Rahim korunarak yapılan myom ameliyatlarından sonra sık sorulan başlıklardan biri, myomların yeniden ortaya çıkıp çıkmayacağıdır. Bu olasılık gerçek bir olasılıktır; ancak her kadında aynı ölçüde değildir. Tekrar sıklığı birden fazla etkene bağlıdır ve ameliyat öncesindeki tabloya göre değişir. Aşağıda myomların neden yeniden gelişebildiği, riski belirleyen etkenler ve ameliyat sonrası izlemin nasıl yürütüldüğü açıklanmıştır.
Myomlar Neden Yeniden Ortaya Çıkabilir?
Myom ameliyatında, görülebilen ve elle saptanabilen kitleler rahimden ayrılarak çıkarılır. Ancak bu işlem, rahim kas dokusunun myom oluşturma eğilimini ortadan kaldırmaz. Kas tabakası yerinde kaldığı sürece, yeni odakların gelişebileceği zemin de korunmuş olur.
Myomlar tek bir kas hücresinin çoğalmasıyla gelişir. Bu süreci başlatan değişimin hangi hücrede ve ne zaman gerçekleşeceği önceden bilinemez. Bir kadında bu eğilim belirgin ise, ameliyattan sonra farklı bölgelerde yeni odaklar oluşabilir. Bu durum ameliyatın yetersiz yapıldığı anlamına gelmez.
İkinci bir mekanizma, ameliyat sırasında saptanamayan küçük odakların varlığıdır. Milimetrik boyuttaki myomlar hem görüntülemede hem de ameliyat sırasında fark edilmeyebilir. Bu odaklar zaman içinde büyüyerek görülebilir hale gelir. Böyle durumlarda tabloya yeniden gelişmeden çok, var olanın büyümesi olarak bakılır.
Hormonal ortam da sürece katkı sağlar. Myomlar östrojen ve progesteron etkisine yanıt veren yapılardır. Üreme çağı sürdüğü ve bu hormonların etkisi devam ettiği sürece, hem yeni odakların gelişmesi hem de mevcut odakların büyümesi mümkündür.
Tekrar Riski Neye Bağlıdır?
Tekrar olasılığı tek bir etkene indirgenemez. Ameliyat öncesindeki tablo, kişinin yaşı, hormonal durumu ve kalıtsal özellikleri birlikte rol oynar. Bu etkenlerin bir arada bulunması riski artırırken, tek başına hiçbiri kesin bir öngörü sunmaz.
Ameliyat sırasında çıkarılan myom sayısı öne çıkan ölçütlerden biridir. Çok sayıda myomun bulunması, kişinin myom gelişimine yatkın olduğunu gösterir. Bu yatkınlık ameliyattan sonra da sürer. Tek bir myom çıkarılan kadınlarda tekrar daha seyrek bildirilmiştir.
Kişinin yaşı ve menopoza olan uzaklığı belirleyici bir başka başlıktır. Genç yaşta ameliyat olan bir kadın, hormonal etkinin sürdüğü uzun bir dönemin başındadır. Menopoza yakın dönemde ameliyat olanlarda ise bu süre kısadır.
Ailede myom öyküsünün bulunması dikkate alınan bir etkendir. Kalıtsal yatkınlığın myom gelişiminde rol oynadığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra fazla kilo, hormonal denge ve ameliyat sonrası gebelik yaşanıp yaşanmadığı da tabloya katkı sağlayan başlıklar arasında sayılır.
Myom Sayısı Tekrar Riskini Etkiler mi?
Ameliyatta çıkarılan myom sayısı, sonraki dönemde yeniden myom saptanma olasılığını etkileyen en belirgin ölçütlerden biridir. Çok sayıda myomu bulunan kadınlarda tekrar daha sık bildirilmiştir. Bu ilişki birden fazla çalışmada gösterilmiştir.
Bunun nedeni, çok sayıda myomun kişiye özgü bir yatkınlığı yansıtmasıdır. Kas dokusunun myom oluşturma eğilimi belirgin olduğunda, bu eğilim ameliyattan sonra ortadan kalkmaz. Aynı kişide farklı bölgelerde yeni odakların gelişmesi bu nedenle daha olasıdır.
Çok sayıda myom bulunan rahimlerde saptanamayan küçük odakların varlığı da daha muhtemeldir. Ameliyat sırasında kas dokusunun her noktası ayrıntılı biçimde incelenemez. Görülmeyen milimetrik odaklar zaman içinde büyüyerek yeni bir bulgu olarak karşımıza çıkabilir.
Myomların büyüklüğü ve yerleşimi de tabloya katkı sağlar. Yaygın biçimde dağılmış myomların bulunduğu rahimlerde izlem daha yakından yürütülür. Sayının tek başına bir hüküm oluşturmadığını, diğer etkenlerle birlikte değerlendirildiğini belirtmek gerekir.
Yaş ve Menopoza Yakınlık Rol Oynar mı?
Yaş, tekrar olasılığını belirleyen önemli bir ölçüttür. Bunun nedeni doğrudan yaşın kendisi değil, hormonal etkinin ne kadar süre daha devam edeceğidir. Myomlar östrojen ve progesteron etkisiyle büyüdüğünden, bu hormonların etkin olduğu dönemin uzunluğu belirleyici olur.
Yirmili ya da otuzlu yaşların başında ameliyat olan bir kadın için hormonal etkinin süreceği uzun bir dönem söz konusudur. Bu süre boyunca yeni odakların gelişmesi ve mevcut küçük odakların büyümesi için zaman bulunur. Bu nedenle genç yaşta ameliyat olanlarda tekrar daha sık bildirilmiştir.
Menopoza yakın dönemde ameliyat olan kadınlarda tablo farklıdır. Menopozla birlikte yumurtalıklardan salgılanan hormon düzeyi belirgin biçimde azalır. Bu azalma myomların büyüme eğilimini geriletir ve mevcut myomlarda küçülme görülebilir.
Bu genel eğilim, kişiye özel bir öngörü anlamına gelmez. Menopoza yakın ameliyat olan bir kadında da yeni bir myom saptanabilir. Ayrıca menopoz sonrası dönemde bir myomun büyümesi, olağan gidişin dışında olduğu için ayrıca değerlendirilmesi gereken bir bulgudur.
Tekrar Genellikle Ne Kadar Süre Sonra Görülür?
Yeniden myom saptanması genellikle ameliyattan hemen sonra değil, yıllar içinde gerçekleşir. İlk yıl içinde görülmesi seyrektir. Bunun nedeni, yeni gelişen ya da fark edilmemiş odakların görüntülemede saptanabilir boyuta ulaşmasının zaman almasıdır.
Yayınlarda bildirilen süreler değişkendir. Genel eğilim, ilk yıllarda saptanma sıklığının düşük olması ve zamanla artmasıdır. Beşinci yıldan sonra bildirilen oranların belirgin biçimde yükseldiği görülür. Bu artış, izlem süresinin uzamasıyla doğrudan ilişkilidir.
Saptanan her yeni myom şikâyet yaratmaz. Görüntülemede fark edilen küçük bir odak, kişi tarafından hiç hissedilmeyebilir. Bu nedenle yayınlarda bildirilen oranlar ile şikâyet nedeniyle yeniden değerlendirme gereken durumların oranı birbirinden farklıdır.
Ultrason incelemesinin ne sıklıkta yapıldığı da bildirilen oranı etkiler. Sık aralıklarla izlenen kadınlarda küçük odaklar daha erken saptanır. Bu nedenle sayısal oranların, kişisel bir beklenti oluşturmak yerine genel bir çerçeve olarak okunması yerinde olur.
Ameliyat Sonrası Takip Nasıl Yapılır?
Ameliyat sonrası izlem, iyileşme sürecinin değerlendirilmesiyle başlar. İlk kontrollerde ameliyat bölgesinin iyileşmesi, genel durum ve kanama düzeninin nasıl seyrettiği gözden geçirilir. Bu dönemin ayrıntıları ameliyatın niteliğine göre değişir.
İlk dönem geçtikten sonra izlem, düzenli aralıklarla yapılan muayene ve ultrason incelemesine dayanır. Genellikle yılda bir yapılan değerlendirme yeterli görülür. Bu kontrol, olağan jinekolojik takiple birleştirilebilir ve ek bir yük oluşturmaz.
Her kontrolde rahmin genel durumu, iç tabakanın kalınlığı ve yeni bir odak bulunup bulunmadığı incelenir. Saptanan bir odağın boyutu kaydedilir; böylece sonraki kontrollerde karşılaştırma yapılabilir. Ölçümlerin aynı merkezde yapılması karşılaştırmayı kolaylaştırır.
Şikâyetlerin sorgulanması izlemin bir başka ayağıdır. Adet kanamasının miktarı ve süresi, ağrının niteliği ve bası belirtilerinin bulunup bulunmadığı her kontrolde ele alınır. Kansızlık açısından kan sayımı da değerlendirmeye eklenebilir.
Hangi Belirtiler Yeniden Değerlendirmeyi Gerektirir?
Adet kanamasının ameliyat öncesindeki düzeye yaklaşacak biçimde artması dikkate alınması gereken bir gelişmedir. Sürenin uzaması, büyük pıhtıların görülmesi ve ped değiştirme sıklığının artması bu kapsamda değerlendirilir.
Ameliyattan sonraki dönemde beklenen günlerin dışında kanama görülmesi ayrıca ele alınır. Böyle bir bulgu ilk akla getirdiği gibi yeni bir odağın gelişmesinden kaynaklanabileceği gibi, dikiş hattındaki iyileşme sürecinden ya da hormonal bir dalgalanmadan da ileri gelebilir. Bu nedenle sonuca varmadan önce görüntüleme ile durumun aydınlatılması gerekir.
Girişimden sonra geçen sessiz dönemin ardından, ameliyat öncesinde bilinen yakınmaların benzerlerinin geri gelmesi yeniden değerlendirmeyi gerektirir. Adet kanamasının yeniden uzaması ve pıhtılanması, iki adet arasında lekelenme başlaması, pantolonun belde daralması ve gece idrara kalkma sayısının artması bu kapsamda sayılabilir. Bu bulguların hepsi yeni bir odak anlamına gelmez; girişim sonrası rahim iç tabakasında oluşan yapışıklıklar ya da hormonal düzendeki değişiklikler de benzer yakınmalara yol açabilir.
Halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve solukluk kansızlığı düşündürebilir. Adet ağrısının belirginleşmesi ve ilişki sırasında ağrı yaşanması da başvuru gerekçeleri arasındadır. Gebelik planı ortaya çıktığında ise rahim boşluğunun yeniden değerlendirilmesi yerinde olur.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Ameliyat sonrası planlanan kontrollere düzenli biçimde gidilmesi, izlemin sürdürülmesi açısından önem taşır. Şikâyet bulunmaması bu kontrollerin atlanması için gerekçe oluşturmaz; çünkü yeni odaklar uzun süre sessiz kalabilir.
Kanama düzeninde belirgin bir değişiklik fark edilmesi durumunda planlanan kontrol beklenmeden başvurulması uygun olur. Yoğun kanama, uzayan adet süresi ve adetler arası kanama bu kapsamdadır.
Rahim duvarından odak çıkarılan bir kadında sonraki yıllarda ortaya çıkan şiddetli ağrı, yalnızca yeni bir odak olasılığıyla açıklanmaz. Saplı bir yapının kendi ekseni etrafında dönmesi, bir odağın kanlanmasının bozularak dokusunun yumuşaması ya da geçmiş girişime bağlı karın içi yapışıklıkların bağırsağı sıkıştırması da benzer bir tablo verebilir. Ateş yükselmesi, kusma ve gaz çıkışının durması bu olasılıkları öne çıkardığından, ağrının aynı gün değerlendirilmesi uygun olur.
Menopoz sonrası dönemde ortaya çıkan herhangi bir vajinal kanama, ameliyat öyküsünden bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Bu dönemde bir kitlenin büyüdüğünün saptanması da ayrıca ele alınır. İzlenecek yol, muayene ve görüntüleme sonrasında hekim tarafından belirlenir.