Doğumun beklenen tarihten önce başlaması, gebelik takibinde üzerinde önemle durulan konulardan biridir. Erken doğum tehdidi, doğum eyleminin zamanından önce başlama belirtilerinin ortaya çıkmasını ifade eder. Bu belirtilerin her zaman doğumla sonuçlanmadığı bilinir; bir bölümü değerlendirme sonrasında geriler. Aşağıda erken doğumun nasıl tanımlandığı, hangi bulgularla seyrettiği ve bu durumda izlenen yol açıklanmıştır.
Erken Doğum Hangi Haftalar İçin Kullanılır?
Otuz yedinci haftanın tamamlanmasından önce gerçekleşen doğumlar erken doğum olarak tanımlanır. Alt sınır olarak ülkemizdeki uygulamada yirmi dördüncü hafta esas alınır; bu hafta, bebeğin rahim dışında yaşayabilme olasılığının belirgin biçimde başladığı dönem kabul edilir. Bu sınırın altında sonlanan gebelikler farklı bir başlık altında değerlendirilir.
Bu alt sınırın her yerde aynı olmadığı da bilinir. Yenidoğan yoğun bakım olanaklarının gelişmesiyle birlikte bazı merkezlerde yirmi ikinci haftadan itibaren canlandırma girişimi gündeme gelebilir; bu karar bebeğin tahmini ağırlığı, ailenin bilgilendirilmesi ve merkezin olanakları birlikte değerlendirilerek verilir. Bu nedenle sınır kesin bir çizgiden çok, olanaklara göre değişen bir aralık olarak düşünülür.
Erken doğumlar kendi içinde gruplara ayrılır. Otuz dördüncü ile otuz altıncı haftalar arasındakiler geç erken doğum olarak adlandırılır ve bu grupta bebeklerin durumu çoğunlukla daha iyidir. Otuz ikinci haftadan önceki doğumlar ise daha yakın izlem gerektirir.
Bu ayrımın yapılması önemlidir; çünkü izlenecek yol haftaya göre belirgin biçimde değişir. Otuz dördüncü haftadan önce doğum beklenen durumlarda akciğer olgunlaşmasını destekleyen tedavi gündeme gelirken, bu haftadan sonra yaklaşım farklılaşır. Doğumun hangi merkezde gerçekleşeceği kararı da bu ayrıma göre verilir.
Hangi Durumlar Riski Artırır?
Öykü, bu başlıkta en ağır basan bilgidir: daha önce erken doğumla sonuçlanmış bir gebelik yaşamış olmak, sonraki gebeliklerde izlem sıklığını doğrudan belirler. Böyle bir öyküsü olan kadınlarda rahim ağzı uzunluğu ikinci üç aylık dönemde ultrasonla belirli aralıklarla ölçülür ve kısalma eğilimi erken yakalanmaya çalışılır. Çoğul gebelik, rahim ağzına yönelik geçirilmiş girişimler, rahmin yapısal farklılıkları ve gebelikler arasındaki sürenin kısa kalması da izlem planını sıklaştıran başlıklar arasındadır.
Çoğul gebelikler, rahmin beklenenden fazla gerilmesi nedeniyle bu grupta yer alır. Rahim yapısıyla ilgili durumlar, rahim ağzına yönelik geçirilmiş girişimler ve rahim boşluğuna uzanan myomlar da tabloya katkı sağlar. Sıvı fazlalığı da rahmi geren bir etkendir.
Enfeksiyonlar ayrı bir başlıktır. İdrar yolu enfeksiyonları, vajinal enfeksiyonlar ve zarların iltihaplanması erken doğum eylemini başlatabilir. Bunların dışında sigara kullanımı, gebelikler arasındaki sürenin kısa olması, düşük beden ağırlığı, ileri anne yaşı, yoğun stres ve tansiyon yüksekliği gibi eşlik eden hastalıklar da göz önünde bulundurulur.
Belirtiler Nasıl Ayırt Edilir?
Erken doğum belirtileri her zaman belirgin değildir. En sık bildirilen bulgu, düzenli aralıklarla gelen karın sertleşmeleridir. Bu kasılmalar adet sancısını andıran bir his yaratabilir ve bele vurabilir.
Belde süregelen künt bir ağrı, kasık bölgesinde baskı hissi ve aşağı doğru bir ağırlık duygusu diğer bulgulardır. Bu his, bebeğin aşağı indiği izlenimi verebilir. Bağırsak hareketlerinde artış ve ishal benzeri şikâyetler de bazı kişilerde eşlik eder.
Vajinal akıntıda değişim önemli bir işarettir. Akıntının miktarının artması, sulanması ya da içinde kan bulunması değerlendirme gerektirir. Yoğun kıvamlı bir salgının gelmesi, rahim ağzındaki tıkacın çıktığını gösterebilir. Su gelmesi ve kanama da beklenmeden başvuru gerektiren bulgulardır.
Kasılmalar Yalancı Sancıdan Nasıl Ayrılır?
Gebeliğin ikinci yarısında rahim zaman zaman kasılır; bu kasılmalar hazırlık kasılmaları olarak adlandırılır ve olağandır. Düzensiz aralıklarla gelir, süreleri değişkendir ve şiddetleri artmaz. Genellikle ağrısızdır ya da hafif bir gerginlik hissi yaratır.
Gerçek doğum kasılmaları ise düzenli aralıklarla gelir ve bu aralık zamanla kısalır. Süreleri uzar, şiddetleri artar. Ağrı çoğunlukla belde başlar ve karna yayılır. Duruş değiştirmek, dinlenmek ya da su içmek bu kasılmaları durdurmaz.
Ayrımın yapılmasında pratik bir yöntem, kasılmaların bir saat boyunca sayılmasıdır. Bir saat içinde dört ya da daha fazla düzenli kasılma hissedilmesi değerlendirme gerektirir; bu sayı beklemeye devam edilmemesi gereken sınır olarak kabul edilir. Bununla birlikte bu ayrım her zaman kolay yapılamaz; kesin değerlendirme muayene ve rahim ağzının incelenmesiyle yapılır. Kararsız kalındığında başvurulması uygun olur.
Tanıda Hangi Değerlendirmeler Yapılır?
Değerlendirmenin merkezinde rahim ağzının incelenmesi yer alır. Muayene ile açıklık ve silinme durumu değerlendirilir. Vajinal ultrason ile rahim ağzı uzunluğunun ölçülmesi ise daha nesnel bir bilgi sunar; yirmi beş milimetrenin altındaki ölçümler kısa kabul edilir.
Rahim kasılmalarının kaydedilmesi de yapılır. Bu kayıt, kasılmaların sıklığını, süresini ve düzenli olup olmadığını gösterir. Aynı kayıtla bebeğin kalp atış hızı da izlenir.
Bazı merkezlerde fetal fibronektin testi kullanılır. Bu test vajinal salgıda belirli bir maddenin varlığını araştırır. Testin en değerli yanı, negatif çıktığında yakın dönemde doğum olasılığının düşük olduğunu göstermesidir; bu bilgi gereksiz girişimlerden kaçınılmasını sağlar. Bunların yanı sıra idrar tahlili, vajinal kültür ve enfeksiyon belirteçleri de değerlendirilir; enfeksiyon bu tablonun sık rastlanan bir tetikleyicisidir.
Doğumu Geciktirmek İçin Ne Yapılır?
Doğum eyleminin başladığı doğrulandığında, kasılmaları baskılayan ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçların amacı gebeliği haftalarca uzatmak değildir; hedeflenen süre kırk sekiz saattir. Bu süre, akciğer olgunlaşmasını destekleyen tedavinin iki dozunun tamamlanması ve gerekiyorsa uygun bir merkeze nakil yapılması için yeterli kabul edilir. Uygulamada kazanılan sürenin iki ile yedi gün arasında değişebildiği bildirilir; ancak ilacın kırk sekiz saatin ötesinde sürdürülmesinin ek yarar sağladığı gösterilememiştir. Bu nedenle tedavi belirli bir hedefe yönelik ve sınırlı süreyle uygulanır.
Enfeksiyon saptanmışsa buna yönelik tedavi uygulanır. Zarların erken açıldığı durumlarda antibiyotik kullanımı, gebeliğin uzamasına ve enfeksiyonun sınırlanmasına katkı sağlayabilir.
Rahim ağzı kısa bulunan ve erken doğum öyküsü olan kişilerde progesteron kullanımı gündeme gelebilir. Rahim ağzına dikiş atılması ise belirli durumlarda değerlendirilen bir başka yaklaşımdır. Yatak istirahatinin erken doğumu önlediği gösterilmemiştir; uzun süreli hareketsizlik pıhtı oluşumu gibi başka güçlükler yaratabilir. Bu nedenle yorucu etkinliklerden kaçınılması önerilirken, tam hareketsizlik genellikle uygun bulunmaz.
Bebeğin Akciğer Gelişimi Nasıl Desteklenir?
Otuz dördüncü haftadan önce doğum beklenen durumlarda, anneye kas içine uygulanan bir kortikosteroid tedavisi verilir. Bu ilaç bebeğin akciğerlerinde, hava keseciklerinin açık kalmasını sağlayan maddenin üretimini hızlandırır. Böylece doğum sonrasında solunum güçlüğü yaşanma olasılığı azalır.
Tedavi genellikle yirmi dört saat arayla iki doz olarak uygulanır. En belirgin etki, ilk dozdan yaklaşık yirmi dört saat sonra başlar ve yedi gün boyunca sürer. Bu nedenle kasılmaları baskılayan ilaçlarla kazanılan sürenin değeri buradadır.
Otuz dördüncü hafta geçildikten sonra bu tedavi her gebede uygulanmaz. Bununla birlikte otuz dördüncü ile otuz altıncı haftalar arasında yakın zamanda doğum beklenen ve daha önce bu tedaviyi hiç almamış olan gebelerde uygulama seçilmiş olgularda gündeme gelebilir; bu kararda bebekte kan şekeri düşüklüğü olasılığının artması da göz önünde bulundurulur.
Bu tedavinin katkısı yalnızca akciğerlerle sınırlı değildir; beyin içi kanama ve bağırsak sorunlarının sıklığını da azalttığı bildirilmiştir. Otuz ikinci haftadan önceki doğumlarda magnezyum sülfat uygulaması da gündeme gelir; bu tedavi bebeğin sinir sistemini korumaya yöneliktir. Uygulanacak yaklaşımlar gebelik haftasına ve tablonun seyrine göre belirlenir.
Erken Doğum Riski Olan Gebelikte Takip Nasıl Yürütülür?
Erken doğum riski taşıdığı belirlenen gebeliklerde izlem sıklığı artırılır. Rahim ağzı uzunluğunun ultrasonla ölçülmesi bu takibin önemli bir parçasıdır; ölçüm vajinal yoldan yapıldığında daha güvenilir sonuç verir. Uzunluğun beklenenden kısa bulunması, izlemin sıklaştırılmasını ya da ek önlemlerin gündeme gelmesini sağlayabilir.
Takip sırasında enfeksiyon açısından değerlendirme de yapılır. İdrar yolu enfeksiyonu ve vajinal enfeksiyonlar erken doğum tehdidiyle ilişkilendirilen durumlar arasındadır; saptandığında tedavi edilmeleri tablonun kötüleşmesini önlemeye katkı sağlar. Bu nedenle şikâyet olmasa bile bazı tetkiklerin tekrarlanması istenebilir.
Günlük yaşamda bazı düzenlemeler önerilebilir. Ağır kaldırmaktan kaçınılması, uzun süre ayakta kalınmaması ve yorucu etkinliklerin azaltılması bunlar arasındadır. Yatak istirahatinin her durumda yararlı olduğu gösterilmemiştir; bu nedenle önerilecek kısıtlamanın düzeyi kişiye göre belirlenir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Otuz yedinci haftadan önce düzenli aralıklarla gelen karın sertleşmeleri hissedilmesi durumunda değerlendirme yapılmalıdır. Bir saat içinde dört ya da daha fazla kasılma sayılması, dinlenme ve su içmeyle geçmeyen kasılmalar başvuru gerektirir.
Su gelmesi, miktarı az olsa bile beklenmeden bildirilmelidir. Gelen sıvının yeşil, kahverengi ya da sarımsı renk alması veya kötü kokması, zarların açılmasına enfeksiyonun eklendiğini düşündürür ve aynı gün değerlendirme gerektirir. Su geldikten sonra vajinada bir dolgunluk ya da bir şeyin sarktığı duygusu olması, göbek kordonunun aşağı inmiş olabileceğini gösterir; bu durumda uzanıp beklemeden en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesi gerekir. Zarların açıldığı düşünülen durumlarda tampon kullanılmaması, cinsel ilişkiden ve küvette yıkanmaktan kaçınılması istenir; bunlar rahim içine mikrop taşınma olasılığını artırır. Kanama, kasık bölgesinde artan baskı hissi, belde süregelen ağrı ve vajinal akıntının miktar ya da nitelik olarak değişmesi de değerlendirme gerektiren bulgulardır.
Ateş yükselmesi, kötü kokulu akıntı ve karında hassasiyet enfeksiyon yönünden incelenir. Bebek hareketlerinde azalma fark edilmesi de ayrıca bildirilmelidir. Erken doğum öyküsü bulunan ya da rahim ağzı kısa saptanmış kişilerde bu bulguların değerlendirilmesi için beklenmemesi önerilir.