Gebelik döneminde seyahat planlarının sürdürülmesi çoğu zaman mümkündür ve uçak yolculuğu bunun bir parçasıdır. Ancak kabin ortamının koşulları, uzun süre hareketsiz kalmak ve havayollarının uyguladığı kurallar bazı hazırlıkları gerekli kılar. Bu hazırlıkların kapsamı gebeliğin haftasına ve seyrine göre değişir. Aşağıda uçuşun bebek üzerindeki etkisi, hangi döneme kadar uygun görüldüğü ve yolculuk sırasında dikkate alınan noktalar genel çerçevede açıklanmıştır.
Uçuş Bebeği Etkiler mi?
Sağlıklı seyreden bir gebelikte tarifeli uçuşların bebek üzerinde olumsuz etki oluşturduğuna dair güçlü bir bulgu bildirilmemiştir. Yolcu uçaklarının kabini, yükseklikten bağımsız olarak belirli bir basınç düzeyinde tutulur. Bu düzenleme, kandaki oksijen taşınmasında anlamlı bir düşüşe yol açmayacak biçimde tasarlanmıştır.
Uçuş sırasında karşılaşılan kozmik ışınım da sık sorulan konulardandır. Ara sıra yapılan yolculuklarda alınan miktarın, gebelik açısından anlamlı bir etki oluşturmadığı belirtilir. Bu konuda dikkat çekilen grup, mesleği gereği sürekli uçan kabin görevlileri ve pilotlardır; onlar için ayrı düzenlemeler bulunur.
Uçuş öncesinde geçilen güvenlik kapılarının da bebeğe zarar verdiğine ilişkin bir bulgu bulunmaz. Bu sistemler röntgen ışını kullanmaz. Genel olarak sorunsuz bir gebelikte uçuşun kendisi değil, uzun süre hareketsiz oturmak ve kabin ortamının kuruluğu gibi ikincil etkenler dikkat gerektirir. Bu etkenler basit önlemlerle büyük ölçüde yönetilebilir.
Kaçıncı Haftaya Kadar Uçmak Uygundur?
Tek bebek taşıyan ve sorunsuz seyreden gebeliklerde uçuş genellikle otuz altıncı haftaya kadar uygun görülür. Bu sınırın gerekçesi tıbbi bir sakınca değil, doğumun uçuş sırasında başlama ihtimalinin artmasıdır. Uçak içinde doğuma müdahale imkânı bulunmadığından bu sınır yaygın biçimde benimsenmiştir.
Çoğul gebeliklerde sınır daha erkene alınır. İkiz gebeliklerde çoğu havayolu otuz ikinci hafta civarını esas alır. Bunun nedeni çoğul gebeliklerde doğumun beklenenden erken başlama olasılığının daha yüksek olmasıdır. Bu değerlendirme kişinin gebelik seyrine göre değişebilir.
Yolculuk için en rahat dönem genellikle ikinci üç aylık dönem olarak tarif edilir. Bu dönemde ilk aylardaki bulantı büyük ölçüde azalmış, son aylardaki fiziksel zorlanma ise henüz başlamamış olur. Erken dönemde uçmayı engelleyen bir kural bulunmaz; ancak yoğun bulantı yaşanıyorsa yolculuk zorlayıcı olabilir. Hangi haftaya kadar uçulabileceğine ilişkin son karar, takip eden hekimin değerlendirmesiyle netleşir.
Havayolları Hangi Belgeleri İster?
Havayollarının uygulamaları birbirinden farklıdır ve zaman içinde değişebilir. Bu nedenle bilet alınmadan önce ilgili şirketin güncel kurallarının öğrenilmesi önerilir. Genel eğilim, belirli bir haftadan sonra hekim tarafından düzenlenmiş bir belge istenmesidir.
Bu belge çoğunlukla yirmi sekizinci hafta sonrasında talep edilir. İçeriğinde tahmini doğum tarihi, gebeliğin kaç hafta olduğu, tekil mi çoğul mu olduğu ve yolculuğa engel bir durum bulunmadığı yer alır. Belgenin düzenlenme tarihi de önem taşır; genellikle uçuş tarihine yakın bir zamanda alınmış olması beklenir.
Uygulamada belgenin yanı sıra gebelik takip kartının ya da son ultrason raporunun yanında bulundurulması kolaylık sağlar. Ayrıca bazı şirketler belirli bir haftadan sonra taşımayı kabul etmez. Yurt dışı yolculuklarında seyahat sigortasının gebelikle ilgili durumları kapsayıp kapsamadığının önceden öğrenilmesi de yerinde olur. Bu hazırlıkların yolculuktan önce tamamlanması, havaalanında yaşanabilecek sorunları önler.
Uzun Uçuşlarda Pıhtı Riski Nasıl Azaltılır?
Gebelikte kanın pıhtılaşma eğilimi doğal olarak bir miktar artar. Uzun süre hareketsiz oturmak, bacak damarlarındaki kan akımını yavaşlatarak bu eğilimi destekleyebilir. Bu nedenle uzun uçuşlarda alınacak önlemler öne çıkar. Kısa mesafeli uçuşlarda bu konu daha az gündeme gelir.
Alınabilecek önlemlerin başında hareket gelir. Kabin içinde belirli aralıklarla, örneğin bir ya da iki saatte bir kısa yürüyüş yapılması önerilir. Oturur konumdayken ayak bileklerinin çevrilmesi, parmak uçlarına basıp topuk kaldırma ve baldır kaslarının kasılıp gevşetilmesi de dolaşımı destekler. Koridor kenarı koltuk tercihi hareket etmeyi kolaylaştırır.
Sıvı alımının sürdürülmesi ikinci temel önlemdir. Kabin havasının kuru olması sıvı kaybını artırabilir. Su tüketiminin düzenli olması bu kaybı dengeler. Bacakları sıkan dar giysilerden kaçınılması ve rahat ayakkabı tercih edilmesi de yararlıdır. Daha önce pıhtı öyküsü bulunan ya da ek risk taşıyan kişilerde varis çorabı kullanımı ya da başka bir önlem gündeme gelebilir; bu karar hekim değerlendirmesiyle verilir.
Kabin Basıncı ve Kuruluk Nasıl Etkiler?
Uçak kabini deniz seviyesine göre daha düşük bir basınçta tutulur. Bu düzey, sağlıklı bir gebelikte oksijen taşınmasını anlamlı biçimde etkilemeyecek biçimde ayarlanmıştır. Bununla birlikte kansızlığı belirgin olan ya da akciğer hastalığı bulunan kişilerde durum farklı değerlendirilebilir.
Basınç değişikliğinin bir başka sonucu, bağırsaklardaki gazın hacminin bir miktar artmasıdır. Bu durum karında şişkinlik ve rahatsızlık hissine yol açabilir. Uçuş öncesinde gazlı içeceklerden ve şişkinlik yapan yiyeceklerden kaçınılması bu yakınmayı azaltabilir. Kulaklarda dolgunluk hissi de kalkış ve iniş sırasında görülebilir.
Kabin havasının nem düzeyi düşüktür. Bu kuruluk ciltte, burunda ve gözlerde rahatsızlık yaratabilir. Düzenli su içilmesi, nemlendirici krem kullanılması ve lens yerine gözlük tercih edilmesi konforu artırır. Ayrıca gebelikte burun tıkanıklığı ve burun kanaması zaten sık görülür; kuru hava bu durumu belirginleştirebilir. Bu tür yakınmalar genellikle geçicidir ve yolculuk sonrasında düzelir.
Güvenlik Kapısından Geçmek Sakıncalı mıdır?
Havaalanlarında yolcuların geçtiği kapı tipi dedektörler, metal varlığını manyetik alan yoluyla algılar. Bu sistemler röntgen ışını kullanmaz. Bu nedenle gebelikte geçilmesinde bir sakınca bildirilmemiştir. Aynı durum el tipi tarayıcılar için de geçerlidir.
Bazı havaalanlarında kullanılan gövde tarayıcıları farklı teknolojilere dayanır. Yaygın kullanılan türü çok düşük düzeyde milimetre dalgası kullanır ve iyonlaştırıcı ışınım içermez. Bu sistemler için de gebelikte bir kısıtlama bildirilmemiştir. Yolcunun tercih etmesi durumunda çoğu havaalanında elle arama seçeneği sunulur.
El bagajlarının geçtiği bant tipi cihazlar röntgen ışını kullanır; ancak bunlar yalnızca eşyayı tarar ve yolcu bu alandan geçmez. Bu nedenle anne adayı açısından bir etki söz konusu değildir. Kaygı duyulması durumunda güvenlik görevlisine gebelik durumunun bildirilmesi ve alternatif kontrol istenmesi mümkündür. Bu talep çoğu havaalanında olağan karşılanır.
Hangi Durumlarda Uçuş Ertelenmelidir?
Gebelikte kanama görülmesi, düzenli kasılmaların başlaması ya da su gelmesi olarak tarif edilen sıvı kaçağı bulunması durumunda uçuş planı ertelenir. Bu bulgular öncelikle değerlendirme gerektirir ve yolculuk sırasında yönetilmesi güçtür.
Erken doğum riski taşıyan gebelikler, rahim ağzına dikiş uygulanmış olması, bebek eşinin girişe yakın yerleşmiş bulunması ve gebelik zehirlenmesi olarak bilinen tablonun bulguları da erteleme gerektirebilir. Belirgin kansızlık, kontrol altına alınamayan tansiyon yüksekliği ve daha önce geçirilmiş pıhtı öyküsü değerlendirilmesi gereken diğer durumlardır.
Ayrıca gidilecek yer de karar sürecinin parçasıdır. Sağlık hizmetine ulaşımın güç olduğu bölgeler, yüksek rakımlı yerler ve gebelikte önerilmeyen aşı gerektiren bölgeler ayrıca değerlendirilir. Bulaşıcı hastalık yaygınlığı bulunan bölgelere yolculuk planlanıyorsa bunun önceden konuşulması yerinde olur.
Yolculuk kararı verilirken toplam süre, aktarma sayısı ve dönüş tarihi de hesaba katılır. Doğuma yakın dönemde uzun mesafeli yolculuklardan kaçınılması genel bir öneridir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Yolculuk planlanmadan önce, özellikle uzun mesafeli bir uçuş söz konusuysa takip eden hekimle görüşülmesi önerilir. Bu görüşmede gebeliğin haftası, seyri ve gidilecek yer birlikte değerlendirilir. Gerekli belgenin düzenlenmesi de bu sırada yapılır.
Havada geçen saatlerde ya da indikten sonra vajinal kanama başlaması, ıslaklık hissi veren bir sıvı gelmesi, belirli aralıklarla tekrarlayan sertleşmeler ya da dinmeyen bir karın ağrısı ortaya çıkarsa, varış yerinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulur. Bebeğin hareketlerinin alışıldığından seyrekleşmesi de aynı öncelikte ele alınır.
Uzun süre koltukta hareketsiz kalmak damar içinde pıhtı oluşumunu kolaylaştırdığı için, iniş sonrasındaki günlerde bacakların gözlenmesi önerilir. Baldırlardan yalnızca birinde belirginleşen şişlik, basmakla artan gerginlik ya da deri renginde koyulaşma fark edilirse başvuru gerekir; ani başlayan nefes darlığı bu tabloyu daha da öne çeker.
Şiddetli baş ağrısı, görme bulanıklığı, ellerde ve yüzde ani şişme ile üst karın bölgesinde ağrı da değerlendirme gerektiren bulgulardır. Ayrıca yolculuk boyunca kullanılacak ilaçlar konusunda kendi kararıyla düzenleme yapılmaması, mevcut ilaçların yeterli miktarda yanda bulundurulması önerilir.