İnsan papilloma virüsü, deri ve mukoza yüzeylerinde çoğalan çok sayıda alt tipten oluşan bir virüs ailesidir. Cinsel etkinliği olan kadınların büyük bölümü yaşamının bir döneminde bu virüsle karşılaşır. Karşılaşmaların çoğu iz bırakmadan sonlanır; bir bölümü ise uzun süre kalıcı olarak rahim ağzında hücre değişikliklerine zemin hazırlayabilir. Aşağıda virüsün özellikleri, taramadaki yeri ve aşı uygulaması ele alınmıştır.
HPV Nedir, Nasıl Bulaşır?
HPV, çift sarmallı genetik yapıya sahip küçük bir virüstür ve iki yüzü aşkın alt tipi tanımlanmıştır. Bu tiplerin bir bölümü el ve ayakta görülen olağan siğillerden sorumludur; bir bölümü ise genital bölge ve boğaz mukozasına yerleşir. Virüs, yüzeydeki hücre katmanının derinlerine yerleşerek burada çoğalır.
Geçiş, deri ve mukoza yüzeylerinin doğrudan teması sırasında gerçekleşir. Cinsel birleşme olmadan da, bölgesel temas yoluyla aktarım olanaklıdır. Bu nedenle korunma yöntemlerinin sağladığı koruma kısmi kalır; kondomun örtmediği bölgeler temasa açıktır.
Virüsle karşılaşma cinsel yaşamın erken dönemlerinde daha sıktır. Eş sayısının artması karşılaşma olasılığını yükseltir, ancak tek eşli birlikteliklerde de virüs saptanabilir. Bunun nedeni, virüsün yıllarca sessiz kalabilmesi ve ne zaman edinildiğinin belirlenememesidir. Bu özellik, pozitif bir sonucun yakın dönemdeki bir ilişkiyle ilişkilendirilmesini yanıltıcı kılar.
Virüs yalnızca genital bölgeyle sınırlı kalmaz. Ağız ve boğaz mukozasında da yerleşebilir; bu bölgelerde de hücre değişikliklerine yol açabildiği bildirilmiştir. Bu nedenle enfeksiyonun kapsamı yalnızca rahim ağzı üzerinden değerlendirilmez.
Hangi HPV Tipleri Risk Taşır?
Genital bölgeye yerleşen tipler, hücrede kanserleşmeye yol açan değişiklikleri başlatma özelliklerine göre iki grupta toplanır. Düşük riskli grup, genital siğillerden sorumludur; 6 ve 11 numaralı tipler bu grubun bilinen örnekleridir. Bu tipler kanser gelişimiyle ilişkilendirilmez.
Yüksek riskli grup ise rahim ağzında hücre değişikliklerine yol açabilen tipleri kapsar. Bunlar arasında 16 ve 18 numaralı tipler ayrı bir yer tutar; rahim ağzı kanserlerinin önemli bir bölümüyle ilişkilendirilmişlerdir. 31, 33, 45, 52 ve 58 gibi diğer yüksek riskli tipler de tanımlanmıştır.
Yüksek riskli bir tip taşımak, hastalığın gelişeceği anlamına gelmez. Bu tiplerin çoğu da bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Belirleyici olan, virüsün aynı bölgede yıllarca kalıcı olmasıdır. Kalıcılık geliştiğinde hücrelerde aşamalı değişiklikler başlayabilir; bu süreç genellikle uzun yıllar alır ve bu nedenle tarama programları erken saptamaya olanak tanır.
HPV Enfeksiyonu Belirti Verir mi?
Yüksek riskli tiplerin yol açtığı enfeksiyon hiçbir yakınma oluşturmaz. Ağrı, akıntı, kaşıntı ya da kanama beklenmez. Bu sessizlik, virüsün varlığının yalnızca test yoluyla anlaşılabileceği anlamına gelir.
Düşük riskli tiplerin yol açtığı genital siğiller ise gözle görülebilen oluşumlardır. Bu oluşumların varlığı, aynı kişide yüksek riskli tiplerin bulunmadığını göstermez; iki grup bir arada taşınabilir.
Hücre değişiklikleri ilerlemiş aşamaya gelmeden de yakınma vermez. Bu nedenle ilişki sonrası kanama, adet dışı lekelenme ya da kötü kokulu akıntı gibi bulguların ortaya çıkması, daha ileri bir değerlendirmenin gerektiğini düşündürür. Yakınma bulunmaması, tarama aralıklarının uzatılması için gerekçe oluşturmaz.
HPV Testi Nasıl Yapılır, Kimlere Önerilir?
Bu testte hücrelerin görünümüne bakılmaz; doğrudan virüsün genetik izi aranır ve laboratuvarda çoğaltma yöntemiyle saptanır. Bu yönüyle sonucu ya vardır ya yoktur biçiminde okunur. Testin bir üstünlüğü, hangi tipin bulunduğunu ayırt edebilmesidir; on altı ve on sekiz numaralı tipler ayrı raporlanır, diğer riskli tipler ise çoğunlukla tek başlık altında bildirilir. Bazı düzeneklerde kişinin kendi aldığı örnekle de çalışılabilmektedir. Örneğin alınması muayene sırasında birkaç saniyede tamamlanır.
Örnek alınacak gün için birkaç basit koşul vardır. Kırk sekiz saat öncesinden itibaren vajinal fitil, krem ya da duş uygulanmaması ve ilişkiye girilmemesi beklenir; bunlar hücrelerin yüzeyden yeterli miktarda toplanmasını güçleştirebilir. Kanamalı günlerin dışında bir tarih seçilmesi de örneğin yeterli olma olasılığını artırır.
Ülkemizde uygulanan tarama programında test, belirli bir yaştan sonra ve belirli aralıklarla önerilir. Sonuç olağan bulunduğunda aralık uzun tutulur; bunun nedeni virüsten hastalığa giden sürecin yavaş ilerlemesidir. Hangi yaşta başlanacağı, hangi aralıkla yineleneceği ve ne zaman sonlandırılacağı güncel program doğrultusunda hekim tarafından belirlenir. Test genellikle smear ile birlikte değerlendirilir; iki incelemenin birlikte okunması yönlendirici olur.
Testin yalnızca rahim ağzından alınan örnekle yapıldığı bilinmelidir. Kan tahlilinde HPV bakılmaz; vücuttaki genel varlığı ölçen bir yöntem bulunmamaktadır. Bu bilgi, farklı laboratuvarlarda istenen tetkiklerin doğru anlaşılmasını sağlar.
Pozitif Sonuç Ne Anlama Gelir?
Pozitif sonuç, örnek alındığı sırada rahim ağzında virüsün bulunduğunu gösterir. Kanser tanısı anlamına gelmez; hücrelerde bir değişiklik olduğunu da doğrudan belirtmez. Bu ayrım, sonucun gereksiz endişeye yol açmaması için önemlidir.
Sonuç raporunda hangi tipin saptandığı belirtilebilir. 16 ya da 18 numaralı tiplerin saptandığı durumlarda, hücre incelemesi olağan bulunsa bile kolposkopi adı verilen büyütmeli muayene önerilir. Diğer yüksek riskli tiplerde ise smear sonucuna göre izlem ya da ileri inceleme planlanır.
Sonucun yorumlanmasında kişinin yaşı da göz önünde bulundurulur. Genç yaşlarda pozitiflik sık görülür ve büyük bölümü geçicidir. İleri yaşta saptanan pozitiflik, virüsün daha uzun süredir bulunuyor olabileceğini düşündürdüğü için farklı ele alınır. Sonuç tek başına değil, hücre incelemesi ve önceki tarama sonuçlarıyla birlikte değerlendirilir.
Sonuç, cinsel eşe yönelik bir suçlama zemini oluşturmamalıdır. Virüsün yıllar önce edinilmiş olabilmesi, bulaş zamanının belirlenmesini olanaksız kılar. Bu noktanın bilinmesi, sonucun ilişkiler üzerinde yarattığı gereksiz gerilimi azaltır.
HPV Kendiliğinden Temizlenir mi?
Bağışıklık sistemi, virüsle karşılaşmaların büyük çoğunluğunu kendiliğinden ortadan kaldırır. Bu süreç çoğunlukla bir ile iki yıl içinde tamamlanır. Temizlenme sonrasında yapılan testler negatif çıkar.
Temizlenme olasılığı genç yaşlarda daha yüksektir. Bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar, bu yönde etki eden ilaç kullanımı ve sigara, virüsün kalıcı hale gelmesini kolaylaştıran koşullar arasında sayılır. Sigaranın bırakılması bu nedenle ayrıca önerilir.
Virüsü doğrudan ortadan kaldıran bir ilaç bulunmamaktadır. Uygulanan işlemler, virüsün yol açtığı hücre değişikliklerini ya da siğilleri hedef alır. Bu nedenle pozitif sonuç alan kişilerde temel yaklaşım, önerilen aralıklarla izlemin sürdürülmesidir. Negatif sonuca dönüş sağlandıktan sonra da tarama programına uyulması istenir; yeni bir tiple karşılaşma olanaklıdır.
Testin negatife dönmesi, virüsün vücuttan tümüyle yok olduğu anlamına gelmeyebilir. Virüs saptanamayacak kadar düşük düzeyde kalabilir ve bağışıklık zayıfladığında yeniden etkinleşebilir. Bu olasılık, ileri yaşta yeniden pozitifleşen sonuçların açıklamalarından biridir.
HPV Aşısı Kimlere Uygulanır?
Aşı, virüsün en sık karşılaşılan tiplerine karşı koruyucu antikor oluşturur. Farklı sayıda tipi kapsayan biçimleri bulunur; geniş kapsamlı olanlar hem yüksek riskli tipleri hem de siğillere yol açan tipleri içerir.
Koruyucu etki, virüsle karşılaşmadan önce uygulandığında en belirgindir. Bu nedenle önerilen dönem ergenlik çağıdır; cinsel yaşam başlamadan önce yapılan uygulama en yüksek yararı sağlar. Doz sayısı uygulamanın başlandığı yaşa göre değişir.
Daha ileri yaşlarda ve virüsle karşılaşmış kişilerde de uygulama düşünülebilir. Bu durumda aşı, mevcut enfeksiyonu ortadan kaldırmaz; henüz karşılaşılmamış tiplere karşı koruma sağlar. Aşı yapılmış olması, tarama programından muaf tutulma anlamına gelmez; aşının kapsamadığı tipler bulunduğu için taramanın sürdürülmesi gerekir. Uygulamanın kime ve hangi takvimle yapılacağı hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Tarama programında belirtilen aralıklara uyulması, yakınma bulunmasa da başvuru gerekçesidir. Programın aksatılması, yavaş ilerleyen değişikliklerin geç saptanmasına yol açabilir.
Virüs taşıyan kişilerin büyük bölümünde herhangi bir yakınma bulunmaz; bu nedenle enfeksiyonun varlığı çoğunlukla tarama sırasında ortaya çıkar. Genital bölgede ele gelen, pürtüklü yüzeyli küçük kabartılar ise düşük riskli tiplerle ilişkilendirilir ve görüldüğünde muayene gerektirir. Ayrıca ilişkiden sonra yinelenen kanamanın ve adet dönemleri arasında beliren lekelenmenin bildirilmesi istenir. Bu yakınmaların çoğu enfeksiyon ya da yüzeyel bir yara gibi başka nedenlerle açıklansa da, kaynağının gösterilmesi için muayenenin ertelenmemesi uygun olur.
Genital bölgede fark edilen kabartılar, aşı planı hakkında bilgi alma isteği ve daha önce alınmış pozitif sonucun izlemi için önerilen kontrol randevuları başvuru gerektiren durumlardır. Bağışıklığı baskılayan bir hastalığı bulunanlarda ya da bu yönde ilaç kullananlarda izlem aralıkları farklı planlanabileceğinden hekimle görüşülmesi uygun olur.