Ağızdan alınan hormon içerikli korunma yöntemleri, dünyada en yaygın kullanılan seçeneklerin başında gelir. Günlük kullanım gerektirmesi hem etkinliğini belirleyen hem de düzen gerektiren bir özelliktir. Aşağıda bu yöntemin nasıl çalıştığı, nasıl kullanıldığı ve hangi durumlarda uygun bulunmadığı anlatılmıştır.
Doğum Kontrol Hapı Nasıl Etki Eder?
Bu hapların temel etkisi yumurtlamanın engellenmesidir. İçerdikleri hormonlar, beyinden yumurtalıklara gönderilen uyarı düzenini değiştirir. Yumurta olgunlaşıp salınmadığı için döllenmenin gerçekleşeceği bir ortam oluşmaz. Bu baskılanma, haplar düzenli alındığı sürece sürer.
Yumurtlamanın durdurulması tek başına çalışmaz; rahim ağzında da paralel bir değişim oluşur. Döngünün ortasında normalde incelip sperm geçişine elverişli hale gelen salgı, hap kullanımında ay boyunca koyu ve yapışkan kalır. Bu kıvam fiziksel bir bariyer gibi davranır. Rahim iç tabakasının incelmesi üçüncü basamağı oluşturur. Bir gün alımın atlandığı ya da bulantı nedeniyle hapın emiliminin bozulduğu durumlarda, bu ek basamaklar korumanın tümüyle boşa çıkmasını engelleyen bir pay taşır.
Rahim iç tabakasında da değişiklik ortaya çıkar. Tabakanın olağan kalınlaşma süreci sınırlanır. Bu değişiklik, kullanım sırasında adet kanamasının genellikle daha az ve daha kısa olmasını açıklar. Kimi kullanıcılarda bu değişiklik olumlu bir etki olarak değerlendirilir.
İki hormon içeren biçimlerin yanında yalnızca tek hormon içeren seçenekler de bulunur. Bu ikisinin etki ağırlıkları ve kullanım koşulları farklıdır. Hangisinin uygun olduğuna, kişinin sağlık öyküsü ve emzirme durumu değerlendirilerek karar verilir. Bu ayrım, başlangıç öncesindeki görüşmenin temel konularından biridir.
Hap Nasıl Kullanılır, Ne Zaman Başlanır?
Haplar her gün, tercihen günün aynı saatinde alınır. Bu düzen, kan düzeyinin dengeli kalmasını sağlar. Alım saatinin sabitlenmesi, yöntemin en belirleyici kullanım kuralıdır. Saatin unutulmaması için hatırlatıcı kullanılması önerilir.
Kutu düzeni seçeneğe göre değişir. Bazılarında belirli sayıda etkin hap alınır ve ardından ara verilir; bazılarında ise ara dönemde etkin madde içermeyen haplar bulunur. Bu ikinci düzen, alışkanlığın bozulmaması açısından kolaylık sağlar. Hangi düzenin uygun olduğu kişiyle birlikte belirlenir.
İlk hapın alınacağı gün kanamanın başladığı ilk beş gün içine denk getirilirse, o döngüde yumurtlama zaten baskılanmış olacağından ek bir önleme gerek kalmaz. Takvim bu pencerenin dışına taşarsa, kutunun ilk haftası boyunca bariyerli bir seçenekle desteklenmesi istenir. Günlük alımın her gün aynı saate sabitlenmesi, kan düzeyinin dalgalanmasını azalttığı için önerilir; telefon hatırlatıcısı ya da hapın diş fırçasının yanında durması gibi pratik alışkanlıklar bu düzeni kolaylaştırır.
Doğum ya da düşük sonrası dönemde başlangıç zamanı ayrıca belirlenir. Emzirme durumu bu kararı doğrudan etkiler. Bu nedenle başlangıç, hekim değerlendirmesiyle planlanır ve kişiye yazılı bir kullanım şeması verilir. Bu şema, ilk aylarda başvurulacak bir kaynak oluşturur.
Kimlerde Kullanımı Uygun Değildir?
Damar tıkanıklığı öyküsü bulunan kişilerde iki hormon içeren biçimler tercih edilmez. Bacak toplardamarında pıhtı oluşumu ya da akciğer damarını ilgilendiren bir olay geçirmiş olmak bu kapsamda değerlendirilir. Ailede genç yaşta pıhtı öyküsü bulunması da sorgulanır.
Otuz beş yaş üzerinde ve sigara kullanan kişilerde de bu biçimler önerilmez. Sigara, damar sağlığı üzerindeki etkisi nedeniyle değerlendirmede ayrıca sorgulanan bir başlıktır. Kullanılan miktar da kaydedilir. Sigaranın bırakılması durumunda değerlendirme yeniden yapılır.
Aurası bulunan migren tipi baş ağrısı, denetlenemeyen yüksek tansiyon, bazı karaciğer hastalıkları ve meme kanseri öyküsü diğer başlıklardır. Damar tutulumu bulunan şeker hastalığı da bu grupta ele alınır. Bu başlıkların her biri ayrı ayrı sorgulanır.
Gebelik olasılığı bulunan kişilerde başlangıç ertelenir. Nedeni araştırılmamış vajinal kanama varsa öncelikle kaynağı belirlenir. Yakın dönemde büyük bir ameliyat geçirecek kişilerde de zamanlama ayrıca değerlendirilir. Uzun süreli hareketsizlik gerektiren durumlar da bu kapsamdadır.
Hangi Yan Etkiler Görülebilir?
İlk aylarda bulantı, göğüslerde hassasiyet ve baş ağrısı bildirilebilir. Bu şikâyetler genellikle vücudun yeni düzene uyum sağlamasıyla geriler. Hapın akşam ya da yemekle birlikte alınması bulantıyı azaltabilir. Şikâyet sürerse farklı bir seçenek konuşulabilir.
Ara kanama ve lekelenme özellikle ilk üç ayda sık görülür. Bu bulgu genellikle geçicidir. Alım saatinin düzensiz olması bu şikâyeti belirginleştiren etkenlerden biridir; bu nedenle kullanım düzeni gözden geçirilir. Alım saatinin sabitlenmesi bu şikâyeti azaltmaya yardımcı olur.
Ruh halinde dalgalanma, cinsel istekte değişiklik ve ciltte değişiklikler bildirilen diğer başlıklardır. Bu etkiler kişiden kişiye farklılık gösterir; kimi kullanıcılarda ciltte olumlu yönde değişim de bildirilmiştir. Bu etkilerin derecesi kişiden kişiye belirgin biçimde değişir.
Seyrek görülen ancak dikkat gerektiren etkiler de bulunur. Damar içinde pıhtı oluşumu bu grubun başında gelir. Bacakta tek taraflı ağrı ve şişlik, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve şiddetli baş ağrısı gecikmeden değerlendirme gerektiren bulgulardır. Bu belirtilerin varlığında hapın alınmasına ara verilerek başvurulması istenir.
Hap Unutulursa Ne Yapılmalı?
Unutulan hapın ne kadar geciktiği belirleyicidir. Kısa bir gecikmede hap hatırlandığı anda alınır ve düzen sürdürülür. Bu durumda korumanın devam ettiği kabul edilir. Aynı gün içinde iki hap alınması gerekebilir.
Bir günden uzun süren gecikmelerde ya da birden fazla hapın atlanması durumunda yaklaşım değişir. Unutulan hap alınır, kalan haplara olağan düzende devam edilir ve belirli bir süre ek yöntem kullanılması önerilir. Bu sürenin uzunluğu hekim tarafından belirlenir.
Unutmanın kutunun hangi bölümünde gerçekleştiği de önemlidir. Kutunun başında ya da sonunda yapılan atlamalar, ara dönemin uzamasına yol açtığı için daha dikkat gerektirir. Bu durumlarda hekime danışılması uygun olur. Kutunun hangi haftasında olunduğu bu değerlendirmede belirtilmelidir.
Kusma ya da şiddetli ishal, hapın emilimini engelleyebilir. Bu durumda hap alınmamış gibi değerlendirilir. Sık yaşanan unutmalar, günlük düzen gerektirmeyen seçeneklerin konuşulması için bir gerekçedir. Uzun etkili yöntemler bu durumda değerlendirilebilir.
Korunma Amacı Dışında Hangi Durumlarda Kullanılır?
Bu haplar yalnızca korunma amacıyla kullanılmaz. Adet düzensizliklerinin denetlenmesi, döngünün düzene sokulması amacıyla da değerlendirilebilir. Bu kullanımda amaç ve süre ayrıca planlanır. Düzensizliğin nedeni de aynı zamanda araştırılır.
Yoğun adet kanaması ve buna bağlı kansızlık bulunan kişilerde kanama miktarını azaltıcı etkisinden yararlanılabilir. Ağrılı adet dönemlerinde de şikâyetlerin hafiflemesi bildirilmiştir. Bu etki, kanama miktarındaki azalmayla birlikte ortaya çıkar.
Polikistik over sendromu gibi hormonal tablolarda, döngü düzeninin sağlanması ve eşlik eden şikâyetlerin ele alınması amacıyla gündeme gelebilir. Bu kullanımda tedavi planı bütünlüklü biçimde oluşturulur. Beslenme ve kilo denetimi de bu planın parçasıdır.
Endometriozise bağlı ağrıların denetlenmesinde de bu seçenekler değerlendirilir. Her durumda kullanım kararı, kişinin bulguları ve sağlık öyküsü değerlendirilerek verilir; kendi başına başlanan bir uygulama olarak düşünülmez. Kullanım süresi de bu değerlendirmede belirlenir.
Hap Bırakıldıktan Sonra Gebe Kalınabilir mi?
Yaygın bir endişe, uzun yıllar hap kullanmanın ileride çocuk sahibi olmayı güçleştireceği yönündedir; oysa bu görüşü destekleyen bir bilgi bulunmaz. Hapın etkisi yumurtalıkların uyarılmasını geçici olarak durdurmak üzerinedir ve kutu bittiğinde bu baskılama ortadan kalkar. Beş yıl kullanan bir kadınla altı ay kullanan bir kadın arasında dönüş süresi bakımından fark bildirilmemiştir. Kırklı yaşlarda gebe kalma süresinin uzaması, hapın değil yaşın kendisinin bir sonucudur.
Kutu bittikten sonra ilk kanama çoğunlukla birkaç hafta içinde gelir; ikinci ya da üçüncü döngüde takvim kişinin hap öncesindeki düzenine oturur. Burada gözden kaçan nokta, yumurtlamanın ilk kanama beklenmeden gerçekleşebilmesidir; yani gebelik, hiç adet görmeden de oluşabilir. Bu nedenle gebelik düşünülmüyorsa boşluk bırakılmaz: bırakılan günün ertesinde başka bir seçeneğin devrede olması gerekir. Geçiş kararı, hangi seçeneğe geçileceğiyle birlikte önceden konuşulur.
Bazı kadınlarda düzenin oturması birkaç ay alabilir. Bu gecikme, kullanım öncesinde de düzensizlik bulunan kişilerde daha sık bildirilir. Bu durumda hap, var olan bir düzensizliği örtmüş olabilir. Bu olasılık değerlendirme sırasında göz önünde bulundurulur.
Kutunun bitiminden sonraki üçüncü ayın sonunda hâlâ kanama görülmemişse, bu durumun kendiliğinden düzelmesini beklemek yerine araştırılması istenir; çünkü tabloya kutu dışında bir neden eşlik ediyor olabilir. Gebelik düşünen kadınlarda ise sıralama tersine çevrilir: folik asit desteği bırakmadan birkaç hafta önce başlatılır, böylece gebeliğin ilk günlerinde depo hazır bulunur. Kızamıkçık bağışıklığının ve tiroit çalışmasının gözden geçirilmesi de bu hazırlığa eklenebilir.
Hangi Belirtiler Hekime Başvurmayı Gerektirir?
Baldırlardan yalnızca birinin şişmesi, o bacakta dokunmakla artan bir gerginlik ve ciltte sıcaklık duygusu bir arada görüldüğünde beklemeden değerlendirme istenir; iki bacağın da benzer biçimde şişmesinden farklı bir tablodur. Yeni başlayan ve dinlenmekle geçmeyen nefes darlığı, derin nefes alırken batan göğüs ağrısı ve öksürükle kan gelmesi de aynı başlıkta yer alır. Bu bulgular östrojen içeren bir seçenek kullanılırken ayrıca önemsenir.
Şiddetli ve alışılmadık baş ağrısı, görme alanında bozulma, konuşmada güçlük ve vücudun bir yanında güçsüzlük öncelikli başvuru gerektiren belirtilerdir. Bu bulgular ertelenmemelidir.
Gözlerin akında beliren sarı bir renk, kaburganın sağ altına oturan künt bir ağrı ve idrarın koyu bir renge dönmesi bir aradaysa karaciğer işlevlerine bakılması gündeme gelir; yaygın kaşıntı da bu tabloya eklenebilir. Evde ölçülen tansiyonun daha önce görülmeyen düzeylere çıkması ayrı bir başlıktır ve seçilen hapın içeriğinin gözden geçirilmesini gerektirir. Ani başlayan tek taraflı görme kaybı ile alışılmadık şiddette baş ağrısı da bildirilmesi istenen bulgulardır.
Üç aydan uzun süren ara kanama, günlük yaşamı etkileyen yan etkiler ve ruh halinde süreklilik kazanan değişiklik yöntemin gözden geçirilmesi için yeterli gerekçelerdir. Bu durumlarda farklı seçenekler konuşulabilir.