Yirmi beşinci hafta, gebelik şekerine yönelik taramanın planlandığı döneme yaklaşıldığı haftadır. Şeker yükleme testi, belirti vermeyen bir tablonun ortaya çıkarılması için uygulanır. Testin nasıl yapıldığı, hazırlığın nasıl olması gerektiği ve sonucun ne anlama geldiği sık sorulan başlıklardır. Aşağıda bu konular ve bu haftaya özgü gelişmeler açıklanmıştır.
Şeker Yükleme Testi Neyi Ölçer?
Test, vücudun belirli miktarda şeker alındıktan sonra kan şekerini ne ölçüde düzenleyebildiğini gösterir. Sağlıklı bir düzende insülin salgısı yükselerek kan şekerini beklenen aralığa çeker. Bu yanıtın yetersiz kalması testin hedef aldığı durumdur.
Gebelikte bebeğin eşinden salgılanan bazı hormonlar insülinin etkisini azaltır. Bu değişim bebeğe daha fazla şeker ulaşmasını sağlayan doğal bir uyumdur. Pankreas bu duruma daha fazla insülin üreterek yanıt verir.
Bu ek üretim yeterli olmadığında kan şekeri beklenen aralığın üzerinde seyreder. Gebelik şekeri olarak adlandırılan tablo bu şekilde ortaya çıkar. Çoğu kadında belirti vermez; bu nedenle tarama testiyle araştırılır.
Tablonun erken tanınması önem taşır. Yönetilmediğinde bebeğin iri gelişmesi, doğum sırasında güçlük yaşanması ve yenidoğan döneminde kan şekeri düşüklüğü görülme olasılığı artar. Anne açısından da tansiyon yüksekliği olasılığı yükselir.
Gebelik şekeri, gebelik öncesinde var olan şeker hastalığından farklı bir başlıktır. Gebelikte ilk kez ortaya çıkması ve doğum sonrasında çoğunlukla gerilemesi bu ayrımı oluşturur. Bu ayrım takip ve doğum sonrası izlemin planlanmasında belirleyicidir.
Test Hangi Hafta Aralığında Yapılır?
Uygulama aralığı yirmi dört ile yirmi sekizinci haftalar arasıdır. Bu zamanlama, insülin direncinin belirginleştiği ancak yönetim için yeterli süre kalan dönemi hedefler. Daha erken yapılan testler tabloyu gözden kaçırabilir.
Bazı kadınlarda test daha erken istenir. Önceki gebeliğinde şeker saptanmış olmak, ailede şeker hastalığı öyküsü bulunmak, belirgin kilo fazlalığı ve polikistik over sendromu tanısı bu gruptaki gerekçelerdir.
Erken yapılan test beklenen aralıkta çıktığında yirmi dört ile yirmi sekizinci haftalar arasında yinelenir. Bu yaklaşım, ilerleyen haftalarda gelişebilecek bir tablonun gözden kaçmasını önler.
Aralığın kaçırılması durumunda test yine yapılır ancak yönetim için kalan süre kısalır. Bu nedenle randevunun zamanında planlanması önerilir. Testin hangi haftada yapılacağı takip planında önceden belirlenir.
Teste Nasıl Hazırlanılır?
Hazırlık, uygulanacak yönteme göre değişir. Elli gramlık tarama testinde aç kalma koşulu aranmaz; test günün herhangi bir saatinde yapılabilir. Bu esneklik uygulamayı kolaylaştırır.
Yüz gramlık ve yetmiş beş gramlık testlerde sekiz ile on iki saat açlık gerekir. Bu süre boyunca su dışında bir şey tüketilmemesi istenir. Sabah saatlerinde yapılması bu nedenle tercih edilir.
Test öncesindeki üç gün boyunca olağan beslenme düzeninin sürdürülmesi önerilir. Karbonhidrat alımının belirgin biçimde kısıtlanması sonucu yanıltıcı biçimde etkileyebilir. Aşırı tüketim de aynı şekilde sonucu bozar.
Test süresince oturur durumda kalınması ve yürüyüş yapılmaması istenir. Hareket kan şekerini etkiler. Sigara içilmemesi ve su dışında bir şey tüketilmemesi gerekir. Bulantı ve kusma gelişirse durum bildirilmelidir.
Kullanılan ilaçların test öncesinde hekime bildirilmesi gerekir. Bazı ilaçlar kan şekerini etkileyebilir. Enfeksiyon geçirilen ya da yüksek ateşli bir dönemde testin ertelenmesi tercih edilir; bu durumlar sonucu geçici olarak yükseltebilir.
Tek Aşamalı ve İki Aşamalı Test Farkı Nedir?
İki aşamalı yöntemde önce elli gramlık tarama yapılır. Şeker içeren sıvı içildikten bir saat sonra kan alınır. Sonuç belirlenen eşiğin altındaysa değerlendirme tamamlanır ve ileri test istenmez.
Eşiğin üzerinde çıkan sonuçlarda yüz gramlık tanı testi uygulanır. Bu testte açlık kanı alındıktan sonra şeker içeren sıvı içilir ve birinci, ikinci ile üçüncü saatlerde kan alınır. Dört ölçümden ikisinin eşiği aşması tanı için aranır.
Tek aşamalı yöntemde doğrudan yetmiş beş gramlık test uygulanır. Açlık kanı alınır, sıvı içilir ve birinci ile ikinci saatlerde kan alınır. Üç ölçümden birinin eşiği aşması tanı için yeterli sayılır.
İki yöntem de yaygın olarak kullanılır. Tek aşamalı yöntem tek bir günde tamamlanır ancak daha fazla kadına tanı koyar. İki aşamalı yöntemde ikinci basamak yalnızca gerekli görülenlere uygulanır. Hangi yöntemin kullanılacağı merkezin uygulamasına göre belirlenir.
Sonuç Yüksek Çıkarsa Ne Yapılır?
İlk adım beslenme düzeninin yeniden planlanmasıdır. Öğünlerin küçültülüp sıklaştırılması, karbonhidrat miktarının öğünlere dengeli dağıtılması ve lifli besinlerin artırılması temel yaklaşımdır. Bu düzenleme genellikle beslenme uzmanı desteğiyle yapılır.
Düzenli ve orta şiddette hareket kan şekerinin düzenlenmesine katkı sağlar. Öğün sonrası yapılan kısa yürüyüşler bu amaçla önerilir. Egzersizin türü ve süresi hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Evde kan şekeri takibi başlatılır. Açlık ve öğün sonrası ölçümler kaydedilir. Bu kayıtlar muayenede değerlendirilir ve düzenlemenin yeterli olup olmadığı bu verilerle belirlenir.
Beslenme ve hareket düzenlemesi yeterli olmadığında ilaç desteği gündeme gelir. İnsülin bu durumda en sık kullanılan seçenektir ve bebeğe geçmez. Doğum sonrasında tablo çoğu kadında geriler; ancak ilerleyen yıllarda şeker hastalığı açısından takip önerilir.
Test Bebeğe Zarar Verir mi?
Testte içilen sıvı belirli miktarda şeker içerir ve bebeğe zarar verdiğine ilişkin bir veri bulunmamaktadır. Bu miktar, günlük beslenmede karşılaşılabilecek düzeye yakındır ve kısa süreli bir yükleme oluşturur.
Bazı kadınlarda sıvı içildikten sonra bulantı, terleme, baş dönmesi ve çarpıntı görülebilir. Bu şikâyetler geçicidir ve kan şekerindeki hızlı değişimle ilişkilidir. Kusma gelişirse test ertelenir ve başka bir gün yinelenir.
Testin yaptırılmaması durumunda gebelik şekeri gözden kaçabilir. Tablonun belirti vermeden seyretmesi bu riski artırır. Bu nedenle testin yapılması yaygın olarak önerilen bir uygulamadır.
Alternatif yaklaşımlar sınırlıdır. Açlık kan şekeri ve uzun dönemli şeker göstergesi olan ölçümler tarama amacıyla yeterli bulunmaz. Karar, seçeneklerin anlatıldığı bir görüşmenin ardından verilir.
Bu Haftada Bebekte Neler Gelişir?
Yirmi beşinci haftada bebek yedi yüz gram dolayında tartılır ve tepeden topuğa otuz iki santimetre kadar ölçülür. Kilo alımının bu dönemde hız kazanması, annedeki şeker dengesinin bebeğin büyüme çizgisine yansıması bakımından önem taşır; yükleme testinin bu haftalarda planlanmasının gerekçelerinden biri de budur.
Deri altı yağ dokusu birikmeye başlamıştır. Deri hâlâ kırışık görünür ancak gerginleşmeye başlamıştır. Deri altındaki damarlar daha az seçilir hale gelir. Renk yavaş yavaş pembeleşir.
Akciğerlerdeki damar ağı gelişimini sürdürür. Sürfaktan üretimi artmaktadır. Burun delikleri açılmıştır ve bebek göğüs hareketleriyle solunum provası yapar.
Bebek dokunmaya belirgin tepki verir. Karına dıştan uygulanan hafif dokunuş sonrasında hareket görülebilir. El kavrama refleksi güçlenmiştir. Denge organı olgunlaşmıştır ve bebek konumunu algılar.
Omurga yapısı bu haftalarda güçlenmiştir. Omurlar, eklemler ve bağlar gelişimini sürdürür. Kas kütlesindeki artış hareketleri belirgin hale getirir; anne tekmeleri ve gerinme hareketlerini açıkça ayırt edebilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Test sonrasında sürekli susama, çok sık idrara çıkma, ağız kuruluğu ve olağan dışı yorgunluk bildirilmelidir. Bu bulgular kan şekerinin yüksek seyrettiğini düşündürebilir ve değerlendirme gerektirir.
İnsülin kullanan kadınlarda titreme, terleme, açlık hissi, çarpıntı ve bilinç bulanıklığı kan şekerinin düşmesini düşündürür. Bu durumda hızlı emilen şeker alınması ve ardından hekime ulaşılması gerekir.
Doğumun vaktinden önce başlayabileceğini düşündüren duyumlar bu haftada da ilk sırada ele alınır. Belirli aralıklarla yinelenen kasılmalar, bele saplanıp geçen sancı, akıntının niteliğinde beliren ani farklılık ve bacak arasında duyulan ıslaklık, planlanmış test randevusu beklenmeden hekime aktarılmalıdır.
Şeker yükleme testinin gündeme geldiği bu haftada, kan basıncını ilgilendiren uyarılar da gözden kaçırılmamalıdır. Geçmeyen baş ağrısı, bulanık görme, el ve yüzdeki ani şişme ile mide üstündeki ağrı bu çerçevede ele alınır. İç çamaşırda kan izi, ateş, işerken yanma ve kıpırtıların seyrelmesi ayrıca bildirilir.