randevu@drelifcetindag.com
Hastalıklar

Menopoz Belirtileri Nelerdir, Ne Zaman Başlar?

Menopoz belirtilerinin hangi dönemde başladığı, en sık görülen şikâyetler, adet düzeni ve ruh halindeki değişimler ile belirtilerin süresi üzerine bilgilendirme.

Menopoz, yumurtalıkların işlevini yitirmesiyle adet kanamalarının sona erdiği doğal bir geçiş dönemidir. Bir hastalık değil, üreme çağının tamamlanmasını gösteren fizyolojik bir dönüm noktasıdır. Belirtiler çoğu kadında son adetten yıllar önce başlar ve kişiden kişiye belirgin farklılık gösterir. Bazı kadınlar bu süreci hafif yakınmalarla geçirirken, bazılarında gündelik yaşamı etkileyen şikâyetler görülebilir. Aşağıda bu dönemde nelerin değiştiği genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Menopoz Belirtileri Hangi Dönemde Başlar?

Menopoz belirtileri çoğu kadında son adetten önceki yıllarda ortaya çıkmaya başlar. Bu hazırlık dönemine perimenopoz adı verilir. Yumurtalıkların hormon üretimi bu evrede düzensizleşir; östrojen düzeyi kimi zaman yükselir, kimi zaman düşer. Belirtilerin temelinde bu istikrarsız düzey bulunur. Dönem genellikle kırklı yaşların ortalarında başlar.

Başlangıç yaşı kişiden kişiye değişir. Bazı kadınlarda kırklı yaşların başında ilk işaretler görülürken, bazılarında elli yaşına yaklaşana kadar belirgin bir değişim yaşanmayabilir. Ailesel eğilim, sigara kullanımı ve geçirilmiş bazı tıbbi süreçler bu zamanlamayı etkileyen etkenler arasında sayılır. Bu nedenle tek bir başlangıç yaşından söz edilmez.

İlk fark edilen değişim genellikle adet düzeninde olur. Döngü süresinin kısalması ya da uzaması, kanama miktarındaki farklılıklar bu evrenin habercisidir. Ateş basması ve uyku sorunları çoğu zaman bu değişimlere eşlik eder ya da kısa süre sonra tabloya eklenir. Bu birliktelik, dönemin başladığını düşündüren bir bulgudur.

Menopozun kendisi geriye dönük olarak tanımlanır. Adet kanamasının kesilmesinin üzerinden on iki ay geçmesi durumunda menopoz gerçekleşmiş sayılır. Bu tanım, tek bir güne değil bir sürece işaret eder. Bu nedenle kadınların çoğu menopoza girdiğini ancak bir yıl sonra kesin olarak öğrenir. Belirtiler ise bu sınırdan çok önce başlamıştır.

En Sık Görülen Şikâyetler Nelerdir?

Bu dönemde muayenede en sık gündeme getirilen konu sıcak basmasıdır. Göğüs kafesinden başlayıp boyun ve yüze doğru tırmanan ani bir yakma duygusu olarak anlatılır. Birkaç dakikanın ardından geçer, çoğu zaman ter boşanmasıyla sonlanır. Gece uykuda yaşanan biçimine gece terlemesi denir ve uykuyu bölebilir.

Sıcak basmalarının aksine yıllar içinde gerilemeyen, tersine yavaşça ilerleyen bir yakınma da bu dönemde bildirilir. Vajina duvarını oluşturan hücre katmanları östrojenin desteğiyle yenilenir; bu destek azaldıkça katman sayısı düşer ve doku kendiliğinden nemlenme özelliğini yitirir. Aynı değişim ortamın asitliğini de bozarak yüzeydeki koruyucu bakteri dengesini zayıflatır. Ortaya çıkan tablo kaşıntı, batma duygusu ve idrar yakınmalarıyla birlikte seyredebilir. Sinsi ilerlediği için çoğu zaman yıllar sonra dile getirilir.

İdrar yolu şikâyetleri de tabloya eklenebilir. Sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi ve idrar kaçırma bu grupta yer alır. İdrar yolunun iç yüzeyi de hormonal değişimden etkilenir. Ayrıca tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının bu dönemde sıklaştığı gözlenmiştir. Bu yakınmalar değerlendirilebilir başlıklardır.

Eklem ve kas ağrıları, çarpıntı hissi, baş ağrısı ve ciltte kuruluk da bildirilen şikâyetler arasındadır. Bu yakınmaların hepsinin aynı kadında görülmesi beklenmez. Kimi kadın yalnızca bir iki yakınma yaşarken, kimisinde birkaçı bir arada bulunabilir. Şikâyetlerin çeşitliliği ve şiddeti kişiye göre değişir.

Adet Düzeninde Hangi Değişiklikler Olur?

Bu dönemin başladığını en erken haber veren şey, takvimin kaymasıdır. Yumurtalıklarda kalan folikül sayısı azaldıkça her ay olgunlaşan yumurtanın kalitesi ve zamanlaması değişkenleşir; bunun sonucu, döngü uzunluğunun aydan aya farklılaşmasıdır. İlk fark edilen genellikle döngünün kısalmasıdır: yirmi sekiz günde gelen kanama yirmi beş, hatta yirmi üç güne inebilir. İlerleyen evrede tablo tersine döner ve aralar uzamaya başlar. Bu iki aşamalı gidiş, sürecin nerede olunduğunu gösteren pratik bir işarettir.

Erken evrede genellikle döngünün kısaldığı gözlenir. Yirmi sekiz günlük aralıklarla adet gören bir kadında bu süre yirmi beş ya da yirmi üç güne inebilir. Zamanla tablo değişir ve aralıklar uzamaya başlar. İki adet arasında iki ay ya da daha uzun süre geçebilir. Bu uzama, son adete yaklaşıldığını düşündüren bir işarettir.

Kanamanın yoğunluğu da sabit kalmaz. Kimi ay birkaç ped yeterken kimi ay beklenenin çok üzerinde bir akış olur. Yumurtlamanın atlandığı döngülerde rahmin iç örtüsü kalınlaşmaya devam eder ve bu da bol kanamaya zemin hazırlar. Bu iniş çıkış, evrenin kendi doğası içinde yorumlanır.

Bununla birlikte her kanama değişikliği bu dönemle açıklanmaz. Çok yoğun ve pıhtılı kanama, yedi günü aşan kanama, iki adet arasında görülen lekelenme ve ilişki sonrası kanama ayrıca değerlendirilir. Bu bulgular başka nedenlerle de ortaya çıkabildiği için dile getirilmeleri uygun olur. Değerlendirme muayene ve gerekli görülen tetkiklerle yapılır.

Ruh Hali ve Uykuda Neler Değişir?

Ruh halindeki dalgalanmalar bu dönemde sık bildirilen yakınmalardandır. Kolay sinirlenme, ani duygu değişimleri, huzursuzluk ve kaygı düzeyinde artış tarif edilen belirtiler arasındadır. Östrojenin beyinde ruh halini düzenleyen ileti maddeleri üzerinde etkisi bulunur; düzeyindeki dalgalanma bu dengeyi geçici olarak etkileyebilir.

Uyku sorunları da bu tabloya eşlik eder. Uykuya dalmakta güçlük, gece sık uyanma ve sabah erken uyanıp tekrar uyuyamama en sık dile getirilen biçimlerdir. Gece terlemesi yaşayan kadınlarda uyku doğrudan bölünür. Terleme olmadan da uyku düzeninin bozulabildiği gözlenmiştir; bu durum hormonal değişimle ilişkilendirilir.

Uykusuzluk ile ruh hali arasında karşılıklı bir etkileşim bulunur. Yetersiz uyku, gün içinde sinirlilik ve dayanıklılık azalmasına yol açar. Bu durum kaygıyı artırır; artan kaygı ise uykuya dalmayı güçleştirir. Bu döngü, yakınmaların birbirini beslemesine neden olabilir. Döngünün fark edilmesi, değerlendirmede yol gösterici olur.

Dikkat toplamada güçlük ve unutkanlık da bu dönemde sık dile getirilir. Kelime bulmakta zorlanma, gündelik ayrıntıları hatırlayamama biçiminde tarif edilir. Bu yakınmaların önemli bir bölümü uyku düzenindeki bozulma ve yorgunlukla ilişkilidir. Genellikle geçicidir ve dönem geçtikçe hafifleme eğilimi gösterir.

Vücutta Hangi Uzun Vadeli Değişimler Görülür?

Menopoz sonrası dönemde kemik dokusunda kademeli bir yoğunluk azalması gözlenir. Östrojen, kemik yenilenme dengesinde yıkımı sınırlayıcı yönde rol oynar. Bu desteğin azalmasıyla denge yıkım tarafına kayar. Süreç sessiz ilerlediği için belirti vermez; bu nedenle izlem ve önlem çerçevesinde ele alınır.

Kalp ve damar sağlığı açısından da değişimler izlenir. Kan yağları dengesinde ve damar esnekliğinde farklılıklar gözlenebilir. Bu değişimler tek başına hastalık anlamına gelmez; düzenli takip ve yaşam düzeni ile desteklenebilen başlıklardır. Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerleri bu dönemde düzenli olarak değerlendirilir.

Vücut ağırlığı ve yağ dağılımında değişim sık görülür. Kas kütlesinin azalması metabolizma hızını düşürür; yağ dokusu karın bölgesinde daha fazla birikme eğilimi gösterir. Bu değişim yalnızca görünümle ilgili değildir; karın bölgesindeki yağın metabolik etkileri de bulunur. Beslenme ve hareket düzeni bu başlıkta belirleyici olur.

Ciltte incelme ve kuruluk, saçta incelme, vajina ve idrar yolu dokularında değişim de uzun vadede gözlenen başlıklardır. Bu değişimlerin çoğu yavaş gelişir ve yıllar içinde belirginleşir. Düzenli izlem, bu değişimlerin zamanında fark edilmesini ve gerekli görülen düzenlemelerin yapılmasını kolaylaştırır.

Belirtiler Ne Kadar Sürer?

Belirtilerin ne kadar süreceği konusunda herkes için geçerli tek bir rakam yoktur. İzlem araştırmalarında sıcak basması ve gece terlemesi gibi yakınmaların ortalama birkaç yıl sürdüğü, buna karşılık kişiden kişiye farkın oldukça geniş olduğu görülmüştür. Kimi kadında ilk yılın sonunda belirgin bir hafifleme olurken kimisinde on yılı aşan sürelerde devam edebilir.

Yakınmaların ne zaman başladığı toplam süreyle bağlantılı görülür. Geçiş döneminin ilk evrelerinde ortaya çıkan şikâyetlerin daha uzun sürebildiği bildirilmiştir. Son kanamanın ardından başlayanların ise daha kısa sürdüğü gözlenmiştir. Bu veri, seyir hakkında sınırlı da olsa bir fikir sunar.

Yakınmaların ne kadar süreceği sorusunun tek bir yanıtı yoktur; ancak izlediği yol çoğu kadında benzerdir. Sıcak basmaları son adet kanamasına yaklaşılan aylarda belirginleşir, kanamanın kesilmesini izleyen bir ya da iki yılda en yoğun düzeyine ulaşır, sonrasında yavaşça geriler. Bu gerileme genellikle atakların önce seyrekleşmesi, ardından şiddetlerinin azalması biçiminde ilerler. Kimi kadında yakınmalar birkaç yılda tamamen silinirken, bir bölümünde hafif biçimde uzun yıllar sürebilir; erken yaşta başlayanlarda toplam sürenin daha uzun olduğu bildirilir.

Bazı değişimler ise geçici değildir. Vajinal kuruluk ve idrar yolu yakınmaları, ateş basmasının aksine kendiliğinden gerilemez; zamanla belirginleşme eğilimi gösterir. Bu ayrımın bilinmesi önemlidir. Bu tür yakınmaların dile getirilmesi, değerlendirilmeleri açısından yol açar. Süreç yaşam düzeni ile de desteklenebilir.

Hangi Belirtiler İçin Hekime Başvurulmalı?

Menopoz doğal bir geçiş dönemidir; ancak yakınmaların gündelik yaşamı etkilemesi durumunda değerlendirilmesi uygun olur. Uyku düzenini bozan gece terlemesi, iş ve sosyal yaşamı aksatan ateş basması atakları, belirgin yorgunluk ve ruh halinde süregelen çökkünlük başvuru gerekçeleri arasındadır.

Kırklı yaşlarda görülen her takvim oynaması bu döneme mal edilmemelidir. Bir saat içinde pedi dolduran akış, iri pıhtıların varlığı, yedi günü aşan kanama ve iki kanama arasının yirmi bir günün altına inmesi ayrı bir başlıkta ele alınır. Kanama beklenmeyen günlerde gelen lekelenmeler ile temas sonrasında görülen kanama da bu kapsamdadır. Bu tabloların ardında rahim içi bir polip, kas dokusundan gelişen bir kitle ya da iç tabakanın kalınlaşması bulunabilir; bu nedenle ultrason ile değerlendirilmeleri istenir.

Menopoz sonrası dönemde, yani adetin kesilmesinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra görülen herhangi bir vajinal kanama, miktarı ne kadar az olursa olsun gecikmeden değerlendirilmelidir. Bu kural lekelenme biçimindeki çok az kanamalar için de geçerlidir. Değerlendirme muayene ve gerekli görülen görüntüleme ile yapılır.

Kırk yaşından önce adetlerin kesilmesi ya da belirgin menopoz yakınmalarının başlaması da ayrıca incelenir. Ayrıca vajinal kuruluk, idrar kaçırma, sık idrara çıkma ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu dile getirilmeye değer yakınmalardır. Bu dönemde kemik yoğunluğu, meme ve rahim ağzı taramaları da izlem planı içinde ele alınır.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir