randevu@drelifcetindag.com
Hastalıklar

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Nelerdir, Nasıl Korunulur?

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların hangileri olduğu, bulaşma yolları, kadınlarda görülen belirtiler, tanı testleri ve korunma yöntemleri üzerine bilgilendirme.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, farklı mikroorganizmaların yol açtığı geniş bir grubu kapsar. Bu tabloların bir bölümü belirgin şikâyet yaratırken, önemli bir kısmı sessiz seyredebilir. Belirtisiz seyir, tanının gecikmesine ve enfeksiyonun farkında olmadan aktarılmasına yol açabilir. Erken dönemde saptanan enfeksiyonlarda yaklaşım daha kolay planlanır. Aşağıda bu hastalıkların hangileri olduğu, nasıl bulaştığı ve korunma yolları genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Hangileridir?

Bu grup, bakteri kaynaklı enfeksiyonlarla başlar. Klamidya, bel soğukluğu (gonore) ve frengi (sifiliz) en sık bilinen bakteriyel tablolardır. Bu enfeksiyonlar uygun yaklaşımla ortadan kaldırılabilir nitelikte kabul edilir. Ancak fark edilmediklerinde üreme organlarına yayılabilir. Bu nedenle erken tanı önem taşır.

Virüs kaynaklı tablolar ikinci büyük grubu oluşturur. HPV (insan papilloma virüsü), genital uçuk etkeni olan herpes virüsü, hepatit B ve HIV bu grupta yer alır. Virüs kaynaklı enfeksiyonların bir bölümü vücutta uzun süre kalabilir. Bu tablolarda yaklaşım genellikle belirtilerin denetlenmesine ve izleme yöneliktir. Bir kısmı için aşı ile korunma söz konusudur.

Parazit kaynaklı tablolar arasında trikomonas enfeksiyonu sayılır. Bu enfeksiyon kadınlarda köpüklü ve kokulu akıntıya yol açabilir. Bit ve uyuz gibi dış parazitler de yakın temasla aktarılabilir. Bu tablolar görece kolay saptanır. Belirtileri çoğu zaman kişinin dikkatini çeker.

Bazı enfeksiyonlar aynı anda birden fazla kişide bulunabilir ve birlikte görülebilir. Örneğin klamidya ile bel soğukluğunun bir arada saptanması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle bir enfeksiyon saptandığında diğerlerine yönelik test de istenebilir. Bu yaklaşım eksik tanının önüne geçmeyi amaçlar. Hangi testlerin isteneceği öyküye göre belirlenir.

Bulaşma Nasıl Gerçekleşir?

Bulaşın temel yolu, enfeksiyon taşıyan bir kişiyle korunmasız cinsel temastır. Vajinal, anal ve oral temaslar bu kapsamda değerlendirilir. Etken, temas eden mukoza yüzeylerine geçerek yerleşir. Bazı etkenler için deri teması da yeterli olabilir. Örneğin siğil ve uçuk etkenleri, temas eden deri bölgeleri arasında aktarılabilir.

Bulaş için boşalmanın gerçekleşmiş olması gerekmez. Bu nedenle kısa süreli temaslar da bulaş açısından değerlendirilir. Etkenlerin bulaşma etkinliği birbirinden farklıdır. Bazıları tek bir temasla aktarılabilirken, bazıları için tekrarlayan temas gerekebilir. Bu farklılık riskin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulur.

Kan yoluyla bulaş da bazı etkenler için söz konusudur. Hepatit B ve HIV, kan ve kan ürünleri aracılığıyla aktarılabilir. Ortak kullanılan iğne ve kesici aletler bu açıdan değerlendirilir. Bu yol, cinsel temas dışında da bulaşın gerçekleşebileceğini gösterir. Riskin kapsamı etkene göre değişir.

Anneden bebeğe geçiş, bir başka bulaş yoludur. Bazı etkenler gebelik sırasında plasenta yoluyla, bazıları doğum sırasında bebeğe aktarılabilir. Emzirme yoluyla geçiş de bazı etkenler için değerlendirilir. Bu nedenle gebelik izleminde belirli taramalar yapılır. Erken saptama, bebeğe geçişi azaltmaya yönelik yaklaşımların planlanmasına olanak tanır.

Kadınlarda Hangi Belirtiler Görülür?

En sık bildirilen şikâyet akıntı değişikliğidir. Akıntının miktarı artabilir, rengi sarımsı, yeşilimsi ya da grimsi bir tona kayabilir. Kokusunda belirginleşme olabilir. Akıntının niteliği etkene göre farklılık gösterebilir, ancak görünüm tek başına tanı koydurmaz. Bu nedenle inceleme gerekir.

Bazı etkenler idrarın dışarı taşındığı kanalın iç yüzeyini de tutar ve buradaki iltihap işeme anında batma biçiminde yansır. Mesane boşken bile tuvalete gitme isteğinin sürmesi tabloya eklenebilir. Kadın bunu alışılmış bir mesane iltihabı sanarak eczaneden destek alabilir; kısa süreli rahatlama yanıltıcı olur. Verilen desteğe karşın haftalar içinde yinelenen bir yakınma varsa, örnek alınarak cinsel yolla geçen etkenlerin de araştırılması gündeme gelir.

Genital bölgede yara, kabarcık ya da siğil benzeri oluşumlar görülebilir. Frengide ağrısız bir yara, uçukta ise ağrılı kabarcık grupları tarif edilir. HPV enfeksiyonunda et benzeri renkte kabarıklıklar ortaya çıkabilir. Bu oluşumların görünümü birbirinden farklıdır. Ayrım muayene ile yapılır.

Karın alt bölgesinde ağrı, ilişki sırasında ağrı ve adet dışı kanama, enfeksiyonun üreme organlarının üst bölümüne ilerlemiş olabileceğini düşündürür. Bu tabloya ateş ve halsizlik eşlik edebilir. Bazı enfeksiyonlarda döküntü, eklem ağrısı ve lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Bu bulgular vücudun genelini ilgilendiren yayılımı gösterebilir. Değerlendirme kapsamı bu durumlarda genişletilir.

Neden Bir Kısmı Belirtisiz Seyreder?

Erkeklerde bu etkenler idrar kanalına yerleşir ve buradaki yoğun sinir ağı nedeniyle işeme sırasında belirgin bir rahatsızlık yaratır; kişi genellikle birkaç gün içinde başvurur. Kadınlarda ise ilk durak rahim ağzı olduğundan tablo bambaşka seyreder. Bu doku ağrıyı bildiren uçlar bakımından zayıftır; kesilip alındığında bile keskin bir acı duyulmaz. Sonuç olarak iltihap ilerlerken kadın uzun süre hiçbir şey hissetmeyebilir ve tanı gecikir.

Salgıdaki farklılaşma da çoğu kez gözden kaçan bir bulgudur. Yoğunluk ay içinde kendiliğinden değiştiği için, ortaya çıkan artış olağan bir dalgalanma sanılabilir. Renkte hafif bir sararma olsa dahi rahatsızlık vermiyorsa önemsenmeyebilir. Ne var ki bulgunun silik kalması etkenin durduğunu göstermez; sessiz ilerleyen bir enfeksiyon da zamanla dokuda kalıcı iz bırakabilir.

Bazı virüs kaynaklı enfeksiyonlarda etken vücutta uzun süre sessiz kalabilir. HPV enfeksiyonlarının önemli bir bölümü hiçbir belirti vermeden gerileyebilir. Uçuk etkeni ise sinir hücrelerinde sessiz halde bulunup zaman zaman etkinleşebilir. Bu dönemler arasında kişi kendini tümüyle sağlıklı hisseder. Bu seyir hastalığın doğal bir özelliğidir.

Belirtisiz seyir, taramanın önemini artıran temel nedendir. Şikâyet beklendiğinde tanı gecikebilir ve bu süre içinde bulaş sürebilir. Bu nedenle risk değerlendirmesine göre belirli aralıklarla test önerilir. Test yaptırma kararı, belirti varlığına bağlı değildir. Hangi testlerin ne sıklıkta isteneceği hekim tarafından belirlenir.

Uzun Vadede Hangi Sorunlara Yol Açabilir?

Fark edilmeyen bakteriyel enfeksiyonlar üreme organlarının üst bölümüne ilerleyebilir. Rahim iç zarı ve tüpler etkilendiğinde pelvik enfeksiyon tablosu gelişir. İyileşme sırasında tüplerde yapışıklık ve daralma oluşabilir. Bu değişiklikler kalıcı nitelikte olabilir. Süreç kimi kadınlarda belirgin ağrı vermeden ilerleyebilir.

Etken tüplere kadar ilerlediğinde buradaki dar kanalın iç yüzeyi zarar görebilir ve kanal kısmen ya da tamamen tıkanabilir. Böyle bir durumda yumurtanın rahme ulaşması aksar ve gebeliğin oluşması güçleşir. Kanalın kısmen açık kaldığı tablolarda döllenmiş hücre yolda takılabildiği için dış gebelik olasılığında yükselme bildirilmiştir. Bu ihtimal, tekrarlayan atak sayısı ve tedavisiz geçen süre arttıkça büyür; yine de her kadında böyle bir sonuç doğmaz.

Üreme organlarına yerleşen iltihabın uzun vadeli izlerinden biri de kasıkta yerleşen inatçı ağrıdır. Doku onarımı sırasında organlar arasında kurulan bant benzeri bağlantılar bu ağrının kaynağı olarak gösterilir. Şikâyet dönem dönem artıp azalarak yıllara yayılabilir; uzun süre ayakta kalındığında ya da ilişkinin derin evresinde belirginleşebilir. Etkenin erken saptanması bu zincirin kurulmasını önleyen en pratik yoldur.

Bazı HPV türleri, uzun yıllar içinde rahim ağzı hücrelerinde değişikliğe yol açabilir. Bu değişiklikler düzenli tarama ile erken dönemde saptanabilir. Frengi tedavi edilmediğinde vücudun farklı sistemlerini etkileyebilir. Hepatit B karaciğeri, HIV ise bağışıklık sistemini etkileyen tablolara yol açabilir. Bu nedenle her etken için izlem yaklaşımı ayrı planlanır.

Tanı İçin Hangi Testler Kullanılır?

Tanı süreci öykü alınması ve muayeneyle başlar. Şikâyetin niteliği, süresi ve eşlik eden bulgular sorgulanır. Muayenede akıntının görünümü, genital bölgedeki lezyonlar ve rahim ağzının durumu değerlendirilir. Karın alt bölgesinde hassasiyet olup olmadığı incelenir. Bu bilgiler hangi testlerin isteneceğini belirler.

Etkenin türüne göre yöntem değişir. Klamidya ve bel soğukluğunda bakterinin kendi genetik yapısını çoğaltarak arayan testler kullanılır; örnek rahim ağzından, vajinadan sürüntü alınarak ya da doğrudan idrardan çalışılabilir. İlişki biçimi gerektiriyorsa boğaz ve makat bölgesinden de örnek alınır. HIV, sifiliz ve hepatit için ise kandaki antikorlara bakılır. Kan testlerinde etkenin alınmasından sonra sonucun görünür hâle gelmesi için belli bir sürenin geçmesi beklenir.

Frengi, hepatit B ve HIV için kan testleri kullanılır. Bu testler vücudun etkene karşı ürettiği yanıtı ya da etkenin kendisini arar. Temastan sonra belirli bir süre geçmeden test sonucu olumsuz çıkabilir. Bu süreye pencere dönemi denir. Bu nedenle test zamanlaması sonucun güvenilirliğini etkiler.

Uçuk ve siğil tanısında muayene bulguları ön plandadır. Uçukta lezyondan alınan örnekle doğrulama yapılabilir. HPV için rahim ağzından alınan örnekte virüs araştırılabilir ve hücre incelemesi yapılabilir. Trikomonas tanısında mikroskop incelemesi kullanılır. Hangi testin uygun olduğu kişiye göre değişir.

Korunmada Hangi Yöntemler Etkilidir?

Bariyer yöntemlerin düzenli kullanımı korunmanın temelini oluşturur. Prezervatifin her temasta ve baştan sona kullanılması önem taşır. Bu yöntem sıvı yoluyla bulaşan etkenlere karşı belirgin koruma sağlar. Deri teması yoluyla bulaşan etkenlerde ise koruma kısmidir. Bunun nedeni bariyerin tüm temas eden bölgeleri kapatmamasıdır.

Aşı ile korunma bazı etkenler için mümkündür. HPV aşısı, siğil ve rahim ağzı değişikliklerine yol açabilen türlere karşı koruma sağlar. Hepatit B aşısı da bu kapsamda değerlendirilir. Aşıların hangi yaş aralığında ve hangi şemayla uygulanacağı hekim tarafından belirlenir. Aşı, temas öncesinde uygulandığında daha etkilidir.

Bariyer yöntemlerin yanında ikinci bir koruma katmanı taramadır. Bu grubun bir bölümü hiçbir iz bırakmadan ilerlediği için, şikâyet beklemek çoğu kez zaman kaybına yol açar. Aşı ile önlenebilen hepatit B ve HPV gibi başlıklar da bu planlamanın içinde yer alır. Aralığın ne olacağı yaş, partner sayısı ve önceki öyküye göre belirlenir; yeni bir birliktelik başlarken iki tarafın birlikte test yaptırması ise tabloyu baştan açık hâle getirir.

Bu grup hastalıkta yaklaşım tek kişiyle sınırlı kalmaz. Birlikte olunan kişilerin bilgilendirilmesi ve gerekiyorsa aynı dönemde ele alınması temel adımlardan biridir. İlaç kullanımı sürerken ve tamamlandıktan sonra belirli bir süre birleşmeye ara verilmesi istenir; bu aralığın uzunluğu etkene göre farklılaşır.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Akıntının rengi, kokusu ya da miktarında alışılmadık bir değişiklik olması başvuru gerekçesidir. Buna kaşıntı, yanma ya da idrar yaparken sızlama eklendiğinde değerlendirme önem kazanır. Genital bölgede yeni fark edilen yara, kabarcık ya da kabarıklık da incelenmelidir. Bu bulgular farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Ayrım muayeneyle yapılır.

Etkenin rahim ağzını aşıp yukarı doğru ilerlemesi, tablonun niteliğini değiştirir. Göbek altında iki yana yayılan bir ağrı, vücut ısısının yükselmesi, titreme ve beklenmedik zamanda gelen kanama bu ilerlemeye işaret edebilir. Birleşme sırasında derinde duyulan zorlanma ve sonrasında görülen kanama da aynı kapsamdadır. Bu aşamada muayeneye görüntüleme ve kan incelemeleri eklenir; bekleme, tüplerin yapısında kalıcı iz bırakma olasılığını artırdığından tercih edilmez.

Tarama kararında zamanlama başlı başına bir konudur. Her etkenin, bulaştıktan sonra incelemede yakalanabilir hale gelmesi için geçmesi gereken kendi süresi vardır; buna pencere dönemi denir. Bu süre bakteriler için birkaç haftayken bazı virüsler için birkaç ayı bulabilir. Çok erken alınan bir örnek bu nedenle yinelenir.

Gebelik planlayan ve gebe olan kadınlarda tarama ayrı önem taşır. Bu dönemde bazı enfeksiyonların bebeğe geçişi söz konusu olabilir. Doğurganlıkla ilgili güçlük yaşayan kadınlarda da geçmiş enfeksiyon öyküsü değerlendirilir. Düzenli jinekolojik kontroller bu değerlendirmenin doğal parçasıdır. İzlem planı hekim tarafından çizilir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir