Myomlar, rahim kas tabakasından gelişen iyi huylu kitlelerdir. Birçok kadında hiçbir şikâyet vermeden yıllarca kalabilirler. Bir bölümünde ise günlük yaşamı ve cinsel yaşamı etkileyen yakınmalara yol açabilirler. Bu etkinin varlığı ve derecesi kişiden kişiye belirgin biçimde değişir. Aşağıda myomların bu alanda hangi şikâyetlere yol açabildiği ve bunların hangi mekanizmalarla ortaya çıktığı açıklanmıştır.
Myomlar Cinsel Yaşamda Hangi Şikâyetlere Yol Açar?
Myomu bulunan kadınların önemli bir bölümü bu alanda herhangi bir sorun yaşamaz. Şikâyet bildiren kadınlarda ise yakınmalar genellikle birkaç başlık altında toplanır. Bu yakınmaların ortak yanı, doğrudan myomun kendisinden çok yarattığı fiziksel ve dolaylı etkilerden kaynaklanmasıdır.
En sık dile getirilen yakınma ilişki sırasında hissedilen ağrıdır. Ağrı çoğunlukla derin bölgede tarif edilir ve belirli konumlarda belirginleşir. Bazı kadınlar ilişki sonrasında birkaç saat süren künt bir rahatsızlıktan söz eder. Bu ağrı süreklilik kazandığında ilişkiden kaçınmaya yol açabilir.
Kasık bölgesinde dolgunluk ve baskı hissi bir başka başlıktır. Rahim büyüdüğünde bu his ilişki sırasında daha belirgin hale gelebilir. Karnın alt bölümünde fark edilen şişkinlik, kişinin kendi bedenine ilişkin algısını da etkileyebilir.
Kanama düzenindeki bozulma dolaylı ama belirgin bir etki yaratır. Uzayan ve yoğunlaşan kanama, ilişki için elverişli gün sayısını azaltır. Buna eşlik eden halsizlik ve yorgunluk da isteği geriletebilir. Bu etkiler birbirini besleyerek tabloyu ağırlaştırabilir.
İlişkide Ağrı Myomla İlişkili Olabilir mi?
İlişki sırasında yaşanan ağrının birçok nedeni vardır ve myom bunlardan yalnızca biridir. Bu nedenle şikâyetin doğrudan myoma bağlanması doğru bir yaklaşım olmaz. Değerlendirme, ağrının niteliği ve eşlik eden bulgularla birlikte yapılır.
Myoma bağlı ağrı genellikle derin bölgede hissedilir. Giriş bölgesinde yaşanan yüzeysel ağrılar çoğunlukla farklı nedenlerle ilişkilidir. Derin ağrının belirli konumlarda ortaya çıkması ve konum değiştirildiğinde azalması, kitleye bağlı bir mekanizmayı düşündürebilir.
Bu ağrının mekanizması, myomun konumu ve rahmin hareketiyle açıklanır. İlişki sırasında rahim ve komşu yapılar hareket eder. Rahmin arka yüzeyinde ya da alt bölümünde yer alan bir myom bu hareket sırasında zorlanabilir ve ağrıya yol açabilir.
Bununla birlikte endometriozis, yumurtalık kistleri, leğen boşluğundaki yapışıklıklar, enfeksiyonlar ve pelvik taban kaslarındaki gerginlik de benzer bir tablo yaratabilir. Bu nedenle değerlendirme yalnızca myomla sınırlı tutulmaz; leğen boşluğunun bütünü incelenir.
Myomun Yerleşimi Bu Etkiyi Değiştirir mi?
Myomun rahimde bulunduğu konum, cinsel yaşam üzerindeki olası etkiyi belirleyen en önemli ölçüttür. Aynı boyuttaki iki myom, farklı bölgelerde yer aldığında bütünüyle farklı tablolar yaratabilir. Bu nedenle değerlendirmede boyuttan çok yerleşim öne çıkar.
Rahmin alt bölümünde, rahim ağzına yakın yerleşen myomlar bu açıdan daha fazla öne çıkar. Bu bölge ilişki sırasında doğrudan etkilenen alandır. Buradaki bir kitle, küçük olsa bile derin ağrıya yol açabilir. Rahmin arka yüzeyindeki myomlar da benzer bir etki yaratabilir.
Rahim boşluğuna doğru büyüyen myomlar ağrıdan çok kanama düzenini etkiler. Bu türde yakınma genellikle uzayan ve yoğunlaşan kanama biçiminde ortaya çıkar. Dolaylı yoldan cinsel yaşamı etkilemesi bu mekanizmayla açıklanır.
Rahmin üst bölümünde ve dış yüzeyinde yer alan myomlar genellikle ilişki sırasında ağrı yaratmaz. Bunlar büyüdüklerinde mesaneye ya da bağırsağa bası yaparak farklı şikâyetlere yol açabilir. Saplı myomlarda ise sapın konumu belirleyici olabilir.
Kanama Düzensizliği Cinsel Yaşamı Nasıl Etkiler?
Kanama düzenindeki bozulma, myomun cinsel yaşam üzerindeki en yaygın dolaylı etkisidir. Bu etki kitlenin fiziksel varlığından değil, yarattığı kanama tablosundan kaynaklanır. Bu nedenle küçük myomlarda bile belirgin olabilir.
Adet süresinin uzaması, ay içinde kanamalı geçen gün sayısını artırır. Adetler arası lekelenme eklendiğinde bu süre daha da uzayabilir. Kanamanın ne zaman başlayacağının kestirilememesi, kişide sürekli bir tedirginlik yaratabilir.
Yoğun ve uzun süren kanama demir eksikliğine yol açabilir. Halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve nefes darlığı bu tablonun bilinen belirtileridir. Bedensel enerjinin azalması, cinsel istekte gerilemeye yol açabilen bir etkendir.
Bu tablonun ruhsal bir boyutu da vardır. Sürekli kanama beklentisi, kişinin kendini rahat hissetmesini güçleştirebilir. Bedene ilişkin algının değişmesi ve utanma duygusu tabloya eklenebilir. Bu yönlerin dile getirilmesi çoğu zaman ertelenir; oysa değerlendirmenin bir parçasıdır.
Basınç Hissi Neden Ortaya Çıkar?
Derin temasta duyulan rahatsızlığın nedeni anatomiyle açıklanabilir. Rahim, mesane ile kalın barsağın son bölümü arasında, dar bir boşlukta durur. Odaklar nedeniyle rahim büyüdüğünde bu boşluk daralır ve organlar birbirine yaslanır. İlişki sırasında hissedilen dolgunluk ya da baskı bu sıkışıklıktan kaynaklanır.
Myom büyüdükçe rahim de bir bütün olarak büyür. Leğen boşluğu sınırlı bir alan olduğundan, hacim artışı çevredeki yapıların sıkışmasına yol açar. Kişi bunu kasık bölgesinde sürekli bir dolgunluk ve ağırlık olarak tarif eder.
Bu his gün içinde değişkenlik gösterebilir. Uzun süre ayakta kalındığında ve akşam saatlerinde artması sık bildirilir. Uzanmakla azalması tipik bir özelliktir. İlişki sırasında ise bölgedeki hareket nedeniyle daha belirgin hale gelebilir.
Basınç hissine bası belirtileri eşlik edebilir. Mesaneye doğru büyüyen myomlarda sık idrara çıkma ve mesaneyi tam boşaltamama duygusu görülür. Bağırsağa doğru büyüyenlerde kabızlık ve dışkılamada zorlanma bildirilir. Bu belirtiler bir arada bulunduğunda değerlendirme gerektirir.
Şikâyetler Myom Boyutuyla İlişkili midir?
Şikâyetlerin şiddeti ile myomun boyutu arasında doğrudan ve düzenli bir ilişki bulunmaz. Küçük bir myom belirgin yakınmalara yol açabilirken, büyük bir myom hiçbir şikâyet vermeden yıllarca kalabilir. Bu nedenle boyut tek başına yol gösterici bir ölçüt değildir.
Belirleyici olan asıl ölçüt yerleşimdir. Rahim boşluğuna komşu küçük bir myom kanama düzenini belirgin biçimde bozabilir. Rahim ağzına yakın küçük bir kitle derin ağrıya yol açabilir. Buna karşın dış yüzeydeki büyük bir myom sessiz kalabilir.
Boyutun belirginleştiği bir alan bası belirtileridir. Rahim hacmi belirli bir düzeyin üzerine çıktığında komşu organlar üzerindeki baskı fark edilir hale gelir. Bu noktada boyut, dolgunluk hissi ve idrar şikâyetleriyle doğrudan ilişkilenir.
Şikâyetin derecesini belirleyen bir başka etken, odakların rahim duvarındaki yerleşimidir. Rahim boşluğuna doğru kabaran bir odak, dış yüzeyde duran aynı büyüklükteki bir odaktan daha fazla yakınma yaratır. Rahim ağzına yakın yerleşim de derin temasta rahatsızlık doğurabilir. Bu nedenle değerlendirmede yalnızca ölçüye değil, odağın hangi katmanda ve hangi yükseklikte bulunduğuna bakılır.
Kişisel algı da göz ardı edilmemesi gereken bir boyuttur. Aynı bulguya sahip iki kadın, şikâyetlerini farklı şiddette tarif edebilir. Bu nedenle izlenecek yol belirlenirken yalnızca ölçüme değil, kişinin yaşam kalitesindeki etkilenmeye de bakılır.
Hangi Durumlarda Hekimle Görüşülmelidir?
İlişki sırasında süreklilik kazanan ağrı yaşanması durumunda değerlendirme önerilir. Ağrının yeni başlaması, giderek şiddetlenmesi ya da ilişkiden kaçınmaya yol açması göz ardı edilmemesi gereken bir gidiştir.
İlişki sonrasında kanama görülmesi ayrıca ele alınması gereken bir bulgudur. Bu bulgu myomla ilişkili olabileceği gibi rahim ağzını ilgilendiren başka bir nedenden de kaynaklanabilir. Bu nedenle vakit geçirmeden değerlendirilmesi uygun olur.
Birliktelik sırasındaki yakınmaların yanı sıra kanama düzeninde bozulma olması da hekime görünme nedenidir. İlişkiden sonra ortaya çıkan lekelenme özellikle iletilmelidir. Merdiven çıkarken nefesin daralması, gün içinde çabuk tükenme ve kalp atımının hızlandığının hissedilmesi, kan değerlerinde düşme olabileceğine işaret eder; hemogram bu soruyu kısa sürede yanıtlar.
Kasıkta süreklilik kazanan dolgunluk, sık idrara çıkma, mesaneyi tam boşaltamama hissi ve kabızlık gibi bası belirtileri de değerlendirilmelidir. Şikâyetlerin dile getirilmesi çoğu zaman ertelenir; oysa erken değerlendirme izlenecek yolda daha geniş bir seçenek yelpazesi sunar.