Mesanenin biriken idrarı boşaltamaması, hem ani gelişerek acil değerlendirme gerektirebilen hem de yavaş yerleşerek uzun süre fark edilmeyebilen bir durumdur. Tıp dilinde idrar retansiyonu olarak adlandırılan bu tablo, kadınlarda erkeklere göre daha seyrek görülür ancak gözden kaçtığında böbrekleri de etkileyebilir. Aşağıda bu durumun nasıl geliştiği, hangi belirtilerle ortaya çıktığı ve hangi yaklaşımların izlendiği açıklanmıştır.
İdrar Retansiyonu Nedir?
İdrar retansiyonu, mesanede biriken idrarın tümüyle ya da kısmen boşaltılamamasıdır. Sağlıklı bir düzende idrar yapma sonrasında mesanede çok az miktarda idrar kalır. Bu miktarın belirgin biçimde artması, boşaltma işlevinin yetersiz kaldığını gösterir. Tablonun derecesi, geride kalan idrar miktarına göre değerlendirilir.
Boşaltmanın gerçekleşmesi iki koşula bağlıdır. Mesane kasının yeterli güçte kasılması ve idrar kanalının önünde bir engel bulunmaması gerekir. Bu iki koşuldan birinin bozulması retansiyona yol açar. Kasın kasılamaması genellikle sinir iletisiyle ilgili sorunlardan, engel ise yapısal ya da işlevsel nedenlerden kaynaklanır.
Geride kalan idrar, bakterilerin çoğalması için uygun bir ortam oluşturur ve tekrarlayan enfeksiyonlara zemin hazırlar. Mesane içindeki basıncın sürekli yüksek kalması ise uzun vadede mesane duvarında değişikliklere ve idrarın böbreklere geri kaçmasına yol açabilir. Bu nedenle tablonun fark edilip değerlendirilmesi önem taşır.
Mesanenin Boşalamaması Neden Olur?
Sinir sistemini ilgilendiren nedenler ilk grupta yer alır. Şeker hastalığına bağlı sinir etkilenmesi, omurilik ve beyin hastalıkları, bel fıtığı ve omurga bölgesine yapılan girişimler mesane kasına giden uyarıyı zayıflatabilir. Pelvik bölgeye yapılan geniş ameliyatlarda sinirlerin etkilenmesi de bu kapsamda sayılır.
Yapısal engeller ikinci gruptur. İleri derecede pelvik organ sarkması, sarkan bölümün idrar kanalını katlaması yoluyla akımı engelleyebilir. İdrar kanalında darlık, idrar kaçırma için yapılmış askı işlemlerinin çıkışı fazla daraltması, mesanede taş bulunması ve bölgedeki kitleler bu gruptaki nedenlerdir.
İşlevsel nedenler üçüncü grubu oluşturur. Pelvik taban kaslarının boşaltma sırasında gevşeyememesi, akımın önünde işlevsel bir engel oluşturur. Bazı ilaç grupları da tabloya yol açabilir; mesane kasılmasını azaltan ilaçlar, bazı ağrı kesici ve ruhsal düzenleyici ilaçlar bu kapsamda sayılır. Doğum sonrası erken dönem, ameliyat sonrası dönem, ağır kabızlık ve idrar yolu enfeksiyonu geçici retansiyona yol açabilen durumlardır.
Ani ve Kronik Retansiyon Arasındaki Fark Nedir?
Ani gelişen retansiyonda kişi idrarını hiç yapamaz. Mesane dolmaya devam ettiği için alt karında hızla artan ağrı ve şiddetli sıkışma hissi ortaya çıkar. Bu tablo belirgin bir rahatsızlık yarattığı için genellikle kısa sürede fark edilir ve gecikmeden başvuru gerektirir. Nedeni ortadan kaldırılana kadar mesanenin boşaltılması gerekir.
Kronik retansiyonda ise tablo yavaş yerleşir. Kişi idrarını yapabilmektedir ancak her seferinde mesanesi tam boşalmaz. Geride kalan miktar zaman içinde artar. Mesane yavaş yavaş genişlediği için ağrı genellikle bulunmaz; bu nedenle tablo uzun süre fark edilmeyebilir.
Kronik biçimde şikâyetler daha siliktir. Sık idrara çıkma, gece uyanmalar, idrar akımının zayıflaması ve tekrarlayan enfeksiyonlar öne çıkar. Bazı kişilerde mesane aşırı dolduğunda taşma biçiminde sızıntı görülür; bu durum idrar kaçırma sanılarak yanlış yönlendirici olabilir. Ağrı bulunmaması tablonun önemsiz olduğu anlamına gelmez; sessiz seyreden kronik retansiyon böbrek işlevlerini etkileyebilir.
Mesaneyi Boşaltamama Belirtileri Nelerdir?
İdrar akımının zayıflaması, boşaltmanın uzun sürmesi ve akımın kesik kesik gelmesi sık dile getirilen belirtilerdir. İdrarın başlaması gecikebilir. İdrar yapmak için ıkınma gereksinimi duyulması, boşaltmanın kendi gücüyle gerçekleşmediğini gösteren önemli bir bulgudur.
Tuvaletten kalktıktan kısa süre sonra yeniden idrar gereksinimi duyulması, mesanenin tam boşalmadığını düşündüren tipik bir yakınmadır. Mesanede sürekli dolgunluk hissi, alt karında rahatsızlık ve idrar sonrası damlama biçiminde sızıntı da tabloya eşlik edebilir. Gün içinde sık idrara çıkma ve gece uyanmalar sık görülür.
Ani gelişen tabloda idrar hiç yapılamaz, alt karında giderek artan ağrı ve şiddetli sıkışma hissi bulunur; karın alt bölgesinde elle hissedilen dolgunluk saptanabilir. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları her iki biçimde de görülebilir. İleri durumlarda bulantı, iştahsızlık ve genel durumda bozulma ortaya çıkabilir; bu bulgular böbrek işlevlerinin etkilendiğini düşündürür.
Tanı İçin Hangi Tetkikler Yapılır?
Görüşmede öncelikle tablonun ne kadar sürede geliştiği belirlenmeye çalışılır; çünkü saatler içinde yerleşen bir tıkanma ile aylara yayılan bir yetersizlik farklı yollar izler. Hiç idrar yapılamıyor mu, yoksa az miktarda ve damla damla mı geliyor sorusu ayrımın merkezinde durur. Alt karında gerginlik ve dolgunluk hissi, taşma biçiminde kaçırma ve sık tekrarlayan idrar yolu iltihabı ayrıca sorulur. Bel ve omurga sorunları, şeker hastalığına bağlı sinir tutulumu, geçirilmiş pelvik girişimler ve mesanenin kasılmasını baskılayabilen ilaçlar bu aşamada gözden geçirilir.
Muayenede alt karın incelenerek dolu mesanenin elle hissedilip hissedilmediği değerlendirilir. Jinekolojik muayenede sarkma bulunup bulunmadığı, sarkmanın derecesi ve idrar kanalının durumu incelenir. Pelvik taban kaslarının hem kasılma hem de gevşeme yeteneği değerlendirilir. Sinir sistemini ilgilendiren bir neden düşünülüyorsa refleksler ve bölgedeki his durumu da gözden geçirilir.
İdrar sonrası mesanede kalan miktarın ölçülmesi temel incelemedir; genellikle ultrason ile yapılır ve girişim gerektirmez. Üroflowmetri akım hızını gösterir. İdrar tahlili ve kültürü enfeksiyonu değerlendirir. Böbrek işlev testleri ve üst idrar yollarını gösteren ultrason incelemesi, tablonun böbrekleri etkileyip etkilemediğini araştırmak için istenir. Nedenin belirlenemediği durumlarda ürodinami incelemesi ve mesane içinin kamerayla değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
Hangi Tedavi Yaklaşımları Uygulanır?
Ani gelişen tabloda öncelikli adım, mesanenin boşaltılmasıdır. Bunun için idrar kanalından mesaneye sonda yerleştirilir. Boşaltmanın denetimli biçimde yapılması istenir. Bu uygulamanın ardından altta yatan nedenin araştırılmasına geçilir; sondanın ne kadar süre kalacağı nedene göre belirlenir.
Nedene yönelik yaklaşım tedavinin temelini oluşturur. İlaca bağlı bir tablo saptanmışsa ilgili ilacın gözden geçirilmesi gündeme gelir; bu değişiklik yalnızca hekim kararıyla yapılır. Enfeksiyon varsa tedavi edilir. Kabızlık giderilir. İleri derecede sarkma saptanan kişilerde sarkmanın düzeltilmesi boşaltmayı belirgin biçimde iyileştirebilir; bu amaçla pesser uygulaması ya da cerrahi seçenekler değerlendirilir.
Pelvik taban kaslarının gevşeyememesine bağlı tablolarda fizyoterapi yaklaşımları öne çıkar. Biofeedback yöntemi, kasın gevşeme durumunun kişiye gösterilmesini sağlar. İdrar yapma alışkanlıklarının düzenlenmesi, acele etmeden ve ıkınmadan idrar yapılması, tuvalette uygun pozisyonda oturulması ve ayakların desteklenmesi önerilen düzenlemelerdir. Boşaltmanın ardından bir süre beklenip ikinci kez idrar yapılması kalan miktarı azaltabilir. Askı işlemine bağlı darlık saptanan durumlarda buna yönelik girişimler gündeme gelir. Hangi yaklaşımın uygun olduğu hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Temiz Aralıklı Kateterizasyon Ne Zaman Gerekir?
Temiz aralıklı kateterizasyon, kişinin belirli aralıklarla kendi kendine ince bir sonda yerleştirerek mesanesini boşaltmasıdır. Bu uygulama, mesanenin yeterince boşalamadığı ve diğer yaklaşımlarla bu durumun düzeltilemediği kişilerde gündeme gelir. Sürekli takılı bir sonda taşımaya göre enfeksiyon açısından daha uygun bir yöntem olarak kabul edilir.
Uygulama sıklığı, geride kalan idrar miktarına ve mesane kapasitesine göre belirlenir. Günde birkaç kez uygulanması gerekebileceği gibi, yalnızca yatmadan önce bir kez yapılması yeterli olabilir. Sıklık zaman içinde değişebilir; kontroller sırasında yeniden değerlendirilir. Uygulama öncesinde ellerin yıkanması ve temiz malzeme kullanılması esastır.
Tekniğin öğretilmesi, uygulamanın sürdürülebilmesi açısından belirleyicidir. Kişiye anatomik yapı gösterilir, uygulama adım adım anlatılır ve gözetim altında birkaç kez denemesi sağlanır. Başlangıçta çekince duyulması olağandır; ancak alışıldığında kısa sürede yapılabilen bir işlem haline gelir. Uygulama geçici olabileceği gibi kalıcı da olabilir; bu, altta yatan nedene bağlıdır. Sinir kaynaklı tablolarda uzun süreli, doğum ya da ameliyat sonrası geçici tablolarda ise kısa süreli uygulanması söz konusudur.
Hangi Durumlarda Acil Başvuru Gerekir?
İdrarın hiç yapılamaması ve buna alt karında giderek artan ağrı ile şiddetli sıkışma hissinin eşlik etmesi, gecikmeden başvuru gerektiren bir tablodur. Bu durum mesanenin boşaltılmasını gerektirir ve beklemek uygun değildir.
Mesanede belirgin dolgunluk hissiyle birlikte yalnızca damla damla idrar çıkarma da benzer biçimde ele alınır. Bu tablo taşma biçiminde sızıntı olabilir ve arkasında dolu bir mesane bulunabilir. Karın alt bölgesinde elle hissedilen sert bir dolgunluk aynı yönde değerlendirilir.
Ateş, titreme, bel ya da yan ağrısı ve idrarda bulanıklık böbrek enfeksiyonunu düşündürür; bu belirtiler vakit kaybetmeden değerlendirilmelidir. Bulantı, kusma, iştahsızlık ve genel durumda bozulma böbrek işlevlerinin etkilendiğini gösterebilir. Bacaklarda güçsüzlük, uyuşma, makat çevresinde his kaybı ve buna eşlik eden idrar tutamama ya da yapamama durumunda gecikmeden başvurulması gerekir. Doğum ya da ameliyat sonrası dönemde idrar yapamama da aynı biçimde ele alınır.