randevu@drelifcetindag.com
Tahlil Kütüphanesi

LH/FSH Oranının İkinin Üzerinde Olması Ne Anlama Gelebilir?

LH/FSH oranının nasıl hesaplandığı, ikinin üzerinde bulunmasının anlamı, tanı ölçütü olup olmadığı ve oranı yanıltan etkenler üzerine bilgilendirme.

Hormon sonuçları değerlendirilirken bazen tek tek sayılar yerine aralarındaki ilişki öne çıkar. LH ile FSH arasındaki oran bunun bilinen bir örneğidir. Bu oranın ikinin üzerinde bulunması, uzun süre polikistik over sendromuyla bağlantılı bir bulgu olarak anılmıştır. Aşağıda oranın nasıl hesaplandığı, ne kadar bilgi verdiği ve hangi durumlarda yanıltıcı olabildiği ele alınmaktadır.

LH/FSH Oranı Nasıl Hesaplanır?

Hesaplama basittir: aynı kan örneğinde ölçülen LH değeri, aynı örnekteki FSH değerine bölünür. Her iki hormon da mIU/mL biriminde bildirildiği için sonuç birimsiz bir sayıdır. Örneğin LH 14 ve FSH 6 ölçülmüşse oran yaklaşık iki buçuk olarak bulunur.

Hesaplamanın anlamlı olması için iki ölçümün aynı örnekten yapılmış olması gerekir. Farklı günlerde alınan kanlardan elde edilen sayıların bölünmesi yanıltıcı bir sonuç verir; çünkü her iki hormon da döngü boyunca ve gün içinde değişkenlik gösterir.

Ayrıca iki ölçümün aynı laboratuvarda çalışılmış olması istenir. Merkezler arasındaki yöntem farkları hormonların sayısal değerlerini kaydırabilir; bu kayma bölme işleminde büyüyerek yansıyabilir. Aynı merkezde çalışılan sonuçlar, oranı daha güvenilir kılar.

Hesaplama sırasında ondalık ayrımına da dikkat edilmelidir. Raporlarda değerler bir ya da iki basamak ondalıkla bildirilebilir; yuvarlama yapılması, sınıra yakın durumlarda sonucu bir yönden diğerine kaydırabilir. Bu nedenle işlemde raporda yazan sayıların olduğu gibi kullanılması istenir.

Bu Oranın İkinin Üzerinde Olması Ne Anlama Gelebilir?

Adetin erken günlerinde LH ile FSH'nin birbirine yakın seyretmesi beklenir. Oranın ikinin üzerine çıkması, dengenin LH lehine belirgin biçimde kaydığını gösterir. Bu kayış, hipofizden gelen uyarı atımlarının sıklaştığı tablolarda bildirilen bir bulgudur.

Bu tablonun en sık anıldığı başlık polikistik over sendromudur. Sendromda hızlanan atımlar hipofizi LH salgılamaya yönlendirirken FSH beklenen aralıkta kalır ve oran yükselir. Bulgu, sendromu düşündüren destekleyici işaretlerden biri sayılır.

Bununla birlikte oranın yüksekliği kendi başına bir hastalık değildir. Yalnızca iki hormon arasındaki ilişkinin değiştiğini bildirir. Bu değişimin nedeni ve klinik karşılığı, adet öyküsü, muayene bulguları ve diğer tetkiklerle birlikte belirlenir.

Oranın yükselmesinin iki farklı yolu bulunur. LH artabilir ya da FSH düşebilir; her iki durumda da bölme işleminin sonucu yükselir. Bu nedenle oran değerlendirilirken hangi hormonun ne yönde değiştiğine bakılır. Payda ile payın ayrı ayrı okunması, tablonun kaynağını gösterir.

Oran Polikistik Over Sendromu İçin Tanı Ölçütü müdür?

Bu oran, güncel tanı ölçütleri arasında yer almaz. Kullanılan yaklaşımda aranan üç başlık yumurtlamanın seyrekleşmesi, androjen fazlalığına ait bulgular ve ultrasonda yumurtalıkların görünümüdür. LH/FSH oranı bu listede bulunmaz.

Ölçüt olmaktan çıkarılmasının nedeni, duyarlılığının sınırlı olmasıdır. Tanı almış kadınların önemli bir bölümünde oran ikinin altında kalır. Özellikle kilo fazlalığı bulunan kişilerde bu durum daha sık bildirilir; dolayısıyla oranın düşük olması sendromu dışlamaz.

Ters yönde de sınırlılık vardır. Yüksek bir oran, sendrom bulunmayan kişilerde de saptanabilir. Ölçüm zamanlaması, yumurtlama tepesi ve yumurtalık işlevindeki gerileme aynı sonucu üretebilir. Bu nedenle oran, tanıya götüren değil tanıyı destekleyen bir ipucu olarak ele alınır.

Ölçüt olarak kullanıldığı dönemde farklı eşikler önerilmiştir. Bazı kaynaklar iki, bazıları iki buçuk sınırını kullanmıştır. Bu görüş birliğinin sağlanamaması da oranın tanı ölçütleri arasından çıkarılmasına katkı sunan etkenlerden biridir.

Ölçüm Adetin Hangi Gününde Yapılmalıdır?

Oranın anlam taşıması için kan örneğinin adetin ikinci ile dördüncü günleri arasında alınması gerekir. Bu aralık, iki hormonun da düşük ve kararlı seyrettiği bir dönemdir; karşılaştırma ancak böyle bir zeminde yapılabilir.

Gün sayımında belirgin kanamanın başladığı gün birinci gün kabul edilir. Lekelenmenin sayıma katılması ölçümü kaydırabilir. Bu kayma, döngü ortasına yaklaşıldıkça oranı belirgin biçimde etkiler.

Aylarca kanama görmeyen bir kadında hangi günün ikinci gün sayılacağı belirsizdir, dolayısıyla erken döneme denk getirme kuralı işletilemez. Kan alınabilir; ancak bulunan oranın yumurtlama öncesindeki ani yükselişe mi yoksa sakin bir döneme mi rastladığı bilinemez. Bu nedenle sayının yanına ultrasonda görülen kesecik sayısı, rahim iç tabakasının kalınlığı ve androjen düzeyleri yerleştirilerek bütünlüklü bir tablo kurulur.

Kanamanın uzun süredir görülmediği kişilerde farklı bir yol izlenebilir. Bu durumda ölçüm herhangi bir günde alınır ve sonucun hangi evreye ait olduğu ultrason bulgularıyla tahmin edilir. Rahim iç tabakasının kalınlığı ve yumurtalıklardaki foliküllerin görünümü bu tahmine katkı sağlar.

Oranı Hangi Etkenler Yanıltabilir?

En sık yanıltıcı etken, örneğin yumurtlama günlerine denk gelmesidir. O günlerde LH ani biçimde yükselirken FSH daha ölçülü bir artış gösterir; sonuçta oran birkaç kata çıkabilir. Bu tümüyle geçici bir tablodur.

Doğum kontrol hapı kullanımı ters yönde etki eder. Hipofiz baskılandığı için her iki hormon da düşük ölçülür ve oran anlamsızlaşır. Yumurtlamayı uyaran ilaçlar ve hipofizi etkileyen tedaviler de sonucu değiştirir.

Hormonların atımlar halinde salgılanması bir başka kaynaktır. Özellikle LH, gün içinde belirgin dalgalanma gösterir. Birkaç saat arayla alınan iki örnekten hesaplanan oranlar birbirinden farklı çıkabilir. Bu nedenle sınırda sonuçlarda ölçümün yinelenmesi önerilir.

Ölçüm yönteminden kaynaklanan farklar da hesaba katılır. LH ile yapısal benzerlik gösteren bazı hormonlar, kullanılan kite göre ölçümü etkileyebilir. Bu tür etkiler tek tek hormonlarda küçük görünse de bölme işleminde büyüyerek yansıyabilir.

Oran Normalken Polikistik Over Görülebilir mi?

Bu durum sıkça karşılaşılan bir tablodur. Sendrom tanısı almış kadınların önemli bir bölümünde LH ile FSH arasındaki oran beklenen sınırlar içinde bulunur. Oranın normal olması, diğer ölçütler karşılanıyorsa tanıyı değiştirmez.

Bunun bir açıklaması vücut ağırlığıyla ilişkilidir. Kilo fazlalığı bulunan kişilerde LH salgısının daha az yükseldiği bildirilmiştir. Bu kişilerde tabloya insülin direnci daha belirgin biçimde eşlik edebilir ve değerlendirme metabolik yöne kayar.

Bu nedenle tanı süreci hormon oranına değil, klinik bulgulara dayandırılır. Adet düzeni, tüylenme ve sivilcelenme gibi bulgular, ultrason görüntüsü ve androjen ölçümleri birlikte ele alınır. Oran, bu bütünün içinde yalnızca ek bir bilgi sunar.

Bu durumun tersi de geçerlidir. Yüksek bir oran, sendrom bulunmayan kişilerde de saptanabilir. Zayıf yapılı ve adet düzeni korunmuş bir kadında yalnızca oranın yüksek bulunması, başka bulgu olmadığında tanı gerekçesi oluşturmaz ve izlemle takip edilir.

Bu Sonuçla Hangi Tetkikler İstenebilir?

Androjen yapılı hormonların ölçümü öncelikli adımdır. Total testosteron, serbest testosteron ve DHEA-S bu grupta yer alır. Böbrek üstü bezi kaynaklı enzim eksikliğinin ayrılması için 17-OH progesteron istenebilir.

Benzer tabloyu taklit eden durumların dışlanması gerekir. Prolaktin ölçümü ve tiroit hormonlarına bakılması bu amaçla yapılır. Adetleri gecikmiş kişilerde gebelik olasılığı beta hCG ile dışlanır.

Metabolik değerlendirme de sürecin parçasıdır. Açlık kan şekeri, açlık insülini, gerektiğinde şeker yükleme testi ve kan yağları ölçülür. Ultrasonla yumurtalıkların yapısı, folikül sayısı ve rahim iç tabakasının kalınlığı incelenir.

Kan basıncının ölçülmesi ve bel çevresinin kaydedilmesi de değerlendirmenin parçasıdır. Bu basit ölçümler, metabolik yönün ne durumda olduğunu gösteren pratik bilgiler sunar. Vücut kitle indeksinin hesaplanması da izlem sırasında düzenli olarak yinelenen bir adımdır.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Oranın ikiyi aşması tek başına bir sonuç bildirmez; asıl önemli olan kişinin kanama takviminde neyin değiştiğidir. Yılda gördüğü adet sayısının sekizin altına inmesi, aralıkların giderek uzaması ya da üç ayı dolduran bir kesilme, oran ne çıkarsa çıksın incelemeyi gerektirir. İlk kanamadan bu yana hiç düzene girmemiş bir seyir de aynı yaklaşımla ele alınır.

Tüylenmede belirgin artış, ergenlik sonrasında başlayan inatçı sivilcelenme, tepe bölgesinden başlayan saç incelmesi ve kıvrım bölgelerinde koyulaşma başvuru gerekçeleri arasındadır. Bunlara kilo artışı eşlik ediyorsa inceleme öncelik kazanır.

Çocuk isteği bulunan bir çiftte korunmasız geçen on iki ay sonuçsuz kaldıysa oran normal bile olsa inceleme başlatılır; otuz beş yaşını geçenlerde altı ay bu adım için yeterli görülür. Haftalarca sürüp bitmeyen bir kanama ya da takvimde hiçbir düzene oturmayan lekelenmeler, rahim iç tabakasının nasıl seyrettiğinin görülmesi açısından ayrıca ele alınan başlıklardır.

Ergenlik döneminden bu yana süren düzensizliklerde değerlendirmenin ertelenmemesi önerilir. Erken dönemde yapılan inceleme, tablonun izlenmesine ve metabolik yönün gözetilmesine olanak tanır. Bu izlem, ileriki yıllarda ortaya çıkabilecek durumların erken fark edilmesine katkı sağlar.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir