Üçüncü gebelik haftası, döllenmiş yumurtanın tüplerden rahme doğru ilerlediği ve rahim iç zarına tutunduğu dönemdir. Bu hafta dışarıdan hiçbir belirti vermez; kişi çoğunlukla gebe olduğunu bilmez. Buna karşın gebeliğin kurulması açısından en belirleyici basamaklar bu günlerde tamamlanır. Aşağıda bu süreçte hangi olayların yaşandığı ve bu dönemin nasıl seyrettiği açıklanmıştır.
Döllenmiş Yumurta Tüplerde Nasıl İlerler?
Döllenme tüpün yumurtalığa yakın bölümünde gerçekleşir. Oluşan tek hücreli yapının rahme ulaşması için tüpün tamamını kat etmesi gerekir. Bu yolculuk üç ile beş gün sürer.
İlerleme iki mekanizmayla sağlanır. Tüplerin iç yüzeyini kaplayan ince tüycükler, rahme doğru dalga biçiminde hareket ederek yapıyı taşır. Ayrıca tüp duvarındaki kaslar ritmik kasılmalarla bu ilerlemeye katkı sağlar. Bu iki hareket birlikte çalışarak taşınmayı gerçekleştirir.
Bu taşıma düzeninin aksaması önemli sonuçlar doğurabilir. Tüycüklerin işlevinin bozulması ya da tüp içinde daralma bulunması durumunda yapı rahme ulaşamayabilir ve bulunduğu yerde tutunmaya çalışır. Bu tablo dış gebelik olarak adlandırılır. Geçirilmiş enfeksiyonlar, tüplere yönelik cerrahi girişimler ve sigara kullanımı bu düzeni etkileyen başlıca etkenlerdir.
Hücre Bölünmesi Nasıl Başlar?
Döllenmenin ardından oluşan hücre, yaklaşık yirmi dört saat içinde ilk bölünmesini gerçekleştirir. Bu bölünmeler tüp içindeki yolculuk sürerken devam eder. Her bölünmede hücre sayısı artarken, yapının toplam boyutu belirgin biçimde değişmez.
Üçüncü gün dolaylarında yaklaşık on altı hücreli, dut görünümünde bir yapı oluşur. Bu aşamaya morula adı verilir. Hücreler henüz farklılaşmamıştır ve birbirine benzer.
Beşinci gün civarında içinde sıvı dolu bir boşluk bulunan blastokist aşamasına geçilir. Bu aşamada ilk farklılaşma gerçekleşir: dış tabakadaki hücreler bebeğin eşini ve zarları oluşturacak, iç kütledeki hücreler ise embriyonun kendisini meydana getirecektir. Bu ayrışma, gebeliğin ilerlemesi için gerekli olan temel adımdır.
Bu bölünmeler sırasında hücrelerin bir bölümünde kromozom dağılımı hatalı gerçekleşebilir. Bu tür hatalar rastlantısaldır ve anne ya da babanın yaptığı bir davranışla ilişkili değildir. Gelişimini sürdüremeyen yapılar çoğunlukla bu aşamada durur; bu, doğanın kendi içindeki bir ayıklama süreci olarak yorumlanır.
Rahme Yerleşme Kaçıncı Günde Olur?
Blastokist rahme ulaştıktan sonra bir ile üç gün boyunca rahim boşluğunda serbest kalır. Bu süre içinde etrafındaki koruyucu zardan sıyrılır ve iç zara tutunmaya hazır hale gelir.
Yerleşme, döllenmeden altı ile on iki gün sonra gerçekleşir. Bu, gebeliğin üçüncü haftasının sonu ile dördüncü haftasının başına denk gelir. Yerleşmenin tam olarak hangi gün gerçekleşeceği kişiden kişiye değişir; bu değişkenlik gebelik testinin ne zaman pozitifleşeceğini de etkiler.
Tutunma sırasında blastokistin dış tabakasındaki hücreler rahim iç zarına doğru uzantılar gönderir. Bu uzantılar iç zarın içine gömülür ve annenin kan dolaşımıyla bağlantı kurmaya başlar. Bu bağlantı, ilerleyen haftalarda bebeğin eşini oluşturacak yapının temelidir. Rahim iç zarının bu dönemde uygun kalınlıkta ve yapıda olması, yerleşmenin gerçekleşmesi için gereklidir.
Yerleşmenin gerçekleşmesi için rahim iç zarının uygun bir dönemde bulunması gerekir. Bu döneme yerleşme penceresi adı verilir ve yumurtlamadan sonraki altıncı ile onuncu günler arasında açık kabul edilir. Bu pencerenin dışında yapılan bir tutunma girişimi başarıya ulaşmaz; bu, zamanlamanın neden bu kadar dar olduğunu açıklar.
Yerleşme Kanaması Nasıl Görülür?
Tutunma sırasında rahim iç zarındaki küçük damarların zedelenmesi, az miktarda kanamaya yol açabilir. Bu kanama her gebelikte görülmez; kadınların bir bölümünde ortaya çıkar ve çoğu zaman fark edilmeden geçer.
Bu kanama sıklıkla gözden kaçacak kadar siliktir. Çoğu kez yalnızca silinme sırasında kâğıda bulaşan hafif bir iz olarak fark edilir ve koruyucu bir ürün kullanmayı gerektirmez. Rengi genellikle soluk pembe ile açık kahve arasındadır; taze kanı andıran canlı bir tonda olmaz.
Embriyonun rahim iç zarına gömülmesi sırasında yüzeydeki ince damarcıklardan bir bölümü zedelenir. Ortaya çıkan sızıntı pembemsi ya da açık kahverengi bir iz bırakır, pedi ıslatacak hacme ulaşmaz ve bir iki gün içinde kendiliğinden kesilir. Adet kanamasında miktar ilk günlerde artar; burada ise tersine giderek soluklaşır. Takvimde adet gününe denk düştüğü için çoğu kadın bunu kısa geçen bir adet olarak kaydeder ve gebeliğini haftalar sonra öğrenir.
Bu Haftada Belirti Hissedilir mi?
Bu haftada belirgin bir gebelik belirtisi beklenmez. Hormon salgısı yerleşmeyle birlikte başlar ve düzeyi henüz çok düşüktür. Bedende hissedilebilir bir değişiklik yaratacak düzeye ulaşmamıştır.
Bazı kadınlar bu dönemde hafif bir kasık gerginliği, karında dolgunluk hissi ya da olağandışı bir yorgunluk tanımlar. Bu izlenimler öznel olduğu için tek başına gebelik göstergesi sayılmaz; aynı hisler döngünün ikinci yarısında progesteron etkisiyle de ortaya çıkabilir.
Göğüslerde hafif hassasiyet gelişebilir; ancak bu bulgu adet öncesi dönemde de görülür ve ayırt edici değildir. Gerçek belirtilerin başlaması genellikle beşinci ve altıncı haftaları bulur. Bu nedenle üçüncü haftada hiçbir farklılık hissedilmemesi olağandır ve gebeliğin oluşmadığı anlamına gelmez.
Gebelik Hormonu Ne Zaman Salgılanmaya Başlar?
İnsan koryonik gonadotropin, kısaca hCG olarak anılan hormon, yerleşmenin ardından blastokistin dış tabakasındaki hücreler tarafından salgılanmaya başlar. Bu hormonun ilk görevi, yumurtalıktaki korpus luteum yapısının varlığını sürdürmesini sağlamaktır.
Korpus luteum, yumurtlamanın ardından folikülden geriye kalan yapıdır ve progesteron salgılar. Gebelik oluşmazsa bu yapı geriler ve progesteron düşer; bu düşüş adet kanamasını başlatır. Gebelik oluştuğunda ise hCG bu yapıyı uyararak progesteron salgısının sürmesini sağlar. Böylece rahim iç zarı dökülmez ve gebelik korunur.
Hormonun düzeyi hızla artar; olağan seyreden erken gebeliklerde kırk sekiz saatte yaklaşık iki katına çıkar. Bu artış hızı sayesinde ölçülebilir düzeye kısa sürede ulaşılır. Kan testi yerleşmeden yaklaşık iki ile üç gün sonra sonuç verebilir; idrar testleri için ise beklenen adet tarihinin geçmesi önerilir.
Yerleşme Gerçekleşmezse Ne Olur?
Döllenmiş yumurtaların önemli bir bölümü rahim iç zarına tutunamaz. Bu durumda hormon salgısı başlamaz, korpus luteum gerilemesini sürdürür ve progesteron düzeyi düşer. Rahim iç zarı dökülür ve adet kanaması beklenen tarihte başlar.
Bu süreç kişi tarafından fark edilmez; olağan bir adet döngüsü gibi yaşanır. Bu nedenle bu tür kayıpların gerçek sıklığı bilinemez. Yerleşememenin en sık nedeni, döllenme sırasında ortaya çıkan rastlantısal kromozom sorunlarıdır; bu sorunlar gelişimin sürdürülmesini engeller.
Rahim iç zarının uygun kalınlıkta olmaması, rahim boşluğundaki yapısal farklılıklar ve hormonal denge sorunları da katkı sağlayabilir. Bununla birlikte tek bir döngüde gebelik oluşmaması olağandır ve değerlendirme gerektirmez. Sağlıklı bir çiftte her döngüde gebelik oluşma olasılığı sınırlıdır; bu nedenle birkaç ay içinde gebeliğin oluşmaması beklenen bir durumdur.
Yerleşme Sırasında Neler Hissedilir?
Döllenmiş yumurtanın rahim iç tabakasına yerleşmesi çoğu kadında belirti vermez. Bazı kişilerde hafif bir lekelenme görülebilir; bu kanama adet kanamasından daha az ve daha kısa sürelidir. Rengi genellikle açık pembe ya da kahverengidir.
Karnın alt kısmında hafif bir çekilme hissi de bildirilen bulgular arasındadır. Bu his adet öncesi hissedilen sancıya benzeyebilir; ancak daha hafif seyreder. Bu belirtilerin görülmemesi bir sorun göstergesi değildir.
Bu dönemde gebelik testi henüz güvenilir sonuç vermez. hCG hormonu yerleşmeden sonra salgılanmaya başlar ve ölçülebilir düzeye ulaşması birkaç gün alır. Bu nedenle testin adet gecikmesinden sonra yapılması önerilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Döllenmiş yumurtanın rahim duvarına tutunduğu bu birkaç günlük aralık, embriyonun dış etkenlere karşı en duyarlı olduğu evrelerden biri sayılır. Henüz test bile pozitifleşmemişken tutunma tamamlanır. Bu nedenle gebelik ihtimali taşıyan bir döngüde nikotinin damar büzücü etkisinden ve alkolden uzak kalmak, folik asidi aksatmadan almak anlam kazanır. Sürekli kullanılan reçeteli bir ilaç varsa, doz ve içeriğinin bu tutunma penceresi başlamadan hekimle gözden geçirilmesi yerinde olur.
Beklenen adet tarihi dolaylarında görülen ve olağan adetten farklı seyreden bir kanama, gebelik olasılığı bulunuyorsa değerlendirilmelidir. Kanamaya karnın bir tarafında yoğunlaşan ağrı eşlik ediyorsa başvuru geciktirilmemelidir.
Daha önce dış gebelik geçirmiş, tüplere yönelik cerrahi öyküsü bulunan ya da rahim içi araç kullanan kişilerde, gebelik olasılığı ortaya çıktığında erken değerlendirme ayrıca önem taşır. Adet gecikmesi sürüyorsa test yapılması, testin pozitif çıkması durumunda ise ilk muayenenin planlanması uygun olur.