Menopozla birlikte azalan östrojenin dışarıdan verilmesine dayanan yaklaşım, kadın sağlığında uzun süredir üzerinde durulan bir başlıktır. Zaman içinde bu konudaki bilgi birikimi değişmiş, kimin için uygun olduğu ve nasıl uygulanacağı daha net ölçütlere bağlanmıştır. Aşağıda bu yaklaşımın amacı, uygulama biçimleri, sınırları ve izlem süreci genel hatlarıyla anlatılmıştır.
Menopozda Hormon Tedavisi Ne Amaçla Uygulanır?
Temel amaç, östrojen azalmasına bağlı gelişen şikâyetlerin hafifletilmesidir. Sıcak basması ve gece terlemesi bu yaklaşımın en belirgin yarar sağladığı yakınmalardır. Uykunun bölünmesinin azalmasıyla gündüz yorgunluğu ve dikkat sorunları da dolaylı olarak iyileşebilir.
İkinci amaç, östrojen eksikliğinin dokular üzerindeki etkilerinin giderilmesidir. Vajinada kuruluk, ilişki sırasında rahatsızlık ve idrar yolu şikâyetleri bu grupta yer alır. Bu belirtiler zamanla kendiliğinden gerilemediği için ele alınmaları gerekir.
Kemik sağlığının korunması bir başka başlıktır. Östrojenin kemik yıkımını yavaşlatan etkisi bilinmektedir. Erken yaşta menopoza girmiş kadınlarda bu katkı ayrıca değer taşır.
Yaklaşımın yaşlanmayı geciktirmek ya da genel bir koruma sağlamak amacıyla kullanılmadığı da bilinmelidir. Kullanım kararı, kişinin yaşadığı belirli şikâyetlere ve durumuna dayanır.
Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Sıcak basması ve gece terlemesinin günlük yaşamı kısıtlayacak düzeyde olması, bu yaklaşımın en sık değerlendirildiği durumdur. Yaşam düzeni değişikliklerinin yetersiz kaldığı durumlarda seçenek olarak ele alınır.
Erken yaşta menopoza giren kadınlar ayrı bir grup oluşturur. Kırk yaşından önce yumurtalık işlevini yitiren ya da yumurtalıkları alınmış kadınlarda, beklenen menopoz yaşına kadar destek verilmesi üzerinde durulur. Buradaki gerekçe yalnızca şikâyetlerin giderilmesi değil, uzun süre östrojensiz kalmanın kemik ve damar sağlığı üzerindeki etkilerinin azaltılmasıdır.
Vajinal kuruluk ve idrar yolu şikâyetlerinin ön planda olduğu durumlarda bölgesel uygulamalar değerlendirilir. Bu uygulamalar dokuya yönelik etki gösterir ve kana geçiş oranı düşüktür.
Zamanlama da karar sürecinin parçasıdır. Menopozun ilk yıllarında ve altmış yaş altında başlanan uygulamaların yarar ve risk dengesi daha olumlu bulunmuştur. Menopozdan uzun yıllar sonra başlanması aynı biçimde değerlendirilmez.
Hormon Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Uygulamanın içeriği rahmin yerinde olup olmamasına göre değişir. Rahmi alınmış kadınlarda yalnızca östrojen içeren biçimler kullanılabilir. Rahmi yerinde olan kadınlarda ise östrojenle birlikte progesteron verilmesi gerekir; bu ekleme, rahim iç zarının aşırı kalınlaşmasını önlemek amacını taşır.
Uygulama yolu çeşitlidir. Ağızdan alınan haplar, deriye yapıştırılan bantlar, sürülen jeller ve vajinal yoldan uygulanan biçimler bulunur. Deri yoluyla uygulanan biçimler karaciğerden ilk geçişi atladığı için pıhtı riski açısından farklı değerlendirilir; bu özellik seçim yapılırken göz önünde bulundurulur.
Kullanım düzeni de kişiye göre planlanır. Progesteronun her gün verildiği kesintisiz düzenlerde genellikle kanama beklenmez. Ayın belirli günlerinde verildiği düzenlerde ise düzenli bir kanama görülür. Hangi düzenin uygun olduğu, kişinin menopoza ne kadar süre önce girdiğine göre belirlenir.
Genel yaklaşım, şikâyetleri gideren en düşük dozla başlanması ve gerektiğinde ayarlanmasıdır. Yalnızca vajinal şikâyeti bulunan kadınlarda bölgesel uygulama yeterli olabilir; bu durumda genel kullanım gerekmeyebilir.
Kimlere Uygun Değildir?
Meme kanseri öyküsü bulunan kadınlarda bu yaklaşım uygulanmaz. Rahim iç zarı kaynaklı kanser öyküsü de aynı grupta değerlendirilir. Hormona duyarlı hastalık öyküsü, kararın verilmesinde belirleyici bir ölçüttür. Buradaki kısıtın kana karışarak tüm bedene yayılan biçimler için tanımlandığı gözden kaçırılmamalıdır; yalnızca vajina içine uygulanan ve dolaşıma geçen miktarı düşük kalan bölgesel biçimler ayrı bir başlıkta ele alınır. Meme kanseri öyküsü bulunan ve vajinal yakınmaları sürenlerde bu seçeneğin kullanılıp kullanılamayacağı, izlemi yürüten onkoloji hekiminin görüşü alınarak kişiye göre değerlendirilir.
Damar içinde pıhtı oluşumu ya da akciğere pıhtı atma öyküsü bulunanlarda kullanım uygun görülmez. Kalıtsal pıhtılaşma bozukluğu saptanmış kişiler de bu kapsamda ele alınır. Geçirilmiş kalp krizi ya da felç öyküsü de kullanımı kısıtlayan durumlar arasındadır.
Etkin karaciğer hastalığı, nedeni araştırılmamış vajinal kanama ve gebelik olasılığı diğer engel oluşturan başlıklardır. Nedeni bilinmeyen bir kanama varken kullanıma başlanmaz; önce kanamanın kaynağı incelenir.
Kontrol altına alınmamış yüksek tansiyon, ileri düzeyde kilo fazlalığı ve sigara kullanımı ise kesin engel oluşturmasa da riski artıran başlıklar olarak değerlendirilir. Bu durumlarda uygulama yolu ve doz seçimi daha dikkatli yapılır.
Olası Yan Etkiler ve Riskler Nelerdir?
İlk haftalarda görülebilen yan etkiler arasında memelerde hassasiyet, şişkinlik, bulantı, baş ağrısı ve düzensiz lekelenme sayılır. Bu yakınmaların çoğu birkaç ay içinde hafifler; sürmesi durumunda doz ya da uygulama biçimi gözden geçirilir.
Damar içinde pıhtı oluşumu, üzerinde durulan risklerden biridir. Bu risk ağızdan alınan biçimlerde daha belirgin bildirilmiştir. Yaş ilerledikçe ve eşlik eden risk etkenleri arttıkça bu olasılık yükselir.
Meme kanseri riski, uzun süreli ve östrojen ile progesteronun birlikte kullanıldığı düzenlerde bir miktar artmış olarak bildirilmiştir. Bu artışın kullanım süresiyle ilişkili olduğu ve kullanımın sonlandırılmasından sonra zamanla azaldığı belirtilmektedir. Yalnızca östrojen kullanılan düzenlerde tablo farklı değerlendirilir.
Safra kesesi hastalıkları ve seçilmiş yaş gruplarında damar tıkanıklığı riski de bildirilen başlıklar arasındadır. Bu risklerin kişiye özgü düzeyi yaş, menopozdan sonra geçen süre ve eşlik eden hastalıklarla değişir. Bu nedenle karar, yarar ve olası riskler birlikte konuşularak verilir.
Tedavi Ne Kadar Süre Kullanılır?
Kullanım süresi için herkes için geçerli tek bir rakam bulunmaz. Genel yaklaşım, şikâyetleri gideren en kısa süreyle sınırlı tutulmasıdır. Bununla birlikte katı bir süre sınırı konulmasının doğru olmadığı, kararın düzenli aralıklarla yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Sıcak basması gibi şikâyetler çoğu kadında birkaç yıl içinde hafifler. Bu nedenle kullanımın sürdürülüp sürdürülmeyeceği yılda bir gözden geçirilir. Şikâyetlerin geri gelip gelmediğini anlamak için dozun kademeli olarak azaltılması denenebilir.
Erken yaşta menopoza giren kadınlarda süre farklı ele alınır. Bu grupta uygulamanın, beklenen menopoz yaşına kadar sürdürülmesi üzerinde durulur. Buradaki değerlendirme, eksik olan hormonun yerine konması mantığına dayanır.
Bırakma sürecinde ani kesme yerine kademeli azaltma tercih edilebilir; bu yaklaşım şikâyetlerin yeniden belirginleşmesini yumuşatabilir. Vajinal şikâyetlere yönelik bölgesel uygulamalar ise farklı bir kullanım süresi düzeninde ele alınır.
Tedavi Sırasında Takip Nasıl Yapılır?
Başlangıçta ayrıntılı bir değerlendirme yapılır. Kişisel ve ailesel hastalık öyküsü, kan basıncı, kilo ve bel çevresi ölçümü kaydedilir. Meme muayenesi yapılır ve yaş grubuna uygun görüntüleme istenir. Rahim ağzı taramasının güncel olup olmadığı kontrol edilir.
İlk kontrol genellikle üçüncü ayda planlanır. Bu görüşmede şikâyetlerdeki değişim, ortaya çıkan yan etkiler ve kanama düzeni değerlendirilir. Gerekirse doz ya da uygulama biçimi bu aşamada ayarlanır.
Sonrasında yılda bir kez kontrol yeterli olur. Bu görüşmelerde kan basıncı, kilo, kan yağları ve kan şekeri değerlendirilir. Meme görüntülemesi yaş grubuna uygun aralıkla sürdürülür. Kemik yoğunluğu ölçümünün gerekliliği ayrıca değerlendirilir.
Kullanım sırasında beklenmeyen kanama görülmesi ayrı bir inceleme gerektirir. Düzenli kullanımın altıncı ayından sonra devam eden lekelenme ya da yeni başlayan kanama, rahim iç zarının değerlendirilmesini gerektirebilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Ağızdan alınan hazırlıklar karaciğerden geçerken pıhtılaşmayla ilgili etkenlerin yapımını bir ölçüde etkilediğinden, kullanım süresince belirli bulguların izlenmesi istenir. Yalnızca bir bacakta ortaya çıkan ve karşı bacakla arasında çevre farkı yaratan şişlik, deride kızarma ve basmakla keskinleşen ağrı bunların başında gelir. Dinlenirken bile süren nefes darlığı ile derin soluk almakla artan göğüs ağrısı da aynı kapsamdadır. Bu bulgular ilacın yan etkisi sayılıp beklenmemelidir.
Bu ilaçları kullanan kadınlara, beyin damarlarını ilgilendiren bir kümenin öğretilmesi uygulamanın bir parçasıdır. Daha önce benzeri yaşanmamış nitelikte ve şiddette, birdenbire başlayan bir baş ağrısı bu kümenin ilk üyesidir. Sözcükleri bulmakta ya da söylemekte ortaya çıkan güçlük, vücudun bir yanında beliren kuvvet kaybı, ağız kenarının bir tarafa kayması ve görmede ani bir değişiklik de aynı kümede yer alır. Bunlardan birinin ortaya çıkışında geçirilen sürenin belirleyici olduğu bilinmelidir.
Memede yeni fark edilen kitle, ciltte çekilme ya da meme başından akıntı görülmesi durumunda ertelenmeden inceleme yapılmalıdır. Beklenmeyen ya da uzun süren vajinal kanama da başvuru nedenidir.
Ciltte ya da gözlerde sararma, karnın sağ üst bölgesinde ağrı ve kan basıncının belirgin yükselmesi de değerlendirme gerektirir. Şikâyetlerin gerilememesi ya da yan etkilerin günlük yaşamı zorlaştırması durumunda ilacın kendi başına bırakılması yerine hekime danışılması uygun olur.