Kalın bağırsağın son bölümü ile vajina arasındaki destek dokusunun zayıflaması, bağırsağın vajina arka duvarına doğru kabarmasına yol açabilir. Bu tabloya rektosel adı verilir. Doğum sayısı, yaş, kronik kabızlık ve bağ dokusunun yapısal özelliği tablonun ortaya çıkmasında rol oynar. Şikâyetler günlük yaşamı zorlaştırdığında cerrahi onarım değerlendirilebilir. Aşağıda bu girişimin hangi durumlarda düşünüldüğü, nasıl uygulandığı ve sonrasındaki sürecin nasıl ilerlediği anlatılmıştır.
Rektosel Cerrahisi Hangi Şikâyetlerde Uygulanır?
Muayenede saptanan her rektosel cerrahi gerektirmez. Kadınların bir bölümünde hafif düzeydeki kabarıklık herhangi bir şikâyete yol açmaz ve izlem yeterli olur. Cerrahi kararı, şikâyetlerin varlığı ve şiddetiyle yakından ilişkilidir.
Kalın bağırsağın son bölümü vajinaya doğru bir cep oluşturduğunda dışkı bu cepte birikir ve ıkınma gücü çıkışa değil, cebin genişlemesine harcanır. Bu mekanizma, tuvalette uzun süre kalınmasına ve kalkıldıktan sonra bağırsağın hâlâ dolu olduğu duygusuna yol açar. Bazı kadınlar boşaltmayı tamamlayabilmek için vajina arkasına ya da makatın önündeki alana elle destek verdiklerini anlatır. Böyle bir davranışın gelişmiş olması, cebin cerrahi düşünülecek boyuta ulaştığını gösterebilir.
Vajinada dolgunluk ve baskı hissi, dışarı doğru bir kabarıklığın elle fark edilmesi, gün içinde artan ve akşama doğru belirginleşen rahatsızlık da tabloya eşlik edebilir. Karar verilirken kişinin yaşı, gebelik planı, cinsel yaşamı, genel sağlık durumu ve daha önce denenmiş yöntemlerden alınan yanıt birlikte değerlendirilir. Beslenme düzenlemesi, dışkı yumuşatıcılar ve pelvik taban egzersizleri gibi cerrahi dışı seçenekler çoğu zaman ilk aşamada ele alınır.
Barsak Sarkması Onarımı Nasıl Yapılır?
İşlem genel anestezi ya da belden uygulanan bölgesel anestezi altında yapılabilir. Seçim; kişinin genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıklar ve planlanan girişimin kapsamı göz önünde bulundurularak anestezi uzmanı tarafından belirlenir. İşlem çoğunlukla kırk beş dakika ile bir saat arasında sürer; ek girişimler eklendiğinde bu süre uzayabilir. Ameliyat sonunda idrar sondası takılır.
Girişimde karın duvarına dokunulmaz; tüm çalışma vajina içinden yürütülür. Arka duvarı kaplayan mukoza orta hattan boylamasına açılır ve hemen altındaki bağ dokusu katmanı serbestleştirilir. Kalın barsağın son bölümü ile vajinayı birbirinden ayıran bu perde, uzun süreli zorlanma sonucu esnemiş ya da yan bağlantı noktalarından kopmuş durumda bulunabilir.
Yanlara doğru açılmış olan bağ dokusu kenarları bulunur ve orta hatta getirilerek üst üste getirilecek biçimde dikilir. Bu katlama, kalın barsağın son bölümünün vajina boşluğuna doğru bombeleşmesini engelleyen bir set oluşturur. Gerektiğinde gevşemiş örtü dokusunun bir kısmı çıkarılır. Kapatmada kullanılan malzeme dokuda kendiliğinden çözünen türdendir, bu nedenle dikiş alma işlemi yapılmaz.
Bazı durumlarda onarıma perine bölgesindeki kas desteğinin yeniden yapılandırılması eşlik eder. Yırtığın belirli bir noktada olduğu tespit edildiğinde, onarım doğrudan o bölgeye yönlendirilebilir. Ön duvar sarkması ya da vajina kubbesinin sarkması eşlik ediyorsa bu bölgelere yönelik girişimler aynı seansta planlanabilir.
Ameliyat Öncesinde Bağırsak Hazırlığı Gerekir mi?
Bağırsak hazırlığının gerekip gerekmediği planlanan girişimin kapsamına ve cerrahın tercihine göre değişir. Bazı merkezlerde ameliyat öncesi akşam hafif bir lavman ya da dışkı yumuşatıcı uygulanır; bu yaklaşım ilk günlerdeki dışkılamayı kolaylaştırmayı amaçlar.
Geniş kapsamlı bağırsak temizliği çoğu arka duvar onarımında rutin olarak istenmez. Bunun yerine ameliyattan birkaç gün önce lifli beslenmenin artırılması ve yeterli sıvı alınması önerilebilir. Amaç, ameliyat sonrasında ıkınmayı gerektirmeyen yumuşak bir dışkılama düzeni sağlamaktır.
Hazırlığın geri kalanı standart bir cerrahi öncesi düzenle ilerler. Kan sayımı ve pıhtılaşma testleriyle birlikte idrar incelemesi yapılır; idrarda bulgu varsa kültürle desteklenir, çünkü onarım hattı idrar yoluna komşudur. Anestezi hekimi eşlik eden hastalıkları ve kullanılan ilaçları gözden geçirir. Pıhtı önleyici bir ilaç varsa kesilme günü belirlenir. Sigaranın bırakılması, dikiş hattının beslenmesini iyileştirdiği için istenir. Ameliyat sabahına kadar sürecek açlık süresi ayrıca bildirilir.
Ameliyat Sonrası İlk Günler Nasıl Geçer?
Yatış çoğu kez bir geceyle sınırlı kalır, kimi durumlarda ikinci güne uzayabilir. Anesteziden sonraki ilk dönemde mesaneyi boşaltmak amacıyla ince bir kateter yerleştirilmiş olabilir; bu kateter genellikle ilk kontrolde alınır. Kateter çıkarıldıktan sonra kişinin kendi başına idrarını boşaltabildiği doğrulanır ve gerekirse mesanede kalan idrar miktarına bakılır.
İlk günlerde onarım bölgesindeki ödem nedeniyle vajinada dolu bir şeyin durduğu duygusu ve sert zeminde oturmakta zorlanma görülebilir. Bu ödemin azalmasıyla şikâyet de geriler. Hekimin yazdığı ağrı kesiciler zonklamayı katlanılabilir düzeye indirir. İlk günlerde bölgeye ince bir bezle sarılmış soğuk uygulanması ödemi sınırlayabilir. Aynı pozisyonda uzun süre kalmaktan kaçınmak, gün içinde kısa aralıklarla ayağa kalkmak ve oturarak geçirilen zamanda ortası boşluklu bir yastık kullanmak bölgeye binen baskıyı azaltır.
Az miktarda lekelenme tarzında kanama beklenen bir bulgudur ve birkaç hafta sürebilir. Bu dönemde ped kullanılması, tampon kullanılmaması istenir. Bölgenin temiz ve kuru tutulması, tuvalet sonrası önden arkaya doğru temizlik yapılması önerilir. Kısa yürüyüşlere erken dönemde başlanır; hareketsizlik damar tıkanıklığı riskini artırır.
İyileşme Ne Kadar Sürer?
İyileşmenin hızını etkileyen etkenler arasında kişinin yaşı, beslenme düzeni, sigara kullanımı ve şeker hastalığı gibi doku onarımını yavaşlatabilen durumlar sayılabilir. Bu etkenlerin denetim altında tutulması süreci kolaylaştırır. Uygulanan girişimin kapsamı da belirleyicidir; tek bölgeye yönelik bir onarımdan sonraki toparlanma, birden çok bölgenin aynı seansta onarıldığı durumlara göre daha kısa sürebilir.
Yüzeydeki dikişlerin iyileşmesi birkaç hafta sürerken, derin dokuların tam olarak sağlamlaşması daha uzun bir zaman ister. Bu nedenle kısıtlamalar genellikle altı hafta boyunca sürdürülür.
Ağır kaldırma, zorlanma ve karın içi basıncını artıran hareketlerden bu süre boyunca kaçınılması istenir. Masa başı bir işe iki ya da üç hafta içinde dönülebilirken, bedensel güç gerektiren işler için daha uzun bir süre gerekir. Araç kullanımı, ağrının ilaç gerektirmeyecek düzeye inmesiyle birlikte değerlendirilir.
Dışkılama düzeninin oturması bazı kadınlarda birkaç ay alabilir. İlk dönemde dışkılama sırasında rahatsızlık hissedilmesi olağandır. Ameliyattan beklenen düzelme, dokuların yerleşmesiyle birlikte zaman içinde daha belirgin hale gelir. Kontrol muayeneleri bu sürecin izlenmesini sağlar.
Kabızlık Ameliyat Sonucunu Etkiler mi?
Kabızlık, arka duvar onarımı sonrasında üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Sert dışkı ve tuvalette sürekli ıkınma, yeni onarılmış dokular üzerinde belirgin bir yük oluşturur. Bu yük, dikişlerin gerilmesine ve zaman içinde desteğin yeniden zayıflamasına katkıda bulunabilir.
Bu nedenle ameliyattan sonra dışkının yumuşak kalması hedeflenir. Lifli beslenme, yeterli sıvı alımı ve hekimin uygun gördüğü dışkı yumuşatıcı desteği bu amaçla önerilir. Tuvalette uzun süre oturmaktan ve zorlamaktan kaçınılması istenir. Ayakların altına küçük bir basamak konularak dizlerin kalça hizasının üzerine çıkarılması, dışkılamayı kolaylaştırabilen basit bir düzenlemedir.
Kabızlığın altında yatan bir neden varsa bunun araştırılması önerilir. Bazı ilaçlar, hareketsiz yaşam, yetersiz sıvı alımı ve bağırsak işlevini etkileyen hastalıklar tabloya katkıda bulunabilir. Kabızlığın uzun dönemde denetim altında tutulması, onarımın kalıcılığı açısından önem taşır.
Cinsel Yaşama Ne Zaman Dönülebilir?
Dikiş hattının sağlamlaşması haftalar aldığı için bu dönemde birliktelikten uzak durulması beklenir. Genel olarak kırk gün ile iki ay arasında bir bekleme söz konusudur. Bu sürenin sonunda yapılan muayenede dokunun kapanma durumu görülür ve izin buna göre verilir.
Aradan geçen sürenin ardından ilk denemelerde bir çekingenlik ve kas gerginliği yaşanması sık görülür. Çoğunlukla birkaç deneme içinde bu his geriler. Nemlendirici jeller bu geçiş döneminde işe yarar. Şikâyet gerilemiyor, hatta artıyorsa dokunun yeniden görülmesi gerekir; kas gevşetmeye yönelik fizyoterapi programları o aşamada gündeme gelebilir.
Rektosel onarımında amaç, bağırsağın vajinaya doğru yaptığı cebi ortadan kaldırmaktır; ancak bunu yaparken doku fazla toplanırsa vajina girişinde bir darlık kalabilir. Böyle bir darlık, iyileşme tamamlandıktan sonra bile birleşmede zorlanma ve yanma duyulmasına yol açabilir. Bu nedenle ne kadar doku yaklaştırılacağı ameliyattan önce konuşulur. Kadının yaşı, cinsel yaşamının etkin olup olmadığı ve ameliyattan beklentisi bu kararın gerçek belirleyicileridir; konunun görüşmede açıkça dile getirilmesi sonucu değiştirir.
Hangi Belirtiler Hekime Başvurmayı Gerektirir?
Rektosel onarımından sonra beklenen sızıntı, günler geçtikçe azalan ve rengi koyulaşan türdendir. Bunun yerine pedin bir saatte dolduğu, iri pıhtıların düştüğü ya da miktarın gün geçtikçe arttığı bir kanama görülüyorsa dikiş hattı yönünden bakılması gerekir. Ateşin otuz sekiz dereceyi aşması, akıntının kokusunun değişmesi ve bölgedeki ağrının azalacağına şiddetlenmesi de aynı gün bildirilmesi gereken bir tablo oluşturur.
İdrar yapamama, idrarda yanma ve sık idrara çıkma şikâyetleri idrar yolu enfeksiyonunu düşündürebilir. Dışkılamanın uzun süre gerçekleşmemesi, karın şişkinliği ve bulantı da başvuru gerektiren durumlar arasındadır. Makattan kanama gelmesi ayrıca değerlendirilmelidir.
Bunlardan ayrı bir başlık damar tıkanıklığıdır: tek baldırda beliren gerginlik ve ısı artışı ile nefes almakta zorlanma, saatler içinde değerlendirilmelidir. Uzun vadede ise farklı bir liste izlenir. Tuvalette ıkınma gereksiniminin hiç azalmadan sürmesi, bağırsağın boşalmadığı duygusunun geri dönmesi, iyileşme bittiği halde birleşme sırasında ağrının geçmemesi ve vajina arkasında sert bir dikiş ucunun ele gelmesi kontrol randevusu gerektirir. Bu başlıkların çoğu poliklinikte çözülebilir.