Yumurtalıkta saptanan kistlerin bir bölümü içerdiği maddeler bakımından diğerlerinden ayrılır. Dermoid kist bu grubun en bilinen örneğidir. İçinde yağ, kıl ve kimi zaman diş benzeri sert yapılar bulunabildiği için tıp dilinde matür kistik teratom adıyla anılır. Adı kulağa ürkütücü gelse de büyük çoğunluğu iyi huyludur. Aşağıda bu kistin nasıl ortaya çıktığı ve nasıl ele alındığı anlatılmıştır.
Dermoid Kist Nedir, Nasıl Oluşur?
Dermoid kist, yumurtalıktaki üreme hücrelerinden köken alan bir oluşumdur. Bu hücreler, embriyo döneminde vücudun farklı dokularına dönüşebilme özelliği taşır. Döllenme olmadan bölünmeye başladıklarında bu özellik devreye girer ve kist içinde deri, kıl kökü, yağ bezi, kıkırdak ve diş dokusu gibi yapılar gelişebilir.
Kistin içi bu nedenle sıvı değil, oda sıcaklığında koyulaşan yağlı bir madde ile doludur. Yağ ve kıl karışımının oluşturduğu bu içerik, kisti diğer yumurtalık kistlerinden ayıran temel özelliktir. Yapı zaman içinde yavaş büyür; yıllar boyunca boyut değiştirmediği de görülür.
Oluşumun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hormonal bir tetikleyiciye bağlı olmadığı için adet döngüsüyle küçülüp büyüme göstermez. Bu yönüyle her ay yumurtlama sürecine bağlı olarak ortaya çıkan işlevsel kistlerden ayrılır. Üreme çağındaki kadınlarda daha sık saptanır, ancak her yaşta görülebilir.
Dermoid Kist Belirtileri Nelerdir?
Dermoid kistler yavaş büyüdükleri için uzun süre sessiz kalabilir. Beş santimetrenin altındaki bir kist yumurtalığın kendi hacmi içinde yer bulur ve komşu organlara baskı yapmaz; bu nedenle kişi hiçbir şikâyet duymaz. Böyle bir kist çoğu kez başka bir amaçla yapılan görüntülemede, karın ağrısı nedeniyle çekilen bir tomografide ya da gebelik takibinde beklenmedik biçimde karşımıza çıkar. Kistin yıllardır orada bulunduğu, daha eski görüntülerle karşılaştırıldığında anlaşılabilir.
Boyut arttıkça karın alt bölgesinde tek taraflı dolgunluk ve künt ağrı ortaya çıkabilir. Ağrı sürekli değildir; hareketle, uzun süre ayakta durmakla ya da cinsel ilişki sırasında belirginleşebilir. Büyük kistler mesaneye ya da bağırsağa baskı yaparak sık idrara çıkma ve kabızlık gibi şikâyetlere yol açabilir.
Ani başlayan, şiddetli, tek taraflı karın ağrısı farklı bir tabloyu düşündürür. Kistin kendi ekseni etrafında dönmesi ya da içeriğinin karın boşluğuna dökülmesi bu şekilde başlar. Bulantı, kusma ve terlemenin eşlik ettiği böyle bir ağrı gecikmeden değerlendirilmesi gereken durumlar arasındadır.
Şikâyetlerin gebelik döneminde belirginleşebildiği bildirilmiştir. Büyüyen rahmin yumurtalıkları yer değiştirmeye zorlaması, daha önce sessiz seyreden bir kistin fark edilmesine yol açabilir. Bu nedenle gebelik takibinde yapılan ilk ultrasonda saptanan kistler ayrıca değerlendirilir.
Dermoid Kist Tanısı Nasıl Konur?
Değerlendirme vajinal ultrason ile başlar. Dermoid kistin görüntüdeki görünümü genellikle ayırt edicidir. İçindeki yağ ve kıl karışımı ses dalgalarını farklı yansıttığı için kist içinde parlak alanlar, arkasında gölgelenme ve düzensiz yankı örüntüleri izlenir. Bu görünüm deneyimli bir gözle çoğunlukla tanınır.
Görüntü belirsiz kaldığında ya da kist büyükse manyetik rezonans görüntüleme istenebilir. Bu yöntem yağ dokusunu ayırt etmede duyarlıdır ve tanıyı destekler. Bilgisayarlı tomografi de kist içindeki sert yapıları gösterebilir, ancak jinekolojik değerlendirmede öncelikli seçenek değildir.
Kan tetkikleri destekleyici olarak kullanılabilir. Bazı belirteçler dermoid kistlerde hafif yükselebilir; bu yükselme tek başına kötü huylu bir süreç anlamına gelmez. Sonuçlar yaş, ultrason bulguları ve şikâyetlerle birlikte okunur. Kesin ayrım, çıkarılan dokunun mikroskop altında incelenmesiyle yapılır.
Yaş, yorumda dikkate alınan ölçütlerden biridir. Üreme çağındaki bir kadında bu görünümün iyi huylu bir yapıya işaret etme olasılığı daha yüksektir. Aynı görüntünün ileri yaşta saptanması ise daha ayrıntılı bir değerlendirmeyi gerekli kılabilir.
Kendiliğinden Kaybolur mu?
Dermoid kist hormonal bir sürece bağlı olmadığı için kendiliğinden gerilemez. Yumurtlamayla ilişkili işlevsel kistlerde birkaç adet döngüsü içinde görülen kaybolma, bu kist türü için beklenen bir seyir değildir. Bu ayrım, takip kararının biçimlenmesinde belirleyicidir.
Kistin içeriği kalıcı dokulardan oluştuğundan ilaçla küçültülmesi de mümkün değildir. Doğum kontrol haplarının işlevsel kistlerin oluşumunu azaltıcı etkisi bu kist türü için geçerli değildir. Bu nedenle ilaçla eritme yönünde bir beklenti oluşturulmaz.
Buna karşın büyümenin çok yavaş olması, küçük kistlerde beklemeyi mümkün kılar. Şikâyet vermeyen ve boyutu sınırlı kalan kistlerde belirli aralıklarla ultrason yapılarak izlem tercih edilebilir. Boyutta belirgin artış saptanırsa yaklaşım gözden geçirilir.
Bekleme kararı verildiğinde kontrol aralığının belirtilmesi yerinde olur. İlk kontrol genellikle birkaç ay sonrasına planlanır; sonraki aralıklar boyuttaki değişime göre uzatılabilir. Bu düzen, hem gereksiz görüntülemenin hem de takibin aksamasının önüne geçer.
Hangi Durumlarda Ameliyat Gerekir?
Kist boyutu, cerrahi kararında öne çıkan ölçütlerden biridir. Belirli bir çapı aşan kistlerde burulma olasılığının arttığı bildirilmiştir; bu nedenle büyük kistlerde çıkarılma önerilebilir. Takip sırasında boyutun artış göstermesi de aynı yönde bir gerekçe oluşturur.
Şikâyet varlığı ikinci belirleyicidir. Süregen karın ağrısı, baskı bulguları ya da cinsel ilişki sırasında rahatsızlık, girişim kararını öne çeken durumlardır. Görüntülemede kötü huylu bir sürece işaret edebilecek düzensiz katı alanlar ya da damarlanma artışı görülmesi de ayrıntılı değerlendirmeyi gerektirir.
Girişim genellikle kapalı yöntemle, karın duvarındaki küçük kesilerden yapılır. Bu yaklaşımın iyileşme süresi daha kısadır. Çok büyük kistlerde ya da karın içinde yaygın yapışıklık beklenen durumlarda açık cerrahi gündeme gelebilir. Her cerrahi girişimde olduğu gibi kanama, enfeksiyon, komşu organ yaralanması ve anesteziye bağlı sorunlar olasılıklar arasında yer alır. Kist içeriğinin karın boşluğuna dökülmesi ise bu ameliyata özgü bir durumdur ve cerrahi sırasında bunu önleyecek önlemler alınır.
Gebelik planı bulunan kişilerde girişimin zamanlaması ayrıca konuşulur. Gebelik öncesinde çıkarılması, gebelik sırasında ortaya çıkabilecek burulma ve baskı sorunlarının önüne geçebilir. Buna karşın işlemin yumurtalık rezervi üzerindeki olası etkisi de aynı görüşmede ele alınır.
Ameliyatta Yumurtalık Korunabilir mi?
Üreme çağındaki kadınlarda temel hedef, yalnızca kistin çıkarılıp sağlam yumurtalık dokusunun yerinde bırakılmasıdır. Dermoid kistin çevresinde onu sağlam dokudan ayıran bir sınır bulunması, bu ayrımı çoğu durumda mümkün kılar. İşlem sonrasında kalan doku yumurtlama işlevini sürdürmeye devam eder.
Korumanın güçleştiği durumlar da vardır. Kist yumurtalığın büyük bölümünü kaplamışsa, geriye bırakılabilecek sağlam doku miktarı sınırlı olabilir. Daha önce aynı yumurtalığa yönelik cerrahi geçirilmişse yapışıklıklar ayrımı zorlaştırabilir. Burulma nedeniyle dokunun uzun süre kansız kaldığı tablolar da bu grupta değerlendirilir.
Cerrahi sırasında sağlam doku çıkarılması, yumurtalık rezervini bir miktar etkileyebilir. Bu etki genellikle sınırlıdır ve diğer yumurtalık işlevini sürdürür. Gebelik planı bulunan kişilerde bu konunun ameliyat öncesinde konuşulması, beklentinin gerçekçi biçimde oluşmasına katkı sağlar.
Tekrarlama Olasılığı Var mıdır?
Kist çıkarıldıktan sonra aynı ya da karşı yumurtalıkta yeni bir dermoid kist gelişebilir. Bu olasılık düşüktür, ancak bulunmadığı söylenemez. Genç yaşta saptanan ve iki taraflı yerleşim gösteren kistlerde bu olasılığın bir miktar arttığı bildirilmiştir.
Tekrarlamanın önlenmesine yönelik bir ilaç yaklaşımı bulunmaz. Kist hormonal uyarıyla ilişkili olmadığı için hap kullanımı yeni oluşumu engellemez. Bu nedenle koruyucu ilaç kullanımı önerilmez.
İzlem, ameliyattan sonraki dönemde belirli aralıklarla yapılan ultrason ile sürdürülür. İlk kontrol genellikle iyileşme tamamlandıktan sonra planlanır. Sonraki kontrollerin sıklığı, ilk kistin özelliklerine ve iki taraflı olup olmadığına göre hekim tarafından belirlenir.
İzlem sırasında yeni bir kist saptandığında yaklaşım ilk tablodakine benzer biçimde belirlenir. Boyut, şikâyet varlığı ve görüntüleme özellikleri gözden geçirilir. Yeni bir kistin ortaya çıkması, önceki girişimin eksik yapıldığı anlamına gelmez.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Ani başlayan, tek taraflı ve şiddetli karın ağrısına bulantı ve kusma eşlik ediyorsa gecikmeden değerlendirme gerekir. Bu tablo kistin burulmasına ya da yırtılmasına işaret edebilir ve zamanla yarışılan durumlar arasındadır.
Karın alt bölgesinde giderek belirginleşen dolgunluk, tek tarafta süregen künt ağrı, karında çevre genişlemesi ve elbiselerin sıkmaya başlaması değerlendirme gerekçeleridir. Sık idrara çıkma, idrarı boşaltmada zorlanma ve süregen kabızlık da baskı bulguları olarak dikkate alınır.
Ateş, titreme ve karında yaygın hassasiyetin eşlik ettiği ağrı ayrı bir inceleme gerektirir. Takip altındaki bir kistte kontrol sırasında boyut artışı saptanması, planlanan aralıktan önce başvurmayı gerektirebilir. Gebelik düşünen ve daha önce yumurtalık cerrahisi geçirmiş kişilerin değerlendirme için başvurması da yerinde olur.