Vajina girişinin iki yanında bulunan küçük bezlerin kanalı tıkandığında, o bölgede yavaş büyüyen bir şişlik oluşabilir. Bu tablo Bartholin kisti olarak adlandırılır. Kist içine bakteri karıştığında ise ağrılı bir apseye dönüşebilir. Üreme çağındaki kadınlarda karşılaşılan bu durum, çoğu zaman tek taraflıdır. Aşağıda bezin görevi, şişliğin nasıl geliştiği ve hangi durumlarda girişim gerektiği anlatılmıştır.
Bartholin Bezi Ne İş Yapar?
Bartholin bezleri, vajina girişinin sağ ve sol alt kenarında yer alan bezelye büyüklüğünde iki yapıdır. Elle muayenede olağan durumda hissedilmezler. Görevleri, salgıladıkları sıvıyı ince bir kanal aracılığıyla vajina girişine ulaştırmaktır.
Bu salgı, dokunun nemli kalmasına ve cinsel uyarılma sırasında kayganlığın artmasına katkı sağlar. Miktarı azdır; kayganlığın büyük bölümü vajina duvarındaki sızıntıyla oluşur. Bu nedenle bir bezin çıkarılması durumunda belirgin bir kuruluk beklenmez.
Bezin salgısını taşıyan kanal oldukça incedir. Bu incelik, kanalın tıkanmaya yatkın olmasının başlıca nedenidir. Bezin kendisi olağan çalışmayı sürdürse bile, çıkış yolu kapandığında salgı içeride birikir.
Bu bezler ergenlik döneminde etkinleşir ve menopozla birlikte salgı üretimleri azalır. Bu nedenle kist ve apse tablosu en sık üreme çağındaki kadınlarda görülür. Menopoz sonrası dönemde aynı bölgede ortaya çıkan oluşumlar farklı yapıları da düşündürdüğünden ayrı biçimde ele alınır.
Bartholin Kisti Neden Oluşur?
Kanal ağzının tıkanması, salgının dışarı boşalamamasına yol açar. Biriken sıvı kanalı balon gibi genişletir ve elle hissedilen bir şişlik ortaya çıkar. Bu, ele gelen kitlenin temel oluşum düzeneğidir.
Tıkanmanın nedeni her zaman ortaya konamaz. Bölgede geçirilmiş bir enfeksiyon sonrasında oluşan yapışıklık, doğum sırasında bölgede meydana gelen yaralanma ya da kesi, ağda ve tıraş gibi uygulamalara bağlı küçük tahrişler sayılan etkenler arasındadır. Yoğun ve uzun süren sürtünme de kanal ağzında ödem oluşturabilir.
Kist yavaş büyür ve küçük kaldığı sürece yakınma yaratmayabilir. Kişi çoğu zaman onu tesadüfen ya da temizlik sırasında fark eder. Boyut arttığında oturma, yürüme ve cinsel ilişki sırasında rahatsızlık hissedilir. Kırk yaş sınırı burada bir ölçüt olarak kullanılır: bu yaşın üzerinde yeni ortaya çıkan kitlelerde, nadir de olsa farklı yapıların ayırt edilebilmesi için doku örneği alınması önerilir. Kitlenin sert, düzensiz ya da bulunduğu yere yapışık olması bu gerekliliği belirginleştirir.
Kistin boyutu birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilir. Küçük olanların birçoğu hiç fark edilmez ve kendiliğinden gerileyebilir. Boyutun kısa sürede artması ise kanal ağzının tam kapandığını ya da içeriğin enfekte olmaya başladığını düşündürür.
Kist ile Apse Arasındaki Fark Nedir?
Kist, içi berrak ya da bulanık salgıyla dolu bir keseciktir. İçinde iltihap bulunmaz. Elle muayenede yumuşak, hareketli ve genellikle ağrısız bir şişlik olarak hissedilir. Üzerindeki deride kızarıklık görülmez.
Apse ise bu keseciğe bakterilerin yerleşmesi ve içeride irin toplanmasıyla oluşur. Tablo hızla gelişir; birkaç gün içinde şişlik büyür, gerginleşir ve dokunmakla belirgin ağrı verir. Üzerindeki deri kızarır ve ısınır. Oturmak, yürümek, hatta iç çamaşırın teması bile rahatsızlık yaratabilir.
İki tablo arasındaki en pratik ayırt edici bulgu ağrıdır. Ağrısız, uzun süredir var olan şişlik kist lehine; birkaç günde büyüyen, kızarık ve dokunulamayan şişlik apse lehine yorumlanır. Bazı olgularda apse kendiliğinden açılarak boşalır; bu durumda ağrı hızla azalır ancak tablonun tekrarlama olasılığı ortadan kalkmaz.
Belirtileri Nelerdir?
Küçük kistlerde yakınma bulunmayabilir. Boyut büyüdükçe vajina girişinin bir yanında dolgunluk hissi belirir. Kişi oturduğunda ya da bacaklarını hareket ettirdiğinde bu tarafta baskı duyar. Cinsel ilişki sırasında ağrı, şişliğin varlığını düşündüren bulgulardandır.
Apse geliştiğinde yakınmalar belirginleşir. Zonklayıcı nitelikte ağrı, bölgede sıcaklık artışı ve yürümede zorlanma tabloya eşlik eder. Ateş her olguda görülmez; görüldüğünde iltihabın çevre dokuya yayıldığı düşünülür.
Apsenin kendiliğinden açılması durumunda irin biçiminde akıntı görülür ve ağrı belirgin biçimde azalır. Bu boşalma çoğu zaman eksik kalır. Şişliğin küçülüp yeniden büyümesi, kanal ağzının tam açılmadığını gösteren bir seyirdir. Bu nedenle apsenin kendi kendine patlamasını beklemek uygun bulunmaz; bekleme süresince irin çevre dokuya doğru ilerleyebilir ve tablo boşaltmayla çözülecek olmaktan çıkabilir.
Şişliğin boyutu, kişinin gün içinde yaptığı işlere göre farklı algılanabilir. Uzun süre oturarak çalışanlarda ve ayakta duranlarda baskı hissi akşam saatlerinde artar. Bisiklet kullanmak, dar pantolon giymek ve uzun yürüyüş yapmak yakınmayı belirginleştiren durumlardır.
Hangi Durumlarda Girişim Gerekir?
Yakınma yaratmayan, küçük ve uzun süredir boyutu değişmeyen kistlerde işlem yapılmadan izlem seçilebilir. Bu durumda ılık oturma banyoları ve bölgenin rahat bırakılması yeterli olabilir; kistlerin bir bölümü kendiliğinden boşalır.
Girişim kararını belirleyen başlıca ölçüt yakınmadır. Oturma ve yürümeyi kısıtlayan boyut, cinsel ilişkiyi engelleyen ağrı ve hızla büyüyen şişlik işlem gerekçesidir. Apse geliştiğinde ise beklemek uygun bulunmaz; irinin boşaltılması yakınmayı hızla hafifletir.
Tekrarlayan olgularda yaklaşım değişir. Aynı taraftaki şişlik kısa aralıklarla yineliyorsa, yalnızca boşaltmakla yetinilmez; kanalın kalıcı olarak açık kalmasını sağlayan yöntemler gündeme gelir. Kırk yaşın üzerinde ortaya çıkan sert kitlelerde ise girişim sırasında doku örneği alınması istenir.
Gebelik döneminde girişim kararı ayrıca değerlendirilir. Ağrılı bir apse söz konusu olduğunda boşaltma işlemi bu dönemde de yapılabilir; kullanılacak uyuşturucu madde ve antibiyotik gebelik haftası göz önünde bulundurularak seçilir. Yakınma yaratmayan kistlerde ise doğum sonrasına ertelenmesi düşünülebilir.
Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
En basit uygulama, bölgesel uyuşturma altında yapılan kesi ve boşaltma işlemidir. İrin dışarı alınır, boşluk temizlenir. Bu yöntem ağrıyı hızla azaltır ancak kanal ağzı yeniden kapanabildiği için yineleme olasılığı yüksektir.
Kanalın açık kalmasını sağlamak amacıyla iki temel yöntem kullanılır. Birincisinde kese duvarı kesi kenarlarına dikilerek kalıcı bir ağız oluşturulur; bu işlem marsupiyalizasyon adıyla anılır. İkincisinde boşluğa ucu balonlu ince bir kateter yerleştirilir ve birkaç hafta bırakılarak yeni bir kanal ağzının oluşması beklenir. İltihabın çevre dokuya yayıldığı olgularda antibiyotik eklenir.
Bu girişimlerin kendine özgü olası sorunları bulunur. İşlem sonrasında kanama, bölgede ağrı, iltihabın yinelemesi ve iyileşme sırasında oluşan doku sertliği bildirilen durumlardır. Kateter uygulamasında aracın erken düşmesi işlemin yinelenmesini gerektirebilir. Sık tekrarlayan ve diğer yöntemlerin yeterli olmadığı olgularda bezin tümüyle çıkarılması düşünülebilir; bu işlemde kanama ve iyileşme sonrası ağrı olasılığı daha belirgindir. Yöntem seçimi, tablonun tipi ve önceki girişimler değerlendirilerek hekim tarafından yapılır.
Tekrarlama Olasılığı Var mıdır?
Yineleme bu tabloda göz ardı edilmeyen bir olasılıktır. Yalnızca boşaltma yapılan olgularda oran daha yüksektir; kanal ağzının kalıcı açık tutulmasını sağlayan yöntemlerde belirgin biçimde azalır. Yine de hiçbir yöntem yinelemeyi tümüyle ortadan kaldırmaz.
Tekrar çoğunlukla aynı tarafta görülür. Karşı tarafta yeni bir kist gelişmesi de olanaklıdır. İki tarafın aynı anda etkilenmesi seyrek karşılaşılan bir durumdur.
Yineleme olasılığını azaltmak için bölgeye yönelik tahriş edici uygulamalardan kaçınılması önerilir. Bölgede ağda ve tıraş uygulamalarının dikkatli yapılması, dar giysilerin uzun süre kullanılmaması ve enfeksiyon belirtilerinin geciktirilmeden değerlendirilmesi yararlı görülür.
Yineleme durumunda önceki girişimin türü, karar sürecinde belirleyici olur. Yalnızca boşaltma yapılmış bir kişide bu kez kalıcı ağız oluşturan bir yöntem düşünülebilir. Bu nedenle daha önce uygulanan işlemlerin hekime aktarılması, planın doğru kurulmasına katkı sağlar.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Vajina girişinde yeni fark edilen bir şişlik, ağrısız olsa bile değerlendirilmelidir. Boyutun kısa sürede artması, şişliğin sertleşmesi ya da hareketsiz hale gelmesi başvuru gerektiren bulgulardır.
Bölgede zonklayan ağrı, kızarıklık ve sıcaklık artışı apse gelişimini düşündürür. Bu tabloda oturmanın güçleşmesi ve yürümede zorlanma sıkça görülür. Ateşin eşlik etmesi, iltihabın çevre dokuya yayıldığına işaret edebileceğinden gecikmeden başvuru uygun olur. Kızarıklığın şişliğin sınırlarını aşıp kasığa ya da uyluğa doğru genişlemesi, titreme ve üşüme nöbeti, ağrının görünen tabloyla orantısız biçimde şiddetlenmesi, derinin morarması ya da üzerinde kabarcık belirmesi ve idrarını yapamama aynı gün değerlendirme gerektiren bulgulardır. Şeker hastalığı bulunan ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde bu ilerleme daha hızlı olabildiğinden başvuru ayrıca öne alınır.
Şişliğin kendiliğinden açılıp akıntı vermesi durumunda da değerlendirme gerekir; boşalma çoğu zaman eksik kalır. Kistin ya da apsenin evde iğneyle delinmeye, sıkılarak boşaltılmaya ya da patlaması beklenerek geçiştirilmeye çalışılması uygun değildir; bu yaklaşımlar iltihabın derin dokuya yayılmasına yol açabilir. Menopoz sonrası dönemde bu bölgede ortaya çıkan sert kitleler ayrıca incelenmelidir.