Uzun süredir geçmeyen akıntı, kadınların doğurganlıkla ilgili kaygı duymasına yol açabilen şikâyetlerden biridir. Akıntının kendisi çoğu zaman doğrudan bir sorun oluşturmaz. Asıl belirleyici olan, akıntının altında yatan nedendir. Bazı enfeksiyonlar üreme organlarının üst bölümüne ilerleyerek kalıcı değişikliklere yol açabilir. Aşağıda süregelen akıntının nedenleri, olası sonuçları ve değerlendirme süreci açıklanmıştır.
Süregelen Akıntının Nedenleri Neler Olabilir?
Süregelen akıntının en sık nedenlerinden biri flora dengesinin bozulmasıdır. Bakteriyel vajinozis bu tablonun en yaygın biçimidir ve tekrarlayan seyir gösterebilir. Bu durumda akıntı grimsi renkte ve kokuludur. Tablo tedaviyle gerileyebilir, ancak kısa süre içinde yeniden ortaya çıkabilir. Tekrarlayan seyir kişide süregelen bir şikâyet izlenimi yaratır.
Mantar enfeksiyonu da tekrarlayarak süregelen bir tablo oluşturabilir. Kesik kesik akıntı ve belirgin kaşıntı bu tabloyu düşündürür. Sık tekrarlayan ataklarda altta yatan yatkınlık nedenleri araştırılır. Şeker hastalığı, bağışıklığı etkileyen durumlar ve sık antibiyotik kullanımı bu kapsamda değerlendirilir. Bu enfeksiyon doğrudan doğurganlığı etkileyen bir tablo olarak kabul edilmez.
Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar süregelen akıntının bir başka nedenidir. Klamidya, bel soğukluğu ve trikomonas bu grupta yer alır. Bu enfeksiyonlar kimi zaman belirgin akıntı yaratırken, kimi zaman silik bulgu verir. Doğurganlık açısından asıl önem taşıyan grup bunlardır. Bu nedenle süregelen akıntıda bu olasılıkların araştırılması önerilir.
Enfeksiyon dışı nedenler de akıntıya yol açabilir. Rahim ağzındaki iyi huylu değişiklikler, poliplerin varlığı ve kullanılan ürünlere bağlı tahriş bu kapsamda sayılır. Rahim içi araç kullanımı akıntı miktarını artırabilir. Menopoz dönemindeki doku incelmesi de akıntı ya da tahriş şikâyetine yol açabilir. Bu nedenlerin ayrımı muayene ile yapılır.
Hangi Enfeksiyonlar Üreme Organlarına Yayılabilir?
Üreme organlarının üst bölümüne yayılma açısından en önemli iki etken klamidya ve bel soğukluğudur. Bu bakteriler rahim ağzına yerleştikten sonra yukarı doğru ilerleyebilir. Rahim iç zarını, tüpleri ve karın zarını etkileyebilirler. Ortaya çıkan tabloya pelvik enfeksiyon adı verilir. Bu tablo doğurganlık açısından en dikkat edilmesi gereken durumdur.
Bakteriyel vajinozisin de yayılıma katkıda bulunabildiği bildirilmiştir. Koruyucu flora zayıfladığında diğer bakterilerin yukarı ilerlemesi kolaylaşabilir. Bu durum tek başına pelvik enfeksiyon nedeni sayılmaz. Ancak riski artıran bir etken olarak değerlendirilir. Bu nedenle tekrarlayan tabloların gözden geçirilmesi önerilir.
Yayılım için bazı koşullar kolaylaştırıcı olabilir. Adet kanaması sırasında rahim ağzı kanalının açılması bu koşullardan biridir. Rahim içine yönelik girişimler ve doğum sonrası dönem de bu kapsamda değerlendirilir. Bu dönemlerde doğal engeller geçici olarak zayıflar. Bu nedenle bu dönemlerde enfeksiyon belirtilerine dikkat edilmesi önerilir.
Trikomonas enfeksiyonu genellikle vajina ile sınırlı kalır. Ancak diğer enfeksiyonlarla birlikte bulunabildiği için değerlendirilir. Mantar enfeksiyonu ise üst bölüme yayılan bir tablo oluşturmaz. Bu ayrım, hangi enfeksiyonların doğurganlık açısından önem taşıdığını gösterir. Değerlendirme bu ayrım gözetilerek yapılır.
Pelvik Enfeksiyon Tüpleri Nasıl Etkiler?
Tüpler, yumurtanın yumurtalıktan rahme taşındığı ince kanallardır. İç yüzeyleri, yumurtayı ilerleten tüy benzeri yapılarla kaplıdır. Enfeksiyon bu yüzeye ulaştığında iltihap yanıtı başlar. İltihap sırasında bu ince yapılar zarar görebilir. Hasar iyileşse bile yüzeyin işlevi eskisi gibi olmayabilir.
İyileşme sürecinde doku onarımı iz dokusu oluşumuyla gerçekleşir. Bu iz dokusu tüpün içinde yapışıklıklara yol açabilir. Kanalın çapı daralabilir ya da tümüyle kapanabilir. Tüpün dış yüzeyinde de yapışıklıklar gelişebilir ve tüpün hareketi kısıtlanabilir. Bu değişiklikler kalıcı nitelikte olabilir.
Tüplerdeki bu değişiklikler yumurtanın ilerlemesini güçleştirir. Yumurta ile spermin buluşması engellenebilir ve gebelik oluşumu zorlaşabilir. Kanal kısmen daraldığında ise döllenmiş yumurta rahme ulaşamayabilir. Bu durum dış gebelik olasılığını artırır. Bu iki sonuç, pelvik enfeksiyonun doğurganlık üzerindeki temel etkilerini oluşturur.
Etkilenmenin derecesi geçirilen enfeksiyon sayısıyla ilişkilendirilir. Tekrarlayan enfeksiyonlarda hasar birikerek artabilir. Ayrıca enfeksiyonun ne kadar süre tedavi edilmeden kaldığı da belirleyicidir. Bu nedenle erken tanı önem taşır. Bir kez enfeksiyon geçirmiş olmak, doğurganlığın etkileneceği anlamına gelmez.
Klamidya ve Bel Soğukluğu Neden Sinsi Seyreder?
Doğurganlık açısından asıl önemli olan, akıntının kaynağının nerede olduğudur. Vajina içindeki bir dengesizlik yumurtalık ve tüplerle bağlantı kurmaz; buna karşılık rahim ağzı kanalına yerleşen bir etken yukarıya doğru tırmanabilir. Bu kanalın iç yüzeyini örten hücreler, klamidya ve gonokokun tutunmak için seçtiği yapıdadır. Ağrı bildiren sinir uçları burada seyrek olduğundan süreç sessiz ilerler ve etken zamanla rahim boşluğunu geçerek tüplere ulaşabilir.
Bu iki etkenin en dikkat çeken yanı, çoğu kadında hiçbir rahatsızlık yaratmadan aylarca kalabilmeleridir. Akıntıda oluşan artış zaten ay içinde görülen doğal iniş çıkışa benzediği için ayırt edilmesi güçtür. Kaşıntı ya da yanma gibi zorlayıcı bir bulgu bulunmadığından başvuru genellikle ertelenir. Oysa bu sessizlik etkenin durduğu anlamına gelmez; bakteri bu süre boyunca yukarı doğru ilerleyerek tüplere kadar ulaşabilir.
Uzun süredir devam eden bir akıntıda en sık yapılan çıkarım, bunun yinelenen bir maya üremesi olduğudur. Eczaneden alınan fitiller ya da kremler birkaç gün rahatlama yaratabilir; ancak bu geçici düzelme yanıltıcıdır. Altta klamidya gibi sessiz ilerleyen bir etken varsa, yakınma geri çekilse de doku içindeki süreç devam eder. Aylarca süren bu döngü, dölyatağı borularının onarımı güç biçimde etkilenmesine zemin hazırlayabilir; bu nedenle yinelemede örnek alınması istenir.
Enfeksiyon üst bölüme ilerlediğinde de tablo her zaman belirgin olmaz. Hafif karın ağrısı ve düzensiz lekelenme tek bulgu olabilir. Bu silik seyre sessiz pelvik enfeksiyon adı verilir. Bu durumda tüplerdeki hasar, kişi hiç ağrı yaşamadan gelişebilir. Bu nedenle şikâyet beklenmeden tarama önerilir.
Doğurganlığa Etkisi Nasıl Değerlendirilir?
Değerlendirme öykü alınmasıyla başlar. Geçmişte pelvik enfeksiyon geçirilip geçirilmediği sorgulanır. Karın alt bölgesinde ağrı öyküsü, geçirilmiş cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve rahim içine yönelik girişimler kaydedilir. Adet düzeni ve ilişki sırasında ağrı olup olmadığı öğrenilir. Bu bilgiler risk düzeyi hakkında ilk fikri verir.
Muayenede rahim ve yumurtalık bölgesinde hassasiyet değerlendirilir. Rahim ağzının görünümü ve akıntının niteliği incelenir. Ultrason ile yumurtalıklar, rahim ve varsa tüplerdeki sıvı birikimi görüntülenir. Tüpler olağan koşullarda ultrasonda ayırt edilemez. Genişlemiş ve sıvı dolu görünmeleri geçirilmiş bir enfeksiyonu düşündürebilir.
Tüplerin açık olup olmadığını değerlendirmek için özel incelemeler kullanılır. Bu incelemelerde rahim içine verilen madde ile tüplerin geçirgenliği gözlenir. Yöntem ve zamanlama hekim tarafından belirlenir. Bu inceleme, gebelik güçlüğü yaşayan kadınlarda değerlendirmenin bir parçasıdır. Sonuç tek başına değil, diğer bulgularla birlikte yorumlanır.
Doğurganlık değerlendirmesi yalnızca tüplere odaklanmaz. Yumurtlama düzeni, yumurtalık rezervi ve eşin durumu da incelenir. Bu nedenle geçirilmiş enfeksiyon öyküsü tek başına sonuç belirlemez. Kapsamlı değerlendirme, hangi etkenin ön planda olduğunu ortaya koyar. Plan bu değerlendirmeye göre çizilir.
Geçmeyen Akıntıda Hangi Testler İstenebilir?
İlk aşamada akıntının niteliği muayeneyle değerlendirilir. Vajina ortamının pH değeri ölçülebilir ve alınan örnek mikroskopta incelenebilir. Bu inceleme mantar, bakteriyel vajinozis ve trikomonas ayrımında yol gösterir. Sonuçlar hızlı biçimde elde edilir. Bu adım çoğu durumda ilk yönlendirmeyi sağlar.
Şikâyet tedaviye rağmen geri dönüyorsa incelemeye cinsel yolla bulaşan etkenler de katılır; çünkü doğurganlığı asıl etkileyen grup budur. Bu aşamada bakterinin genetik yapısını çoğaltarak arayan yöntemler kullanılır. Örnek rahim ağzından sürüntüyle alınabileceği gibi vajinadan ya da doğrudan idrardan da çalışılabilir; bu esneklik başvuruyu kolaylaştırır. Yöntemin duyarlılığı yüksek olduğundan çok az sayıdaki etken bile yakalanabilir.
Gerekli görüldüğünde kültür istenebilir. Kültür, etkenin belirlenmesini ve hangi ilaçlara duyarlı olduğunun gösterilmesini sağlar. Tekrarlayan mantar enfeksiyonlarında tür ayrımı için de kullanılabilir. Ayrıca kan şekeri değerlendirmesi istenebilir. Bu inceleme tekrarın altında yatan yatkınlığı araştırmaya yöneliktir.
Rahim ağzına yönelik değerlendirme de yapılabilir. Rahim ağzı hücre incelemesi ve gerekli görüldüğünde HPV testi bu kapsamdadır. Ultrason ile rahim ve yumurtalıklar görüntülenir. Bu inceleme polip, kist ve sıvı birikimi gibi bulguları ortaya koyabilir. İstenecek testlerin kapsamı öykü ve muayene bulgularına göre belirlenir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurmak Gerekir?
Akıntının haftalarca sürmesi ve uygulanan yaklaşımlarla gerilememesi başvuru gerekçesidir. Aynı biçimde kısa aralıklarla tekrarlayan akıntı da değerlendirilmelidir. Kendi kendine ürün kullanmak yerine tanının netleştirilmesi yerinde olur. Bunun nedeni benzer şikâyetlerin farklı tablolarda görülebilmesidir. Ayrım muayene ve testlerle yapılır.
Akıntıya karın alt bölgesinde ağrı eşlik ediyorsa değerlendirme önem kazanır. Bu ağrı, enfeksiyonun üst bölüme ilerlemiş olabileceğini düşündürür. Ateş, adet dışı kanama ve ilişki sırasında ağrı da dikkate alınan bulgulardır. Bu belirtilerin birlikte bulunması ayrıca uyarıcıdır. Bu durumlarda inceleme kapsamı genişletilir.
Gebelik planlayan kadınlarda süregelen akıntı ayrı önem taşır. Bu dönemde sessiz seyreden enfeksiyonların saptanması, ileride oluşabilecek sorunların önlenmesine katkıda bulunur. Bir yıldır korunmasız olduğu halde gebelik oluşmayan kadınlarda değerlendirme önerilir. Otuz beş yaş üzerinde bu süre daha kısa tutulabilir. Değerlendirme kapsamı hekim tarafından belirlenir.
Gebelik düşünen ve uzun süren bir akıntı tarif eden kadınlarda inceleme, yakınmanın şiddetinden bağımsız olarak gündeme gelir. Buradaki amaç rahatsızlığı gidermekten çok, borular üzerinde iz bırakabilecek sessiz bir sürecin varlığını dışlamaktır. Etkene erken ulaşılması, yapışıklık gelişme ihtimalini azaltabilir. Örnek alma zamanı ve gerekirse yinelenmesi, son korunmasız birlikteliğin üzerinden geçen süreye göre belirlenir.