Gebelik öncesinde ya da gebelik sırasında istenen tetkikler arasında sitomegalovirüs incelemesi de yer alır. Bu virüs toplumda oldukça yaygın olarak bulunur ve sağlıklı kişilerde çoğu zaman fark edilmeden geçirilir. Gebelik dönemindeki önemi ise farklı bir çerçevede değerlendirilir. Aşağıda bu testin ne amaçla istendiği, sonuçların nasıl okunduğu ve hangi durumlarda ileri inceleme gerektiği anlatılmıştır.
CMV (Sitomegalovirüs) Nedir?
Sitomegalovirüs, uçuk virüsleriyle aynı aileden gelen yaygın bir virüstür. Toplumun büyük bölümü yaşamının bir döneminde bu virüsle karşılaşır. Karşılaşma çoğunlukla çocukluk ya da genç erişkinlik yıllarında gerçekleşir.
Bulaşma yakın temas yoluyla olur. Tükürük, idrar, anne sütü, kan ve cinsel yolla geçiş bildirilmiştir. Küçük çocuklarla yakın temas hâlinde olan kişiler bu açıdan daha çok karşılaşma olasılığı taşır; kreş ortamı bu nedenle sıkça üzerinde durulan bir başlıktır.
Bu ailenin diğer üyeleri gibi bu virüs de ilk karşılaşmadan sonra bedenden tümüyle uzaklaşmaz. Bağışıklık sistemi tarafından denetim altında tutulur ve sessiz kalır. Bağışıklığın zayıfladığı dönemlerde yeniden etkinleşebilir.
Sağlıklı erişkinlerde bu durum genellikle sorun yaratmaz. Önem taşıdığı gruplar, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve gebelik sırasında ilk kez virüsle karşılaşan kadınlardır.
Toplumda yaygın bulunmasının bir sonucu, üreme çağındaki kadınların önemli bir bölümünün gebelik öncesinde bu virüsle karşılaşmış olmasıdır. Karşılaşma oranı yaşla ve yaşam koşullarıyla değişir. Bu oranın yüksekliği, gebelikte ilk karşılaşma olasılığını sınırlayan bir etken olarak değerlendirilir.
CMV Testi Hangi Durumlarda İstenir?
Test her gebede rutin olarak istenmez. Uygulamalar ülkeler ve merkezler arasında farklılık gösterir; bu nedenle isteme kararı hekim değerlendirmesine bağlıdır.
Gebelik sırasında ateş, halsizlik ve grip benzeri belirtilerin ortaya çıkması, testin istendiği durumlardan biridir. Bu belirtiler pek çok nedenle görülebilir; virüs bu ayrımın parçası olarak değerlendirilir.
Annede hiçbir yakınma bulunmadığı hâlde ultrason görüntüsündeki bir ayrıntı bu virüsü gündeme getirebilir. Sitomegalovirüs sinir dokusuna yerleşme eğilimi taşıdığından, beyin çevresindeki boşlukların genişlemesi ya da doku içinde küçük parlak odakların seçilmesi ilk akla getiren görünümlerdir. Bebeğin ölçülerinin haftasının gerisinde kalması, karaciğer ile dalağın büyük ölçülmesi ve bağırsak bölgesinde parlaklık artışı da bu çerçevede ele alınır. Görüntü kendi başına virüsü kanıtlamaz; kan incelemesinin kapısını açar.
Küçük çocuklarla yakın temas hâlinde çalışan kadınlarda gebelik öncesinde bağışıklık durumunun bilinmesi istenebilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ve organ nakli süreçlerinde de bu inceleme farklı bir çerçevede kullanılır.
CMV IgG ve IgM Sonuçları Nasıl Okunur?
IgG antikoru, geçmişte virüsle karşılaşıldığını gösteren kalıcı bir işarettir. İlk karşılaşmadan birkaç hafta sonra ortaya çıkar ve yaşam boyu kanda bulunmayı sürdürür. Pozitif bulunması, bedenin bu virüsü tanıdığı anlamına gelir.
IgM antikoru ise daha erken dönemde ortaya çıkar ve genellikle birkaç ay içinde kaybolur. Bu nedenle yakın zamanda geçirilmiş bir karşılaşmayı düşündürür. Ancak bu antikorun bazı kişilerde uzun süre pozitif kalabildiği de bilinmektedir.
Her iki antikorun da negatif bulunması, kişinin virüsle henüz karşılaşmadığını düşündürür. Bu durumda gebelik süresince korunma önlemlerine dikkat edilmesi önerilir.
IgG pozitif, IgM negatif sonucu geçmişte geçirilmiş bir enfeksiyona işaret eder. Her iki değerin pozitif olması ise daha ayrıntılı değerlendirme gerektirir; bu durumda ek testler gündeme gelir.
Aynı rapor, kaçıncı haftada alındığına göre farklı okunur. Gebeliğin ilk muayenesinde yapılan taramada saptanan bir bulgu, karşılaşmanın gebelik oluşmadan önce yaşanmış olabileceğini akla getirir; çünkü henüz geriye dönük çok kısa bir süre vardır. Aynı bulgunun yirmi ikinci haftada ilk kez ortaya çıkması ise aradaki aylarda yaşanmış bir karşılaşmayı düşündürür ve izlem buna göre kurulur. Bu nedenle rapor değerlendirilirken tarihi ile gebelik haftası birlikte not edilir.
CMV Enfeksiyonu Hangi Belirtileri Verebilir?
Sağlıklı erişkinlerde ilk karşılaşma çoğunlukla belirti vermeden geçer. Kişi virüsle karşılaştığını fark etmez; durum ancak yıllar sonra yapılan bir tahlille anlaşılır.
Belirti görülen kişilerde tablo grip benzeri seyreder. Ateş, halsizlik, kas ağrıları, boğaz ağrısı ve boyunda lenf bezlerinde büyüme bildirilen bulgular arasındadır. Bu belirtiler birkaç hafta içinde kendiliğinden geriler.
Bazı kişilerde karaciğer değerlerinde geçici yükselme saptanabilir. Uzun süren yorgunluk hissi de bildirilen bir bulgudur. Bu tablonun benzer belirtiler veren diğer enfeksiyonlardan ayrılması gerekir.
Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde tablo daha ağır seyredebilir. Göz, akciğer ve sindirim sistemi tutulumu bu grupta bildirilen durumlardır. Bu kişilerde izlem farklı bir çerçevede yürütülür.
Gebelikte CMV Neden Ayrı Değerlendirilir?
Gebelikte önem taşıyan asıl durum, virüsün ilk kez bu dönemde alınmasıdır. Böyle bir durumda virüsün bebeğe geçme olasılığı, daha önce geçirilmiş enfeksiyona göre belirgin biçimde yüksektir.
Bebeğe geçiş her durumda sonuç doğurmaz. Geçişin gerçekleştiği bebeklerin büyük bölümü doğumda belirti göstermez ve olağan gelişimini sürdürür. Bir bölümünde ise işitme kaybı, gelişme geriliği ve diğer bulgular ortaya çıkabilir.
Gebeliğin hangi döneminde alındığı da anlam taşır. Erken haftalarda geçirilen enfeksiyonda bebeğe geçiş olasılığı daha düşük, ancak geçiş gerçekleşirse etkilenme olasılığı daha yüksek bildirilmiştir. İlerleyen haftalarda bu ilişki tersine döner.
Daha önce virüsle karşılaşmış kadınlarda da yeniden etkinleşme görülebilir. Bu durumda bebeğe geçiş olasılığı çok daha düşüktür. Bu ayrım, bağışıklık durumunun bilinmesinin neden değer taşıdığını gösterir.
Bağışıklığı bulunmayan gebelerde korunma önlemleri üzerinde durulur. Küçük çocukların salyası ve idrarıyla temas sonrasında ellerin sabunla yıkanması, çocukların yediği yiyecek ve içeceklerin paylaşılmaması, aynı çatal kaşığın kullanılmaması ve çocuğu yanaktan öperken dudak temasından kaçınılması önerilen başlıca uygulamalardır.
CMV Testi Sonucunu Hangi Etkenler Etkileyebilir?
Uygulamada en çok zaman kaybettiren nokta, IgM sonucunun her zaman göründüğü anlama gelmemesidir. Bu virüsün üyesi olduğu geniş aile içindeki başka etkenlerle geçirilmiş bir enfeksiyon, üretilen antikorların birbirine benzemesi nedeniyle testte çapraz bir sinyal doğurabilir. Bağışıklık sisteminin kendi dokularına yöneldiği hastalıklar ve romatizmal başlıklarda üretilen bazı maddeler de aynı sonucu verebilir. Bu yüzden pozitif bir rapor, doğrulayıcı incelemeler tamamlanmadan yeni bir karşılaşmanın kanıtı sayılmaz.
Antikorun uzun süre pozitif kalması bir başka güçlüktür. Bazı kişilerde IgM aylarca, hatta bir yılı aşkın süre saptanabilir. Bu durumda sonuç, yakın zamanda geçirilmiş bir enfeksiyonu göstermeyebilir.
Bu belirsizliği gidermek için avidite testi kullanılır. Bu inceleme, IgG antikorlarının virüse ne kadar sıkı bağlandığını ölçer. Düşük avidite yakın zamanda geçirilmiş bir enfeksiyonu, yüksek avidite ise eski bir enfeksiyonu düşündürür.
Bu panelde sonuçlar çoğu zaman pozitif ya da negatif diye bildirilse de arka planda sayısal bir indeks bulunur ve bu indeksin eşiği her kitte ayrı belirlenmiştir. Bir merkezde eşiğin hemen üstüne düşen bir örnek, başka bir kitle çalışıldığında eşiğin altında kalabilir. Bu nedenle raporun kendi eşik değeri esas alınır. İzlem amacıyla ölçüm yinelenecekse aynı laboratuvarın seçilmesi, iki sonucun gerçekten karşılaştırılabilir olmasını sağlar.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Bebek beklerken vücut ısısının yükselmesi, günlerce geçmeyen bitkinlik, kaslarda sızlama ve boyun bölgesinde bezelerin ele gelmesi hekime danışmayı gerektirir. Söz konusu tablonun arkasında birbirinden farklı birçok neden bulunabilir; hangisinin söz konusu olduğuna muayene ve tetkiklerle karar verilir.
Küçük çocuklarla yakın temas hâlinde çalışan gebe kadınların, gebelik planı aşamasında ya da erken dönemde bilgi alması yerinde olur. Bu görüşmede korunma önlemleri ayrıntılı biçimde aktarılabilir.
Test sonucunda IgM pozitifliği saptanması durumunda sonucun tek başına yorumlanmaması gerekir. Böyle bir sonuçla hekime başvurulması ve ek incelemelerin planlanması uygun olur.
Ultrason incelemesinde bebekle ilgili bir bulgu bildirildiğinde gecikmeden değerlendirme yapılmalıdır. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanan kişilerde ateş ve genel durumda bozulma da ertelenmeden ele alınmalıdır.
Bu Değer Tek Başına Yeterli midir?
Bu incelemenin sonucu tek başına bir karar için yeterli olmaz. IgG ve IgM değerleri birlikte okunur; gerektiğinde avidite testi eklenir. Bu üç bilginin birlikte değerlendirilmesi tablonun anlaşılmasını sağlar.
Bu testin yorumundaki en büyük güçlük, elde tek bir zaman noktası bulunmasıdır. Gebelikten önce yaptırılmış bir bakının kaydı varsa bu güçlük büyük ölçüde ortadan kalkar: o tarihte IgG pozitif olduğu bilinen bir kadında karşılaşmanın çok daha önce yaşandığı kesinlik kazanır ve gebelikte saptanan bulgular bambaşka bir çerçevede okunur. Buna karşılık o tarihte negatif olduğu biliniyorsa, aradaki dönemde yeni bir karşılaşma yaşandığı anlaşılır. Eski raporların saklanması bu nedenle değer taşır.
Net bir yanıt aranan durumlarda bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alınması düşünülebilir. Bu işlem gelişigüzel değil, gebeliğin uygun haftasında ve belirli ölçütler karşılandığında yapılır; kararı izleyen hekim verir. Ayrıca görüntüleme ile düzenli izlem tüm süreç boyunca sürdürülür.
Sonuçların değerlendirilmesinde kişinin öyküsü, gebelik haftası ve ultrason bulguları birlikte ele alınır. Bu nedenle rapordaki sayı ya da pozitiflik ifadesinin tek başına okunması yanıltıcı olabilir; yorumun muayene sırasında yapılması önerilir.