Vajinal mantar enfeksiyonu çoğu kadında bir kez görülür ve sonrasında yinelenmez. Bir bölüm kadında ise şikâyetler kısa aralıklarla tekrarlar. Bu durum günlük yaşamı etkileyebilir ve kaygı yaratabilir. Tekrarlamanın altında çoğunlukla vajina florasını etkileyen sürmekte olan bir etken bulunur. Aşağıda bu etkenlerin neler olduğu ve tekrarlayan tabloda hangi değerlendirmelerin yapıldığı açıklanmıştır.
Tekrarlayan Mantar Enfeksiyonu Nasıl Tanımlanır?
Tanımın bir sayıya bağlanmasının nedeni, rastlantısal ataklarla altta yatan bir nedene işaret eden tabloyu birbirinden ayırabilmektir. On iki aylık bir dönemde dört ya da daha fazla kez yaşanan atak bu başlık altında ele alınır. Aynı sürede bir ya da iki kez görülen enfeksiyon ise bu tanımın dışında kalır; çoğunlukla bir antibiyotik kürü ya da geçici bir zorlanma dönemiyle ilişkilendirilir. Sayının aşılması, ileri araştırmaya geçilip geçilmeyeceğini belirleyen eşiktir.
Tanımın karşılanması için epizotların belgelenmiş olması tercih edilir. Yalnızca şikâyete dayanarak yapılan değerlendirme yanıltıcı olabilir. Benzer bulgular veren başka durumlar mantar enfeksiyonu sanılabilir. Bu nedenle en az bir epizotta laboratuvar doğrulaması istenir. Doğrulama, izlemin doğru kurulmasını sağlar.
Kadınların anlattığı iki ayrı seyir vardır ve bunları ayırmak yaklaşımı belirler. Bir bölümünde şikâyetler tümüyle geçer, haftalarca hiçbir belirti kalmaz ve sonra baştan başlar; burada her atak ayrı bir olay sayılır. Diğer bölümünde ise kaşıntı ve akıntı hiçbir zaman tam olarak dinmez, yalnızca kullanılan ürünle hafifler ve bırakıldığında yeniden belirginleşir. İkinci seyirde etkenin hiç temizlenmemiş olması gündeme gelir ve araştırma bu yönde derinleştirilir.
Tekrarlayan tabloda ilk yapılması gereken tanının doğrulanmasıdır. Şikâyetlerin kaynağı mantar enfeksiyonu olmayabilir. Bölgesel tahriş, alerjik tepkiler ve deri hastalıkları benzer bulgular verebilir. Bu durumların ayırt edilmesi izlemin yönünü değiştirir. Değerlendirme muayene ile yapılır.
Şeker Hastalığı ve Bağışıklık Durumu Etkili midir?
Kan şekeri düzeninin sağlanamadığı durumlarda mantar enfeksiyonu daha sık görülür. Yüksek kan şekeri, dokularda ve salgılarda şeker miktarının artmasına yol açar. Maya mantarları şekerli ortamda daha kolay çoğalır. Bu nedenle tekrarlayan tabloda kan şekeri değerlendirmesi rutin olarak istenir. Bu değerlendirme önemli bir adımdır.
Şeker hastalığı henüz tanı almamış kişilerde tekrarlayan enfeksiyon ilk uyarıcı bulgu olabilir. Bu nedenle şikâyetlerin sıklaştığı kişilerde açlık kan şekeri ve gerekirse ek testler istenir. Erken saptanan bir bozukluk genel sağlık açısından da önem taşır. Değerlendirme bu yönüyle geniş kapsamlıdır. Sonuçlar hekim tarafından yorumlanır.
Bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlarda da tekrarlama kolaylaşır. Bağışıklığı baskılayan ilaç kullanımı bu grupta sayılır. Uzun süreli kortizon kullanımı da benzer bir etki gösterebilir. Bu kişilerde şikâyetler daha sık ve daha dirençli seyredebilir. Değerlendirme genel duruma göre yapılır.
Kan şekerinin yüksek seyretmesi tek başlık değildir; savunmanın gücünü belirleyen genel koşullar da yineleme sıklığını değiştirebilir. Bölünen uyku, aylarca süren yoğun iş temposu ve dengesiz beslenme, mukoza yüzeyindeki hücresel yanıtın etkinliğini azaltabilir. Bu koşulların ortak yanı düzeltilebilir olmalarıdır. Ayrıca sık tekrarlanan antibiyotik kürlerinin vajinadaki koruyucu bakteri topluluğunu incelttiği, mayanın çoğalması için boşluk bıraktığı bildirilmiştir.
Antibiyotik Kullanımı Neden Tetikler?
Vajinada koruyucu görev üstlenen laktobasil bakterileri ortamı asitli tutar. Bu asitli ortam maya mantarlarının aşırı çoğalmasını engeller. Antibiyotikler hedeflenen bakterileri azaltırken bu koruyucu bakterileri de etkileyebilir. Denge bozulduğunda maya çoğalma fırsatı bulur. Bu mekanizma tetiklenmenin temel nedenidir.
Şikâyetler genellikle antibiyotik kullanımı sırasında ya da bitiminden kısa süre sonra başlar. Bu zamanlama tabloyu tanımayı kolaylaştırır. Sık antibiyotik kullanan kişilerde tekrarlama olasılığı artar. Bu nedenle antibiyotiklerin yalnızca gerektiğinde ve hekim önerisiyle kullanılması önem taşır. Gereksiz kullanım tabloyu besler.
Antibiyotiğin türü ve kullanım süresi de etkilidir. Geniş etki alanına sahip antibiyotikler koruyucu florayı daha fazla etkileyebilir. Uzun süreli kullanımlarda bu etki belirginleşir. Bu nedenle uzun tedavilerde şikâyetlerin ortaya çıkması daha sık görülür. Bu olasılık başlangıçta değerlendirilebilir.
Antibiyotik kullanımı gereken durumlarda tedavinin yarıda bırakılması doğru değildir. Şikâyet ortaya çıktığında yapılması gereken hekimle görüşmektir. Kullanım süresince alınabilecek önlemler değerlendirilebilir. Bu öneriler kişinin durumuna göre belirlenir. Planlama hekim tarafından yapılır.
Hormonal Değişimler Tekrarı Kolaylaştırır mı?
Östrojen düzeyi vajina mukozasının yapısını ve floranın dengesini etkiler. Bu hormonun yüksek olduğu dönemlerde mukozada şeker içeriği artabilir. Bu değişim maya çoğalmasını kolaylaştırabilir. Bu nedenle hormonal dalgalanmaların belirgin olduğu dönemlerde tekrarlama sıklaşabilir. İlişki hormonal düzeyle kurulur.
Gebelik döneminde östrojen düzeyi belirgin biçimde yükselir. Bu nedenle gebelikte mantar enfeksiyonu daha sık görülür. Şikâyetler tekrarlayabilir ve tedaviye yanıt daha yavaş olabilir. Bu dönemde uygulanacak yaklaşım farklılık gösterir. Kendi kendine ürün kullanılmaması önerilir.
Adet döngüsünün belirli dönemlerinde de şikâyetler belirginleşebilir. Bazı kadınlarda adet öncesi günlerde tekrarlama görülür. Bu düzenlilik, hormonal etkinin bir göstergesi olarak değerlendirilir. Döngüyle ilişkili bir örüntü varsa bu bilgi hekime aktarılmalıdır. Bilgi izlem planını etkileyebilir.
Hormon içeren yöntemlerin kullanımı da değerlendirilebilir. Bazı kadınlarda bu yöntemlerle şikâyetlerin sıklaştığı gözlenir. Ancak bu ilişki her kişide görülmez. Yöntem değişikliği kararı hekimle birlikte verilir. Kendiliğinden bırakılması önerilmez.
Giyim ve Hijyen Alışkanlıklarının Rolü Nedir?
Sıkı ve hava geçirmeyen giysiler bölgede nem ve ısı birikmesine yol açabilir. Bu ortam maya çoğalması için elverişlidir. Sentetik kumaştan yapılmış iç çamaşırları nemi tutar ve dışarı vermez. Pamuklu iç çamaşırı tercih edilmesi genel bir öneridir. Bu değişiklik bölgesel nemi azaltabilir.
Islak mayo ya da spor kıyafetiyle uzun süre kalmak da benzer bir etki yaratır. Nemli kumaşın deriyle uzun süre teması ortamı değiştirir. Bu nedenle ıslak giysilerin bekletilmeden değiştirilmesi önerilir. Havuz ve deniz sonrası duş alınması da yararlıdır. Bu öneriler basit ancak etkili adımlardır.
Vajina içi yıkama uygulamaları koruyucu florayı doğrudan zedeler. Bu uygulamalar laktobasil bakterilerini azaltarak dengeyi bozar. Temizlik amacıyla yapılsa da sonuç ters yönde olur. Bu nedenle vajina içi yıkamadan kaçınılması önerilir. Dış bölgenin su ile temizlenmesi yeterlidir.
Kokulu sabun, duş jeli ve ıslak mendil gibi ürünler bölgesel tahrişe yol açabilir. Tahriş olan mukoza enfeksiyona daha açık hale gelir. Bu nedenle kokusuz ve yumuşak ürünlerin tercih edilmesi önerilir. Günlük ped kullanımının uzun sürmesi de nemi artırabilir. Bu alışkanlıklar gözden geçirilebilir.
Tekrarlayan Olgularda Hangi Tetkikler İstenir?
İlk adım akıntıdan alınan örneğin incelenmesidir. Mikroskobik inceleme maya hücrelerini ve iplikçikleri gösterebilir. Ortamın asitlik düzeyi de ölçülür. Bu inceleme, tanının doğrulanmasını ve başka etkenlerin dışlanmasını sağlar. Doğrulama tekrarlayan olgularda önem taşır.
Yineleyen tabloda ilk sorulan soru, her atağın gerçekten aynı etkenden kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır. Bunu yanıtlamak için alınan örnek besiyerine ekilir ve üreyen koloninin türü belirlenir. En sık karşılaşılan türün dışında kalan bazı türlerin yaygın kullanılan ürünlere beklendiği gibi yanıt vermediği bildirilmiştir; bu durumda yineleme aslında hiç tam olarak geçmemiş bir enfeksiyonun sürmesi olabilir. Kan şekeri ölçümü ve gerektiğinde bağışıklık durumunun değerlendirilmesi de aynı araştırmanın parçasıdır.
Kan şekeri değerlendirmesi tekrarlayan olgularda rutin olarak istenir. Açlık kan şekeri ve gerekirse uzun dönem şeker düzeyini gösteren testler yapılabilir. Bu testler henüz tanı almamış bir bozukluğu ortaya çıkarabilir. Sonuçlar genel sağlık açısından da değerlendirilir. Yorum hekim tarafından yapılır.
Gerekli görüldüğünde başka enfeksiyon etkenleri de araştırılır. Bakteriyel vajinozis ve trikomonas benzer şikâyetler verebilir ya da tabloya eşlik edebilir. Bu durumların saptanması izlemi değiştirir. Bağışıklık durumunu etkileyen bir tablo düşünülüyorsa ek testler istenebilir. Planlama kişiye özgü yapılır.
Hangi Durumlarda İleri Değerlendirme Gerekir?
Sayı eşiğinin aşılması, her atağı ayrı ayrı ele alan yaklaşımdan vazgeçilmesi gerektiğini gösterir. Bu noktada sorulan soru artık bu atağın nasıl geçirileceği değil, atakların neden art arda geldiğidir. Açlık kan şekerinin bakılması, tekrarlayan antibiyotik kullanımının gözden geçirilmesi ve örnekten tür belirlemesi yapılması bu araştırmanın bilinen başlıklarıdır. Sonuçlar toplanmadan önce başlanan uygulamalar tabloyu geçici olarak bastırabilir; nedeni ise açıkta bırakır.
Uygulanan yaklaşıma yanıt alınamıyorsa da değerlendirme gerekir. Bu durumda tanının yeniden gözden geçirilmesi gündeme gelir. Şikâyetlerin kaynağı başka bir durum olabilir. Deri hastalıkları ve alerjik tepkiler bu grupta sayılır. Ayrım muayene ve inceleme ile yapılır.
Bölgede iyileşmeyen çatlak, yara ya da renk değişikliği bulunuyorsa değerlendirme geciktirilmemelidir. Bu bulgular farklı bir tabloyu düşündürebilir. Uzun süre süren kaşıntı da aynı biçimde incelenir. Kendi kendine uygulama yapılmaması önemlidir. Değerlendirme muayene ile tamamlanır.
Yinelemenin gebelik sırasında yaşanması ayrı bir başlıktır. Bu dönemde vajina ortamının şeker içeriği arttığı için mayanın yeniden çoğalması kolaylaşır, buna karşılık kullanılabilecek seçeneklerin listesi daralır; ağızdan alınan bazı ürünler tercih edilmez. Bu iki durum bir aradayken önceki ataklarda işe yaramış bir ürünün elde bulunanlardan seçilerek kullanılması uygun düşmez. Kasık ağrısı, ateş ya da kanama eklendiğinde ise değerlendirmenin aynı gün yapılması gerekir.