Adet kanamasında zaman zaman koyu renkli, jölemsi kıvamda parçalar görülmesi kadınlar arasında sık merak edilen bir durumdur. Bu parçalar çoğu kadında ara sıra ortaya çıkar ve kendiliğinden geçer. Ancak pıhtıların büyüklüğü, sıklığı ve eşlik eden şikâyetler bazı durumlarda değerlendirme gerektirebilir. Aşağıda pıhtının nasıl oluştuğu, hangi ölçüde olağan kabul edildiği ve hangi bulguların araştırılması gerektiği genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Adet Kanında Pıhtı Neden Oluşur?
Adet kanaması sırasında rahim iç zarı dökülür ve dışarı atılır. Vücut, bu kanamanın aşırıya kaçmaması için doğal bir denge kurar. Bir yandan kan pıhtılaşmaya eğilim gösterirken, diğer yandan rahimden salgılanan maddeler oluşan pıhtıyı çözerek kanın akıcı kalmasını sağlar. Bu iki mekanizmanın uyumu sayesinde kanama çoğu zaman pıhtısız ya da az pıhtılı biçimde seyreder.
Kanama miktarı arttığında bu denge her zaman korunamaz. Kan, pıhtı çözücü maddelerin yetişemeyeceği hızda biriktiğinde pıhtılaşır ve dışarı parçalar hâlinde atılır. Bu nedenle pıhtı görülmesi çoğunlukla o gün kanamanın yoğun olduğunu gösterir. Kanamanın en yoğun olduğu ilk iki günde pıhtı görülmesi bu yüzden daha sıktır ve beklenen bir bulgudur.
Pıhtının kıvamı ve görünümü de sık sorulan konulardandır. Adet kanındaki pıhtılar genellikle jölemsi bir yapıdadır ve içinde rahim iç zarına ait doku parçaları bulunabilir. Bu nedenle görünümleri damar içinde oluşan pıhtılardan farklıdır. Kanamanın son günlerinde görülen koyu renkli küçük parçalar da çoğu zaman aynı mekanizmayla açıklanır ve beklenen seyrin bir parçasıdır.
Kanın rahim ya da vajina içinde bir süre beklemesi de pıhtı oluşumunu kolaylaştırır. Bu durum özellikle uzun süre yatıldıktan sonra, sabah kalkışta belirgindir. Gece boyunca biriken kan sabah dışarı atıldığında koyu renkli ve pıhtılı görünebilir. Aynı biçimde uzun süre oturulan ya da hareketsiz kalınan durumlarda da benzer bir tablo ortaya çıkabilir. Bu tür pıhtılar genellikle koyu renkli olur.
Hangi Büyüklükteki Pıhtılar Olağan Kabul Edilir?
Küçük boyutlu pıhtılar, özellikle kanamanın en yoğun olduğu ilk iki günde beklenen bir bulgudur. Yaygın kullanılan ölçütte, beş kuruş büyüklüğünden küçük pıhtılar olağan kabul edilir. Bu boyuttaki parçaların ara sıra görülmesi çoğu kadında karşılaşılan bir durumdur ve tek başına bir hastalığı düşündürmez. Bu ölçüt, kanama miktarının değerlendirilmesinde pratik bir başvuru noktası sağlar.
Pıhtıların rengi de değerlendirmeye katkı sağlar. Koyu kırmızı ya da kahverengiye çalan renk, kanın vücut içinde bir süre beklediğini gösterir ve tek başına sorun belirtisi değildir. Parlak kırmızı renkli iri pıhtılar ise kanamanın o an yoğun olduğunu ve kanın hızla atıldığını düşündürür. Rengin tek başına değil, miktar ve süreyle birlikte yorumlanması gerekir.
Belirleyici olan, pıhtıların büyüklüğüyle birlikte sıklığı ve süresidir. Kanama boyunca sürekli iri pıhtı gelmesi, olağan sınırların dışına çıkan bir tabloyu gösterebilir. Kişinin kendi alışkın olduğu düzenden belirgin biçimde ayrılan bir değişiklik de dikkate alınır. Yıllardır pıhtı görmeyen bir kadında bu bulgunun ortaya çıkması ve birkaç döngü sürmesi değerlendirilmeye değer bir durumdur.
Pıhtılı Kanama Hangi Hastalıkların Belirtisi Olabilir?
Büyük ve her ay tekrarlayan pıhtıların ardında çoğunlukla rahmin yapısındaki bir değişim bulunur. Kas dokusundan gelişen iyi huylu kitleler bu listenin ilk sırasındadır. Söz konusu kitleler boşluğun yüzeyini genişletir, böylece her döngüde atılan doku çoğalır. Aynı zamanda kanamayı sonlandıran sıkışma hareketini engelleyerek kanın rahim içinde beklemesine ve orada pıhtılaşmasına zemin hazırlarlar. Kitle boşluğa doğru uzanıyorsa bu etki daha da öne çıkar.
İç zar üzerinde büyüyen küçük saplı oluşumlar da miktarı yukarı çeken nedenlerdendir; bunlara döngü ortasında beklenmedik lekelenme sıklıkla eşlik eder. Ayrı bir başlık ise iç zar dokusunun rahim kasının derinlerine yerleştiği adenomyozistir. Burada hem kan miktarı hem pıhtı boyutu artar, sancı önceki yıllara göre belirgin biçimde şiddetlenir. Muayenede rahim yumuşak kıvamda, büyümüş ve dokunmayla ağrılı bulunabilir.
