randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Doğum Kontrol Yöntemleri (Kontrasepsiyon)

Doğum kontrol yöntemlerinin gruplandırılması, seçimde değerlendirilen etkenler, uzun etkili ve kalıcı seçenekler ile emzirme dönemi anlatılmaktadır.

Gebeliğin planlanması, kadın sağlığının temel başlıklarından biridir. Bugün birbirinden farklı çalışma biçimlerine sahip pek çok yöntem bulunmaktadır. Hangisinin uygun olduğu kişiden kişiye değişir; tek bir yöntem herkes için geçerli değildir. Aşağıda bu seçeneklerin nasıl gruplandığı ve seçimin hangi ölçütlere göre yapıldığı anlatılmıştır.

Doğum Kontrol Yöntemleri Kaç Gruba Ayrılır?

Yöntemler, çalışma biçimlerine göre başlıca gruplara ayrılır. İlk grup, sperm hücrelerinin yumurtaya ulaşmasını fiziksel olarak engelleyen yöntemlerdir. Prezervatif ve diyafram bu grupta yer alır. Bu yöntemlerin ortak özelliği kullanım anında devreye girmeleridir.

İkinci grup, hormon içeren yöntemlerdir. Bunlar yumurtlamayı baskılayarak ya da rahim ağzı salgısını değiştirerek etki eder. Haplar, iğneler, kol altına yerleştirilen çubuklar ve hormon içeren rahim içi araçlar bu kapsamdadır. Bu grubun içindeki seçenekler kullanım biçimi bakımından belirgin biçimde ayrışır.

Üçüncü grup, rahim içine yerleştirilen araçlardır. Bunların hormon içermeyen biçimleri, rahim boşluğundaki ortamı değiştirerek döllenmeyi güçleştirir. Uzun süre yerinde kalabilmeleri ayırt edici özellikleridir. Bir kez uygulandıktan sonra ek bir işlem gerektirmezler.

Dördüncü grup ise kalıcı yöntemlerdir. Bunlarda üreme hücrelerinin taşındığı kanallar cerrahi biçimde kapatılır. Bunların dışında, döngü takibine dayanan ve emzirme dönemine özgü doğal yaklaşımlar da ayrı bir başlık oluşturur. Bu yaklaşımların etkinliği düzenli uygulanmalarına bağlıdır.

Hormonlu ve Hormonsuz Yöntemler Nasıl Ayrılır?

Hormon içeren yöntemler vücuda dışarıdan hormon sağlar ve döngü üzerinde doğrudan etki gösterir. Bu etki, korunmanın yanı sıra adet düzenini ve kanama miktarını da değiştirir. Bu ek etkiler kimi kişiler için bir üstünlük, kimileri için sakınca oluşturabilir. Bu nedenle beklenen değişiklikler baştan konuşulur.

Hormon içermeyen yöntemler döngüyü değiştirmez. Adet düzeni olağan biçimde sürer ve yumurtlama devam eder. Hormon kullanamayan ya da kullanmak istemeyen kişiler için bu grup öne çıkar. Emzirme döneminde de bu seçenekler değerlendirilebilir.

İki grup arasındaki bir başka fark, enfeksiyonlardan korunmadır. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruma yalnızca engelleyici yöntemlerle sağlanır. Hormon içeren yöntemler bu koruma sağlamaz. Bu ayrımın bilinmesi, doğru bir planlama yapılmasını sağlar.

Bu nedenle bazı durumlarda iki yöntemin birlikte kullanılması önerilir. Örneğin uzun etkili bir yöntem gebelikten korunmayı sağlarken, prezervatif enfeksiyonlara karşı ek koruma sunar. Bu birliktelik, gereksinime göre planlanır. Yeni bir ilişkinin başlangıcında bu yaklaşım daha sık önerilir.

Yöntem Seçiminde Hangi Etkenler Değerlendirilir?

Seçimin başında kişinin yaşı, doğum öyküsü ve gebelik planı gelir. Yakın dönemde gebelik düşünen bir kişiyle çocuk sahibi olmayı tamamlamış bir kişi için uygun seçenekler farklıdır. Doğum sonrası dönemde olup olmadığı da bu değerlendirmeye katılır.

Sağlık öyküsü ayrıntılı biçimde sorgulanır. Damar tıkanıklığı öyküsü, tansiyon değerleri, migren tipi baş ağrısı, karaciğer hastalıkları ve meme kanseri öyküsü hormon içeren seçeneklerin kullanımını doğrudan etkiler. Ailede genç yaşta ortaya çıkan hastalık öyküsü de sorgulanır.

Adet düzeni ve kanama miktarı da değerlendirmeye katılır. Yoğun kanaması bulunan bir kişide kanamayı azaltan yöntemler ek yarar sağlayabilir. Ağrılı adet dönemleri de aynı biçimde göz önünde bulundurulur. Bu şikâyetler bulunan kişilerde bazı yöntemler ek yarar sağlayabilir.

Kişinin yaşam düzeni belirleyici bir başka başlıktır. Günlük bir işlemi sürdürebilme durumu, seyahat sıklığı ve sağlık kuruluşuna ulaşma kolaylığı seçimi biçimlendirir. Kişinin kendi tercihi ise bu değerlendirmenin merkezinde yer alır. Yöntemin sürdürülebilir olması, etkinliği kadar önemli bir ölçüttür.

Uzun Etkili Yöntemler Hangileridir?

Uzun etkili yöntemler, bir kez uygulandıktan sonra yıllarca koruma sağlayan seçeneklerdir. Rahim içi araçlar ve kol altına yerleştirilen çubuk bu grupta yer alır. Her ikisi de sağlık kuruluşunda uygulanır.

Bu başlık altında toplanan seçenekleri diğerlerinden ayıran nokta, bir kez uygulandıktan sonra kişiden hiçbir şey beklememeleridir. Her gün aynı saati kollamak, kutu bittiğinde yenisini almak ya da her ilişkide ayrı bir önlem düşünmek gerekmez. Böylece unutma ve gecikme kaynaklı aksamalar büyük ölçüde ortadan kalkar. Vardiyalı çalışan, sık seyahat eden ya da günlük akışı düzensiz olan kişilerde bu yön tercihi belirleyebilir.

Kullanım süreleri seçeneğe göre değişir. Bakırlı rahim içi araçlar, hormon içeren araçlar ve kol altı çubukların her birinin kendine özgü kalış süresi bulunur. Süre dolduğunda değişim planlanır. Bu tarihin kişiye yazılı olarak bildirilmesi önerilir.

Bu yöntemler geri döndürülebilir niteliktedir. Çıkarıldıktan sonra doğurganlığın kısa süre içinde geri döndüğü bildirilmektedir. Bu özellik, gelecekte gebelik planı bulunan kişiler için de düşünülebilmelerini sağlar. Bu nedenle yalnızca çocuk sahibi olmayı tamamlamış kişilere özgü seçenekler değildir.

Emzirme Döneminde Hangi Yöntemler Kullanılabilir?

Emzirme döneminde seçim yapılırken süt üretimi üzerindeki etki göz önünde bulundurulur. Bu nedenle iki hormon içeren seçenekler bu dönemde genellikle ilk sırada düşünülmez. Bu değerlendirme, emzirmenin sıklığına göre de değişebilir.

Yalnızca tek hormon içeren seçenekler bu dönem için uygun kabul edilir. Bunlar arasında tek hormon içeren haplar, kol altı çubuk ve hormon içeren rahim içi araç sayılabilir. Başlangıç zamanı hekim değerlendirmesiyle belirlenir. Doğumdan sonra geçen süre bu kararı biçimlendirir.

Hormon içermeyen seçenekler de bu dönemde kullanılabilir. Bakırlı rahim içi araç ve prezervatif bu kapsamdadır. Rahim içi araç uygulaması için doğum sonrası belirli bir sürenin geçmesi beklenir. Bu süre, doğumun biçimine göre farklılık gösterebilir.

Emzirmenin kendisinin geçici bir koruma sağladığı bilinmektedir; ancak bu koruma belirli koşullara bağlıdır. Emzirmenin sıklığı, adetin başlamamış olması ve doğumdan bu yana geçen süre bu koşulları oluşturur. Koşullar bozulduğunda başka bir yönteme geçilmesi gerekir. Bu nedenle emzirme tek başına güvenilir bir yöntem olarak planlanmaz.

Kalıcı Korunma Yöntemleri Nelerdir?

Kalıcı yöntemler, çocuk sahibi olmayı tamamlamış kişiler için düşünülen seçeneklerdir. Kadınlarda tüplerin bağlanması, erkeklerde ise sperm kanallarının kapatılması bu kapsamda uygulanır. Her iki uygulama da cerrahi bir girişim gerektirir.

Bu yöntemlerin ayırt edici özelliği geri dönüşünün güç olmasıdır. Bu nedenle karar öncesinde ayrıntılı bir görüşme yapılır. Kişinin ve varsa eşinin gelecek planları, olası yaşam değişiklikleri birlikte konuşulur. Karar öncesinde düşünmek için süre tanınması önemsenir.

Kadınlarda uygulanan işlem genellikle karın içine kamera ile girilerek yapılır. Doğum sırasında ya da hemen sonrasında uygulanması da mümkündür. İşlemin kendine özgü iyileşme süreci ve olası sorunları bulunur. Bu ayrıntılar girişim öncesinde ayrıntılı biçimde anlatılır.

Erkeklerde uygulanan işlem daha küçük bir girişimdir ve genellikle ayaktan yapılır. Bu işlemden sonra korumanın tam olarak sağlandığının doğrulanması için belirli bir süre geçmesi ve kontrol yapılması gerekir. Bu süre boyunca başka bir yöntemin kullanılması gerekir.

Yöntem Değiştirmek Gerektiğinde Nasıl Karar Verilir?

Yöntem değişikliği, yan etkilerin günlük yaşamı etkilemesi durumunda gündeme gelir. Süreklilik kazanan kanama düzensizliği, baş ağrısı ya da ruh halindeki değişiklikler bu kapsamda değerlendirilir. Şikâyetlerin ne zaman başladığı da sorgulanır.

Yaşam koşullarındaki değişiklik de bir başka gerekçedir. Gebelik planının ortaya çıkması, çocuk sahibi olmanın tamamlanması ya da günlük düzenin değişmesi, farklı bir seçeneği uygun hale getirebilir. Bu nedenle yöntem seçimi bir kez yapılıp bırakılan bir karar değildir.

Sağlık durumundaki değişiklikler değerlendirmeyi doğrudan etkiler. Tansiyon değerlerinde yükselme, sigara kullanımının başlaması ya da yeni bir hastalığın ortaya çıkması, kullanılan yöntemin gözden geçirilmesini gerektirebilir. Düzenli kontroller bu değerlendirmenin yapılmasını sağlar.

Geçiş sırasında korunmanın kesintiye uğramaması önemsenir. Bir yöntemden diğerine geçerken, yeni yöntemin koruma sağlamaya başladığı dönem hesaba katılır. Bu ara dönemde ek bir yöntem kullanılması önerilebilir. Geçiş planı hekimle birlikte belirlenir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Yeni bir yöntem seçilmeden önce değerlendirme yapılması önerilir. Bu görüşmede sağlık öyküsü alınır, tansiyon ölçülür ve gerekli incelemeler planlanır. Seçim bu bilgiler ışığında birlikte yapılır.

Kullanım sırasında ortaya çıkan ve sürekliliğini koruyan kanama düzensizliği değerlendirme gerektirir. Kanamanın yoğunlaşması, uzaması ya da beklenmedik biçimde kesilmesi bildirilmesi gereken değişikliklerdir.

Seçenekler arasında östrojen içerenler için ayrı bir uyarı listesi tutulur. Baldırlardan yalnızca birinde beliren şişlik ile dokunmakla artan gerginlik, dinlenmeyle geçmeyen nefes darlığı, derin nefes alırken batan bir göğüs ağrısı ve daha önce hiç yaşanmamış şiddette bir baş ağrısı bu listededir. Görme alanında beliren parlamalar ya da tek gözde ani bulanıklık da aynı kapsamdadır. Hormon içermeyen seçeneklerde bu başlık farklıdır; orada ağrı, ateş ve olağandışı akıntı ön plana geçer.

Korunmanın sağlanamadığından kuşkulanılan durumlarda gecikmeden değerlendirme yapılması uygun olur. Adet gecikmesi, aracın yerinden oynadığının hissedilmesi ya da yöntemin işlevini yerine getirememesi bu kapsamda ele alınır.