Yüzme, gebelik döneminde önerilen hareket biçimleri arasında sık anılan bir seçenektir. Suyun kaldırma kuvveti bedenin ağırlığını azaltır ve eklemler üzerindeki yükü hafifletir. Bu özellik, karın hacminin arttığı dönemlerde hareket etmeyi kolaylaştırır. Aşağıda yüzmenin sağladığı katkılar ve bu dönemde gözetilmesi gereken noktalar ele alınmıştır.
Yüzmek Gebelikte Hangi Yararları Sağlar?
Suyun içinde beden ağırlığının önemli bir bölümü taşınmaz. Bu durum bel, kalça ve diz eklemleri üzerindeki basıncı azaltır. Gebelikte artan kilo ve değişen duruş nedeniyle sık görülen bel ağrısı, suda yapılan hareketlerle hafifleyebilir. Aynı nedenle kasların gerilmesi ve kasılması daha rahat gerçekleşir; hareket sırasında zorlanma hissi azalır.
Yüzme, kalp ve dolaşım sistemini çalıştıran bir etkinliktir. Düzenli yapıldığında dayanıklılığı artırır ve dinlenme sırasındaki nabzın düzenlenmesine katkı sağlar. Kas gücünün korunması, doğum sürecinde ve doğum sonrası toparlanmada yardımcı olan bir etkendir. Ayrıca düzenli hareket, kabızlık şikâyetini azaltan etkenler arasında sayılır.
Suyun oluşturduğu basınç, bacaklarda biriken sıvının dolaşıma geri dönmesine yardımcı olur. Bu etki, gebelikte sık görülen ayak ve bacak şişliğinin azalmasına katkı sağlar. Bunun yanında suda geçirilen zamanın uyku düzenine ve genel ruh haline olumlu yansıdığı bildirilmiştir. Bu katkılar birlikte değerlendirildiğinde yüzme, bu dönemde tercih edilen bir seçenek haline gelir.
Hangi Haftalarda Yüzülebilir?
Sorunsuz seyreden bir gebelikte yüzmeye herhangi bir haftada başlanabilir. İlk üç aylık dönemde bulantı ve halsizlik nedeniyle isteksizlik olabilir; bu dönemde zorlanmadan, kişinin kendini iyi hissettiği ölçüde hareket edilmesi uygun olur. Yorgunluk hissi belirginse süre kısaltılabilir.
İkinci üç aylık dönem, çoğu gebe için hareket açısından en rahat dönemdir. Bulantı azalmış, karın hacmi ise henüz hareketi belirgin biçimde kısıtlamamıştır. Bu dönemde düzenli bir yüzme alışkanlığı kurmak daha kolaydır ve sağlanan katkı en belirgin biçimde hissedilir.
Son üç aylık dönemde de yüzmeye devam edilebilir. Bu dönemde suyun kaldırma kuvveti daha çok işe yarar; karadaki hareketlerin zorlaştığı bir evrede suda rahatça hareket edilebilir. Ancak havuza giriş ve çıkış sırasında dengenin bozulabileceği göz önünde bulundurulmalı, merdiven kullanılırken tutunulmalıdır. Suyun geldiği durumlarda ise suya girilmemesi gerekir.
Havuz Suyu Enfeksiyon Riski Yaratır mı?
Uygun biçimde bakımı yapılan havuzlarda suyun klorlanması, mikroorganizmaların çoğalmasını engeller. Bu nedenle bakımlı bir havuzda yüzmek, enfeksiyon açısından belirgin bir risk oluşturmaz. Havuz suyunun rahim içine geçtiği yönündeki yaygın kaygının bir dayanağı bulunmaz; rahim ağzındaki mukus tıkası bu geçişi engeller.
Risk, bakımı yetersiz havuzlarda ortaya çıkar. Suyun bulanık görünmesi, keskin klor kokusu ya da hiç klor kokusu bulunmaması, kenarlarda kayganlık hissedilmesi bakım yetersizliğine işaret edebilir. Böyle havuzlara girilmemesi uygun olur. Kalabalık ve denetimsiz havuzlar da bu açıdan daha az uygun kabul edilir.
Yüzme sonrasında ıslak mayoyla uzun süre kalınmaması önerilir. Nemli ortam mantar enfeksiyonlarının gelişmesini kolaylaştırır ve gebelikte bu enfeksiyonlar zaten daha sık görülür. Duş alınması, kurulanması ve kuru giysiye geçilmesi basit ama etkili bir önlemdir. Ortak kullanılan alanlarda terlik kullanılması da yararlı olur.
Deniz ve Havuz Arasında Fark Var mıdır?
Deniz suyunun tuz içeriği, mikroorganizmaların çoğalmasını bir ölçüde sınırlar. Ancak temizliği, bulunulan bölgeye ve mevsime göre değişir. Kıyıya yakın bölgelerde atık suyun karıştığı alanlar bulunabilir. Bu nedenle yüzülecek yerin bilinen ve denetlenen bir alan olması önem taşır.
Denizde dikkat edilmesi gereken bir başka nokta dalga ve akıntıdır. Denge, gebelikte ağırlık merkezinin öne kayması nedeniyle zaten değişmiştir. Dalgalı denizde ayakta durmak ya da sudan çıkmak zorlaşabilir. Bu nedenle sakin denizin tercih edilmesi ve derin bölgelere gidilmemesi önerilir.
Havuzda ise koşullar daha öngörülebilirdir. Su sıcaklığı sabit tutulur, derinlik bilinir ve tutunulacak kenarlar bulunur. Bu nedenle havuz, gebelik döneminde daha kolay yönetilebilen bir seçenek sayılır. Her iki ortamda da yalnız yüzmemek ve yanında birinin bulunması yerinde olur.
Suyun Sıcaklığı Nasıl Olmalı?
Su sıcaklığının çok yüksek olmaması gerekir. Vücut ısısının belirgin biçimde yükselmesi, özellikle ilk üç aylık dönemde üzerinde durulan bir durumdur. Bu nedenle jakuzi, sıcak havuz ve sıcak kaynak suları gebelik döneminde uygun görülmez. Bu ortamlarda vücut ısısı kısa sürede yükselebilir.
Yüzme havuzları için uygun aralık genellikle yirmi sekiz ile otuz derece arasında kabul edilir. Bu sıcaklık, hareket sırasında ısınmayı önlerken üşütmeye de yol açmaz. Suyun içindeyken terleme hissedilmesi, yüzün kızarması ya da baş dönmesi olması suyun fazla sıcak olduğuna işaret edebilir.
Çok soğuk suya girmek de uygun değildir. Ani sıcaklık değişimi kas kramplarına yol açabilir ve dolaşımda ani değişikliklere neden olabilir. Suya kademeli girmek, önce ayakları ve bacakları alıştırmak bu açıdan yardımcı olur. Denizde ise sabahın erken saatleri ya da akşamüstü, gün ortasındaki sıcaklığa göre daha uygun bir zaman dilimidir.
Ne Kadar Süre Yüzmek Uygundur?
Genel öneri, gebelikte haftada yüz elli dakika orta şiddette hareket yapılmasıdır. Bu süre haftaya yayıldığında, günde otuz dakikalık beş güne karşılık gelir. Yüzme bu sürenin tamamını ya da bir bölümünü karşılayabilir. Daha önce hareketli bir yaşam sürmeyenlerin daha kısa sürelerle başlaması uygun olur.
Şiddetin ölçülmesinde pratik bir yöntem konuşma testidir. Yüzerken rahatça konuşabiliyor ancak şarkı söyleyemiyorsa, şiddet orta düzeydedir. Konuşurken zorlanılıyorsa tempo azaltılmalıdır. Bu ölçüt, nabız saymaktan daha kolay uygulanır ve kişinin kendi kapasitesine göre ayarlanmasını sağlar.
Yüzme öncesinde ve sonrasında su içilmesi önemlidir. Suyun içindeyken terleme fark edilmez; bu nedenle sıvı kaybı gözden kaçabilir. Ayrıca aç karnına yüzülmemesi, kan şekerinin düşmesini önler. Yorgunluk hissedildiğinde ara verilmesi ve zorlanmadan çıkılması temel kuraldır.
Hangi Durumlarda Suya Girilmemeli?
Suyun gelmesi durumunda suya girilmemesi gerekir. Su kesesi açıldığında rahim içiyle dış ortam arasındaki koruyucu engel ortadan kalkar ve enfeksiyon riski artar. Bu durumda yüzme değil, doğrudan bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.
Kanama ya da lekelenme bulunması, suya girmemeyi gerektiren bir başka durumdur. Erken doğum tehdidi bulunanlarda, rahim ağzına dikiş atılmış olanlarda ve rahim ağzının kısa ölçüldüğü durumlarda da hekim değerlendirmesi olmadan yüzülmemesi önerilir.
Bebeğin eşinin rahim ağzını kapatacak biçimde yerleştiği durumlarda hareket kısıtlaması gerekebilir. Ayrıca ateş, aktif bir enfeksiyon ya da ciltte açık yara bulunması durumunda suya girilmemesi uygun olur. Çoğul gebeliklerde ve kontrol altında olmayan bir hastalığın bulunduğu durumlarda da karar hekimle birlikte verilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Yüzme sırasında ya da sonrasında karın ağrısı, düzenli kasılmalar ya da bel bölgesinde baskı hissi ortaya çıkarsa değerlendirme önerilir. Bu belirtilerin dinlenmeyle geçmemesi durumunda gecikmeden başvurulması gerekir.
Kanama, lekelenme ya da suyun geldiğinin düşünülmesi durumunda beklemeden bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Bebek hareketlerinde belirgin azalma fark edilmesi de aynı biçimde değerlendirilir.
Baş dönmesi, göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da bayılacak gibi hissetme durumunda sudan çıkılmalı ve durum hekimle paylaşılmalıdır. Ayrıca yüzme sonrasında kaşıntı, akıntı ya da idrar yaparken yanma gibi şikâyetler ortaya çıkarsa enfeksiyon açısından değerlendirme gerekir. Hareket programına başlamadan önce gebelik takibi sırasında bunun konuşulması da yerinde olur.