randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

Gebelikte Günde Ne Kadar Su İçilmeli?

Gebelikte artan sıvı ihtiyacının nedeni, günlük su miktarı, yeterliliğin nasıl anlaşılacağı ve ödemle ilişkisi üzerine bilgilendirme.

Gebelik döneminde vücutta gerçekleşen değişimlerin bir bölümü doğrudan sıvı dengesiyle ilgilidir. Kan hacminin artması, bebeğin çevresindeki sıvının oluşması ve böbreklerin daha yoğun çalışması günlük su ihtiyacını yükseltir. Ne kadar içmek gerektiği ise sıkça sorulan bir konudur. Aşağıda sıvı ihtiyacının neden arttığı, günlük miktarın nasıl ayarlanacağı ve yeterliliğin hangi belirtilerden anlaşılabileceği açıklanmıştır.

Gebelikte Sıvı İhtiyacı Neden Artar?

Gebelikte dolaşımdaki kan hacmi belirgin biçimde artar. Bu artış, rahme ve bebeğin eşine giden kan akımının karşılanabilmesi için gereklidir. Kan hacminin büyümesi doğrudan daha fazla sıvı alımını gerektirir; yetersiz alım durumunda dolaşım yükünün karşılanması güçleşebilir.

İkinci neden, bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısının sürekli yenilenmesidir. Bu sıvı bebeği dış etkilerden korur, hareket etmesine olanak tanır ve akciğer gelişimine katkı sağlar. Sıvının miktarı annenin sıvı durumundan etkilenebilir; belirgin sıvı açığı olan durumlarda miktarında azalma gözlenebilir.

Böbreklerin iş yükü de gebelikte artar. Hem annenin hem de bebeğin ürettiği atık maddelerin süzülmesi gerekir. Bu süzme işleminin sağlıklı yürüyebilmesi için yeterli sıvı gereklidir. Aynı dönemde bağırsak hareketleri yavaşladığından, sıvı alımı kabızlığın önlenmesinde de rol oynar.

Bunların yanında vücut ısısının düzenlenmesi de sıvıya bağlıdır. Gebelikte metabolizma hızlanır ve ısı üretimi artar; terleme yoluyla kaybedilen sıvının yerine konması gerekir. Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde gebelikte günlük sıvı ihtiyacının gebelik öncesine göre yükseldiği anlaşılır.

Günde Kaç Bardak Su Yeterlidir?

Gebelik döneminde günlük sıvı alımı için genel olarak iki ile üç litre arası bir aralık önerilir. Bardak ölçüsüyle bakıldığında bu miktar, iki yüz mililitrelik bardaklarla yaklaşık on ile on iki bardağa karşılık gelir. Bu rakam bir alt sınır değil, çoğu kişi için uygun kabul edilen bir aralıktır.

Bu miktarın tamamının sade su olması gerekmez. Günlük sıvı alımının bir bölümü besinlerden ve diğer içeceklerden karşılanır. Yine de ana kaynağın su olması, gereksiz şeker ve kafein alımını sınırlamak açısından uygun görülür.

Suyun gün içine yayılarak içilmesi, bir seferde büyük miktarlar tüketmekten daha uygundur. Bir seferde fazla miktarda su içmek mide dolgunluğu, bulantı ve sık idrara çıkma yaratabilir. Saat başı bir bardak biçiminde bir düzen kurmak çoğu kişi için pratik bir yöntemdir.

İhtiyaç kişiden kişiye değişir. Vücut ağırlığı, etkinlik düzeyi, mevsim, çoğul gebelik durumu ve varsa eşlik eden hastalıklar bu miktarı etkiler. Kalp ya da böbrek hastalığı bulunanlarda sıvı miktarının hekim tarafından ayrıca belirlenmesi gerekir; bu durumlarda genel öneriler doğrudan uygulanmaz.

Yeterli Su İçildiği Nasıl Anlaşılır?

Sıvı yeterliliğini değerlendirmenin en pratik yolu idrarın rengine bakmaktır. Açık sarı ya da samana yakın renkte idrar, genellikle yeterli sıvı alındığını gösterir. Koyu sarı, koyu turuncu ya da çay rengine yakın idrar ise sıvı alımının artırılması gerektiğini düşündürür.

İdrara çıkma sıklığı da bilgi verir. Gebelikte sık idrara çıkmak zaten olağandır; ancak gün boyunca birkaç kez idrara çıkılıyorsa ve idrar miktarı az ise sıvı açığı düşünülebilir. Bazı vitamin takviyelerinin idrar rengini koyulaştırabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Susuzluk hissi tek başına güvenilir bir ölçüt değildir. Susama duygusu ortaya çıktığında vücut bir miktar sıvı açığı vermiş olabilir. Bu nedenle susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içilmesi önerilir.

Ağız kuruluğu, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi ve kabızlık da yetersiz sıvı alımına eşlik edebilen belirtilerdir. Bu belirtilerin başka nedenleri de bulunabileceğinden, sürekli hale gelmeleri durumunda değerlendirme yapılması uygun olur.

Su Ödemi Artırır mı, Azaltır mı?

Gebelikte ellerde, ayaklarda ve bacaklarda görülen şişlik nedeniyle su içmeyi azaltma eğilimi yaygındır. Oysa bu yaklaşım beklenenin tersi bir etki yaratabilir. Sıvı alımının kısıtlanması, vücudun mevcut sıvıyı tutma eğilimini artırabilir.

Gebelikteki ödemin başlıca nedeni sıvı fazlalığı değildir. Büyüyen rahmin alt taraftan dönen damarlara baskı yapması, kan damarlarının geçirgenliğinin artması ve hormonal değişimler bu tablonun oluşmasında rol oynar. Bu nedenle su içmeyi azaltmak şişliği gidermez.

Yeterli sıvı alımı, böbreklerin fazla tuzu ve atık maddeleri atmasını kolaylaştırır. Bu da dokular arasında biriken sıvının azalmasına katkı sağlayabilir. Tuz tüketiminin aşırıya kaçmaması ise ödem yönetiminde daha belirleyici bir noktadır.

Şişliği azaltmaya yardımcı olabilecek başka uygulamalar da vardır. Ayakların yükseğe kaldırılması, uzun süre ayakta ya da hareketsiz oturarak kalınmaması, sol yana yatarak dinlenilmesi ve rahat ayakkabı kullanılması bunlar arasındadır. Buna karşın ellerde ve yüzde ani ortaya çıkan belirgin şişlik farklı bir tabloyu düşündürebilir ve değerlendirme gerektirir.

Sıvı İhtiyacı Başka İçeceklerle Karşılanabilir mi?

Günlük sıvı alımının bir bölümü su dışındaki kaynaklardan sağlanabilir. Süt, ayran, taze sıkılmış meyve suyu ve çorba sıvı dengesine katkıda bulunur. Ayrıca su oranı yüksek meyve ve sebzeler, örneğin karpuz, salatalık, domates ve portakal da alınan sıvıya eklenir.

Kafeinli içeceklerde ölçülü olmak önerilir. Çay, kahve ve kolalı içeceklerdeki kafein hafif idrar söktürücü etki gösterir. Gebelikte günlük kafein alımının sınırlı tutulması önerildiğinden, bu içeceklerin ana sıvı kaynağı olarak kullanılması uygun değildir.

Şekerli içecekler ise ayrı bir dikkat gerektirir. Hazır meyve suları, gazlı içecekler ve şekerli soğuk içecekler yüksek miktarda ilave şeker içerir. Gebelikte kan şekeri dengesinin korunması önem taşıdığından bu içeceklerin sınırlandırılması uygun olur.

Bitki çayları konusunda da temkinli olmak gerekir. Her bitki çayının gebelikte güvenli olduğu varsayılamaz; bazı bitkiler rahim kasılmalarını etkileyebilir. Düzenli tüketilecek bitki çaylarının hekimle görüşülerek belirlenmesi yerinde olur.

Sıcak Havada ve Egzersizde Miktar Nasıl Ayarlanır?

Sıcak havalarda terleme yoluyla kaybedilen sıvı miktarı artar. Bu dönemlerde günlük alımın yarım litre kadar artırılması genellikle önerilir. Günün en sıcak saatlerinde dışarıda bulunmaktan kaçınmak, kayıp miktarını sınırlamaya yardımcı olur.

Egzersiz sırasında da sıvı kaybı yükselir. Yürüyüş, yüzme ya da gebelikte uygun görülen diğer etkinlikler öncesinde bir bardak su içilmesi, etkinlik boyunca on beş yirmi dakikada bir yudumlanması ve bitiminde alımın sürdürülmesi uygun bir düzendir.

Bulantı ve kusmanın olduğu dönemlerde sıvı kaybı hızlanır. Bu durumda bir seferde çok su içmek kusmayı tetikleyebileceğinden, az miktarlarda ve sık aralıklarla yudumlamak daha kolay tolere edilir. Buz parçaları emmek de bazı kişiler için işe yarayabilir.

Ateşli hastalık, ishal ve aşırı terleme gibi durumlarda kayıp daha da artar. Bu tablolarda yalnızca su değil, kaybedilen minerallerin de yerine konması gerekebilir. Nasıl bir sıvı desteği uygulanacağı hekim değerlendirmesiyle belirlenir; kendi başına ilaç ya da hazır mineral karışımı kullanmak uygun değildir.

Az Su İçmenin Olası Sonuçları Nelerdir?

Yetersiz sıvı alımının en sık görülen sonuçlarından biri kabızlıktır. Gebelikte bağırsak hareketleri zaten yavaşlar; buna sıvı azlığı eklendiğinde dışkı sertleşir ve zorlanma artar. Bu da hemoroit gelişimini kolaylaştırabilir.

İdrar yolu enfeksiyonları da yetersiz sıvı alımıyla ilişkilendirilir. Yeterli idrar oluşumu, idrar yollarındaki bakterilerin dışarı atılmasına katkı sağlar. Gebelikte bu enfeksiyonların daha sık görüldüğü bilindiğinden, sıvı alımı koruyucu bir rol üstlenir.

Sıvı açığı baş ağrısı, yorgunluk, baş dönmesi ve düşük tansiyon gibi yakınmalara da katkıda bulunabilir. Bazı kaynaklarda, belirgin sıvı açığının rahimde erken kasılmaları tetikleyebileceği belirtilir. Bu nedenle özellikle son üç ayda sıvı alımına dikkat edilmesi önerilir.

Uzun süren ve belirgin sıvı yetersizliğinde amniyon sıvısının azalması gündeme gelebilir. Bu durum ultrason incelemesinde değerlendirilir. Sıvı azlığı saptandığında nedeni araştırılır ve izlem planı buna göre yapılır.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Ellerde, yüzde ve göz çevresinde ani ortaya çıkan belirgin şişlik, gebelikte dikkat gerektiren bir bulgudur. Buna şiddetli baş ağrısı, görmede bulanıklık ya da karın üst bölgesinde ağrı eşlik ediyorsa gecikmeden değerlendirme önerilir.

İdrar miktarının belirgin biçimde azalması, koyu renkli idrar çıkması ve buna baş dönmesi, halsizlik eşlik etmesi durumunda başvuru uygun olur. İdrar yaparken yanma, sık ve az miktarda idrara çıkma, bel ağrısı ile ateş de değerlendirilmesi gereken bulgulardır.

Kusmanın sürekli hale gelmesi ve sıvı alımının mümkün olmaması ayrıca bildirilmesi gereken bir durumdur. Bu tabloda sıvı desteğinin damardan verilmesi gerekebilir ve kilo kaybı yönünden izlem yapılır.

Bilinen kalp, böbrek ya da tansiyon hastalığı bulunanlarda günlük sıvı miktarının kişiye özel belirlenmesi gerekir. Bu kişilerde genel öneriler uygulanmadan önce hekimle görüşülmesi gerekir. Bebek hareketlerinde azalma ya da düzenli kasılmaların başlaması durumunda da beklenmeden başvurulması önerilir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir