Adet döngüsünün ortasında keskin bir yükseliş gösteren LH, yumurtlamanın gerçekleşmesini tetikleyen hormondur. Bu özelliği nedeniyle hem laboratuvar ölçümlerinde hem de evde kullanılan yumurtlama testlerinde ölçülür. Sonuç raporundaki sayının anlamı, kan örneğinin döngünün neresinde alındığına sıkı biçimde bağlıdır. Sayfada hormonun görevi, ölçüm zamanının etkisi ve sonucun nasıl okunduğu açıklanmıştır.
LH Hormonu Ne İşe Yarar?
LH, açılımı Luteinizan Hormon olan ve hipofiz bezinden salgılanan bir maddedir. Adet döngüsünün ilk yarısında düşük düzeylerde seyreder ve foliküllerin gelişimine dolaylı katkı sağlar. Asıl görevi döngünün ortasında ortaya çıkar.
Olgunlaşan folikül belirli bir büyüklüğe ulaştığında salgıladığı estradiol düzeyi yükselir. Bu yükseklik hipofiz bezinde ani bir LH salınımını tetikler. Tepe noktasına ulaşan bu salınım, folikülün çatlayarak yumurtayı serbest bırakmasını sağlar. Yumurtlama, bu yükselişten yaklaşık bir gün sonra gerçekleşir.
Yumurtlamadan sonra geride kalan folikül dokusu sarı cisim adı verilen yapıya dönüşür. Bu yapı progesteron salgılayarak rahim iç tabakasını olası bir gebeliğe hazırlar. LH, bu dönüşümün başlatılmasında da rol oynar. Böylece hormon, döngünün iki yarısı arasındaki geçişi sağlayan anahtar konumdadır.
Hormonun salgılanması sürekli değil, belirli aralıklarla gerçekleşen atımlar biçimindedir. Bu atımların sıklığı ve büyüklüğü döngünün aşamasına göre değişir. Bu ritmik yapı, kısa süre arayla alınan iki örnekte farklı sonuçlar elde edilebilmesini açıklar ve tek ölçümün sınırını gösterir.
LH Testi Hangi Durumlarda İstenir?
Gebelik planı bulunduğu hâlde gebeliğin oluşmadığı durumlarda, yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak amacıyla istenir. Bu değerlendirmede LH, döngünün başında bakılan diğer hormonlarla birlikte ele alınır.
Adet düzensizliği bir başka gerekçedir. Adetlerin seyrekleşmesi, aralıkların uzaması ya da tümüyle kesilmesi durumunda hormonal dengenin incelenmesi gerekir. Tüylenme artışı, sivilcelenme ve saç dökülmesi gibi bulguların eşlik ettiği tablolarda da ölçüm istek listesinde yer alır.
Ergenlik döneminde adetin başlamaması ya da beklenenden erken başlaması durumunda bu hormon değerlendirilir. Menopoz döneminin başlayıp başlamadığının araştırılmasında da ölçümden yararlanılır. Yumurtlama takibi yapılan durumlarda ise LH yükselişinin izlenmesi, zamanlamanın belirlenmesine katkı sağlar.
Yardımcı üreme yöntemleri uygulanan kadınlarda bu hormon yakından izlenir. Erken bir yükselişin saptanması, tedavi planının gözden geçirilmesini gerektirebilir. Bu izlem laboratuvar ölçümleri ve ultrason bulgularının birlikte değerlendirilmesiyle yürütülür.
LH Değeri Kaç Olması Beklenir?
Adetin ikinci ile dördüncü günleri arasında yapılan ölçümlerde beş ile on birim arasındaki değerler genellikle beklenen aralık içinde kabul edilir. Bu bölgede yer alan bir sonuç, hipofiz bezinin olağan biçimde çalıştığını düşündürür.
Döngünün ortasında yapılan ölçümlerde ise düzey belirgin biçimde yükselir. Bu dönemde elde edilen yüksek bir sayı, hormonal bir bozukluğun değil yumurtlamanın habercisi olarak yorumlanır. Bu nedenle rapor okunurken kan örneğinin hangi gün alındığı mutlaka bilinmelidir.
Bu ölçümde raporlar arasında bir başka güçlük daha vardır: referans sütunu genellikle döngünün evresine göre ayrı ayrı verilir ve hangi satıra bakılacağı kanın kaçıncı günde alındığına bağlıdır. Buna bir de kitler arası farklar eklenir; kullanılan yöntem sonucu değiştirebildiğinden bir merkezin bandı diğerininkiyle birebir örtüşmez. Bu nedenle yorum genel tablolara göre değil, raporun kendi sütununa göre yapılır. Yumurtalık üretiminin durduğu dönemde ise beynin uyarısı sürekli yüksek kalır ve bu yükseklik beklenen bir bulgudur.
LH Yükselmesi Yumurtlamayı Nasıl Haber Verir?
Döngünün ortasındaki keskin yükseliş, yumurtlamanın yaklaştığını gösteren en güvenilir işaretlerden biridir. Bu yükseliş kısa sürelidir; genellikle bir iki gün içinde tepe yapar ve ardından hızla geriler. Yumurtlamanın bu tepe noktasından yaklaşık otuz altı saat sonra gerçekleştiği kabul edilir.
Bu özellik, evde kullanılan yumurtlama testlerinin çalışma ilkesini oluşturur. Bu testler idrardaki LH düzeyini ölçer ve yükselişi renk değişimiyle bildirir. Pozitif sonuç alındığında yumurtlamanın yaklaştığı anlaşılır; bu bilgi gebelik planlaması yapan çiftler için pratik bir araç sunar.
Bununla birlikte yükselişin saptanması, yumurtlamanın kesin olarak gerçekleştiğini kanıtlamaz. Bazı döngülerde folikül çatlamadan gerileyebilir. Bu nedenle yumurtlamanın doğrulanması gerektiğinde, döngünün ikinci yarısında bakılan progesteron ölçümü ya da ultrason ile yapılan folikül takibi devreye girer.
Yüksek LH Ne Anlama Gelebilir?
Döngünün başında yapılan ölçümde beklenenin üzerinde bir sonuç elde edilmesi, çeşitli tabloları düşündürebilir. Bunların başında polikistik over sendromu gelir; bu tabloda LH düzeyinin FSH'ye göre belirgin biçimde yüksek olması sık bildirilen bir bulgudur.
Bu ayrım için iki hormonun oranına bakılır. LH değerinin FSH'nin iki katından fazla olması, sendrom yönünden anlam taşıyan bir bulgu olarak değerlendirilir. Ne var ki bu oran tek başına tanı koydurmaz; adet düzeni, tüylenme artışı ve ultrason bulguları birlikte ele alınır.
Yumurtalık rezervinin azaldığı durumlarda da LH yükselebilir. Bu tabloda genellikle FSH daha belirgin biçimde artmıştır ve iki hormon birlikte yükselir. Menopoz döneminde her iki değerin de yüksek seyretmesi beklenen bir bulgudur. Hipofiz bezini ilgilendiren nadir durumlar da yükseklik nedeni olabilir ve ayrıca incelenir.
Oranın beklenen sınırlar içinde bulunması ise sendromu dışlamaz. Bu tabloya sahip kadınların önemli bir bölümünde LH ve FSH değerleri beklenen aralıkta ölçülür. Bu nedenle tanı hormon sonuçlarına değil, adet düzeni, muayene bulguları ve ultrason görüntüsüne dayandırılır.
Ölçüm Zamanı Sonucu Nasıl Etkiler?
Zamanlama, bu ölçümde belirleyici öneme sahiptir. Aynı kişide döngünün farklı günlerinde alınan örnekler birbirinden belirgin biçimde ayrışan sonuçlar verir. Bu nedenle kan örneğinin ne zaman alındığı bilinmeden yapılan yorum eksik kalır.
Rezerv ve hormonal denge değerlendirmesi amaçlanıyorsa örnek adetin ikinci ile dördüncü günleri arasında alınır. Yumurtlama takibi yapılacaksa örneğin döngünün ortasına yakın günlerde ve gerektiğinde ardışık olarak alınması istenir. İki amaç farklı zamanlama gerektirir.
Hormonun salgılanması gün içinde de dalgalanma gösterir. Hipofiz bezi bu hormonu belirli aralıklarla atımlar hâlinde salgılar; bu nedenle kısa süre arayla alınan iki örnekte farklı değerler ölçülebilir. Adeti düzensiz olan kadınlarda zamanlama kurulamaz; böyle durumlarda örnek herhangi bir günde alınır ve sonuç klinik tabloyla birlikte okunur.
LH ile FSH Neden Birlikte Değerlendirilir?
İki hormon aynı bezden salgılanır ve yumurtalıklar üzerinde birbirini tamamlayan görevler üstlenir. Bu nedenle biri hakkında yapılan yorum, diğeri bilinmeden tamamlanamaz. Laboratuvar istekleri de bu gerekçeyle ikisini birlikte içerir.
Aralarındaki oran, bazı tabloların ayırt edilmesinde bilgi taşır. Polikistik over sendromunda LH'nin öne çıkması, azalmış rezervde ise FSH'nin daha belirgin biçimde yükselmesi beklenir. Her ikisinin birlikte düşük bulunması ise sorunun beyin düzeyinde olabileceğini düşündürür ve ayrı bir inceleme yönü açar.
Bu ikiliye estradiol ölçümü de eklenir. Üç hormonun birlikte okunması, geri bildirim düzeneğinin nasıl işlediğini ortaya koyar. Değerlendirmenin kapsamına göre AMH, prolaktin, tiroit hormonları ve ultrason bulguları da katılır. Hangi tetkiklerin isteneceği muayene ve öykü sonrasında belirlenir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
LH ani ve kısa süreli bir tepe yapar; bu nedenle rapordaki rakam, örneğin bu tepenin neresine denk geldiğine göre bambaşka okunur. Değerlendirmede LH genellikle FSH ile oranlanarak ele alınır, çünkü ikisi arasındaki denge tek bir sayıdan daha çok şey anlatır.
Bu hormonun ölçülmesini gerektiren tabloların başında takvimdeki bozulmalar gelir. Kanama aralarının kırk günü aşacak biçimde uzaması, ayların atlanması ya da kanamanın büsbütün kesilmesi başvuru için yeterli gerekçelerdir; çünkü bu düzensizliğin arkasında beyin ile yumurtalık arasındaki uyarı dengesindeki bir kayma bulunabilir. Buna çenede ve gövdede kılların koyulaşması, ergenlik yıllarını aşıp süren sivilcelenme ve saçın tepe bölgesinden açılması eklendiğinde, ölçüm tek başına değil bir panel içinde istenir.
Korunmasız geçen bir yılın sonunda gebelik oluşmamışsa değerlendirme uygundur; otuz beş yaş üzerinde altı ay yeterli sayılır. Ergenlik döneminde adetin başlamamış olması ve kırk yaş öncesinde adetlerin kesilmesi gecikmeden ele alınması gereken durumlardır. Evde yapılan yumurtlama testlerinde hiçbir döngüde pozitif sonuç alınamaması da başvuru için geçerli bir gerekçedir.
Raporun getirileceği görüşmede kan örneğinin alındığı tarih ve o dönemdeki adet düzenine ilişkin bilgi de aktarılmalıdır. Bu bilgiler olmadan sayının yorumlanması güçleşir. Adet takvimi tutulması, bu tür değerlendirmelerde işi belirgin biçimde kolaylaştıran bir alışkanlıktır.