daha da değiştirir.
Hesaplamaya katılan diğer bilgiler arasında annenin kilosu, sigara kullanımı, şeker hastalığı bulunup bulunmadığı, etnik köken ve gebeliğin yardımcı üreme yöntemiyle oluşup oluşmadığı yer alır. Çoğul gebelik durumunda hesaplama farklı biçimde yapılır. Bu bilgilerin test formuna eksiksiz yazılması, sonucun doğru hesaplanması için gereklidir. Kullanılan yazılım ve laboratuvarın referans verileri merkezler arasında farklılık gösterebilir.
Rapordaki katsayıların incelenmesi, sonucun hangi bileşenden kaynaklandığını gösterir. Yalnızca kan ölçümlerinden birinin belirgin biçimde farklı olması ile ense kalınlığının artmış bulunması farklı anlamlar taşır. Bu ayrıntı, izlenecek yolun belirlenmesinde yol gösterici olur.
Yüksek Riskte Hangi İleri Tetkikler Gündeme Gelir?
Sunulan yollardan ilki koldan alınan kanla yetinir; bebeğin eşinden kopup anne dolaşımına karışan kalıtım maddesi parçacıkları okunur ve rahme dokunulmaz. 1/100 gibi belirgin bir oranda bu yol çoğu kez ara basamak olarak kullanılır: sonucu olağan gelen gebelerin bir bölümü girişimsel incelemeden kaçınabilir. Buna karşılık yöntem sayılı kromozomu kapsar ve bir olasılık bildirir; kesin yargı için tek başına yeterli değildir. Bu ayrımın pratikteki karşılığı şudur: bu yoldan yüksek olasılık bildiren bir yanıt alındığında da sonuç tanı sayılmaz. Okunan parçacıklar bebek eşinden geldiğinden, bebeğin kendi kromozom yapısıyla örtüşmediği durumlar bildirilmiştir. Bu nedenle gebeliğin gidişine ilişkin geri dönüşü olmayan bir karar, ancak bebeğe ait hücrelerin doğrudan incelendiği bir yöntemle doğrulama yapıldıktan sonra gündeme alınır.
Olasılık yerine kesin yanıt veren yolların ortak koşulu, bebeğe ait hücrelere ulaşılmasıdır; hangisinin seçileceğini takvim belirler. İkili testin sonucunun elde edildiği haftalar bebek eşinden doku örneği alınmasına elverişlidir; bu doku bebekle aynı kalıtım maddesini taşıdığından yanıt erken bir aşamada alınabilir. Sonuç eline geçtiğinde on beşinci hafta geride kalmışsa bunun yerine, bebeğin içinde yüzdüğü sıvıya dökülmüş hücrelerden yararlanılır. Her iki uygulamada da iğnenin geçtiği yol ekranda anlık olarak izlenir.
Bu işlemlerin olası sorunları karar sürecinin parçasıdır. İşlem sonrasında karın alt bölgesinde kramp, az miktarda kanama ve seyrek olarak sıvı gelmesi bildirilmiştir. Gebelik kaybı olasılığı düşüktür ancak bulunmadığı söylenemez; enfeksiyon gelişmesi de olasılıklar arasındadır. Bu olasılığın büyüklüğü konusunda eskiden yüzde bir dolayında sayılar aktarılırdı; deneyimli ellerde yapılan uygulamaları kapsayan güncel derlemelerde ise işleme bağlanabilen kayıp oranı binde bir ile binde iki aralığında, yani belirgin biçimde daha düşük bildirilmektedir. Bu sayının konuşulması, kararın gerçek büyüklüğü bilinerek verilmesini sağlar. Ayrıntılı ultrason da bu aşamada planlanan değerlendirmelerdendir. Hangi yolun izleneceği, sonuçların bütünü ve gebenin tercihi birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Seçeneklerin sırası gebeyle birlikte belirlenir. Bazı kişiler önce girişim gerektirmeyen yöntemi tercih ederken, bazıları kesin sonuca doğrudan ulaşmayı seçebilir. İki yaklaşımın da geçerli olduğu ve tercihin kişiye bırakıldığı bilinmelidir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Sonucun hangi grupta değerlendirildiği, hangi eşiğin kullanıldığı ve hangi adımların planlandığı anlaşılmadıysa görüşme yapılması gerekir. Bu görüşmenin ayrıntılı biçimde yapılması, sürecin daha sakin yürütülmesini sağlar.
Yüksek kümede yer alan bir oranla karşılaşan gebelerin çoğu, kısa bir sonuç görüşmesinde bütün soruları soramaz. Bu nedenle seçeneklerin ayrı bir randevuda enine boyuna açılması yerinde olur. Hangi incelemenin neyi ortaya koyduğu, çıktının kaç günde geleceği ve barındırdığı sakıncalar bu buluşmanın kapsamındadır. Kalıtım alanında uzmanlaşmış bir hekimle görüşme de bu aşamada gündeme getirilebilir.
1/100 sonucunda girişimsel bir inceleme yapılması sık görülen bir seçim olduğu için, uygulamanın ardından izlenecek bulgular önceden anlatılır: ısının yükselmesi, sancının şiddetlenmesi, alttan su boşalması ya da kan görülmesi zaman yitirmeden bildirilmelidir. Elde hangi oran bulunursa bulunsun geçerli olan başlıklar ise ayrıdır; iç çamaşırda kan izi, dinmeyen sancı, dinlenmekle geçmeyen baş ağrısı ve gözde perdelenme duygusu bu grupta yer alır.
Hangi Tetkiklerle Birlikte Değerlendirilir?
Bu sonuç, gebelik takibinin diğer basamaklarıyla birlikte okunur. İlk aşamada ense kalınlığı ölçümünün ayrıntıları ve kan ölçümlerinin katsayıları ayrı ayrı gözden geçirilir.
İkili testin kapsamı, kandaki iki maddeyle ense ölçümünün birleştirilmesinden ibarettir ve belirli kromozom durumlarına yöneliktir; bunun dışında kalan yapısal başlıklar için bilgi vermez. Bu boşluğu dolduran inceleme, on sekizinci ile yirmi üçüncü haftalar arasında yapılan ayrıntılı ultrasondur. Bu değerlendirmede kalp odacıkları, böbrekler, beyin yapıları, omurga ve uzun kemikler sırayla gözden geçirilir. İkili testin sonucu ne olursa olsun bu basamak kendi takviminde yerini korur.
İleri incelemelerin gündeme gelmesi, izlemin olağan basamaklarını askıya almaz. Kan sayımı, kan grubu ve uyuşmazlık taraması, tiroit ölçümleri, idrar incelemesi, enfeksiyon taramaları ve şeker yükleme değerlendirmesi kendi takvimlerinde sürdürülür. Bebeğin büyüme ölçüleri ile çevresindeki sıvının miktarı da ilerleyen haftalarda düzenli olarak gözden geçirilir. Bu basamakların hiçbiri, tarama sonucunun ne çıktığına bağlı değildir.
Sonucu Hangi Etkenler Değiştirebilir?
Yüksek okunan bir oranın arkasında yanlış bir girdi bulunabilir ve bunların en sık rastlananı haftanın hatalı bilinmesidir. İkili testte kandan bakılan iki maddenin düzeyi hafta ilerledikçe belirgin biçimde değişir; birinin düzeyi yükselirken diğerininki düşer. Ham sayılar o haftanın ortalamasına bölünerek katsayıya çevrildiğinden, paydanın yanlış haftadan alınması sonucu olduğundan uzağa taşır. Bu testte haftanın ense ölçümüyle aynı seansta tepe-kuyruk uzunluğundan doğrulanıyor olması, bu hatayı büyük ölçüde önler.
Hesaplamaya giren ölçümlerden biri milimetrenin onda birleriyle alındığından, görüntünün hangi anda dondurulduğu oranı doğrudan değiştirir. Bebek boynunu arkaya açtığı anda alınan görüntüde ense bölgesi olduğundan geniş, çenesini göğsüne yaklaştırdığı anda ise olduğundan dar görünür. Bebeği saran ince zarın cilt sanılması ve kordonun boyuna dolanmış olması da aynı yönde yanılgı doğurabilir; bu yüzden ölçümün yinelenmesi bazen oranı belirgin biçimde değiştirir.
Annenin kilosu, sigara kullanımı ve eşlik eden hastalıkları hesaplamaya katılan düzeltme ölçütleridir. Yakın dönemde geçirilmiş kanama, kullanılan bazı ilaçlar ve daha önce kaybedilmiş bir ikiz gebeliğin bulunması da ölçümleri etkileyebilecek durumlar arasında sayılır. Bu nedenle rapordaki sayının, o gebeliğe ait tüm bilgiler eşliğinde okunması gerekir.