Pıhtının büyümesinde belirleyici olan, kanın rahim boşluğunda ne kadar beklediğidir. Kanama hızı, çözücü enzimlerin yetişebileceği düzeyi aştığında parçalar bütün hâlde dışarı çıkar. Rahim iç zarının kalınlaşarak biriktiği tablolarda, iç boşluğa bakan bir myomun yüzeyi genişlettiği durumlarda ve rahmin kasılma gücünün zayıfladığı hâllerde bu bekleme uzar. Uzun süre yatarak geçirilen gecelerin ardından sabah daha iri parçalar görülmesi de aynı mekanizmayla açıklanabilir.
Pıhtı ile Birlikte Görülen Şikâyetler Nelerdir?
Pıhtılı kanamaya en sık eşlik eden şikâyet adet ağrısıdır. Rahim, pıhtıyı dışarı atabilmek için daha güçlü kasılır ve bu kasılmalar kramp biçiminde ağrı olarak hissedilir. Ağrının kanamanın yoğun olduğu günlerde belirginleşmesi beklenen bir seyirdir. Ağrının pıhtı atıldıktan sonra kısa süreliğine hafiflemesi de bu mekanizmayla açıklanır.
Kan kaybının artmasıyla birlikte halsizlik ve çabuk yorulma ortaya çıkabilir. Merdiven çıkarken nefes darlığı hissedilmesi, baş dönmesi, çarpıntı ve ciltte solukluk kansızlık yönünden dikkate alınan bulgulardır. Bu şikâyetler yavaş yerleştiği için çoğu zaman yorgunluğa ya da yoğun tempoya bağlanarak göz ardı edilir. Oysa süregelen yoğun kanamada bu bulgular ayrıca değerlendirilmelidir.
Bazı kadınlarda bel ve kasık bölgesine yayılan ağrı, bulantı ya da bağırsak alışkanlığında değişiklik görülebilir. Ateşin eşlik etmesi ya da kanamanın kötü kokulu olması farklı bir durumu düşündürür ve ayrıca ele alınır. Şikâyetlerin ne zamandır sürdüğü, hangi günlerde belirginleştiği ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği tabloyu yorumlamada belirleyici bilgilerdir.
Pıhtılı Kanamada Hangi İncelemeler Yapılabilir?
Görüşmede en çok üzerinde durulan nokta pıhtının kendisidir. Boyutunun bezelye kadar mı yoksa avuç içini kaplayacak kadar mı olduğu, hangi günlerde çıktığı, kaç aydır tekrarladığı ve beraberinde şiddetli sancı bulunup bulunmadığı sorulur. Kan sulandırıcı ilaç kullanımı, rahim içi araç varlığı ve yakın akrabalarda diş çekimi sonrası uzun süren kanama öyküsü de kaydedilir. Üreme çağındaki kişilerde gebelik ihtimali daha ilk adımda devre dışı bırakılır.
Kan tetkiklerinde tam kan sayımı ve demir depolarını gösteren ferritin düzeyi öncelikli olarak istenir. Tiroid hormonları değerlendirmeye eklenebilir, çünkü tiroid işlev bozukluğu kanama miktarını etkileyebilen nedenlerdendir. İlk adetten itibaren yoğun kanaması olan genç kadınlarda pıhtılaşma testleri gündeme gelebilir. Bu testler kalıtsal bir kanama eğiliminin bulunup bulunmadığını araştırmak amacıyla istenir.
Görüntüleme aşamasında ses dalgalarıyla çalışan inceleme öne çıkar. Rahmin ölçüleri, kas tabakasındaki kitleler, boşluğa çıkıntı yapan oluşumlar ve iç zarın o günkü kalınlığı bu yolla saptanır. Boşluğun içi yeterince net görülemediğinde içeriye sıvı verilerek çekilen görüntüler ya da ışıklı bir cihazla doğrudan bakılan inceleme tercih edilir. Yaşa ve risk durumuna göre iç zardan alınan doku örneği de bu zincire eklenebilir.
Pıhtılı Adet Kanaması Ne Zaman İleri Değerlendirme Gerektirir?
Beş kuruş büyüklüğünden iri pıhtıların düzenli olarak görülmesi, değerlendirme gerektiren bir bulgudur. Bu durumun tek bir döngüyle sınırlı kalmayıp art arda birkaç döngüde tekrarlaması ayrıca önem taşır. Tek seferlik bir pıhtı görülmesi ise çoğu zaman o döngüde kanamanın yoğun olmasıyla açıklanabilir.
Pedin iki saatten kısa aralıklarla değiştirilmesini gerektiren yoğunluk, gece ped değiştirmek için uyanmak zorunda kalmak ve kanamanın yedi günü aşması ileri inceleme başlıklarıdır. Kanamanın günlük yaşamı aksatması, işe ya da okula gidilememesi de tablonun ağırlığını gösterir. Bu ölçütler birlikte değerlendirildiğinde daha anlamlı bir tablo ortaya çıkar.
Halsizlik, baş dönmesi ve çarpıntı gibi şikâyetlerin eklenmesi kansızlık açısından değerlendirmeyi gerektirir. Kişinin kendi olağan düzeninde birkaç ay süren belirgin bir değişiklik fark etmesi de başvuru için geçerli bir gerekçedir. Menopoza girildikten sonra ortaya çıkan her kanama, miktarı ne olursa olsun ayrıca ele alınır. Gebelik olasılığı bulunan kişilerde pıhtı ve ağrının birlikte görülmesi vakit geçirmeden değerlendirmeyi gerektiren bir durumdur.