randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

Plasenta Previa (Bebeğin Eşinin Aşağıda Olması) Nedir?

Bebeğin eşinin rahim ağzına yakın yerleşmesinin nedenleri, belirtileri, tanısı, haftalar içinde yukarı çıkma olasılığı ve doğum planlaması üzerine bilgilendirme.

Bebeğin eşi, gebelik boyunca bebeğin beslenmesini ve solunumunu sağlayan yapıdır. Rahim duvarının üst ya da yan bölümlerine yerleşmesi beklenir. Bu yapının rahim ağzını örtecek biçimde aşağıda yerleşmesi plasenta previa olarak adlandırılır. Bu tanı kaygı yaratabilir; ancak erken dönemde saptanan durumların önemli bir bölümü ilerleyen haftalarda kendiliğinden düzelir. Aşağıda bu tablonun ayrıntıları açıklanmıştır.

Bebeğin Eşi Neden Aşağıda Yerleşir?

Bebeğin eşi, döllenmiş yumurtanın rahim iç zarına tutunduğu yerde gelişir. Bu tutunmanın rahmin alt bölümünde gerçekleşmesi, bebeğin eşinin de o bölgede oluşmasına yol açar. Yerleşim yerini belirleyen etkenler tam olarak bilinmemekle birlikte, rahim iç zarının durumu belirleyici görülür.

Rahmin üst bölümündeki iç zarın zedelenmiş ya da incelmiş olması durumunda, döllenmiş yumurta daha uygun bir tutunma yüzeyi arayabilir. Bu arayış alt bölümde sonlanabilir. Bu nedenle rahim iç zarını etkileyen geçmiş girişimler bu tablonun sıklığını artırır.

Bir başka açıklama, bebeğin eşinin yeterli beslenme alanı bulabilmek için yayılmasıdır. Yerleştiği bölgeden yeterli kan akımı sağlanamadığında, alanını genişleterek gereksinimini karşılamaya çalışır. Bu yayılma sırasında rahim ağzına doğru uzanabilir.

Hangi Etkenler Riski Artırır?

En belirgin etken, daha önce sezaryen ile doğum yapmış olmaktır. Rahim duvarındaki kesi izi, iç zarın o bölgedeki yapısını değiştirir. Sezaryen sayısı arttıkça bu olasılık da yükselir.

Rahim içine yönelik geçirilmiş girişimler de aynı mekanizmayla etki eder. Kürtaj, rahim içinin boşaltılması işlemleri ve myom çıkarılmasına yönelik cerrahi bu kapsamdadır. Daha önce bu tabloyu yaşamış olmak da tekrarlama olasılığını artırır.

Çoğul gebeliklerde bebeğin eşinin yüzey alanı daha geniş olduğu için aşağıya uzanma olasılığı artar. Doğum sayısının fazla olması, ileri anne yaşı, sigara kullanımı ve yardımcı üreme yöntemleriyle elde edilen gebelikler diğer etkenler arasında sayılır. Bununla birlikte bu etkenlerin hiçbiri bulunmayan kişilerde de bu tablo görülebilir.

Plasenta Previa Belirtileri Nelerdir?

En tipik belirti, ağrısız ve parlak kırmızı renkte vajinal kanamadır. Kanamanın ağrısız olması, bu tabloyu bebeğin eşinin erken ayrılmasından ayıran önemli bir özelliktir. Kanama genellikle ikinci üç aylık dönemin sonunda ya da son üç ayda ortaya çıkar.

İlk kanama çoğunlukla kendiliğinden durur ve miktarı az olabilir. Ancak tekrarlama eğilimi gösterir ve sonraki kanamaların daha yoğun olması sık görülür. Bu nedenle ilk kanama hafif olsa bile değerlendirme yapılması gerekir.

Kanama, rahmin alt bölümünün gebelik ilerledikçe incelmesi ve gerilmesiyle ortaya çıkar; bu gerilme sırasında bebeğin eşinin kenarındaki damarlar zedelenir. Cinsel ilişki, muayene ya da kasılmalar bu kanamayı tetikleyebilir. Bazı kişilerde hiç kanama görülmez ve tablo yalnızca rutin ultrason incelemesinde saptanır.

Plasenta Previa Tanısı Nasıl Konur?

Tanı ultrason incelemesiyle konur. Bebeğin eşinin alt kenarı ile rahim ağzının iç deliği arasındaki mesafe ölçülür. Bu ölçüm, vajinal ultrason ile yapıldığında belirgin biçimde daha güvenilirdir; karından yapılan inceleme mesane doluluğu ve bebeğin başı nedeniyle yanıltıcı olabilir.

Tanımlamada iki başlık kullanılır. Bebeğin eşi rahim ağzını tümüyle örtüyorsa plasenta previa, alt kenarı rahim ağzına iki santimetreden yakın ancak örtmüyorsa alçak yerleşimli plasenta olarak adlandırılır. Bu ayrım doğum planlamasını doğrudan etkiler.

Kanama ile başvuran gebelerde, ultrason yapılmadan elle vajinal muayene uygulanmaz. Bu muayene, bebeğin eşine dokunarak yoğun kanamaya yol açabilir. Bu nedenle son aylardaki kanamalarda ilk adım her zaman görüntülemedir. Sezaryen öyküsü bulunan ve bebeğin eşi ön duvarda kesi izi üzerine yerleşmiş olan gebelerde, bebeğin eşinin rahim duvarına yapışıklığı da ayrıca değerlendirilir.

Yerleşim Haftalar İçinde Yukarı Çıkar mı?

Bu tablonun en umut verici yanı, erken dönemde saptanan durumların büyük bölümünün ilerleyen haftalarda düzelmesidir. Yirminci hafta dolaylarında alçak yerleşim saptanan gebeliklerin önemli bir kısmında, doğum zamanına gelindiğinde bu bulgu ortadan kalkmış olur.

Bunun nedeni, bebeğin eşinin gerçekte yer değiştirmesi değildir. Gebelik ilerledikçe rahmin alt bölümü gerilir ve uzar; bu uzama, bebeğin eşinin rahim ağzına olan uzaklığının artmasını sağlar. Bu sürece göç adı verilir ve yanıltıcı bir adlandırmadır.

Bu nedenle yirminci haftada saptanan bir bulgu için hemen sonuca varılmaz. Kontrol incelemesi genellikle otuz ikinci hafta dolaylarında planlanır. Bu incelemede bulgu sürüyorsa, otuz altıncı hafta dolaylarında bir değerlendirme daha yapılır ve doğum planı buna göre belirlenir. Bebeğin eşinin rahim ağzını tümüyle örttüğü durumlarda düzelme olasılığı daha düşüktür.

Bu Durumda Nelere Dikkat Edilmeli?

Tanı sürdüğü sürece cinsel ilişkiden kaçınılması önerilir. Aynı biçimde vajina içine tampon ya da başka bir şey yerleştirilmemelidir. Bu öneriler, kanamayı tetikleyebilecek uyarıları önlemeye yöneliktir.

Ağır kaldırmaktan, yorucu etkinliklerden ve karın içi basıncı artıran hareketlerden uzak durulması istenir. Uzun süreli ayakta kalmanın sınırlanması da önerilebilir. Bununla birlikte tam yatak istirahatinin yararlı olduğu gösterilmemiştir; uzun süreli hareketsizlik pıhtı oluşumu gibi başka güçlükler yaratabilir.

Kansızlığın önlenmesi bu tabloda ayrıca önem taşır. Kanama olasılığı bulunduğu için kan değerlerinin uygun düzeyde tutulması hedeflenir; demir takviyesi düzenli kullanılır. Kan grubu ve antikor durumunun bilinmesi, gerektiğinde kan hazırlanabilmesi açısından gereklidir. Doğumun yapılacağı merkeze uzaklık da göz önünde bulundurulması gereken bir konudur.

Doğum Nasıl Planlanır?

Bebeğin eşi rahim ağzını örtüyorsa doğum sezaryen ile yapılır; bu durumda bebeğin doğum kanalından geçmesi mümkün değildir. Alçak yerleşimli durumlarda ise karar, bebeğin eşinin rahim ağzına olan uzaklığına göre verilir. Ölçülen mesafe hekimin belirlediği sınırın üzerindeyse ve kanama öyküsü bulunmuyorsa normal doğum değerlendirilebilir; mesafe kısaldıkça sezaryen tercihi öne çıkar. Bu değerlendirmede tek bir sayı her gebelik için geçerli sayılmaz; bebeğin duruşu ve önceki doğumların biçimi de karara katılır.

Doğum zamanı genellikle miada ulaşmadan planlanır. Kanama görülmemiş ve tablo dengeli seyreden gebeliklerde otuz altıncı ile otuz yedinci haftalar arasında doğum yaygın biçimde tercih edilir. Bu zamanlama, doğum eyleminin kendiliğinden başlayıp yoğun kanamaya yol açmasını önlemeyi amaçlar.

Tekrarlayan ya da yoğun kanama gelişmesi durumunda doğum zamanı öne alınabilir. Otuz dördüncü haftadan önce doğum bekleniyorsa akciğer olgunlaşmasını destekleyen tedavi uygulanır. Doğum, kan hazırlanabilen ve yenidoğan bakımı sağlayabilen bir merkezde planlanır. Bebeğin eşinin rahim duvarına yapışık olduğu durumlarda ise daha kapsamlı bir hazırlık gerekir.

Gebelik Boyunca Takip Nasıl Yapılır?

Erken haftalarda saptanan aşağı yerleşim, gebelik ilerledikçe değişebilir. Rahim büyüdükçe bebeğin eşi yukarı doğru yer değiştirebilir; bu nedenle ilk incelemede bildirilen bulgunun ileri haftalarda tekrar değerlendirilmesi gerekir. Kesin değerlendirme genellikle otuz ikinci hafta sonrasında yapılır.

Takip sürecinde ultrasonla yerleşimin rahim ağzına uzaklığı ölçülür. Bu mesafe, doğum şeklinin planlanmasında belirleyici bir ölçüttür. İnceleme vajinal yoldan yapıldığında daha net ölçüm sağlar ve bu yöntem tablonun varlığında güvenli kabul edilir.

Kanama öyküsü bulunan gebelerde takip sıklaştırılır. Kan değerlerinin izlenmesi ve gerektiğinde demir desteği verilmesi bu sürecin parçasıdır. Doğumun yapılacağı merkezin kan ürünü sağlayabilecek donanıma sahip olması da planlamada göz önünde bulundurulur.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Gebeliğin ikinci yarısında görülen her kanama, miktarı az olsa bile aynı gün değerlendirilmelidir. Bu tanı bulunan kişilerde kanama görüldüğünde beklenmeden başvurulması gerekir.

Kanamanın yoğun olması, iri pıhtıların gelmesi ya da kanamaya baş dönmesi, bayılma hissi, solukluk ve çarpıntı eşlik etmesi durumunda en yakın sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Bu tabloda evde beklenmemelidir. Böyle bir kanamada kendi aracını kullanmak yerine yardım istenmesi, yolda uzanılarak beklenmesi ve kanamayı durdurmak amacıyla vajinaya tampon ya da bez yerleştirilmemesi gerekir; dıştan ped kullanılması hem yeterlidir hem de kanamanın miktarını gösterir.

Kanamanın kendiliğinden durmuş olması değerlendirmeyi erteleme gerekçesi değildir; ilk kanamanın hafif seyretmesi sonrakinin de hafif olacağını göstermez. Bu nedenle tanı sürerken doğumun yapılabileceği merkeze ulaşım süresinin önceden bilinmesi, kan grubunun ve son ultrason bulgusunun elde bulundurulması, gebeliğin son haftalarında evde yalnız uzun süre kalınmaması ve sağlık kuruluşundan uzaklaşılacak yolculukların gözden geçirilmesi istenir.

Bu tabloda öne çıkan uyarıcı işaret, hiçbir zorlanma olmadan ve ağrı duyulmadan başlayan parlak kırmızı bir kanamadır; miktarı az bile olsa aynı gün içinde görülmesi istenir. Kasılmaların sıklaşması ve altına konan bezi ıslatan bir sızıntı da bekletilmeden bildirilir. Eşin yeri gebelik ilerledikçe rahmin büyümesiyle yukarı doğru taşınabildiğinden, planlanan ölçüm randevularının aksatılmaması ayrıca önem taşır; doğumun nasıl yapılacağına bu son ölçümlere bakılarak karar verilir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir