randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

34. Haftada Gebelik: Akciğer Gelişimi Neden Önemlidir?

Otuz dördüncü gebelik haftasında bebeğin akciğer olgunlaşması, erken doğum durumunda uygulanan hazırlık ve kasılmaların değerlendirilmesi üzerine bilgilendirme.

Gebeliğin otuz dördüncü haftası, akciğer olgunlaşması açısından üzerinde durulan dönemlerden biridir. Bebeğin doğumdan sonra kendi başına soluk alabilmesi, akciğerlerdeki belirli bir maddenin yeterli düzeye ulaşmasına bağlıdır. Bu haftada erken doğum olasılığı gündeme geldiğinde alınan önlemler de bu olgunlaşmayı desteklemeye yöneliktir. Aşağıda bu haftaya özgü gelişmeler, izlem başlıkları ve dikkat edilmesi önerilen belirtiler açıklanmıştır.

Bebeğin Akciğerleri Hangi Aşamadadır?

Akciğerlerdeki hava keseciklerinin oluşumu ikinci üç aylık dönemin sonlarında başlar ve doğuma kadar sürer. Otuz dördüncü haftada bu keseciklerin sayısı artmış, çevrelerindeki kılcal damar ağı belirginleşmiştir. Oksijenin kana geçebileceği yüzey genişlemiştir ancak olgunlaşma tamamlanmamıştır.

Bu dönemde akciğer dokusunda sürfaktan adı verilen maddenin üretimi hızlanır. Sürfaktan, hava keseciklerinin iç yüzeyini kaplayan ve yüzey gerilimini azaltan bir maddedir. Görevi, nefes verildikten sonra keseciklerin sönüp yapışmasını önlemektir.

Bebek rahim içinde amniyon sıvısını akciğerlerine çeker ve dışarı verir. Bu hareket solunum kaslarının çalışmasını ve göğüs kafesinin gelişmesini destekler. Gerçek anlamda soluk alıp verme değildir; oksijen gereksinimi göbek kordonu aracılığıyla karşılanmayı sürdürür.

Akciğerlerin içindeki sıvı, doğum sırasında ve doğumdan sonraki ilk saatlerde emilerek yerini havaya bırakır. Bu geçişin gecikmesi, yenidoğanda geçici hızlı solunum olarak bilinen ve genellikle kısa sürede düzelen bir tabloya yol açabilir.

Akciğer Olgunlaşması Neden Kritiktir?

Sürfaktan yeterli düzeye ulaşmadan doğan bebeklerde hava kesecikleri her nefes verişte sönme eğilimi gösterir. Bebeğin soluk alması için harcaması gereken çaba artar; bu tablo yenidoğan solunum sıkıntısı olarak adlandırılır. Solunum desteği gerekebilir.

Sürfaktan üretimi haftalar ilerledikçe artar. Bu nedenle otuz dördüncü haftada doğan bir bebekle otuz yedinci haftada doğan bir bebeğin solunum uyumu farklı olabilir. Her geçen hafta, gerekli olan destek düzeyinin azalması yönünde katkı sağlar.

Akciğer olgunlaşması yalnızca solunumu ilgilendirmez. Beslenmeyi sürdürebilme, vücut ısısını koruyabilme ve emme ile yutmayı eş zamanlı yapabilme gibi işlevler de aynı haftalarda olgunlaşır. Bu nedenle doğum zamanı kararında tek bir sistem değil, bebeğin genel durumu ve annenin sağlığı birlikte değerlendirilir.

Bu nedenle tıbbi bir gereklilik bulunmadıkça doğumun kendiliğinden başlaması beklenir. Annede ya da bebekte izlem gerektiren bir durum saptandığında ise zamanlama, beklemenin ve doğumun getireceklerinin birlikte tartıldığı bir değerlendirmeyle belirlenir.

Erken Doğum Beklenirse Hangi İğne Yapılır?

Erken doğum olasılığı yüksek görülen gebelerde akciğer olgunlaşmasını hızlandırmak amacıyla kortikosteroid grubu bir ilaç kas içine uygulanır. Bu uygulama, bebeğin akciğer dokusunda sürfaktan üretimini uyaran bir etki gösterir.

Uygulama genellikle belirli aralıklarla iki doz biçiminde planlanır. Etkinin ortaya çıkması için ilk dozdan sonra belirli bir sürenin geçmesi beklenir. Bu nedenle erken doğum tehdidi düşünülen durumlarda değerlendirmenin gecikmeden yapılması önem taşır.

Uygulamanın hangi gebeye ve hangi haftada yapılacağı hekim değerlendirmesiyle belirlenir. Annede kan şekerinde geçici yükselme gibi etkiler görülebildiği için şeker hastalığı bulunan gebelerde ek izlem gerekebilir. Karar, olası yarar ve etkiler birlikte gözetilerek verilir.

Uygulamanın ardından doğum hemen gerçekleşmeyebilir; erken doğum tehdidi geriler ve gebelik haftalarca sürebilir. Bu durumda uygulamanın yinelenip yinelenmeyeceği ayrıca değerlendirilir. Karar, gebelik haftası ve o günkü bulgular göz önünde bulundurularak verilir.

Bu Haftada Doğan Bebek Nasıl İzlenir?

Otuz dördüncü haftada doğan bebekler geç prematüre grubunda değerlendirilir. Bu bebeklerin bir bölümü ek desteğe gerek duymadan uyum sağlarken, bir bölümü yenidoğan biriminde izlenir. İzlem süresi bebeğin durumuna göre değişir.

İzlemde solunum düzeni, vücut ısısı, kan şekeri ve beslenme takip edilir. Emme ve yutma uyumu henüz tam yerleşmemiş olabileceği için beslenme desteği gerekebilir. Sarılık bu bebeklerde daha sık görülür ve düzenli olarak değerlendirilir.

Vücut ısısının korunması bu haftada doğan bebeklerde ayrı bir başlıktır; deri altı yağ dokusu henüz sınırlıdır. Küvöz ya da ısıtıcı destek kullanılabilir. Bebek beslenmesini sürdürebildiğinde, ısısını koruyabildiğinde ve solunumu düzenli olduğunda taburculuk gündeme gelir.

Bu bebeklerde anne sütüne erken başlanması ve ten tene temasın desteklenmesi önerilen uygulamalar arasındadır. Emme gücü yeterli olmadığında sütün sağılarak verilmesi gündeme gelir. Taburculuk sonrası izlem randevuları da bu grupta daha sık planlanır.

Bebeğin Ağırlığı Ne Kadardır?

Bu haftada bildirilen ortalama tartı iki bin üç yüz gram dolayında, boy ise kırk beş santimetre çevresindedir. Bu rakamlar bir hedef değil, geniş bir dağılımın orta noktasıdır. Anne ve babanın kendi doğum kiloları, bebeğin eşinin ne kadar verimli çalıştığı, annenin şeker ve kan basıncı durumu bu dağılımda bebeğin nereye düşeceğini belirler. Ölçümün ortalamanın altında ya da üstünde kalması tek başına bir sorun göstergesi sayılmaz; önemli olan haftalar içindeki artış eğrisidir.

Bu haftalarda kilo alımının önemli bölümü yağ dokusundan gelir. Yağ birikimi bebeğin vücut ısısını koruyabilmesi ve doğumdan sonraki ilk günlerde enerji dengesini sürdürebilmesi açısından işlev taşır. Tırnaklar parmak uçlarına ulaşmıştır.

Ultrasonda yapılan ağırlık tahmininin belirli bir yanılma payı bulunur. Bu nedenle tek bir ölçüm yerine ölçümlerin zaman içindeki seyri değerlendirilir. Büyümenin beklenenden yavaş ya da hızlı seyretmesi, ek incelemeleri gündeme getirebilir.

Bu haftada bebeğin tırnakları parmak uçlarına ulaşmış, vücudu kaplayan ince tüyler azalmıştır. Merkezi sinir sistemi vücut ısısını düzenleme işlevini üstlenmeye başlar. Bebeklerin büyük bölümü baş aşağı pozisyona yerleşmiş durumdadır.

Annede Kasılmalar Neden Artar?

Rahim kası gebelik boyunca zaman zaman kasılır. Üçüncü üç aylık dönemde bu kasılmalar daha belirgin hissedilir. Hazırlık kasılmaları olarak bilinen bu kasılmalar düzensizdir, şiddeti artmaz ve rahim ağzında değişikliğe yol açmaz.

Bu kasılmalar genellikle karnın sertleşmesi biçiminde algılanır ve birkaç saniye ile bir dakika arasında sürer. Yorgunluk, hareketlilik, sıvı kaybı, cinsel ilişki ve mesanenin dolu olması sıklığı artırabilir. Dinlenmek, pozisyon değiştirmek ve su içmek çoğu zaman kasılmaların azalmasını sağlar.

Kasılmaların dinlenmeyle geçmemesi, düzenli aralıklarla gelmesi ve aralıkların giderek kısalması farklı değerlendirilir. Saatte belirli sayıyı aşan düzenli kasılmalar bu haftada erken doğum eylemi açısından incelemeyi gerektirir. Ayrım için muayene ve gerekirse kasılma kaydı yapılır.

Kasılmaların kaydedilmesi ayrımı kolaylaştırır. Başlangıç saati, kaç saniye sürdüğü ve iki kasılma arasındaki aralık bir kâğıda yazıldığında düzenin olup olmadığı görülür. Bu kayıt muayene sırasında hekime aktarıldığında değerlendirmeye katkı sağlar.

Hangi Belirtiler Erken Doğumu Düşündürür?

Düzenli aralıklarla gelen ve giderek sıklaşan kasılmalar başlıca belirtidir. Bu kasılmalara bele vuran sürekli bir ağrı ya da adet sancısını andıran bir his eşlik edebilir. Alt karında ve leğen bölgesinde aşağı doğru artan baskı hissi de bildirilen bulgular arasındadır.

Vajinal akıntının miktarında belirgin artış, akıntının kıvamının sulanması ya da içinde kan bulunması dikkate alınması gereken değişikliklerdir. Pembemsi ya da kahverengi lekelenme de bu grupta değerlendirilir.

Sızıntı biçiminde ya da bir anda gelen sıvı, zarların açılmasına işaret edebilir. İdrar kaçırmadan ayırt edilemediği durumlarda muayene istenir. Bu belirtilerin herhangi biri bulunduğunda beklemeden değerlendirme yapılması, kazanılacak her haftanın bebek için anlam taşıması nedeniyle önemlidir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Yukarıda sayılan erken doğum belirtilerine ek olarak, bebek hareketlerinde süregelen azalma gecikmeden başvuru gerektirir. Hareketlerin alan darlığı nedeniyle karakter değiştirmesi beklenir; sıklığındaki azalma ise ayrı değerlendirilir.

Şiddetli baş ağrısı, görme bulanıklığı, yüz ve ellerde ani şişlik, kaburga altında ağrı ve ani kilo artışı tansiyon yüksekliğiyle ilişkili tabloları düşündürebilir. Bu belirtilerin varlığında tansiyon ölçümü ve idrar incelemesi yapılır.

Ateş, üşüme ve titreme, idrar yaparken yanma, sürekli kusma, şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, nefes darlığında ani artış ve karına alınan darbe de değerlendirme gerektiren durumlardır. Şüphede kalınan her durumda başvurmak, beklemekten daha uygun bir yaklaşımdır.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir