randevu@drelifcetindag.com
Hastalıklar

Klamidya Enfeksiyonu Belirti Verir mi?

Klamidya enfeksiyonunun neden çoğunlukla belirtisiz seyrettiği, ortaya çıkan şikâyetler, doğurganlık üzerindeki etkisi ve tarama önerileri üzerine bilgilendirme.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında en sık bildirilenlerden biri klamidyadır. Bu enfeksiyonun ayırt edici yönü, kadınların büyük bölümünde hiçbir şikâyet vermeden seyretmesidir. Sessiz ilerlemesi, uzun vadede ortaya çıkabilecek sorunlar açısından önem taşır. Sayfada etkenin nasıl bulaştığı, neden belirti vermediği ve hangi durumlarda taramanın önerildiği açıklanmıştır.

Klamidya Nedir, Nasıl Bulaşır?

Klamidya, hücre içinde çoğalan bir bakterinin yol açtığı enfeksiyondur. Bu yerleşim özelliği, bakterinin bağışıklık sisteminden bir ölçüde korunmasını sağlar ve enfeksiyonun uzun süre devam edebilmesini açıklar.

Bulaş cinsel yolla gerçekleşir. Vajinal, anal ve oral ilişki geçiş yolları arasında sayılır. Meninin dışarı bırakılmaması bulaşı engellemez; temas tek başına yeterlidir. Bu nedenle enfeksiyonun yayılması, korunmasız ilişki sayısıyla doğrudan ilişkilidir.

İkinci bir geçiş yolu, doğum sırasında anneden bebeğe bulaştır. Bebekte göz iltihabı ve akciğerleri ilgilendiren tablolar bildirilmiştir. Bu nedenle enfeksiyon saptanan gebelerde tedavi ve doğum sonrası bebek izlemi gündeme gelir. Günlük yaşamdaki temaslar, ortak kullanılan tuvaletler ve havuz gibi ortamlar bulaş yolu oluşturmaz.

Neden Sıklıkla Belirtisiz Seyreder?

Kadınların büyük bölümünde enfeksiyon hiçbir şikâyet vermeden ilerler. Bu oranın oldukça yüksek olduğu bildirilmiştir; bu nedenle enfeksiyon sessiz olarak nitelendirilir.

Bunun bir nedeni, bakterinin yerleştiği bölgenin ilk aşamada rahim ağzı olmasıdır. Bu bölgedeki iltihabi süreç belirgin ağrı oluşturmaz. Ortaya çıkan hafif akıntı artışı ise çoğu kadın tarafından olağan bir değişim olarak yorumlanır ve fark edilmez.

Belirtilerin hafif ve özgül olmaması da tabloyu gizler. Ortaya çıkan şikâyetler mantar enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu ya da adet öncesi rahatsızlıklarla karıştırılabilir. Bu benzerlik nedeniyle enfeksiyon çoğu zaman başka bir gerekçeyle yapılan inceleme sırasında ya da doğurganlık değerlendirmesinde fark edilir.

Belirti bulunmaması enfeksiyonun bulaşıcı olmadığı anlamına gelmez. Şikâyeti olmayan bir kişi etkeni eşine geçirebilir. Bu nedenle tarama, yalnızca kişinin kendi sağlığı açısından değil, geçişin önlenmesi açısından da anlam taşır.

Belirti Verdiğinde Hangi Şikâyetler Görülür?

Şikâyet ortaya çıkan kadınlarda en sık bildirilen bulgu akıntı değişikliğidir. Akıntı miktarı artabilir; rengi sarımsı ya da yeşilimsi bir görünüm alabilir. Kıvamı yoğunlaşabilir.

İdrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma da görülebilir. Bu şikâyetler idrar yolu enfeksiyonunu düşündürdüğü için tanı gecikebilir. İdrar incelemesinin beklenen sonucu vermemesi, bu olasılığı gündeme getiren bir ipucudur.

Cinsel ilişki sırasında ağrı ve ilişki sonrası kanama bildirilen diğer bulgulardır. Kanamanın nedeni, rahim ağzındaki dokunun iltihaplanma sonucu kolay kanar hâle gelmesidir. Adet dışı lekelenmeler ve adet kanamasının artması da görülebilir. Enfeksiyon yukarı doğru ilerlediğinde kasık ağrısı, ateş ve genel halsizlik tabloya eklenir.

Şikâyetler ortaya çıktığında da özgül olmadığı için tanı ancak inceleme yapıldığında konulur. Bu nedenle akıntı ya da yanma şikâyetiyle başvuran kişilerde, öykü uygun olduğunda bu etkenin de araştırılması istenir. Yalnızca yaygın nedenlerin düşünülmesi tanının gecikmesine yol açabilir.

Tedavi Edilmezse Hangi Sorunlara Yol Açar?

Enfeksiyon ele alınmadığında bakteri rahim ağzından yukarı doğru ilerleyebilir. Rahim iç tabakası, tüpler ve karın içine yayılan bu tabloya pelvik enfeksiyon adı verilir.

Bu ilerleme, tüplerde iltihabi bir sürece yol açar. İyileşme sırasında oluşan yapışıklıklar ve doku değişiklikleri tüplerin işlevini bozabilir. Tüplerin tıkanması ya da iç yüzeyindeki yapının zarar görmesi bu sürecin sonucudur.

Karın içinde oluşan yapışıklıklar uzun süren kasık ağrısına neden olabilir. Karaciğer çevresindeki zara yayılan ve sağ üst karın ağrısıyla giden bir tablo da tanımlanmıştır. Ayrıca dış gebelik olasılığının arttığı bildirilmiştir; bunun nedeni, hasar görmüş tüplerde döllenmiş yumurtanın ilerleyememesidir. Bu sonuçların çoğu, enfeksiyonun uzun süre fark edilmeden sürmesiyle ilişkilidir.

Bu sonuçların hepsi her kişide görülmez. Enfeksiyon geçiren kadınların bir bölümünde tablo kendiliğinden gerileyebilir. Ne var ki bunun hangi kişide gerçekleşeceği önceden bilinemez; bu belirsizlik, saptanan enfeksiyonların ele alınmasının gerekçesini oluşturur.

Doğurganlık Üzerindeki Etkisi Nedir?

Bu enfeksiyon, gebeliğin oluşmasını güçleştiren etkenler arasında sayılır. Etkisi doğrudan yumurtalıklar üzerinden değil, tüplerde oluşan hasar yoluyla ortaya çıkar.

Tüpler, yumurtanın yakalanması ve döllenmiş yumurtanın rahme taşınması işlevini üstlenir. İç yüzeyindeki ince tüycükler bu taşımayı sağlar. Enfeksiyon sonrası oluşan hasarda bu tüycükler zarar görebilir; tüp açık görünse bile taşıma işlevi bozulmuş olabilir.

Etkinin büyüklüğü, enfeksiyonun kaç kez yaşandığı ve ne kadar süre fark edilmeden sürdüğüyle ilişkilidir. Tekrarlayan enfeksiyonlarda hasar olasılığı artar. Bu bilgi, taramanın neden önerildiğini açıklayan temel gerekçedir; erken saptanan ve ele alınan enfeksiyonlarda bu sonuçların ortaya çıkması beklenmez. Gebelik oluşmayan çiftlerin değerlendirmesinde bu etken araştırılan başlıklar arasında yer alır.

Tüplerin durumu, gebelik oluşmayan çiftlerin değerlendirmesinde ayrıca incelenir. Bu inceleme için kullanılan yöntemler tüplerin açık olup olmadığını gösterir. Ne var ki açık bulunan bir tüpün işlevinin de tam olduğu her zaman söylenemez; bu sınır, değerlendirmenin bütün olarak yapılmasını gerektirir.

Tanı Hangi Testlerle Konulur?

Tanı, bakterinin genetik materyalini arayan testlerle konulur. Bu yöntemler duyarlıdır ve az miktardaki etkeni bile saptayabilir. Kültür yöntemi günümüzde daha az kullanılır.

Örnek, rahim ağzından ya da vajinadan alınabilir. Vajinadan kişinin kendisinin aldığı örneklerin de güvenilir sonuç verdiği gösterilmiştir; bu seçenek muayeneden çekinen kişiler için kolaylık sağlar. İdrar örneğinden çalışılan testler de kullanılabilir.

Kan testleri bu enfeksiyonun tanısında ilk seçenek değildir. Antikor ölçümleri geçmişteki bir karşılaşmayı gösterebilir; ancak etkin enfeksiyonu ortaya koymaz. Bu nedenle tanı doğrudan etkeni arayan testlere dayandırılır. Aynı örnekten gonore açısından da inceleme yapılabilir; iki etken sıklıkla birlikte bulunur.

Örnek alınmadan önceki koşullara dikkat edilmesi sonucun güvenilirliğini artırır. İdrar örneği verilecekse, öncesinde bir iki saat idrara çıkılmamış olması istenir. Vajinal örnek alınacaksa iç yıkama yapılmamış olması beklenir. Bu ayrıntılar, testin doğru sonuç vermesini sağlayan basit hazırlık adımlarıdır.

Kimlere Tarama Önerilir?

Tarama, belirti bulunmayan kişilerde enfeksiyonu saptamaya yönelik bir uygulamadır. Enfeksiyonun sessiz seyretmesi ve uzun vadeli sonuçları, bu yaklaşımın gerekçesini oluşturur.

Cinsel etkin genç kadınlar tarama önerilerinin ana hedefidir. Yeni bir eşle ilişki başlamışsa, birden çok eş varsa ya da eşte cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon saptanmışsa inceleme gündeme gelir. Daha önce böyle bir enfeksiyon geçirmiş kişilerde de yineleme açısından tarama önerilebilir.

Gebelikte tarama, bebeğe geçişi önlemeye yönelik olarak değerlendirilir. Rahim ağzına yönelik girişimler ve rahim içi araç uygulaması öncesinde de inceleme istenebilir. Gebelik oluşmayan çiftlerin değerlendirmesinde bu başlık listede yer alır. Enfeksiyon saptanan kişilerde eşin de değerlendirilmesi istenir; aksi hâlde tablo kısa sürede yineler.

Tarama sonucu negatif çıkan kişilerde inceleme her yıl yinelenmez. Yeni bir eşle ilişki başladığında ya da eşte bir enfeksiyon saptandığında yeniden gündeme gelir. Bu nedenle taramanın sıklığı kişinin kendi durumuna göre belirlenir; herkes için geçerli tek bir takvim bulunmaz.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Akıntının rengi ya da miktarı belirgin biçimde değişmişse değerlendirme uygun olur. Cinsel ilişki sonrası kanama ve adet dışı lekelenmelerin ortaya çıkması da inceleme gerektiren bulgulardır.

İdrar yaparken yanma şikâyeti, idrar incelemesinde bir bulgu saptanmadan sürüyorsa bu olasılık gündeme gelir. Cinsel ilişkide ağrı ve kasık bölgesinde süreklilik kazanan rahatsızlık da bildirilmelidir.

Ateş, belirgin kasık ağrısı ve genel halsizliğin eklenmesi durumunda değerlendirmenin ertelenmemesi gerekir. Bu bulgular enfeksiyonun yukarı doğru ilerlediğini düşündürür. Eşte cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon saptanmışsa, hiçbir şikâyet bulunmasa bile inceleme yapılması önerilir. Gebelik planı bulunan ve daha önce böyle bir enfeksiyon geçirmiş kişilerde de değerlendirme yerinde olur.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir