randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

Sezaryen Hangi Durumlarda Gerekir?

Sezaryen kararının hangi durumlarda gündeme geldiği, anneye ve bebeğe bağlı nedenler, planlı ve acil ayrımı ile karar sürecinin nasıl işlediği üzerine bilgilendirme.

Doğumun hangi yöntemle gerçekleşeceği, gebeliğin seyri ve doğum sırasındaki bulgular birlikte değerlendirilerek belirlenir. Sezaryen, karın ve rahim duvarından yapılan bir kesiyle bebeğin doğurtulduğu cerrahi bir yöntemdir. Kimi gebeliklerde önceden planlanırken kimi durumlarda doğum eylemi sırasında ortaya çıkan bulgular nedeniyle gündeme gelir. Aşağıda bu kararı biçimlendiren başlıca durumlar genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Planlı ve Acil Sezaryen Arasındaki Fark Nedir?

Planlı sezaryen, doğum eylemi başlamadan önce belirlenen bir tarihte yapılan ameliyattır. Gebelik takibi sırasında saptanan bir durum nedeniyle bu karara varılır. Genellikle otuz dokuzuncu hafta civarında planlanır; daha erken yapılması gerektiren bir neden yoksa bebeğin akciğer gelişiminin tamamlanması beklenir.

Acil sezaryen ise doğum eylemi sırasında ya da beklenmedik bir bulgu ortaya çıktığında uygulanır. Bu durumda hazırlık süresi kısadır ve ameliyat kısa sürede gerçekleştirilir. Kararın hızla verilmesi, annenin ya da bebeğin durumunun beklemeye uygun olmamasından kaynaklanır.

İki durum arasındaki temel fark hazırlık süresi ve öngörülebilirliktir. Planlı sezaryende aç kalma süresi, tahliller ve anestezi değerlendirmesi önceden tamamlanır. Acil durumlarda ise bu adımlar hızlandırılarak yapılır.

Planlı sezaryen kararı verilmiş olsa bile doğum sancıları daha erken başlayabilir. Böyle bir durumda hastaneye başvurulması ve ameliyatın öne alınması gündeme gelir. Bu nedenle planlı bir tarih belirlenmiş olsa dahi doğum belirtilerinin bilinmesi önem taşır.

Anneye Bağlı Hangi Nedenler Sezaryen Gerektirir?

Anneye bağlı nedenlerin başında bebeğin eşinin rahim ağzını kapatacak biçimde yerleşmiş olması gelir. Bu durumda doğum yolu kapalı olduğundan normal doğum mümkün olmaz ve kanama riski nedeniyle ameliyat planlanır.

Leğen kemiği yapısının bebeğin geçişine uygun olmaması, rahim ya da rahim ağzını ilgilendiren bazı yapısal farklılıklar ve daha önce rahim üzerinde yapılmış belirli cerrahi girişimler de bu grupta yer alır. Aktif dönemdeki bazı enfeksiyonlarda bebeğe bulaşı azaltmak amacıyla ameliyat tercih edilebilir.

Gebelikte gelişen yüksek tansiyon tablosunun ağırlaşması, kontrol altına alınamayan kanama ya da annenin genel durumunu bozan başka bir hastalık da karar sürecinde etkili olur. Bu durumlarda doğumun kısa sürede tamamlanması öncelik kazanır.

Annede bulunan kalp, akciğer ya da göz hastalıkları gibi bazı sistemik durumlarda ıkınma aşamasının zorlayıcı olabileceği düşünülerek ilgili uzmanlarla birlikte değerlendirme yapılır. Karar, tek bir bulguya değil, tablonun bütününe göre verilir.

Bebeğe Bağlı Hangi Durumlar Etkilidir?

Bebeğin doğum sürecini iyi tolere edemediğini gösteren bulgular, sezaryen kararının en sık nedenlerinden biridir. Kalp atış izleminde beliren ve düzelmeyen değişiklikler bu grubun başında gelir.

Bebeğin gebelik haftasına göre beklenenden küçük kalması, gelişiminin yavaşlaması ya da bebeğin çevresindeki suyun belirgin biçimde azalması da değerlendirmeyi etkiler. Bu durumlarda doğum eyleminin getireceği yük bebeğin taşıyabileceğinden fazla olabilir.

Bebeğin tahmini kilosunun çok yüksek olması, doğum sırasında omuz takılması riskini artırdığından ayrıca ele alınır. Kordonun bebekten önce doğum yoluna sarkması ise beklemeye uygun olmayan bir durumdur ve hızlı karar gerektirir.

Çoğul gebeliklerde bebeklerin duruşu ve sayısı belirleyicidir. Bebeklerin sayısı arttıkça ya da duruşları uygun olmadıkça ameliyat tercih edilme olasılığı yükselir.

Bebeğin Duruşu Kararı Nasıl Değiştirir?

Doğum için beklenen duruş, bebeğin başının aşağıda olmasıdır. Bu duruşta bebeğin en geniş bölümü olan baş, doğum yolunu kademeli olarak açar ve süreç daha öngörülebilir ilerler.

Makat gelişte bebeğin kalça ya da ayakları aşağıdadır. Bu duruşta baş en son doğduğundan, doğum yolunun yeterince açılmaması durumunda güçlük yaşanabilir. Bazı merkezlerde belirli koşullar sağlanıyorsa normal doğum denenebilir; ancak çoğu durumda sezaryen planlanır.

Enine duruşta bebek rahim içinde yatay konumdadır ve doğum yoluna girmesi mümkün değildir. Bu durumda ameliyat gerekli olur. Yüz ya da alın gelişi gibi seyrek görülen duruşlar da benzer biçimde değerlendirilir.

Duruşun otuz altıncı hafta öncesinde değişebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle erken haftalarda saptanan makat duruş, kesin bir karar gerekçesi sayılmaz; son haftalardaki kontrollerde yeniden değerlendirilir.

Doğum İlerlemediğinde Neden Sezaryene Geçilir?

Doğum eyleminin ilerlemesi, rahim ağzının açılması ve bebeğin doğum yolunda aşağı inmesiyle ölçülür. Bu iki gösterge beklenen süre içinde ilerlemiyorsa süreç yeniden değerlendirilir.

İlerlememenin nedeni çoğu zaman kasılmaların yeterince güçlü olmamasıdır. Bu durumda önce destekleyici adımlar denenir: pozisyon değişikliği, sıvı verilmesi, su kesesinin açılması ya da hekim değerlendirmesiyle suni sancı uygulanması gündeme gelir.

Bu adımlara rağmen açılma durursa ya da bebeğin başı ilerlemiyorsa, bebeğin ölçülerinin doğum yoluna uygun olmadığı düşünülür. Zorlamanın sürdürülmesi hem anne hem bebek açısından yük oluşturabileceğinden ameliyat kararı verilir.

Uzayan doğumda ayrıca enfeksiyon ve annenin yorulması gibi etkenler de tabloya eklenir. Karar bu nedenle yalnızca süreye değil, annenin ve bebeğin o andaki durumuna bakılarak verilir.

Önceki Sezaryen Yeni Doğumu Nasıl Etkiler?

Daha önce sezaryen geçirmiş olmak, sonraki doğumun mutlaka aynı yöntemle olacağı anlamına gelmez. Belirli koşullar sağlandığında normal doğum denenmesi değerlendirilebilir.

Bu değerlendirmede önceki ameliyatta rahim üzerine yapılan kesinin biçimi belirleyicidir. Enine yapılmış alt kesi, deneme için daha uygun kabul edilir. Ameliyat kayıtlarına ulaşılamıyorsa bu bilinmezlik kararı etkiler.

İki doğum arasındaki sürenin kısa olması, birden fazla sezaryen geçirilmiş olması ya da önceki ameliyatta yara iyileşmesiyle ilgili sorun yaşanmış olması deneme olasılığını azaltan etkenlerdir.

Deneme yapılacaksa doğumun yakın izlem altında ve gerektiğinde hızla ameliyata geçilebilecek koşulların bulunduğu bir merkezde gerçekleşmesi gerekir. Karar, gebe bilgilendirildikten sonra birlikte verilir.

Sezaryen Kararı Doğum Sırasında Değişebilir mi?

Doğum eylemi, seyri önceden tam olarak öngörülemeyen bir süreçtir. Bu nedenle başlangıçta normal doğum planlanmış olsa bile karar değişebilir. Bu değişiklik, planın başarısız olduğu anlamına gelmez.

Karar değişikliğine yol açan başlıca durumlar bebeğin izleminde beliren değişiklikler, açılmanın durması, annenin genel durumunda ortaya çıkan bir sorun ya da beklenmedik bir kanamadır.

Tersi de mümkündür. Sezaryen düşünülen bir gebede doğum hızla ilerlerse ve bebek doğum yolunda beklenen düzeye inmişse normal doğumla tamamlanması gündeme gelebilir.

Bu esneklik, doğum sürecinin doğasından kaynaklanır. Anne adayının önceden her iki olasılık hakkında bilgilendirilmiş olması, karar değiştiğinde kaygının azalmasına yardımcı olur.

Sezaryen Sonrası Sonraki Gebelikler Nasıl Planlanır?

Bir kez sezaryen olmuş kadınlarda sonraki gebeliğin nasıl sonlandırılacağı ayrı bir değerlendirme konusudur. Önceki ameliyatta rahimde yapılan kesinin türü bu değerlendirmede belirleyicidir. Rahmin alt bölümüne yapılan enine kesi, sonraki gebelikte vajinal doğum denenmesine daha uygun kabul edilir.

Karar verilirken önceki sezaryenin nedeni, iki gebelik arasındaki süre, bebeğin tahmini ağırlığı ve duruşu göz önünde bulundurulur. Ayrıca doğumun yapılacağı merkezin acil girişim olanakları da değerlendirmeye katılır. Bu ölçütlerin bir bölümü gebeliğin son haftalarında netleşir.

Sezaryen sayısının artması, sonraki gebeliklerde bebeğin eşinin rahim duvarına anormal yerleşmesi gibi durumların olasılığını yükseltebilir. Bu nedenle sezaryen kararı yalnızca içinde bulunulan gebelik değil, ileriye dönük planlar da düşünülerek verilir. Süreç hakkında bilgi almak, sonraki gebeliklerin daha iyi planlanmasına katkı sağlar.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Gebelik takiplerinin aksatılmaması, doğum şekliyle ilgili değerlendirmenin zamanında yapılabilmesi açısından önem taşır. Özellikle son haftalarda bebeğin duruşu ve gelişimi düzenli olarak kontrol edilir.

Düzenli aralıklarla gelen ve sıklaşan kasılmalar, suyun gelmesi ya da kanama görülmesi durumunda değerlendirme önerilir. Bu bulgular doğum eyleminin başladığını gösterebilir.

Bebek hareketlerinde belirgin azalma ya da hareketlerin hiç hissedilmemesi, gecikmeden başvurulması gereken bir durumdur. Şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı da benzer biçimde ele alınır.

Şiddetli baş ağrısı, görmede bulanıklık, ellerde ve yüzde ani şişlik, yüksek ateş gibi belirtiler de değerlendirme gerektirir. Daha önce sezaryen geçirmiş olanlarda eski kesi bölgesinde beliren sürekli ağrı ayrıca bildirilmelidir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir