randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

Emzirirken Korunma Yöntemleri Nelerdir?

Emzirme döneminde kullanılabilen korunma yöntemleri, süt üretimine etkileri, rahim içi araç ve bariyer seçenekleri hakkında bilgilendirme.

Doğumun ardından yeniden gebelik oluşma ihtimali, adet düzeni geri dönmeden önce bile ortaya çıkabilir. Bu nedenle emzirme döneminde korunma konusu erken gündeme gelir. Bu dönemde seçilecek yöntemin süt üretimini etkilememesi ve bebeğe geçiş açısından sakınca oluşturmaması beklenir. Aşağıda emzirirken kullanılabilen seçenekler, hangi dönemde gündeme geldikleri ve tercih edilirken dikkate alınan noktalar genel çerçevede açıklanmıştır.

Emzirme Döneminde Korunma Neden Gerekir?

Sık emziren annelerde yumurtlamanın bir süre baskılandığı bilinir. Emme uyarısıyla salgılanan hormonlar, yumurtalıkların çalışmasını geçici olarak yavaşlatabilir. Bu durum halk arasında emzirmenin koruyucu olduğu düşüncesini doğurmuştur. Ancak bu etki koşullara bağlıdır ve güvenilir bir korunma sağladığı söylenemez.

Bu baskılanmanın sürmesi için emzirmenin gece dâhil sık aralıklarla ve tek besin kaynağı olarak sürdürülmesi gerekir. Ek gıdaya geçilmesi, emzirme aralıklarının uzaması ya da mama desteği verilmesi durumunda yumurtlama beklenenden erken başlayabilir.

Önemli bir nokta, yumurtlamanın ilk adet kanamasından önce gerçekleşmesidir. Bu nedenle adet görülmemiş olması gebelik oluşmayacağı anlamına gelmez. Adet düzeni geri dönmeden gebelik oluşan durumlar bildirilmiştir.

Ayrıca doğumlar arasındaki sürenin çok kısa olması, sonraki gebeliğin seyri açısından uygun görülmez. Bedenin toparlanması ve demir gibi depoların yeniden dolması zaman gerektirir. Bu nedenle doğum sonrası dönemde korunma yönteminin erken planlanması önerilir.

Hangi Hap Türleri Süt Üretimini Etkilemez?

Ağızdan alınan doğum kontrol hapları içerdikleri hormonlara göre iki ana gruba ayrılır. Bu gruplardan biri yalnızca progestin adı verilen hormonu içerir; diğeri ise buna ek olarak östrojen barındırır. Emzirme döneminde ilk grup öne çıkar.

Yalnızca progestin içeren hapların süt miktarı üzerinde belirgin bir azaltıcı etkisinin bulunmadığı bildirilmiştir. Bu nedenle emziren annelerde tercih edilebilen seçenekler arasında sayılır. Süte geçen miktarın bebek için sakınca oluşturmadığı yönünde veriler mevcuttur.

Bu tür hapların kullanımında düzenlilik önem taşır. Her gün yaklaşık aynı saatte alınmaları beklenir; alım saatindeki belirgin kaymalar etkinliği azaltabilir. Ara kanama ya da lekelenme görülmesi bu grupta karşılaşılabilen bir durumdur ve genellikle zamanla azalır.

Hangi hazırlığın uygun olduğu, kullanılacak dozun ve başlangıç zamanının belirlenmesi hekim değerlendirmesini gerektirir. Karaciğer hastalığı, açıklanamayan kanama ya da bazı ilaçların birlikte kullanımı gibi durumlar seçimi etkileyebilir. Kendi kendine ilaç başlanması uygun görülmez.

Rahim İçi Araç Ne Zaman Takılabilir?

Rahim içi araç, rahim boşluğuna yerleştirilen ve uzun süre etkili olan bir yöntemdir. Bakır içeren ve hormon salan olmak üzere iki ana türü bulunur. Her ikisi de emzirme dönemine uygun kabul edilen seçenekler arasında yer alır.

Yerleştirme zamanı açısından iki yaklaşım bulunur. Doğumdan sonraki ilk dakikalar içinde, bebek eşinin çıkarılmasının ardından takılması mümkündür. Bu erken uygulamada aracın yerinden çıkma ihtimali bir miktar daha yüksektir. İkinci yaklaşım ise doğumdan yaklaşık dört ile altı hafta sonra, rahim eski boyutuna yaklaştığında yerleştirmedir.

Hormon salan türde salınan madde yalnızca progestin niteliğindedir ve büyük ölçüde rahim içinde etki gösterir. Kana geçen miktar düşüktür. Bu nedenle süt üretimi üzerinde belirgin etki beklenmez. Bakırlı türde ise hormon bulunmaz; bu özellik hormon kullanmak istemeyenler için seçenek oluşturur.

Yerleştirme öncesinde muayene yapılır, gebelik olmadığından emin olunur ve enfeksiyon açısından değerlendirme yapılır. Rahim içinde şekil bozukluğu, aktif enfeksiyon ya da açıklanamayan kanama bulunması durumunda bu yöntem uygun görülmeyebilir.

Bariyer Yöntemleri Bu Dönemde Uygun mudur?

Bariyer yöntemleri, spermin yumurtaya ulaşmasını fiziksel olarak engelleyen seçeneklerdir. Bu grubun en yaygın örneği prezervatiftir. Hormon içermedikleri için süt üretimi ve bebek açısından herhangi bir etki taşımazlar.

Bu yöntemlerin öne çıkan yanı, hemen kullanılabilmeleridir. Doğum sonrası cinsel yaşamın yeniden başladığı ilk dönemden itibaren tercih edilebilirler. Ayrıca cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı da koruma sağlamaları ek bir katkı olarak değerlendirilir.

Emzirme döneminde vajinal kuruluk sık karşılaşılan bir durumdur. Östrojen düzeyinin düşük seyretmesi bu tabloya katkıda bulunur. Bu nedenle su bazlı kayganlaştırıcı kullanımı konforu artırabilir. Yağ bazlı ürünlerin bazı prezervatif malzemelerini zayıflatabildiği belirtilmelidir.

Bariyer yöntemlerinin etkinliği kullanım düzenine bağlıdır. Her ilişkide ve doğru biçimde kullanılmadıklarında koruyuculuk azalır. Diyafram gibi diğer bariyer seçeneklerinin doğum sonrası dönemde yeniden ölçülendirilmesi gerekebilir; çünkü doğum sonrasında anatomik ölçüler değişmiş olabilir.

Kombine Haplar Neden Erken Dönemde Önerilmez?

Kombine haplar östrojen ve progestin içerir. Östrojen bileşeni, süt üretiminde rol oynayan hormonal düzeni etkileyebilir. Özellikle emzirmenin ilk haftalarında, süt üretimi henüz oturmamışken bu etkinin miktarı azaltabileceği düşünülür. Bu nedenle erken dönemde tercih edilmezler.

İkinci bir gerekçe pıhtılaşma ile ilgilidir. Gebelik ve doğum sonrası dönem, kanın pıhtılaşmaya eğiliminin arttığı bir süreçtir. Östrojen içeren hazırlıklar bu eğilimi bir miktar daha artırabilir. Bu nedenle doğum sonrası ilk haftalarda kullanımdan kaçınılır.

Bekleme süresinin ne kadar olacağı, iki gerekçenin de ağırlığını yitirdiği ana göre belirlenir. Pıhtılaşma eğilimindeki artış doğumu izleyen haftalarda kademeli olarak geriler; süt üretimi de aynı dönemde oturur. Bu iki nedenle emziren annelerde östrojen içeren seçeneklerin doğum sonrası altıncı haftadan önce başlanmaması benimsenen yaklaşımdır. Altıncı haftadan sonra ise bu seçenekler, emzirme sürüyor olsa dahi kişiye göre değerlendirilerek gündeme gelebilir; emzirmenin bu tarihten sonra tek başına bir engel oluşturmadığı bildirilmektedir.

Kararın altıncı haftaya sabitlenmiş bir takvim işlemi olmadığını belirtmek gerekir. Süt miktarının yeterli seyretmesi, emzirme düzeninin oturmuş olması ve pıhtı açısından ek bir etkenin bulunmaması ayrıca gözetilir. Bu etkenlerden biri öne çıktığında başlangıç ileri bir tarihe bırakılabilir ya da östrojen içermeyen bir seçeneğe yönelinebilir. Emzirmeyen annelerde ise bekleme süresi daha kısa tutulur ve pıhtı açısından risk taşımayanlarda doğumdan yaklaşık üç hafta sonra başlanabildiği bildirilmiştir.

Bu değerlendirmenin kişiye özel yapılması gerekir. Sigara kullanımı, ileri yaş, tansiyon yüksekliği, aurayla seyreden migren ve daha önce geçirilmiş pıhtı öyküsü seçimi doğrudan etkileyen etkenlerdir. Hangi hazırlığın uygun olduğuna hekim değerlendirmesiyle karar verilir.

İğne ve Kol Altı İmplantı Seçenek midir?

Belirli aralıklarla uygulanan hormon iğneleri ve kol derisinin altına yerleştirilen ince çubuk biçimindeki implantlar, yalnızca progestin içeren seçenekler arasında yer alır. Östrojen barındırmadıkları için emzirme dönemine uygun kabul edilirler.

İmplant, kol iç yüzünde deri altına yerleştirilen küçük bir çubuktur. Yerleştirme işlemi kısa sürer ve yerel uyuşturma altında yapılır. Etkisi birkaç yıl sürebilir. İstendiğinde çıkarılabilmesi ve doğurganlığın çıkarım sonrasında geri dönmesi bu yöntemin özellikleri arasındadır.

İğne yöntemi ise belirli aralıklarla tekrarlanan uygulamalarla sürdürülür. Uygulama aralığına uyulması etkinlik açısından önemlidir. Bu yöntemde bırakıldıktan sonra düzenin yeniden oturması diğer seçeneklere göre daha uzun sürebilir; bu nedenle yakın zamanda yeniden gebelik planlayanlar için uygun olmayabilir.

Her iki seçenekte de düzensiz lekelenme ya da adet görmeme sık karşılaşılan bir durumdur. Bu değişiklikler genellikle zararsız kabul edilir ancak kişiyi rahatsız edebilir. Başlangıç zamanı ve uygunluk hekim değerlendirmesiyle belirlenir.

Yöntem Seçilirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Seçim yapılırken ilk dikkate alınan nokta, emzirmenin ne ölçüde sürdürüldüğüdür. Yalnızca anne sütü verilen dönemle ek gıdaya geçilmiş dönem farklı değerlendirilir. Emzirmeyen annelerde seçenek yelpazesi daha geniştir.

İkinci ölçüt gelecek planlarıdır. Yakın zamanda yeniden gebelik düşünülüyorsa kolay bırakılabilen ve etkisi hızla geri dönen yöntemler öne çıkar. Uzun süre korunma isteniyorsa rahim içi araç ya da implant gibi seçenekler gündeme gelebilir.

Kişinin sağlık öyküsü belirleyici bir başka etkendir. Tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, pıhtılaşma sorunları, karaciğer hastalığı, migren ve sigara kullanımı seçimi doğrudan etkiler. Doğumun nasıl gerçekleştiği ve doğum sonrası iyileşmenin seyri de hesaba katılır.

Uygulamada yöntem seçiminin doğum sonrası kontrol muayenesinde konuşulması yaygın bir yaklaşımdır. Bu görüşmede kullanılan ilaçlar, emzirme düzeni ve beklentiler paylaşıldığında uygun seçenekler daraltılabilir. Yöntemin sonradan değiştirilebileceği de akılda tutulmalıdır.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Kullanılan yöntemle birlikte beklenmedik ve yoğun kanama görülmesi, kanamanın uzun süre devam etmesi ya da kötü kokulu akıntı eşlik etmesi durumunda değerlendirme önerilir. Ateş yüksekliği eklendiğinde başvuru gerekliliği artar.

Rahim içi araç kullananlarda ip uzunluğunda belirgin değişiklik hissedilmesi, şiddetli kasık ağrısı ya da ilişki sırasında ağrı ortaya çıkması durumunda kontrol yapılması yerinde olur. Aracın yerinden kaymış olabileceği düşünülen durumlarda ek korunma önerilir.

Emzirme döneminde seçilen yönteme göre izlenecek bulgular farklılaşır. Östrojen içeren bir seçeneğe geçilmişse baldırlardan birinde beliren şişlik ile o bacakta dokunmakla artan gerginlik, yeni başlayan nefes darlığı ve derin nefes alırken batan göğüs ağrısı gecikmeden aktarılmalıdır. Sadece progestin içeren seçeneklerde ise izlenmesi istenen başlık farklıdır: süt miktarında belirgin azalma, kanamanın haftalarca kesilmemesi ya da uygulama bölgesinde kızarıklık ve akıntı bildirilir.

Ayrıca süt miktarında belirgin azalma fark edilmesi, gebelik şüphesi doğuran gecikme ya da yöntemin kullanımına uyumda güçlük yaşanması durumunda hekime danışılması önerilir. Herhangi bir korunma yöntemine kendi kararıyla başlanması ya da mevcut yöntemin habersiz değiştirilmesi uygun görülmez.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir