Ani ve engellenemeyen idrar sıkışması, sık idrara çıkma ve buna eşlik eden kaçırma şikâyeti bulunan kadınlarda ilk aşamada davranışsal yöntemler ve ağızdan alınan ilaç tedavileri uygulanır. Bu yaklaşımlardan yeterli sonuç alınamayan durumlarda mesane duvarına yapılan botulinum toksin enjeksiyonu değerlendirilebilir. Aşağıda bu uygulamanın hangi koşullarda gündeme geldiği, nasıl yapıldığı ve sonrasında nelerin izlendiği genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Mesaneye Botoks Uygulaması Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Bu uygulama, aşırı aktif mesane tanısı konulmuş ve ilk basamak yaklaşımlardan yeterli yarar görmemiş kişilerde değerlendirilir. İlk basamak, mesane eğitimini, sıvı düzeninin düzenlenmesini, pelvik taban kas çalışmalarını ve genellikle birkaç aylık ilaç kullanımını kapsar. Bu sürecin tamamlanmış olması, karar aşamasında aranan ölçütlerden biridir.
Ağızdan alınan ilaçların yan etkileri nedeniyle sürdürülemediği durumlar da bu uygulamanın gündeme geldiği koşullar arasındadır. Ağız kuruluğu, kabızlık, bulanık görme ve zihinsel bulanıklık gibi etkiler özellikle ileri yaştaki kişilerde tedavinin bırakılmasına yol açabilir. Böyle durumlarda mesaneye doğrudan yapılan bir uygulama, vücut genelinde ortaya çıkan etkileri sınırlaması açısından tercih edilebilir.
Sinir sistemini ilgilendiren bazı hastalıklara bağlı olarak gelişen mesane aşırı aktivitesi de bu yöntemin değerlendirildiği bir başka durumdur. Karar verilirken kişinin mesanesini yeterince boşaltabiliyor olması, sonda kullanmayı gerektirebilecek bir tabloyu kabul edip edemeyeceği ve genel sağlık durumu birlikte gözden geçirilir. Uygunluk değerlendirmesi hekim tarafından yapılır.
Uygulama Nasıl Yapılır?
İşlem, idrar kanalından ilerletilen ince bir kamera sistemi aracılığıyla gerçekleştirilir. Mesane içi görüntülenirken, uçları çok ince olan bir iğne yardımıyla mesane duvarının çeşitli noktalarına küçük miktarlarda ilaç enjekte edilir. Enjeksiyon sayısı ve ilacın dağıtılacağı bölgeler, mesanenin yapısına göre belirlenir. Mesane üçgeni olarak bilinen bölge çoğu uygulamada dışarıda bırakılır.
Uygulama genellikle bölgesel uyuşturma altında poliklinik koşullarında yapılabilir. Bu amaçla mesane içine bir süre bekletilen uyuşturucu etkili sıvı kullanılır. Kişinin kaygı düzeyi yüksekse ya da ek bir işlem planlanıyorsa hafif sedasyon veya genel anestezi tercih edilebilir. İşlemin kendisi çoğunlukla on beş ila yirmi dakika arasında tamamlanır.
Kullanılan madde, kas kasılmasını sağlayan sinir iletisini geçici olarak engelleyen bir protein yapısındadır. Mesane duvarındaki kasa verildiğinde bu kasın istemsiz kasılmalarını azaltır. Böylece mesanenin dolum sırasında gösterdiği ani kasılmalar hafifler ve depolama kapasitesi artar. Etki geçici olduğu için uygulama belirli aralıklarla tekrarlanabilir.
İşlem Öncesinde Hangi Hazırlıklar Gerekir?
Uygulama mesane duvarına çok sayıda küçük iğneyle yapıldığından, o sırada idrarda bir iltihabın bulunmaması önem taşır. Bu nedenle önce idrar incelenir, gerekirse kültürle desteklenir ve iltihap saptanırsa işlem tedavinin tamamlanmasına dek ertelenir. İkinci hazırlık adımı, kadın tuvaletini yaptıktan sonra mesanede ne kadar idrar kaldığının ultrasonla ölçülmesidir. Bu sayı, boşaltma gücünün yeterli olup olmadığını gösterir ve uygulamadan sonraki ölçümlerin karşılaştırılacağı başlangıç noktası olur.
Kullanılan ilaçlar gözden geçirilir. Kan sulandırıcı etkili ilaç kullanan kişilerde bu tedavinin nasıl düzenleneceği ayrıca planlanır. Kas gücünü etkileyen bazı hastalıkların bulunması, belirli antibiyotik gruplarının kullanılıyor olması ve gebelik durumu sorgulanan başlıklar arasındadır. Emzirme dönemi de değerlendirmeye katılır.
Kişinin işlem sonrasında mesanesini boşaltamama olasılığı ve gerekirse geçici olarak temiz aralıklı kateterizasyon yapması gerekebileceği önceden anlatılır. Bu tekniğin kişi tarafından öğrenilebilir olması, karar aşamasında dikkate alınan bir unsurdur. İşlem günü için hafif bir öğün ve makul bir mesane doluluğu genellikle yeterlidir; ayrıntılı hazırlık talimatları uygulamayı planlayan hekim tarafından verilir.
Etkisi Ne Zaman Başlar, Ne Kadar Sürer?
Enjekte edilen maddenin işleyişi, kas ile sinir ucu arasındaki iletiyi kademeli olarak azaltmaya dayanır; bu nedenle iğnenin yapıldığı gün bir değişiklik beklenmez. Sıkışma ataklarının seyreldiğini fark etmek çoğu kadında birkaç günü, kimi zaman iki haftayı bulur. Mesane duvarının tümünde iletinin yatışması ve durumun oturması için iki ila dört haftalık bir süre geçmesi gerekebilir. Bu yüzden ilk günlerde tabloda bir farklılık görülmemesi, uygulamanın karşılık vermediği biçiminde okunmamalıdır.
Sağlanan etkinin süresi kişiden kişiye değişir. Çoğunlukla altı ila dokuz ay arasında bir süreden söz edilir; bazı kişilerde bu süre daha kısa, bazılarında daha uzun olabilir. Sürenin sonuna doğru sıkışma hissi ve kaçırma şikâyetleri kademeli olarak geri döner. Bu geri dönüş ani değil, yavaş yavaş belirginleşen bir seyir izler.
Sonucun nasıl okunacağı da baştan konuşulur. Beklenen tablo, ani ve bastırılamaz sıkışma duygusunun eskisi kadar zorlayıcı olmaması, tuvalete yetişmek için koşma gereğinin ortadan kalkması ve kaçırılan atak sayısının düşmesidir. Bu ayrıntılar hafızaya bırakıldığında karşılaştırma güçleşir; bu yüzden uygulamadan önce ve sonra birkaç günlük tuvalet kaydı tutulması istenir. Etkinin zamanla azalması durumunda yeni bir uygulamanın ne zaman gerekeceği de büyük ölçüde bu kayıtlara bakılarak belirlenir.
Hangi Yan Etkiler Görülebilir?
Bildirilen istenmeyen etkiler arasında ilk sırayı mikrop kapma alır. Uygulama esnasında torbaya cihaz sokulması, ardından boşaltmanın bir ölçüde güçleşmesi bu ihtimali besler. Batma hissi, tuvalete çıkma sıklığında artış ve idrarın berraklığını yitirmesi görülürse laboratuvar incelemesi yapılır. Uygulamayı izleyen haftalarda bu bulguların gözden geçirilmesi bu yüzden söylenir.
İkinci sırada gelen durum, mesanenin yeterince boşalamamasıdır. İlacın kas üzerindeki gevşetici etkisi, bazı kişilerde boşaltma gücünü beklenenden fazla azaltabilir. İdrar yaparken zorlanma, idrar akımının zayıflaması ve boşaltma sonrası dolgunluk hissi bu tabloyu düşündürür. Böyle durumlarda idrar sonrası kalan miktar ölçülür ve gerekirse geçici bir süre temiz aralıklı kateterizasyon uygulanır.
İşlem sırasında ve sonrasında idrarda geçici kanama görülebilir; bu genellikle kısa sürede geriler. Enjeksiyon bölgesinde ağrı ve alt karında rahatsızlık hissi bildirilen diğer durumlardır. Kullanılan maddenin uygulama bölgesinin dışına yayılmasına bağlı olarak geçici kas güçsüzlüğü bildirilmiştir; nadir görülen bu tablo, kas hastalığı bulunanlarda daha dikkatli değerlendirme yapılmasının nedenidir. Karar verilirken beklenen yarar ile bu olasılıklar birlikte konuşulur.
İşlem Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?
Uygulama kısa sürdüğü ve kesi gerektirmediği için kadın çoğunlukla birkaç saat gözlendikten sonra evine döner. Taburculuk öncesinde kendiliğinden idrar yapabildiğinin görülmesi beklenir; iğneler mesane duvarına yapıldığından bu adım atlanmaz. İlk gün ağır bir iş yapılmaması ve yük kaldırılmaması istenir. Sıvı alımının bol tutulması, iğne yerlerinin bulunduğu mesane yüzeyinin sürekli yıkanmasını sağlar ve iltihap gelişme olasılığını azaltabilir. İdrarda birkaç gün pembe bir renk görülmesi beklenen bir seyirdir.
İdrar yapma düzeninin izlenmesi bu dönemde önem taşır. İdrar akımının belirgin biçimde zayıflaması, boşaltmanın uzaması ya da mesanenin tam boşalmadığı hissi ortaya çıkarsa hekime bilgi verilmesi gerekir. Bazı merkezlerde işlemden iki ila dört hafta sonra idrar sonrası kalan miktar ölçülerek bir kontrol yapılır.
Cinsel ilişkiye ve havuz, deniz gibi ortamlara ne zaman dönüleceği uygulamayı yapan hekim tarafından belirlenir; genellikle kısa bir ara önerilir. Mesane günlüğünün birkaç gün boyunca tutulması, sağlanan değişikliğin ölçülebilmesini kolaylaştırır. Pelvik taban egzersizleri ve sıvı düzenine ilişkin alışkanlıkların sürdürülmesi, elde edilen kazanımın korunmasına katkı sağlar.
Uygulama Tekrarlanır mı?
Etkinin geçici olması nedeniyle uygulama, şikâyetler geri döndüğünde tekrarlanabilir. Tekrar zamanı takvime göre değil, kişinin şikâyetlerinin yeniden belirginleşmesine göre belirlenir. Genellikle iki uygulama arasında belirli bir asgari sürenin geçmesi beklenir; bu süre uygulamayı yapan hekim tarafından değerlendirilir.
Tekrarlanan uygulamalarda elde edilen yanıtın benzer düzeyde kalması beklenir. Bazı kişilerde zaman içinde etki süresinin kısaldığı ya da sağlanan değişikliğin azaldığı bildirilmiştir. Böyle durumlarda tablonun yeniden değerlendirilmesi, eşlik eden başka bir sorunun bulunup bulunmadığının araştırılması gündeme gelir.
Tekrar kararı verilirken önceki uygulamada yaşanan yan etkiler de gözden geçirilir. Boşaltma güçlüğü nedeniyle uzun süre sonda kullanmak zorunda kalınmışsa, uygulanan miktarın yeniden değerlendirilmesi ya da farklı bir yaklaşımın gündeme gelmesi söz konusu olabilir. Sinir uyarımı temelli yöntemler bu noktada değerlendirilen seçenekler arasındadır. Hangi yolun izleneceği, muayene bulguları ve kişinin beklentileri göz önünde bulundurularak hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Uygulamanın ardından hiç işeyememek ya da torbada belirgin doluluk duyulmasına karşın çok az idrar gelmesi, zaman yitirmeden hekime görünmeyi gerektirir. Bunun altında torbanın kendini boşaltamaması yatabilir ve incelenmesi gerekir. Kasık üstünde giderek şiddetlenen sızı da aynı çerçevede karşılanır.
Vücut sıcaklığında yükselme, üşüme nöbeti, işeme sırasında batma hissi ve idrarın berraklığını yitirmesi mikrop kapma olasılığını akla getirir. Böyle bir tablo belirdiğinde laboratuvar incelemesi yapılır. Kanamanın birkaç günü aşarak sürmesi de hekime görünmeyi gerektiren başlıklardandır.
Kollarda ya da bacaklarda güçsüzlük, yutma güçlüğü, konuşmada bozulma ve nefes almada zorlanma gibi belirtiler nadir görülmekle birlikte gecikmeden değerlendirme gerektirir. Uygulamadan birkaç hafta geçmesine karşın şikâyetlerde hiçbir değişiklik olmaması ya da şikâyetlerin beklenenden erken geri dönmesi de kontrol için geçerli bir gerekçedir.