On beşinci hafta, tarama testi sonuçlarının elde edildiği ya da yeni bir taramanın planlandığı dönemdir. Bu sonuçların nasıl okunacağı, sayıların ne anlama geldiği ve yüksek risk bildirildiğinde hangi adımların izleneceği en çok merak edilen konulardır. Aşağıda bu testlerin çalışma mantığı, sınırları ve bu haftaya özgü gelişmeler genel hatlarıyla açıklanmıştır.
İkili ve Üçlü Tarama Testi Neyi Ölçer?
İkili tarama testi, on birinci ile on üçüncü haftalar arasında yapılan ense kalınlığı ölçümünü anne kanındaki iki değerle birleştirir. Bu değerler gebeliğe eşlik eden hormonun serbest bölümü ile gebelikle ilişkili bir plazma proteinidir. Ultrason ve kan verisinin birlikte kullanılması ayırt etme gücünü artırır.
Üçlü tarama testi on altı ile on sekizinci haftalar arasında uygulanır ve yalnızca kan değerlerine dayanır. Ölçülen üç madde alfa fetoprotein, gebeliğe eşlik eden hormon ve bir östrojen türüdür. Bu test ultrason ölçümü içermez, bu nedenle ikili tarama kaçırıldığında seçenek olarak sunulur.
Dörtlü tarama testi, üçlü teste bir madde daha eklenerek oluşturulur. Bu ek ölçüm inhibin A adı verilen maddedir ve ayırt etme gücüne katkı sağlar. Uygulama zamanı üçlü testle aynıdır ve tek bir kan örneğiyle yapılır.
Bu testlerin hedefi belirli kromozom durumlarıdır. Down sendromu, Edwards sendromu ve sinir sistemini ilgilendiren açık kapanma sorunları bu grupta yer alır. Testler bu durumların dışındaki tüm gelişim sorunlarını kapsamaz; bu sınırlama sonucu okurken göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuçlar Risk Olarak Neden Verilir?
Tarama testleri, ölçülen değerleri o gebelik haftası için beklenen ortanca değere oranlar. Elde edilen oranlar anne yaşıyla birlikte bir hesaplamaya girer. Sonuç, kesin bir yargı yerine sayısal bir olasılık olarak üretilir.
Bu olasılık genellikle kesirli biçimde raporlanır. Örneğin belirli bir sayıda gebelikten birinde o durumun görülebileceği anlamına gelen bir ifade kullanılır. Paydanın büyük olması olasılığın düşük olduğunu gösterir; küçük olması ise ileri incelemeyi gündeme getirir.
Net bir ayrım yapılamamasının nedeni, ölçülen maddelerin sağlıklı gebeliklerde de geniş bir aralıkta bulunmasıdır. Değer aralıkları örtüştüğü için tek bir eşikle ayrım yapılamaz. Bu durum tarama testlerinin ortak özelliğidir.
Hesaplama ayrıca gebelik haftasının doğru bilinmesine dayanır. Hafta hatalı girildiğinde değerlerin karşılaştırıldığı ortanca değişir ve sonuç yanıltıcı olur. Bu nedenle ultrasonla doğrulanmış hafta bilgisi kullanılır.
Yüksek Risk Tanı Anlamına Gelir mi?
Artmış olasılık bildiren bir sonuç tanı koymaz. Bu sonuç yalnızca ileri incelemenin yararlı olabileceğini gösterir. Bu gruba giren gebeliklerin büyük çoğunluğunda yapılan doğrulayıcı incelemede herhangi bir sorun bulunmaz.
Bu duruma yanlış pozitif adı verilir ve tarama testlerinin doğasında bulunur. Testlerin eşiği, sorunu gözden kaçırmamak üzere belirlendiği için bu tür sonuçlar kaçınılmaz biçimde ortaya çıkar. Bu bilgi, sonucun ilk okunduğunda yarattığı kaygıyı hafifletebilir.
Azalmış olasılık bildiren bir sonuç da her durumu dışlamaz. Testin gözden kaçırma payı bulunur ve hedef aldığı durumların dışındaki sorunları göstermez. Bu nedenle takibin ve ayrıntılı ultrasonun sürdürülmesi gerekir.
Sonucun hekimle birlikte okunması bu aşamada önem taşır. Rapordaki sayının tek başına yorumlanması çoğu zaman gereksiz endişeye yol açar. Görüşmede seçenekler, her birinin özellikleri ve zamanlama birlikte değerlendirilir.
Riskli Sonuçta Hangi İleri Testler Yapılır?
İlk seçenek genellikle anne kanından yapılan ve bebeğe ait genetik parçaları değerlendiren taramadır. Bu yöntem girişimsel değildir; bebeğe yönelik bir sorun oluşturmaz. Ayırt etme gücü tarama testlerinden yüksektir ancak yine tanı koymaz.
Tanı koydurucu yöntemler girişimsel niteliktedir. Amniyosentez, on altıncı hafta dolaylarından itibaren bebeğin çevresindeki sıvıdan örnek alınmasına dayanır. Koryon villus örneklemesi ise daha erken haftalarda bebeğin eşinden örnek alınmasıyla yapılır.
Her iki girişim de ultrason eşliğinde ve steril koşullarda uygulanır. Düşük oranda kayıp olasılığı taşırlar; bu oran uygulayan merkezin deneyimine göre değişir. İşlem sonrası birkaç gün dinlenme önerilir ve sonuçlar iki ile üç hafta içinde çıkar.
Ayrıntılı ultrason bu süreçte tamamlayıcı bilgi sunar. Bazı kromozom durumlarına eşlik edebilen yapısal bulgular bu incelemede araştırılır. Bulgu saptanmaması olasılığı azaltır ancak tek başına dışlayıcı değildir. Hangi yolun izleneceği aile ile birlikte kararlaştırılır.
Anne Yaşı Sonucu Nasıl Etkiler?
Kromozom sayısındaki sorunların görülme sıklığı anne yaşıyla birlikte artar. Bunun nedeni yumurta hücrelerinin bölünme sırasında hata yapma olasılığının yaşla yükselmesidir. Bu ilişki uzun süredir bilinen ve hesaplamalara katılan bir ölçüttür.
Tarama testlerinde her kadın için önce yaşa dayalı bir başlangıç olasılığı belirlenir. Ölçülen değerler bu başlangıç olasılığını yukarı ya da aşağı çeker. Bu nedenle aynı laboratuvar değerleri, farklı yaşlardaki iki kadında farklı sonuç üretebilir.
Otuz beş yaş bir dönüm noktası olarak anılır; bu yaştan sonra başlangıç olasılığı belirgin biçimde yükselir. Buna karşın bu yaş kesin bir sınır değildir ve tek başına ileri inceleme gerekçesi sayılmaz. Karar, tarama sonucuyla birlikte verilir.
Genç yaştaki kadınlarda da artmış olasılık bildirilebilir. Sayıca bakıldığında bu durumların önemli bir bölümü genç gebeliklerde görülür, çünkü toplam gebelik sayısı bu grupta daha fazladır. Bu nedenle taramanın yaştan bağımsız olarak sunulması yaygın bir yaklaşımdır.
Bu Haftada Bebekte Neler Gelişir?
Bebeğin boyu bu haftada yaklaşık on santimetreye ulaşır. Ağırlığı yetmiş gram dolayındadır. Bacaklar kollardan daha uzun hale gelmiştir ve vücut oranları giderek yetişkin görünümüne yaklaşır.
İskelet sisteminde sertleşme hızlanır. Kemikler ultrasonda daha parlak görünür hale gelir ve uzunlukları ölçülebilir. Eklemler hareket edebilir durumdadır. Bebek bacaklarını uzatıp bükebilir, kollarını gövdesi önünde birleştirebilir.
Deri hâlâ ince ve saydamdır; damarlar altından seçilir. İnce tüy tabakası vücudu kaplamayı sürdürür. Kulaklar son konumlarına yerleşmiştir ve dış görünüm belirginleşmiştir. Gözler öne doğru yaklaşmıştır ancak kapaklar kapalıdır.
Bebek çevresindeki sıvıyı yutmayı sürdürür ve solunum hareketlerine benzer göğüs hareketleri yapar. Bu hareketler akciğerlerin gelişimine katkı sağlar. Böbrekler idrar üretimini sürdürür ve sıvı hacmi artar.
Test Yaptırmak Zorunlu mudur?
Tarama testleri zorunlu değildir. Yaptırıp yaptırmama kararı aileye aittir ve bu karar bilgilendirme sonrasında verilir. Testin ne ölçtüğü, neyi göstermediği ve sonucun hangi seçenekleri gündeme getireceği önceden anlatılır.
Bazı aileler sonucun kendileri için karar değişikliğine yol açmayacağını düşünerek test istemez. Bu tercih saygı görür ve takibin diğer aşamaları olağan biçimde sürdürülür. Ayrıntılı ultrason bu durumda da yapılır.
Bazı aileler ise hazırlıklı olmak amacıyla test yaptırmayı tercih eder. Doğum sonrasında özel bakım gerektirebilecek bir durumun önceden bilinmesi, doğumun uygun koşullarda planlanmasına katkı sağlayabilir. Bu yaklaşım da geçerli bir tercihtir.
Kararın verilmesinde acele edilmesi gerekmez, ancak testlerin uygulanabileceği hafta aralıkları sınırlıdır. Bu nedenle konunun takibin erken döneminde konuşulması uygun olur. Sorular için ayrı bir görüşme planlanabilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Vajinadan kanama gelmesi tarama sonucundan bağımsız olarak bildirilmesi gereken bir bulgudur. Lekelenme düzeyindeki kanamalar bile kaydedilmeli ve muayenede aktarılmalıdır. Miktarın artması, pıhtı görülmesi ve karın ağrısının eklenmesi durumunda beklenmeden başvuru yapılmalıdır.
Tarama sonucunu bekleme dönemine denk gelen bazı şikâyetler ertelenmemelidir. Kesintisiz süren ve dinlenmekle azalmayan karın ağrısı, bele oturan aralıklı kasılma duyumu ve berrak sıvı boşalması hissi bunların başında gelir. Bu üç bulgu, sonuç raporunun teslim gününden bağımsız olarak ayrı bir görüşme gerekçesidir.
Ateş yüksekliği, idrarda yanma, bel ağrısı ve kötü kokulu akıntı enfeksiyon açısından inceleme gerektirir. İdrar yolu enfeksiyonlarının belirti vermeden seyredebildiği göz önünde bulundurulmalı, istenen idrar tahlilleri aksatılmamalıdır.
Ağrı kesiciye yanıt vermeyen baş ağrısı, gözde perdelenme hissi ve yüzükle ayakkabının dar gelmesine yol açan ani şişlik birlikte anlam taşır ve aktarılmalıdır. Bulantının bu haftada yeniden yoğunlaşması, sıvının midede tutulamaması ve tartıda düşüş de beklenen seyrin dışındadır. Rapordaki oranların ne anlattığı konusundaki sorular ise ayrı ve acele edilmeyen bir görüşmede ele alınabilir.