Myomlar rahim kas dokusundan kaynaklanan iyi huylu oluşumlardır. Ortaya çıkışları belirli bir yaş dilimiyle yakından ilişkilidir; çünkü büyümeleri yumurtalıkların ürettiği hormonlara bağlıdır. Bu nedenle yaşam boyunca eşit sıklıkta görülmezler. Aşağıda hangi dönemlerde daha sık karşılaşıldığı, genç yaşta görülüp görülemeyeceği, kalıtımın payı ve menopozdan sonra ne olduğu genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Myomlar En Sık Hangi Yaş Aralığında Görülür?
Myomlar en yoğun biçimde otuzlu ve kırklı yaşlarda saptanır. Bu dönem, yumurtalık işlevinin en etkin olduğu ve hormon üretiminin kesintisiz sürdüğü yıllara denk gelir. Kırklı yaşların ortasına doğru saptanma sıklığı en yüksek düzeye ulaşır. Aynı dönem, kadınların jinekolojik kontrollere daha düzenli gittiği yıllar olduğu için fark edilme oranı da yükselir.
Bu yoğunlaşmanın bir nedeni de myomların yavaş büyümesidir. Yirmili yaşlarda oluşmaya başlayan küçük bir yapı, ancak yıllar içinde şikâyet yaratacak ya da muayenede fark edilecek boyuta ulaşır. Dolayısıyla saptanma yaşı, oluşum yaşından genellikle daha ileridir. Bir kadında kırk yaşında bulunan myomun aslında çok daha önce başlamış olması olağan bir durumdur.
Kadınların bir bölümünde tanı, herhangi bir şikâyet olmaksızın başka bir nedenle yapılan ultrason sırasında konur. Gebelik takibi, rutin jinekolojik değerlendirme ya da karın ağrısı incelemesi bu fark edilişlerin sık rastlanan başlangıç noktalarıdır. Bu tür rastlantısal bulgular, myomun gerçek sıklığının bilinenden yüksek olabileceğini düşündürür.
Genç Yaşta Myom Görülür mü?
Yirmili yaşlarda myom saptanması mümkündür, ancak daha seyrektir. Bu yaş grubunda genellikle küçük çaplı ve belirti vermeyen yapılar söz konusudur. Adet düzeninde bozulma ya da kasık ağrısı nedeniyle yapılan incelemede rastlantı olarak bulunabilir. Ailesinde erken yaşta myom öyküsü bulunan kadınlarda bu olasılık bir miktar artar.
Ergenlik döneminde ise myom görülmesi olağan dışıdır. Bunun nedeni, hormonal döngünün henüz uzun süredir işlemiyor olmasıdır. Myom gelişimi için gereken süreli uyarı bu yaşta henüz birikmemiştir. Bu yaş grubunda saptanan bir rahim kitlesi, farklı olasılıklar açısından ayrıntılı biçimde değerlendirilir ve tek bir ultrason bulgusuyla yetinilmez.
Genç yaşta saptanan myomlarda gebelik planı değerlendirmenin ayrılmaz bir parçasıdır. Rahim boşluğunu bozmayan küçük yapılar genellikle izlemle takip edilirken, boşluğa doğru büyüyenler daha yakından incelenir. Bu yaş grubunda amaç, gereksiz girişimden kaçınarak rahmin yapısını korumaktır; bu nedenle karar acele verilmez.
Myom Ne Sıklıkta Karşımıza Çıkar?
Myomlar kadınlarda sık görülen iyi huylu oluşumların başında gelir. Üreme çağındaki kadınların önemli bir bölümünde bulunduğu bildirilmektedir. Ancak bu kadınların çoğunda herhangi bir şikâyet ortaya çıkmaz ve durum yaşam boyunca fark edilmeden kalabilir. Bu nedenle myom bulunması ile myom şikâyeti yaşamak birbirinden ayrı iki durumdur.
Bildirilen sıklıklar arasında farklılıklar bulunur. Bu farkın nedeni, incelemenin hangi yöntemle yapıldığıdır. Ameliyat sırasında ya da patoloji incelemesinde çok küçük yapılar da sayıldığında oran yükselir; yalnızca ultrasonla bakıldığında daha düşük çıkar. İncelenen kadın grubunun yaş dağılımı da sonucu doğrudan etkileyen bir etkendir.
Şikâyete yol açan myomların oranı, saptanan myomların tümüne göre belirgin biçimde düşüktür. Bu nedenle myom saptanması tek başına girişim gerektiren bir durum anlamına gelmez. Kitlenin yerleşimi, çapı ve yarattığı belirtiler birlikte değerlendirilerek izlem mi yoksa başka bir yaklaşım mı gerektiğine karar verilir.
Kalıtımın Myom Gelişimindeki Rolü Nedir?
Ailede myom öyküsünün bulunması, gelişme olasılığını artıran etkenler arasında sayılır. Anne ya da kız kardeşte myom bulunan kadınlarda hem daha erken yaşta ortaya çıkma hem de daha çok sayıda olma eğilimi bildirilmiştir. Bu eğilim, aile öyküsünün değerlendirmede neden sorgulandığını açıklar.
Bu yatkınlığın arkasında, kas hücrelerinin çoğalmasını ve bağ dokusu üretimini düzenleyen kalıtsal özelliklerin bulunduğu düşünülmektedir. Söz konusu özellikler tek bir gene indirgenmiş değildir; birden çok etkenin birlikte rol oynadığı kabul edilir. Bu nedenle myom için yaygın kullanılan bir kalıtsal test bulunmamaktadır.
Ailesel yatkınlık kaçınılmaz bir sonuç anlamına gelmez. Yakınlarında myom bulunan pek çok kadında hiçbir zaman myom gelişmez; tersine, ailesinde öykü bulunmayan kadınlarda da myom saptanabilir. Yine de bu öykünün bulunması, düzenli kontrollerin aksatılmaması için yeterli bir gerekçedir.
Hormonlar Myom Büyümesini Nasıl Etkiler?
Myom dokusu, östrojen ve progesteron hormonlarına yanıt veren alıcılar taşır. Bu alıcıların yoğunluğu, çevredeki normal rahim kasına göre daha fazladır. Hormon düzeyinin yüksek seyrettiği dönemlerde myom dokusundaki hücre çoğalması hızlanır. Aynı hormonal ortamda bulunan iki myomun farklı davranması, alıcı yoğunluklarının ve doku yapılarının farklı olmasıyla açıklanır.
Gebelik bu ilişkinin en belirgin görüldüğü dönemdir. Artan hormon düzeyi ve rahmin kanlanmasındaki yoğunlaşma nedeniyle bazı myomlar gebelik boyunca büyür. Doğumdan sonra hormon düzeyi gerilediğinde çoğu myom eski boyutuna yakın bir düzeye döner. Bu nedenle gebelikte ölçülen çap üzerinden uzun vadeli bir değerlendirme yapılmaz.
Erken yaşta adet görmeye başlamak, uzun süren üreme dönemi ve hiç doğum yapmamış olmak, hormonal uyarıya maruz kalınan süreyi uzattığı için zemin hazırlayan etkenler arasında sayılır. Kilo fazlalığı da yağ dokusunun hormon üretimine katkısı nedeniyle bu listede yer alır. Bu etkenlerin hiçbiri tek başına belirleyici değildir.
Menopozdan Sonra Myomlara Ne Olur?
Menopozla birlikte yumurtalıkların hormon üretimi büyük ölçüde durur. Bu değişimin sonucunda myomları büyüten uyarı ortadan kalkar. Çoğu myom zaman içinde küçülür, dokusu sertleşir ve şikâyetler geriler. Kanama şikâyeti zaten adetlerin sona ermesiyle ortadan kalktığı için kadınların yaşam kalitesinde belirgin bir düzelme bildirilir.
Küçülme aniden gerçekleşmez. Menopozun ilk yıllarında kademeli biçimde ilerler ve her myomda aynı ölçüde görülmez. Bağ dokusu oranı yüksek kitleler boyutlarını daha uzun süre korur. Bu süre boyunca geriye kalan bası belirtileri de genellikle hafifler ancak tümüyle ortadan kalkmayabilir.
Menopozdan sonra bir myomun büyümeye devam etmesi ya da yeni bir kitlenin ortaya çıkması beklenen bir seyir değildir. Böyle bir durumda ayrıntılı değerlendirme yapılır ve gerekirse ileri görüntüleme istenir. Hormon içeren tedavi kullanan kadınlarda myomların gerilemesi gecikebilir; bu ayrıntı değerlendirmede göz önünde bulundurulur.
Hangi Yaşta Kontrol Önerilir?
Myom için ayrı bir tarama programı uygulanmaz. Düzenli jinekolojik kontroller kapsamında yapılan ultrason incelemesi, myomların saptanması için genellikle yeterlidir. Cinsel yaşamın başlamasından sonra yılda bir kez yapılan değerlendirme yaygın bir öneridir. Bu kontroller sırasında rahim yapısı bütün olarak gözden geçirilir.
Ailede myom öyküsü bulunan ya da yoğun adet kanaması yaşayan kadınlarda kontroller daha erken yaşta başlatılabilir. Gebelik planlayan kişilerde de hazırlık değerlendirmesi kapsamında rahim yapısı incelenir. Bu inceleme, rahim boşluğunun düzeninin gebelik öncesinde bilinmesini sağlar.
Myom saptanmış kadınlarda takip aralığı kitlenin boyutuna, yerleşimine ve şikâyetlerin varlığına göre belirlenir. Küçük ve belirtisiz myomlarda yıllık kontrol yeterli olabilirken, boşluğa yakın ya da hızlı büyüyen yapılarda ara kontrol istenebilir. Kanama şikâyeti bulunanlarda kan sayımı da takibe eklenir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Adet kanamasının belirgin biçimde artması, pıhtı gelmeye başlaması ya da kanamanın alışılandan uzun sürmesi değerlendirme gerektirir. Adet dışı günlerde lekelenme ya da kanama görülmesi de inceleme nedenidir. Bu değişiklikler yavaş yerleştiği için karşılaştırma yaparken önceki dönemler göz önünde bulundurulmalıdır.
Karın alt bölümünde süreklilik kazanan basınç hissi, bel ve kasığa vuran ağrı, karnın gözle görülür biçimde büyümesi başvuru gerekçeleri arasındadır. İdrara sık çıkma, mesanenin boşalmadığı hissi ya da kabızlığın yerleşmesi de aynı kapsamda ele alınır. Bacaklarda şişme bildirilmesi gereken bir başka bulgudur.
Menopoza girdikten sonra kanama görülmesi, gecikmeden değerlendirilmesi gereken bir bulgudur. Aynı biçimde, daha önce izlenen bir myomun kısa sürede belirgin biçimde büyüdüğünün fark edilmesi de ayrıntılı inceleme gerektirir. Sürekli halsizlik ve çarpıntının eklenmesi, kan değerlerinin kontrol edilmesi için yeterli bir gerekçedir.