randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Kapalı Ameliyat (Laparoskopi)

Laparoskopinin uygulandığı durumlar, ameliyatın yapılış biçimi, açık cerrahiden farkları, hazırlık aşaması, iyileşme süreci ve olası riskler üzerine bilgilendirme.

Karın duvarında açılan birkaç küçük kesiden yerleştirilen kamera ve ince aletlerle yapılan cerrahi girişimlere laparoskopi, halk arasındaki adıyla kapalı ameliyat denir. Kadın hastalıkları alanında geniş bir uygulama alanı bulunur. Görüntünün büyütülerek ekrana yansıtılması, karın içindeki yapıların ayrıntılı biçimde değerlendirilmesine olanak tanır. Aşağıda bu yöntemin uygulandığı durumlar ve süreçle ilgili başlıklar ele alınmıştır.

Laparoskopi Hangi Durumlarda Uygulanır?

Yumurtalık kistlerinin çıkarılması, bu yöntemin en sık uygulandığı girişimlerdendir. Kistin çıkarılması sırasında sağlıklı yumurtalık dokusunun korunması hedeflenir. Yumurtalık burulması gibi acil tablolarda da bu yolla girişim yapılabilir.

Myomların çıkarılması ve rahmin alınması işlemleri de kapalı yöntemle yapılabilir. Myomun boyutu, sayısı ve rahim içindeki yerleşimi bu kararı etkileyen ölçütlerdir.

Endometriozis odaklarının değerlendirilmesi ve çıkarılması bu yöntemin öne çıktığı alanlardandır. Karın içindeki küçük odakların görülmesi büyütmeli görüntüyle kolaylaşır. Yapışıklıkların açılması da aynı girişimde yapılabilir.

Dış gebelik cerrahisi, tüplerin bağlanması, tüplerin açıklığının değerlendirilmesi ve nedeni bulunamayan kasık ağrısının araştırılması diğer uygulama alanlarıdır. Bazı kanser cerrahilerinde de bu yöntem kullanılır; karar tablonun evresine göre verilir.

Bu yöntemin bir başka üstünlüğü, tanı ve tedaviyi aynı seansta birleştirebilmesidir. Karın içi değerlendirildikten sonra saptanan tabloya yönelik girişim aynı işlemde yapılabilir. Bu özellik, ikinci bir ameliyat gereksinimini azaltır.

Kapalı Ameliyat Nasıl Yapılır?

İşlem genel anestezi altında yapılır. Kişi uyutulduktan sonra göbek çevresinden küçük bir kesi açılır ve karın boşluğuna karbondioksit gazı verilir. Gaz, karın duvarını yukarı kaldırarak organlar arasında çalışma alanı oluşturur.

Bu kesiden ucunda kamera bulunan ince bir alet yerleştirilir. Görüntü büyütülerek ekrana yansıtılır. Cerrah karın içini bu görüntü üzerinden değerlendirir.

Karın alt bölgesinde açılan iki ya da üç ek kesiden ince çalışma aletleri sokulur. Bu aletlerle kesme, dikme, yakma ve doku çıkarma işlemleri yapılır. Kesilerin boyutu genellikle bir santimetrenin altındadır.

İşlem tamamlandığında çıkarılan doku, kesilerin birinden ya da vajinal yoldan dışarı alınır. Gaz boşaltılır, aletler çıkarılır ve kesiler kapatılır. İşlem süresi girişimin türüne göre değişir; bir saatten birkaç saate uzanabilir.

Açık Ameliyattan Farkı Nedir?

En belirgin fark kesi boyutudur. Açık ameliyatta karın duvarında tek ve uzun bir kesi açılırken, kapalı yöntemde birkaç küçük kesi kullanılır. Bu fark iyileşme sürecini doğrudan etkiler.

Ameliyat sonrası ağrı düzeyi kapalı yöntemde genellikle daha azdır. Buna bağlı olarak ağrı kesici gereksinimi ve hastanede kalış süresi kısalır. Günlük yaşama dönüş daha erken gerçekleşir.

Karın içindeki yapışıklık oluşumu, dokuya daha az temas edilmesi nedeniyle daha sınırlı kalabilir. Kesi bölgesinde enfeksiyon ve fıtık gelişme olasılığı da küçük kesiler nedeniyle azalır.

Buna karşın kapalı yöntem her olguda uygulanamaz. Çok büyük kitleler, yaygın yapışıklık, ileri evre kanser tabloları ve ağır kanama durumlarında açık yönteme geçilmesi gerekebilir. İşlem sırasında bu geçişin yapılması bir sorun değil, güvenlik gerekçesiyle alınan bir karardır. Bu olasılık ameliyat öncesinde konuşulur.

Ameliyat Öncesinde Hangi Hazırlıklar Yapılır?

Ameliyat öncesinde ayrıntılı bir değerlendirme yapılır. Öykü alınır, kullanılan ilaçlar, alerjiler ve geçirilmiş ameliyatlar kaydedilir. Süregen hastalıkların denetim altında olup olmadığı gözden geçirilir.

Kan tahlilleri, kan grubu belirlenmesi, gerekli görüldüğünde akciğer filmi ve kalp incelemesi istenir. Anestezi uzmanı tarafından ayrı bir değerlendirme yapılır ve uygulanacak anestezi biçimi belirlenir.

Kan sulandırıcı ilaç kullananlarda bu ilaçların ne zaman kesileceği hekim tarafından belirlenir. Aspirin ve bazı bitkisel ürünlerin de belirli bir süre önce bırakılması istenebilir.

İşlemden önceki gece belirli bir saatten sonra yeme ve içme kesilir. Bağırsak hazırlığı her olguda gerekmez; girişimin türüne göre istenebilir. Sigaranın işlemden önce bırakılması, hem solunum hem de yara iyileşmesi açısından önerilir. Ameliyat sabahı takıların çıkarılması ve oje kullanılmaması istenir.

Ameliyat öncesinde yapılacak işlemin ayrıntılı biçimde anlatılması sürecin parçasıdır. Beklenen yararlar, olası sorunlar ve alternatif yaklaşımlar konuşulur. Soruların sorulabileceği bir görüşme yapılması, kişinin süreci daha rahat karşılamasını sağlar.

Ameliyat Sonrası İyileşme Ne Kadar Sürer?

Uyanma sonrasında ilk saatler gözlem altında geçirilir. Bulantı, boğaz ağrısı ve halsizlik anesteziye bağlı olarak görülebilen geçici durumlardır. Ağrı kesici uygulaması bu dönemde başlar.

Erken dönemde ayağa kalkılması istenir. Bu, bacak damarlarında pıhtı oluşumunu azaltan ve bağırsak hareketlerinin başlamasını hızlandıran bir uygulamadır. Sıvı alımına da erken başlanır.

Kapalı yöntemin kendine özgü yakınması, karnın gergin hissedilmesi ve omuz başında beliren sızıdır. Boşlukta kalan karbondioksitin diyaframa değmesi, bu bölgeyi besleyen sinir yolu nedeniyle ağrının omuzdan geliyormuş gibi algılanmasına yol açar. Duyum iki üç günde kendiliğinden çözülür; gün içinde sık sık yürünmesi gazın emilmesini çabuklaştırır.

Hastanede kalış süresi çoğunlukla bir ile iki gündür; bazı işlemlerde aynı gün taburculuk olanaklıdır. Kesi bölgelerindeki iyileşme bir hafta içinde büyük ölçüde tamamlanır. Duş alma, ağır kaldırma ve cinsel yaşama dönüş zamanları girişimin türüne göre hekim tarafından belirtilir.

İşe ve Günlük Hayata Ne Zaman Dönülür?

Günlük etkinliklerin çoğuna birkaç gün içinde dönülebilir. Yürümek, evde hafif işler yapmak ve kendi bakımını sürdürmek bu dönemde önerilir. Uzun süre yatakta kalınması önerilmez.

İşe ne zaman dönüleceği, girişimin kapsamı kadar mesleğin niteliğine de bağlıdır. Oturarak yürütülen bir işte bir ya da iki haftalık bir aralık çoğu kişi için yeterli olur. Yük kaldırmayı, uzun süre ayakta kalmayı ya da karın kaslarını zorlamayı gerektiren işlerde ise bu aralığın dört ile altı haftaya uzatılması istenebilir.

Ağır kaldırmadan kaçınılması gereken süre, yapılan girişime göre değişir. Karın kaslarını zorlayan hareketler ve şiddetli egzersiz bu dönemde ertelenir. Yüzme, kesiler tümüyle kapandıktan sonra düşünülebilir.

Araç kullanımına dönüş, ağrı kesici kullanımının sona ermesinden ve ani hareket yapabilecek duruma gelinmesinden sonra uygun görülür. Cinsel yaşama dönüş zamanı da girişimin türüne bağlıdır; rahim alınması gibi işlemlerde bu süre daha uzun tutulur.

Yorgunluk hissinin birkaç hafta sürebileceği bilinmelidir. Kesiler kapanmış olsa bile vücut anestezi ve cerrahi sürecinden toparlanmayı sürdürür. Bu nedenle günlük etkinliklerin kademeli olarak artırılması önerilir.

Olası Riskler ve Komplikasyonlar Nelerdir?

Her cerrahi girişimde olduğu gibi bu yöntemin de olası sorunları bulunur. Bunların bilinmesi, karar sürecinin ayrılmaz parçasıdır.

Karın duvarından girilirken ya da doku ayrılırken damar zedelenmesi olabilir; bu durumun bir bölümü işlem sırasında görülüp onarılır, bir bölümü ise sonraki saatlerde belirti verir. İltihabi gelişme hem deri açıklıklarının çevresinde hem de karın boşluğunun içinde ortaya çıkabilir. Uyutmaya bağlı yanıtlar ise ayrı bir başlık oluşturur ve girişim öncesinde yapılan anestezi değerlendirmesiyle azaltılmaya çalışılır.

Komşu organların yaralanması seyrek görülen ancak ciddi bir olasılıktır. Bağırsak, mesane, idrar kanalları ve damarlar bu yönden risk taşıyan yapılardır. Yapışıklığın yoğun olduğu olgularda bu olasılık artar. Yaralanma fark edildiğinde aynı seansta onarılır.

Daha seyrek karşılaşılan başlıklar da bulunur. Verilen gazın bir bölümünün deri altına sızarak elle basıldığında çıtırtı hissi veren bir kabarma yaratması, uzun süren girişimlerden sonra bacak toplardamarlarında pıhtı gelişmesi ve aylar sonra alet giriş noktasında fıtık belirmesi bunlar arasında sayılır. Görüş alanının yetersiz kalması ya da beklenmedik bir bulguyla karşılaşılması durumunda kapalı başlanan girişimin açığa çevrilmesi de gerekebilir; bu olasılıkların ağırlığı yapılan işleme ve kişinin durumuna göre değişir.

Hangi Belirtiler Hekime Başvurmayı Gerektirir?

Ameliyat sonrası dönemde ateşin yükselmesi değerlendirilmelidir. Titremeyle birlikte olan ateş, enfeksiyon açısından gecikmeden başvuru gerektirir.

Kapalı girişimlerden sonra beklenen seyir, sızının her geçen gün biraz daha hafiflemesidir. Bu eğrinin tersine dönmesi, yani ağrının gün gün şiddetlenmesi ve verilen ilaçlarla dinmemesi, karnın da giderek gerginleşmesi izlenmesi gereken bir gidiştir. Kusmanın kesilmemesi ve bağırsakların hiç çalışmaya başlamaması da aynı başlık altında ele alınır.

Kesi bölgesinde kızarıklık, akıntı, açılma ya da artan şişlik başvuru gerekçesidir. Vajinal yoldan bol kanama gelmesi ve kötü kokulu akıntı da değerlendirilmelidir.

Nefes darlığı, göğüs ağrısı, bacakta tek taraflı şişlik ve ağrı gecikmesiz değerlendirme gerektiren belirtilerdir. İdrar yapamama, idrarda kan görülmesi ve baygınlık hissi de aynı gruptadır. Kontrol randevularına düzenli gidilmesi, iyileşmenin izlenmesi açısından gereklidir.