randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Gebelikte Enfeksiyon Taraması (TORCH Enfeksiyonları)

Gebelikte istenen TORCH taramasının kapsamı, test sonuçlarının yorumlanması, korunma yolları ve pozitif sonuçta izlenen adımlar üzerine bilgilendirme.

Gebelik döneminde bazı enfeksiyon etkenleri anneden bebeğe geçebilir. Bu etkenlerin bir bölümü annede belirgin bir hastalık yapmadan seyrederken, bebekte gelişimsel etkiler bırakabilir. TORCH adı verilen tarama, bu grupta yer alan enfeksiyonların bir arada değerlendirilmesi için kullanılan bir kısaltmadır. Tarama her gebeye aynı kapsamda uygulanmaz; hangi testlerin isteneceği bağışıklık durumu ve öykü göz önünde bulundurularak belirlenir.

TORCH Taraması Hangi Enfeksiyonları Kapsar?

TORCH kısaltmasının harfleri farklı etkenleri karşılar. T harfi toksoplazmayı, O harfi diğer etkenler grubunu, R kızamıkçığı, C sitomegalovirüsü, H ise herpes virüsünü gösterir. Bu gruplama, bebeğe geçebilme ve gelişimi etkileyebilme ortak özelliğine dayanır.

Diğer etkenler başlığı zaman içinde genişlemiştir. Bu grupta sifiliz, hepatit virüsleri, suçiçeği etkeni ve parvovirüs gibi mikroorganizmalar yer alır. Ülkemizde gebelik takibinde hepatit B ve sifiliz taraması standart olarak yapılır.

Etkenlerin bebeğe geçme yolları ve etkileri farklıdır. Bazıları plasenta yoluyla rahim içindeyken geçer, bazıları doğum sırasında doğum kanalından bulaşır. Geçişin gebeliğin hangi döneminde gerçekleştiği de sonucu etkileyen bir ayrıntıdır.

Tüm testlerin her gebeye istenmesi önerilmez. Gereksiz test, yorumlanması güç sonuçlar doğurabilir ve gereksiz kaygıya yol açabilir. Bu nedenle hangi testlerin isteneceği, gebenin öyküsü ve ülkedeki yaygınlık verileri gözetilerek hekim tarafından belirlenir.

Bu Tarama Kimlere Yapılır?

Kızamıkçık bağışıklığının bilinmesi gebelik öncesi dönemde önerilen değerlendirmeler arasındadır. Bağışıklık yoksa aşılama gebelikten önce yapılabilir; gebelik sırasında bu aşı uygulanmaz. Bu nedenle test, gebelik planlanırken en anlamlı sonucu verir.

Toksoplazma taraması ülkeden ülkeye değişen bir uygulamadır. Ülkemizde tüm gebelere rutin olarak istenmez; kedi teması, çiğ et tüketimi ya da toprakla çalışma gibi öykü bulunduğunda gündeme gelir. Ultrasonda dikkat çeken bir bulgu saptandığında da istenebilir.

Sitomegalovirüs için yaygın tarama önerilmez, çünkü sonucu yorumlamak güçtür ve pozitiflik yaygındır. Sağlık kuruluşlarında ya da kreşlerde çalışanlar gibi temas olasılığı yüksek gruplarda değerlendirme yapılabilir.

Hepatit B ve sifiliz taraması ise tüm gebelere önerilir. Bu iki enfeksiyonun erken saptanması, doğum sırasında ve sonrasında alınacak önlemleri belirler. Testlerin gebeliğin ilk kontrolünde istenmesi ve gerektiğinde son üç ayda yinelenmesi uygun bulunur.

Testler Nasıl Yorumlanır?

Bu testlerde kanda iki tür antikor aranır. IgM adı verilen antikor genellikle yeni geçirilmiş ya da süren bir enfeksiyonda yükselir. IgG antikoru ise geçmişte karşılaşıldığını ve bağışıklık geliştiğini gösterir. Sonuç bu iki değerin birlikte okunmasıyla yorumlanır.

Dört olası kombinasyon vardır. Her ikisinin de negatif olması, hiç karşılaşılmadığını ve korunma önlemlerinin önem kazandığını gösterir. IgG pozitif, IgM negatif ise geçmişte geçirilmiş bir enfeksiyon ve mevcut bağışıklık söz konusudur; bu, gebelik açısından güven verici bir sonuçtur.

Her ikisinin pozitif olması ya da yalnızca IgM'in pozitif çıkması ileri değerlendirme gerektirir. IgM antikoru bazı kişilerde aylarca, hatta yıllarca yüksek kalabilir; bu nedenle tek başına yeni enfeksiyon anlamına gelmez. Bu durumda IgG aviditesi adı verilen ek bir test istenir.

Avidite testi, antikorun etkene ne kadar sıkı bağlandığını ölçer. Yüksek avidite, enfeksiyonun aylar önce geçirildiğini düşündürür. Sonuçlar laboratuvarın kullandığı yönteme göre farklı birimlerle raporlanabilir; bu nedenle karşılaştırmalar mümkünse aynı laboratuvarda yapılır ve değerlendirme raporda belirtilen sınırlara göre yürütülür.

Toksoplazmadan Nasıl Korunulur?

Toksoplazma, çoğunlukla yiyecek yoluyla alınan bir parazittir. En sık bulaş yolu, yeterince pişmemiş et tüketimidir. Etin iç sıcaklığının yeterli düzeye ulaşacak biçimde pişirilmesi, çiğ ve az pişmiş et ürünlerinden kaçınılması korunmanın temelini oluşturur.

Sebze ve meyvelerin iyice yıkanması ikinci önemli adımdır. Toprakla temas eden ürünlerin üzerinde parazit yumurtaları bulunabilir. Bahçe işleriyle uğraşırken eldiven kullanılması ve sonrasında ellerin yıkanması önerilir.

Kedilerle ilgili yaygın bir yanlış anlama vardır. Evdeki bir kediden bulaş, ancak kedinin dışkısıyla temas yoluyla olur. Kedinin evden uzaklaştırılması gerekmez; kum kabının başkası tarafından ve her gün temizlenmesi yeterli bir önlemdir.

Mutfak hijyeni de korunmanın parçasıdır. Çiğ et kesilen bıçak ve tahtanın ayrı tutulması, çiğ etle temas eden yüzeylerin yıkanması önerilir. Pastörize edilmemiş süt ve bu sütten yapılan ürünlerden kaçınılması da bu dönemde uygun bulunur.

CMV ve Kızamıkçık Gebeliği Nasıl Etkiler?

Sitomegalovirüs, yetişkinlerde çoğunlukla belirti vermeden ya da hafif bir grip tablosuyla geçirilir. Gebelikte ilk kez alınması durumunda bebeğe geçme olasılığı bulunur. Geçişin sonuçları değişkendir; birçok bebekte hiçbir etki görülmezken, bir bölümünde işitme ve gelişim üzerinde etkiler bildirilmiştir.

Bu virüs en sık küçük çocukların salgılarıyla temas yoluyla bulaşır. Bu nedenle korunmada el yıkama öne çıkar. Küçük çocukların altını değiştirdikten sonra ellerin yıkanması, çocukla aynı çatal kaşığın kullanılmaması ve yüzden öpmekten kaçınılması önerilen önlemlerdir.

Kızamıkçık, gebeliğin ilk üç ayında geçirildiğinde bebeğin gelişimi üzerinde etkili olabilen bir enfeksiyondur. Bu dönemde geçirilmesi hâlinde kalp, göz ve işitmeyi ilgilendiren gelişimsel etkiler bildirilmiştir. On altıncı haftadan sonra bu etkiler belirgin biçimde azalır.

Kızamıkçıkta korunmanın yolu aşıdır. Ancak canlı aşı olduğu için gebelikte uygulanmaz. Bağışıklığı olmayan kadınlarda aşılamanın gebelik öncesinde tamamlanması ve aşı sonrası bir süre gebelikten korunulması önerilir. Bağışıklığı olmayan bir gebede ise döküntülü hastalığı olan kişilerden uzak durulması istenir.

Pozitif Sonuçta Hangi Adımlar İzlenir?

Pozitif bir sonuç tek başına bebekte etkilenme anlamına gelmez. İlk adım, sonucun gerçekten yeni bir enfeksiyonu mu gösterdiğini belirlemektir. Bunun için testin tekrarlanması, avidite değerlendirmesi ve mümkünse gebelik öncesi kayıtların gözden geçirilmesi istenir.

Yeni enfeksiyon doğrulandığında bebeğe geçip geçmediğinin araştırılması gündeme gelir. Ayrıntılı ultrason ile bebeğin organları, gelişim ölçüleri ve beyin yapıları değerlendirilir. Belirli bulguların varlığı ileri incelemeyi gerektirebilir.

Amniyon sıvısından örnek alınması, etkenin bebeğe geçip geçmediğini gösterebilen bir yöntemdir. Bu işlem her durumda yapılmaz; zamanlaması ve gerekliliği ayrı bir değerlendirme konusudur. İşlemin kendi olası sorunları da karar sürecinde göz önünde bulundurulur.

Bazı enfeksiyonlarda gebelik döneminde ilaç kullanımı gündeme gelebilir. Toksoplazmada bebeğe geçişi azaltmaya yönelik tedavi seçenekleri bulunur. Kararlar enfeksiyon hastalıkları ve kadın doğum değerlendirmesinin birlikte yapılmasıyla verilir; her durumda ilaç kullanımı gerekmez.

Gebelik Öncesi Bağışıklık Kontrolü Neden Önemlidir?

Gebelik öncesi yapılan değerlendirme, gebelik sırasında yapılana göre çok daha kullanışlı bilgi verir. Bağışıklık durumu önceden bilindiğinde, gebelik sırasında çıkan bir sonuç kolayca yorumlanabilir. Karşılaştırılacak bir başlangıç değeri bulunması yorum güçlüğünü ortadan kaldırır.

Eksik bağışıklıklar bu dönemde tamamlanabilir. Kızamıkçık ve suçiçeği aşıları gebelik öncesinde uygulanabilir; gebelikte ise canlı aşı oldukları için kullanılmaz. Hepatit B aşısı gebelikte de yapılabilen bir aşıdır, ancak öncesinde tamamlanması tercih edilir.

Bağışıklığın bulunmadığı öğrenilirse gebelik boyunca uygulanacak korunma önlemleri baştan planlanabilir. Beslenme alışkanlıkları, hijyen düzeni ve temas edilen ortamlar bu bilgiye göre düzenlenir.

Gebelik öncesi görüşme yalnızca enfeksiyonlarla sınırlı değildir. Folik asit desteğinin başlanması, mevcut hastalıkların düzenlenmesi ve kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi de aynı görüşmede ele alınır. Bu nedenle gebelik planlanırken bir kontrol yaptırılması önerilir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Gebelik sırasında ateşle birlikte döküntü ortaya çıkması değerlendirme gerektirir. Boyunda ya da kulak arkasında şişmiş bezelerin fark edilmesi de bildirilmesi gereken bir bulgudur.

Döküntülü bir hastalığı olan biriyle temas edildiğinin öğrenilmesi başvuru nedenidir. Kızamıkçık ya da suçiçeği geçiren bir çocukla temas söz konusuysa, bağışıklık durumu bilinmiyorsa değerlendirme yapılması uygun olur.

Uzun süren ateş, geçmeyen halsizlik, boğaz ağrısı ve kas ağrılarıyla giden tablolar da kontrolde dile getirilmelidir. Bu belirtiler çoğu zaman basit bir enfeksiyonla ilişkilidir, ancak gebelikte değerlendirilmesi uygun olur.

Ultrason incelemesinde açıklanması gereken bir bulgu saptanması durumunda ileri değerlendirme planlanır. Test sonuçlarının anlaşılamadığı ya da farklı laboratuvarlarda farklı çıktığı durumlarda da sonuçların hekimle birlikte gözden geçirilmesi önerilir.