randevu@drelifcetindag.com
Hastalıklar

Myom Gebe Kalmayı Zorlaştırır mı?

Myomların gebeliği hangi yollarla etkilediği, hangi türün daha çok sorun yarattığı, gebelik sırasındaki davranışları ve gebelik öncesi değerlendirmeler üzerine bilgilendirme.

Myomlar üreme çağındaki kadınlarda sık görülen iyi huylu kitlelerdir. Gebelik planı bulunan kadınlarda saptandıklarında, gebe kalma sürecini etkileyip etkilemeyecekleri merak edilir. Bu etkinin varlığı ve derecesi myomun türüne, konumuna ve rahim boşluğuyla ilişkisine göre belirgin biçimde değişir. Aşağıda bu ilişkinin hangi mekanizmalarla kurulduğu genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Myomlar Gebeliği Hangi Yollarla Etkiler?

Gebeliğin oluşabilmesi için birkaç aşamanın sırayla gerçekleşmesi gerekir. Yumurtlamanın olması, sperm ile yumurtanın buluşması, döllenmiş hücrenin rahme ulaşması ve iç yüzeye yerleşmesi bu aşamaları oluşturur. Myomlar bu aşamaların bir bölümüne farklı yollarla etki edebilir.

Birinci mekanizma rahim boşluğunun biçiminin değişmesidir. Boşluğa doğru büyüyen bir myom, yerleşme için gereken düzgün yüzeyi bozar. Boşluğun daralması ya da şeklinin bozulması, döllenmiş hücrenin tutunmasını güçleştirebilir.

İkinci mekanizma iç tabakanın niteliğiyle ilgilidir. Myoma komşu bölgede kanlanma düzeni değişebilir ve iltihabi bir ortam oluşabilir. Bu ortamın yerleşme için elverişli olmayabileceği düşünülmektedir. Etki genellikle myoma yakın bölgeyle sınırlı kalır.

Üçüncü mekanizma bası etkisidir. Tüplerin rahme açıldığı köşelere yakın yerleşen myomlar, bu geçişi daraltabilir. Ayrıca rahmin kasılma düzeninin değişmesi, spermin ve döllenmiş hücrenin taşınmasını etkileyebilir. Bu mekanizmaların hepsi her kadında geçerli değildir.

Hangi Myom Türü Daha Çok Sorun Yaratır?

Myomlar rahimde bulundukları katmana göre sınıflandırılır. Bu sınıflandırma, gebelik üzerindeki olası etkiyi öngörmede kullanılan temel ölçüttür. Türler arasında bu açıdan belirgin farklar vardır ve bu fark boyuttan daha belirleyicidir.

Rahim boşluğuna doğru büyüyen myomlar bu açıdan en fazla öne çıkan gruptur. İç tabakanın yüzeyini doğrudan bozdukları için yerleşmeyi güçleştirebilirler. Küçük olsalar bile gebelik planı olan kadınlarda ayrıca değerlendirilmeleri bu nedenledir.

Kas tabakasının içinde kalan myomlar en sık görülen gruptur. Etkileri boyutlarına ve rahim boşluğuna olan uzaklıklarına bağlıdır. Boşluğu itmeyen ve şeklini bozmayan myomların etkisinin sınırlı olduğu kabul edilir. Boşluğu belirgin biçimde iten büyük myomlarda ise değerlendirme farklılaşır.

Dış yüzeye doğru büyüyen myomların gebe kalma sürecini belirgin biçimde etkilemediği kabul edilir. Bu myomlar rahim boşluğuyla ilişkili değildir. Saplı myomlar da benzer biçimde değerlendirilir. Bu ayrım, hangi durumda ek bir değerlendirme gerektiğini belirler.

Rahim İçine Doğru Büyüyen Myomlar Neden Önemlidir?

Rahim boşluğuna doğru büyüyen myomlar, iç tabakanın hemen altında yer alır ve boşluğa doğru çıkıntı yapar. Bu konum, onları diğer türlerden ayıran temel özelliktir. Boşluğun içine uzanmaları nedeniyle yerleşmenin gerçekleştiği yüzeyi doğrudan etkilerler.

Bu myomların üzerini örten iç tabaka incelmiş ve kanlanması bozulmuş olabilir. Döllenmiş hücrenin bu yüzeye yerleşmesi durumunda beslenmenin yetersiz kalabileceği düşünülmektedir. Boşluğun şeklinin bozulması da yerleşme için uygun alanı daraltır.

Bu türün belirgin bir özelliği kanama düzenini bozmasıdır. Adet kanamasında artış, sürenin uzaması ve adetler arası lekelenme sık görülür. Kanama düzenindeki bu bozulma, gebelik planı olan kadınlarda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir bulgudur.

Bu myomlar, boşluğa ne ölçüde uzandıklarına göre alt gruplara ayrılır. Tümüyle boşluk içinde yer alanlar ile kas tabakasına belirgin biçimde uzananlar farklı biçimde ele alınır. Bu ayrımın yapılması için rahim boşluğunun ayrıntılı görüntülenmesi gerekir.

Myomu Olan Kadınların Çoğu Gebe Kalabilir mi?

Myomu bulunan kadınların çoğu gebe kalabilir. Myom saptanması, gebeliğin oluşmayacağı anlamına gelmez. Birçok kadın myomunun varlığından ilk kez gebelik takibi sırasında yapılan ultrason incelemesiyle haberdar olur.

Bunun nedeni, myomların büyük bölümünün rahim boşluğuyla doğrudan ilişkili olmamasıdır. Kas tabakasının derininde ya da dış yüzeyde yer alan myomlar, yerleşmenin gerçekleştiği yüzeyi etkilemez. Bu myomlar gebe kalma sürecini belirgin biçimde değiştirmez.

Myomu bulunan kadınların büyük bölümü gebe kalma sürecinde zorlanmaz. Bu yapılar üreme çağındaki kadınlarda oldukça sık görülür ve pek çoğu ancak başka bir nedenle yapılan ultrasonda fark edilir; o zamana kadar kadın birden çok gebelik yaşamış olabilir. Belirleyici olan myomun varlığı değil, iç boşluğa ne kadar bastırdığıdır. Kas duvarının dışına doğru büyüyen ve boşlukla ilişkisi olmayan yapılarda gebeliğin oluşmasına yönelik bir engel beklenmez.

Myomun varlığı, gebe kalmayı bekleme süresinin uzamasına gerekçe oluşturmaz. Yaşa göre belirlenen olağan süreler burada da geçerlidir. Bu sürenin sonunda gebelik oluşmadığında yapılacak değerlendirmede myom da ele alınan başlıklardan biri olur.

Gebelik Sırasında Myomlar Nasıl Davranır?

Gebelik döneminde hormon düzeylerinin yükselmesi myomların davranışını etkiler. Bu etkinin yönü herkeste aynı değildir. Myomların bir bölümü gebelik boyunca boyut değiştirmez, bir bölümü büyür, bir bölümünde ise küçülme gözlenir.

Büyüme genellikle gebeliğin ilk üç ayında görülür. Sonraki dönemde boyut çoğunlukla kararlı seyreder. Bu büyümenin myomun kanlanmasındaki artışla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Gebelik sona erdikten sonra boyutun genellikle eski düzeyine yaklaştığı bildirilmiştir.

Gebelikte görülebilen bir durum, myomun kanlanmasının bozulmasıdır. Hızlı büyüyen bir myomun beslenmesi yetersiz kalabilir ve iç yapısında değişiklik gelişebilir. Bu tablo genellikle myom bölgesinde belirgin ağrı ile kendini gösterir ve değerlendirme gerektirir.

Myomların konumu gebeliğin ilerleyen haftalarında da izlenir. Rahim ağzına yakın yerleşen büyük myomlar bebeğin duruşunu ve doğum planını etkileyebilir. Bu değerlendirmeler gebelik takibi sırasında yapılır; doğum şekline ilişkin karar son haftalardaki bulgularla verilir.

Gebelik Öncesi Hangi Değerlendirmeler Yapılır?

Gebelik planı bulunan ve myomu saptanan kadınlarda değerlendirmenin odağı, myomun rahim boşluğuyla ilişkisidir. Bu ilişki belirlendiğinde, olası etkinin derecesi hakkında fikir edinilebilir. Değerlendirme muayene ve görüntüleme ile yürütülür.

Vajinal yoldan yapılan ultrason ilk basamak yöntemdir. Myomların sayısı, boyutu, yerleşimi ve rahim boşluğuna olan uzaklığı bu incelemeyle belirlenir. Rahmin genel hacmi ve iç tabakanın durumu da aynı incelemede değerlendirilir.

Rahim boşluğunun ayrıntılı görüntülenmesi gerektiğinde ek yöntemler istenebilir. Boşluğa sıvı verilerek yapılan ultrason incelemesi, boşluğa uzanan myomların gösterilmesinde yol gösterici olur. Rahim filmi ise tüplerin açıklığı hakkında da bilgi verir.

Çok sayıda myom bulunduğunda ya da rahim belirgin biçimde büyüdüğünde manyetik rezonans görüntülemesi gündeme gelebilir. MR, myomların ayrıntılı haritasını çıkarır. Bunların yanı sıra yumurtalık rezervi, hormonal denge ve eşin değerlendirmesi de sürece dahil edilir.

Hangi Durumlarda Girişim Gündeme Gelir?

Myom saptanan her kadında girişim gerekmez. Belirti vermeyen ve rahim boşluğuyla ilişkili olmayan myomlarda genellikle izlem tercih edilir. Bir bulgunun varlığı, tek başına bir işlem gerektiği anlamına gelmez.

Değerlendirmede öne çıkan başlık, myomun rahim boşluğunun şeklini bozup bozmadığıdır. Boşluğa doğru büyüyen ve yüzeyi belirgin biçimde etkileyen myomlar bu kapsamda ayrıca ele alınır. Boşluğun düzgünleştirilmesi, yerleşme için elverişli bir yüzey sağlanması amacıyla gündeme gelebilir.

Şikâyetlerin varlığı bir başka ölçüttür. Kansızlığa yol açan yoğun kanama, günlük düzeni bozan ağrı ve belirgin bası belirtileri değerlendirmeyi değiştirebilir. Tekrarlayan gebelik kaybı öyküsü de bu kapsamda ele alınan bir başlıktır.

Karar verilirken kişinin yaşı, gebelik planının aciliyeti, myomların sayısı ve konumu birlikte değerlendirilir. Her girişimin kendine özgü riskleri ve iyileşme süreci bulunur; bu yönler de değerlendirmenin parçasıdır. Hangi yolun uygun olacağı hekim tarafından belirlenir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Herhangi bir yöntem kullanılmadan geçen on iki aylık bir dönemin sonuçsuz kalması araştırma için yeterli gerekçedir. Otuz beşini geçenlerde bu sürenin yarısı beklenir. Yapılacak incelemelerin içinde rahmin durumunun görüntülenmesi de bulunur.

Gebelik planı bulunan ve daha önce myom saptanmış olan kadınların, planlama aşamasında bir değerlendirmeden geçmesi yerinde olur. Böylece myomun rahim boşluğuyla ilişkisi önceden belirlenmiş olur.

İki ya da daha fazla erken gebelik kaybı yaşanması ayrıntılı araştırma gerektirir. Bu araştırmanın kapsamında rahim boşluğunun görüntülenmesi bulunur. Adet kanamasının artması ve adetler arası lekelenme de başvuru gerekçeleri arasındadır.

Gebelik döneminde myom bölgesinde ortaya çıkan belirgin ağrı vakit geçirmeden değerlendirilmelidir. Ateşin eşlik etmesi, kanama görülmesi ya da kasılmaların başlaması gecikmeden başvurulmasını gerektiren bulgulardır.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir