randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

Epizyotomi Nedir, Her Doğumda Gerekir mi?

Epizyotominin hangi amaçla yapıldığı, her doğumda gerekip gerekmediği, kesi kararını belirleyen durumlar ve iyileşme sürecinde dikkat edilecekler.

Normal doğum sürecinde uygulanabilen girişimlerden biri, doğum kanalının çıkışında yapılan küçük bir kesidir. Tıp dilinde epizyotomi olarak adlandırılan bu işlem, geçmişte hemen her doğumda uygulanırken günümüzde yaklaşım değişmiştir. Anne adaylarının bu konuda merak ettiği başlıca noktalar, kesinin neden yapıldığı, kaçınılmaz olup olmadığı ve iyileşmenin nasıl seyrettiğidir. Aşağıda işlemin amacı, karar ölçütleri ve sonrasındaki bakım süreci genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Epizyotomi Hangi Amaçla Yapılır?

Epizyotomi, doğumun son evresinde bebeğin başının geçişini kolaylaştırmak amacıyla vajina girişi ile makat arasındaki bölgeye yapılan kontrollü bir kesidir. Bu bölge tıp dilinde perine olarak adlandırılır. Kesi, doku gerilmesinin sınırına ulaştığı ve kendiliğinden düzensiz bir yırtığın gelişebileceği düşünülen durumlarda gündeme gelir.

İşlemin temel gerekçesi, çıkış aralığını genişleterek doğumu hızlandırmaktır. Bebeğin sıkıntı belirtileri gösterdiği ve doğumun kısa sürede tamamlanmasının gerektiği durumlarda bu hızlanma değer taşır. Ayrıca vakum ya da forseps gibi yardımcı bir araç kullanılacaksa girişim alanının genişletilmesi gerekebilir.

Bir diğer gerekçe, doku hasarının biçimini denetim altında tutmaktır. Düzenli kenarlı bir kesinin onarımı, çok yönlü ilerleyen düzensiz bir yırtığa göre daha kolay olabilir. Bununla birlikte bu görüş geçmişte düşünüldüğü kadar geniş bir uygulama alanını haklı çıkarmaz; bu nedenle kesi bugün yalnızca belirli durumlarda tercih edilir.

Kesi genellikle orta hattan yana doğru açılan bir yönde yapılır. Bu yön seçimi, makat bölgesindeki kas yapısının etkilenme olasılığını azaltmak amacını taşır. Kesinin uzunluğu gerektiği kadar tutulur; gereğinden geniş bir açıklık iyileşme süresini uzatabilir. Uygulamanın zamanlaması da önemlidir ve bebeğin başının çıkışa yaklaştığı ana denk getirilir.

Her Doğumda Kesi Gerekli midir?

Hayır, her doğumda kesi yapılması gerekmez. Uzun yıllar boyunca epizyotomi rutin bir uygulama olarak kabul edilmiş, doğumların büyük bölümünde uygulanmıştır. Sonraki yıllarda yapılan değerlendirmeler, rutin uygulamanın beklenen yararı sağlamadığını, aksine bazı şikâyetleri artırabildiğini ortaya koymuştur.

Bugün benimsenen yaklaşım, kesinin yalnızca gerekli görüldüğü durumlarda yapılmasıdır. Bu yaklaşımda perine bölgesi doğum sırasında elle desteklenir ve dokunun kendi esnekliğiyle açılması beklenir. Birçok doğum kesi yapılmadan tamamlanır; bir bölümünde ise küçük ve kendiliğinden gelişen yüzeysel yırtıklar görülebilir, bunların onarımı çoğunlukla kolaydır.

Kesi yapılıp yapılmayacağı doğum öncesinde kesin olarak söylenemez. Karar, doğumun ilerleyişine ve o andaki tabloya göre verilir. Anne adayının bu konudaki tercihini doğum öncesinde hekimine iletmesi, sürecin birlikte planlanması açısından yararlı olur.

Kesi olasılığını azaltabilecek bazı yaklaşımlar da bilinmektedir. Gebeliğin son haftalarında perine bölgesine uygulanan masaj, dokunun esnekliğine katkı sağlayabilir. Doğum sırasında bölgeye ılık kompres uygulanması ve başın çıkışı sırasında ıkınmanın yavaşlatılarak dokuya zaman tanınması da yaygın kullanılan yöntemlerdir. Bu uygulamaların hiçbiri sonucu güvence altına almaz, ancak dokunun kademeli açılmasına yardımcı olabilir.

Hangi Durumlarda Kesi Kararı Verilir?

Kesi kararını belirleyen başlıca durum, bebeğin bir an önce doğurtulmasının gerektiği tablolardır. Bebeğin kalp atış izleminde bozulma görülmesi, doğumun son evresinin beklenenden uzun sürmesi bu kapsamda değerlendirilir. Böyle durumlarda kazanılan her dakika anlam taşır.

İkinci grup, doku direncinin belirgin biçimde yüksek olduğu durumlardır. Perine bölgesinin çok gergin olması, bebeğin tahmin edilenden iri olması ya da başın geniş açıyla ilerlemesi kesiyi gündeme getirebilir. Makat gelişi gibi olağan dışı duruşlarda da alan genişletmeye gerek duyulabilir.

Vakum ya da forseps yardımıyla yapılan doğumlar üçüncü grubu oluşturur. Aracın yerleştirilebilmesi için ek alan gerekebilir. Ayrıca omuz takılması gibi beklenmedik bir durum geliştiğinde, girişim yapılabilmesi için kesi uygulanabilir. Bu kararların tamamı doğum anında, o anki bulgular değerlendirilerek verilir.

Kesi Yapılırken Ağrı Hissedilir mi?

Kesi, doğumun son evresinde ve genellikle bir kasılmanın en yoğun anında yapılır. Bu dönemde perine dokusu bebeğin başının basıncı altında ileri derecede gerildiğinden bölgedeki duyu belirgin biçimde azalmıştır. Bu nedenle kesinin kendisi çoğu kişi tarafından ayrı bir işlem olarak hissedilmez.

Epidural anestezi uygulanmış doğumlarda bölgedeki his zaten azalmıştır ve ek bir uyuşturma gerekmeyebilir. Epidural uygulanmayan doğumlarda ise kesi öncesinde bölgeye lokal anestezik verilmesi tercih edilebilir. Hangi yolun seçileceği doğumun o andaki seyrine göre belirlenir.

Doğumdan sonra yapılan dikiş işleminde bölge uyuşturularak çalışılır. Bu aşamada iplik geçirilirken hafif bir çekilme ya da dokunma duygusu tarif edilebilir, ancak keskin bir ağrı beklenmez. Anestezinin etkisi geçtikten sonra bölgede yanma ve zonklama tarzında bir rahatsızlık hissedilebilir; bu his ilk günlerde daha belirgindir ve giderek azalır.

Dikiş sonrası dönemde hissedilen rahatsızlığın derecesi, kesinin genişliğine ve iyileşmenin seyrine göre değişir. Bazı kadınlar yalnızca hafif bir gerginlik tarif ederken, bazıları ilk günlerde oturmayı zorlaştıran bir ağrıdan söz eder. Bu farklılık olağandır. Ağrının günler içinde giderek azalması beklenir; artması durumunda ise değerlendirme gerekir.

Dikişler Ne Zaman İyileşir?

Onarımda kullanılan iplikler genellikle kendiliğinden eriyen türdendir. Bu nedenle dikişlerin alınması için ayrı bir işlem gerekmez. İpliklerin çözünmesi çoğunlukla iki ile dört hafta arasında tamamlanır; bu süre kullanılan malzemeye ve kişiden kişiye değişir.

Yara iyileşmesinin ilk aşaması ilk bir hafta içinde belirginleşir. Bu dönemde ödem ve hassasiyet en yoğun düzeydedir; oturmak, yürümek ve tuvalete çıkmak zorlanmayla gerçekleşebilir. İkinci haftadan itibaren şikâyetlerde belirgin azalma tarif edilir. Üçüncü ve dördüncü haftalarda çoğu kişi günlük etkinliklerini rahatça sürdürebilir.

Doku bütünlüğünün tam olarak yerine oturması ise daha uzun sürer. Altı haftalık dönemin sonunda yapılan kontrolde iyileşme genellikle tamamlanmış olur. Bölgedeki hafif gerginlik ya da hassasiyet duygusunun birkaç ay daha sürebildiği bildirilir. Yara iyileşmesi; beslenme durumu, sigara kullanımı, şeker hastalığı gibi etkenlerden etkilenebilir.

İyileşme sürecinde bölgede kaşıntı hissedilmesi sık karşılaşılan bir durumdur ve genellikle dokunun onarılmakta olduğuna işaret eder. Bu his rahatsız edici olabilse de bölgeyi kaşımak ya da ovuşturmak dikiş hattına zarar verebilir. Bunun yerine bölgenin serin ve kuru tutulması, pamuklu iç çamaşırı kullanılması rahatlama sağlayabilir.

İyileşme Sürecinde Nelere Dikkat Edilmeli?

Bölgenin temiz ve kuru tutulması iyileşmenin temel koşuludur. Tuvalet sonrasında bölgenin önden arkaya doğru ılık suyla yıkanması ve yumuşak bir bezle kurulanması önerilir. Ovmak yerine hafifçe bastırarak kurutmak dokuya daha az yük bindirir. Hijyenik pedin sık aralıklarla değiştirilmesi nemin birikmesini önler.

Oturma düzeni de rahatlığı etkiler. Sert yüzeylerde uzun süre oturmak yerine yumuşak bir minder kullanmak baskıyı azaltır. Bazı kişiler ortası boşluklu minderleri yararlı bulur. İlk günlerde bölgeye soğuk uygulama yapılması ödemi azaltmaya katkı sağlayabilir; uygulama süresi ve sıklığı hekim önerisine göre ayarlanır.

Kabızlıktan kaçınmak önem taşır, çünkü ıkınma bölgeye baskı uygular. Lifli besinlerin artırılması ve sıvı alımının yeterli tutulması bu açıdan yardımcı olur. Ağrı kesici gereksinimi doğduğunda hangi ilacın kullanılabileceği hekim tarafından belirlenir; kendi kendine ilaç kullanmak, özellikle emzirme döneminde sakıncalı olabilir. Cinsel ilişkiye başlama zamanı da altı haftalık kontrolde değerlendirilir.

Kesi Yerinde Hangi Belirtiler Hekime Bildirilmeli?

İyileşme süreci genellikle sorunsuz ilerler; ancak bazı bulgular değerlendirme gerektirir. Ağrının azalmak yerine giderek artması, ilk günlerin ötesinde şiddetlenen bir zonklamanın ortaya çıkması dikkate alınmalıdır. Bölgede artan şişlik ve gerginlik hissi de bildirilmesi gereken bulgulardandır.

Kesi bölgesinden gelen akıntının rengi ve kokusu bilgi verir. Sarı ya da yeşilimsi renkli, kötü kokulu akıntı enfeksiyon olasılığını düşündürür. Ateş yüksekliği, titreme ve genel halsizlik bu tabloya eşlik edebilir. Bu bulguların bir arada görülmesi durumunda gecikmeden başvuru önerilir.

Dikiş hattının açılması, bölgede sertleşmiş bir şişlik oluşması ya da yeniden kanama başlaması da değerlendirme gerektirir. İdrar yapamama, idrar kaçırma ya da dışkı tutamama gibi şikâyetlerin ortaya çıkması ayrıca incelenmesi gereken durumlardır. Haftalar sonra sürüp giden ağrı ve cinsel ilişkide belirgin acı hissi de kontrolde paylaşılmalıdır.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir