Vajinal akıntının rengi kadınlarda sık sorulan konulardan biridir. Sarı renk fark edildiğinde çoğunlukla enfeksiyon endişesi ortaya çıkar. Oysa sarı ton her zaman hastalık göstergesi değildir. Akıntının kıvamı, kokusu ve eşlik eden şikâyetler değerlendirmede belirleyicidir. Aşağıda sarı akıntının nasıl oluştuğu, hangi durumlarla ilişkilendirildiği ve nasıl incelendiği açıklanmıştır.
Sarı Akıntı Nasıl Ortaya Çıkar?
Vajinal akıntı, rahim ağzı ve vajina yüzeyinden salgılanan sıvı ile dökülen hücrelerden oluşur. Bu salgı ortamı nemli tutar ve mikroorganizma dengesini korur. Olağan akıntı berrak ya da beyazımsıdır. Renk değişikliği, salgının içeriğinde bir farklılık oluştuğunu gösterir. Bu farklılık her zaman enfeksiyon anlamına gelmez.
Enfeksiyon geliştiğinde bölgeye bağışıklık hücreleri toplanır. Bu hücrelerin akıntı içinde artması rengin sarıya dönmesine yol açar. Bu nedenle sarı renk çoğunlukla iltihabi bir sürecin göstergesi olarak değerlendirilir. Rengin koyuluğu iltihabın yoğunluğuyla ilişkilendirilebilir. Yine de tek başına yorumlanmaz.
Akıntı iç çamaşırında bir süre kaldığında havayla temas ederek renk değiştirebilir. Berrak ya da beyaz bir akıntı kuruduğunda sarımsı bir iz bırakabilir. Bu durum enfeksiyonla ilişkili değildir. Bu nedenle değerlendirmede akıntının taze halindeki görünümü esas alınır. Ayrım muayene ile yapılır.
Bölgesel tahriş de rengi etkileyebilir. Kaşıntı sonucu oluşan sürtünme ve küçük çatlaklar akıntıya renk katabilir. Kokulu ürün kullanımı da tahrişe yol açarak benzer bir etki gösterebilir. Bu durumlarda enfeksiyon bulunmayabilir. Değerlendirme eşlik eden bulgularla birlikte yapılır.
Hangi Enfeksiyonlar Sarı Akıntı Yapar?
Trikomonas enfeksiyonu sarı yeşil renkli akıntının sık nedenlerindendir. Bu enfeksiyonda akıntı çoğunlukla bol miktarda ve köpüklü olabilir. Kaşıntı ve yanma tabloya eşlik edebilir. Etken cinsel yolla bulaşan bir parazittir. Tanı laboratuvar incelemesiyle konur.
Bakteriyel vajinozis de rengi değiştirebilir. Bu tabloda akıntı çoğunlukla gri renkli ve ince kıvamlıdır; ancak sarımsı tona kayabilir. Belirgin bir koku bu tablonun ayırt edici özelliğidir. Kaşıntı çoğunlukla hafiftir ya da bulunmaz. Bu ayrım değerlendirmede kullanılır.
Rahim ağzı iltihabı da sarı akıntıya yol açabilir. Klamidya ve gonokok bu tablonun sık etkenleridir. Bu enfeksiyonlar çoğunlukla belirti vermeden seyreder. Akıntı bazen tek bulgu olabilir. Bu nedenle süregelen sarı akıntı değerlendirilmelidir.
Mantar enfeksiyonunda akıntı genellikle beyaz ve topaklıdır. Ancak yoğun kaşıntı sonucu oluşan tahriş rengi sarımsı hale getirebilir. Bu durumda asıl bulgu kaşıntıdır. Birden fazla etkenin bir arada bulunması da mümkündür. Ayrım inceleme ile yapılır.
Akıntıya Koku Eşlik Ediyorsa Ne Düşünülür?
Kokunun varlığı değerlendirmede yönlendirici bir bulgudur. Belirgin ve balık kokusuna benzetilen koku çoğunlukla bakteriyel vajinozis ile ilişkilendirilir. Bu koku özellikle ilişki sonrasında belirginleşebilir. Bunun nedeni ortam asitliğinin geçici olarak değişmesidir. Bu özellik tanıyı destekler.
Trikomonas enfeksiyonunda da koku bulunabilir. Bu tabloda koku genellikle bol akıntıyla birliktedir. Kaşıntı ve yanma da eşlik edebilir. İki tablonun bulguları benzeşebilir. Ayrım laboratuvar incelemesiyle yapılır.
Kötü kokunun ani ortaya çıkması başka nedenleri de düşündürebilir. Vajinada unutulmuş bir tampon ya da yabancı cisim belirgin koku ve akıntıya yol açabilir. Bu durum muayene ile hızlıca saptanır. Öykünün sorgulanması bu nedenle önemlidir. Bulgu çoğunlukla tek yönlüdür.
Mantar enfeksiyonunda ise koku çoğunlukla bulunmaz. Bu özellik ayırt edici bir bulgudur. Kokusuz ancak topaklı beyaz akıntı bu tabloyu düşündürür. Kokunun bulunmaması diğer enfeksiyonları tümüyle dışlamaz. Değerlendirme bütün bulgularla yapılır.
Sarı Akıntı Her Zaman Hastalık Belirtisi midir?
Sarı ton her durumda enfeksiyon anlamına gelmez. Olağan akıntı kuruduğunda ya da havayla temas ettiğinde sarımsı görünebilir. Bu değişiklik iç çamaşırında fark edilir. Taze akıntının berrak ya da beyaz olması bu olasılığı destekler. Ayrım muayene ile yapılır.
Döngünün belirli günlerinde akıntının miktarı ve kıvamı değişir. Yumurtlama döneminde akıntı berrak ve çekilebilir kıvamda olur. Bu dönemin sonrasında akıntı yoğunlaşabilir ve rengi koyulaşabilir. Bu değişim hormonal etkiye bağlıdır. Şikâyet eşlik etmiyorsa olağan kabul edilir.
Gebelik döneminde akıntı miktarı artabilir. Bu artış hormonal değişikliğin sonucudur. Renkte hafif bir değişiklik görülebilir. Kaşıntı, koku ya da yanma eşlik etmiyorsa çoğunlukla olağan kabul edilir. Yine de gebelikte bulguların bildirilmesi önerilir.
Belirleyici olan rengin tek başına değil, eşlik eden bulgularla birlikte değerlendirilmesidir. Kaşıntı, koku, yanma ya da ağrı varsa inceleme gerekir. Bu bulgular yoksa ve akıntı kişinin olağan düzeninde bir değişiklik göstermiyorsa endişe gerekmeyebilir. Değerlendirme muayene ile yapılır. Karar hekim tarafından verilir.
Eşlik Eden Şikâyetler Nelerdir?
Kaşıntı en sık eşlik eden şikâyettir. Yoğun kaşıntı çoğunlukla mantar enfeksiyonunu düşündürür. Trikomonas enfeksiyonunda da kaşıntı görülebilir. Bakteriyel vajinoziste ise kaşıntı çoğunlukla hafiftir. Şikâyetin şiddeti ayrımda kullanılır.
İdrar yaparken yanma da sık görülür. Bu bulgu idrar yolu enfeksiyonuyla karıştırılabilir. Ayrım, yanmanın nerede hissedildiğine göre yapılabilir. Dış bölgede duyulan yanma çoğunlukla bölgesel tahrişle ilişkilidir. Değerlendirme idrar tetkikiyle desteklenebilir.
İlişki sırasında ağrı da tabloya eşlik edebilir. Bu bulgu mukozanın tahriş olmasıyla açıklanır. Rahim ağzı iltihabında ilişki sonrası lekelenme görülebilir. Bu bulgu ayrıca değerlendirilmelidir. İnceleme muayene ile yapılır.
Karın alt bölgesinde ağrı ve ateş farklı bir tabloyu düşündürür. Bu bulgular enfeksiyonun yukarı yayıldığını gösterebilir. Pelvik enfeksiyon bu durumda değerlendirilir. Bulguların bir arada bulunması başvurunun öne alınmasını gerektirir. Değerlendirme geciktirilmemelidir.
Tanı İçin Hangi Testler Yapılır?
İlk adım öykü alınmasıdır. Akıntının ne zaman başladığı, rengi, kokusu ve eşlik eden şikâyetler sorgulanır. Yakın dönemde kullanılan ürünler ve antibiyotik kullanımı da öğrenilir. Bu bilgiler değerlendirmeyi yönlendirir. Öykü tanının önemli bir parçasıdır.
Sarı rengin tonu ve kıvamı tek başına bir sonuca götürmediğinden, incelemede rengin nereden geldiği aranır. Akıntının rahim ağzı kanalından mı sızdığı yoksa vajina duvarlarında mı biriktiği bu aşamada ayırt edilmeye çalışılır; kanaldan gelen iltihaplı görünüm ile duvarlarda toplanan köpüklü görünüm farklı yönleri işaret edebilir. Rahim ağzının dokunulduğunda kolay kanaması ve muayene sırasında hassasiyet duyulması da kaydedilen ayrıntılardır. Alınan örnekte ortamın asitliğine bakılması ayrımı destekleyebilir.
Akıntıdan alınan örnek mikroskop altında incelenebilir. Bu inceleme maya hücrelerini, hareketli parazitleri ve bakteri örüntüsünü gösterebilir. Ortamın asitlik düzeyi de ölçülür. Bu ölçüm ayrımda yardımcı olur. Sonuç kısa sürede alınır.
Gerekli görüldüğünde kültür ya da moleküler testler istenir. Klamidya ve gonokok için bu testler kullanılır. Bu etkenler çoğunlukla belirti vermediği için özel test gerektirir. İstenecek testler öyküye ve muayene bulgularına göre belirlenir. Karar hekim tarafından verilir.
Sarı Akıntıda Hekime Ne Zaman Başvurulmalı?
Akıntı kişinin olağan düzeninden belirgin biçimde ayrılıyorsa değerlendirme uygun olur. Renk, miktar ya da kıvamdaki süregelen değişiklik incelenmelidir. Kendi kendine ürün kullanılması tabloyu değiştirerek tanıyı güçleştirebilir. Bu nedenle önce muayene önerilir.
Akıntıya kötü koku, kaşıntı ya da yanma eşlik ediyorsa başvuru gerekir. Bu bulgular enfeksiyon olasılığını artırır. Etkenin belirlenmesi için inceleme yapılır. Doğru ayrım izlemin yönünü belirler.
Karın alt bölgesinde ağrı, ateş ya da adet dışı kanama varsa değerlendirme öne alınmalıdır. Bu bulgular enfeksiyonun yayıldığını düşündürebilir. İlişki sonrası tekrarlayan lekelenme de ayrıca incelenir. Bu bulgular farklı bir tabloyu gösterebilir.
Gebelik döneminde ortaya çıkan akıntı değişikliklerinde başvurulması önerilir. Bu dönemde yaklaşım farklılık gösterir. Kendi kendine ürün kullanılmaması önemlidir. Şikâyetler tekrarlıyorsa da altta yatan etkenin araştırılması gerekir.