Menopoz, kadın vücudundaki hormonal düzenin köklü biçimde değiştiği bir dönemdir. Bu değişim, hormonlara duyarlı dokuları da doğrudan etkiler. Myomlar bu dokular arasında yer aldığı için menopozdan sonra farklı bir seyir izler. Aşağıda bu dönemde ne olduğu, değişimin ne kadar sürdüğü, şikâyetlerin nasıl gerilediği ve nelere dikkat edildiği anlatılmıştır.
Menopozda Hormon Düzeyleri Nasıl Değişir?
Menopoz, yumurtalıklardaki yumurta rezervinin tükenmesiyle adet kanamalarının kalıcı olarak sona ermesidir. Bu noktaya gelindiğinde yumurtalıkların östrojen ve progesteron üretimi büyük ölçüde durur. Kandaki düzeyler üreme çağındakinin çok altına iner; buna karşılık beyinden salgılanan uyarıcı hormonların düzeyi yükselir. Bu tablo, kan tetkikleriyle de gösterilebilen belirgin bir değişimdir.
Geçiş dönemi olan perimenopozda ise tablo dalgalıdır. Bazı döngülerde östrojen düzeyi olağandan yüksek seyredebilir, bazılarında hızla düşer. Bu düzensizlik nedeniyle geçiş yıllarında hormonal uyarı tümüyle ortadan kalkmış sayılmaz. Aynı dönemde adet düzeninde de belirgin değişiklikler görülür. Bu yıllarda kanamalar kimi zaman seyrekleşir, kimi zaman beklenenden yoğun olur.
Menopozdan sonra vücutta bir miktar östrojen üretimi sürer. Bu üretim başlıca yağ dokusunda gerçekleşir ve düzeyi düşüktür. Kilo fazlalığı bulunan kadınlarda bu katkı daha belirgin olabilir; bu ayrıntı, myomların seyrini değerlendirirken göz önünde bulundurulan noktalardan biridir. Düzey düşük olsa da tümüyle yok sayılmaz.
Bu Değişim Myomları Nasıl Etkiler?
Myom hücreleri, çevrelerindeki normal kas dokusuna göre daha yoğun hormon alıcısı taşır. Hormonal uyarı kesildiğinde bu hücrelerin çoğalması durur ve bir bölümü gerilemeye başlar. Bu nedenle menopoz, myomların doğal seyrinde belirgin bir dönüm noktası oluşturur. Bu nedenle menopoza yaklaşan kadınlarda izlem planı yeniden gözden geçirilir.
Değişim yalnızca hücre sayısıyla sınırlı kalmaz. Dokunun kanlanması azalır, hücreler arası boşluktaki su içeriği düşer ve kitlenin kıvamı sertleşir. Bu etkiler bir araya geldiğinde kitle hacim kaybeder. Ultrasonda dokunun yapısında da değişiklik izlenebilir; kimi kitlelerde kireçlenme alanları belirginleşir. Bu görünüm gerileme sürecinin doğal bir parçası olarak değerlendirilir.
Gerileme her myomda aynı ölçüde görülmez. Bağ dokusu oranı yüksek olan kitleler daha az küçülür; hücre yoğunluğu fazla olanlarda değişim daha belirgindir. Aynı rahimdeki myomların farklı davranması bu nedenle olağandır ve takip sırasında beklenen bir durumdur. Kitleler ayrı ayrı kaydedildiği için bu farklılık izlem raporlarında açıkça görülür.
Küçülme Ne Kadar Sürede Görülür?
Küçülme yavaş ilerleyen bir süreçtir. Değişimin fark edilir hale gelmesi genellikle menopozun ilk yıllarını kapsar. Bu süre içinde yapılan ölçümlerde kademeli bir azalma izlenir. Ani bir gerileme beklenmez; ölçümler arasındaki farkın anlamlı hale gelmesi zaman alır. Bu nedenle kısa aralıklı ölçümler genellikle yeni bir bilgi vermez.
Perimenopoz döneminde hormon düzeyleri dalgalandığı için bu yıllarda belirgin bir gerileme beklenmez. Hatta bazı kadınlarda geçiş yıllarında kanama şikâyetleri artabilir. Bu artış myomun büyümesinden çok döngü düzensizliğinden kaynaklanabilir; bu nedenle değerlendirme dikkatle yapılır. Kanamanın niteliği ve kan değerlerinin seyri bu ayrımda yol gösterici olur.
Küçülmenin ulaştığı düzey kişiden kişiye değişir. Kimi kitlelerde belirgin bir azalma görülürken, kimileri boyutunu büyük ölçüde korur. Bu nedenle menopozun tek başına beklenmesi her durumda uygun bir yaklaşım değildir; şikâyetlerin ağırlığı ve kişinin yaşı birlikte değerlendirilir. Menopoza uzun süre bulunan kadınlarda bekleme seçeneği daha az tercih edilir.
Şikâyetler Menopozda Azalır mı?
Menopozla birlikte adet kanaması sona erdiği için, myoma bağlı kanama şikâyeti de ortadan kalkar. Bu, kadınların günlük yaşamını en çok etkileyen sorunun kendiliğinden çözülmesi anlamına gelir. Kansızlık tablosu bulunanlarda kan değerleri de zamanla düzelme eğilimi gösterir. Demir depolarının yerine gelmesi ise birkaç ayı bulabilir.
Bası belirtileri ise kitlenin küçülme hızına bağlı olarak geriler. Sık idrara çıkma, karında dolgunluk ve kabızlık şikâyetleri zaman içinde hafifleyebilir. Büyük kitlelerde bu gerileme daha yavaş gerçekleşir ve şikâyetler bir süre daha sürebilir. Bu süre boyunca şikâyetlerin seyri kaydedilerek gerileme olup olmadığı izlenir.
Şikâyetlerin sürmesi durumunda kaynağın yalnızca myom olduğu varsayılmaz. Menopozda mesane işlevlerinde ve pelvik taban desteğinde ortaya çıkan başka değişiklikler de benzer belirtiler yaratabilir. Bu nedenle değerlendirme yeniden yapılır ve olası diğer nedenler gözden geçirilir. Böylece şikâyetin kaynağı yalnızca varsayıma dayanmadan belirlenmiş olur.
Menopoz Sonrası Büyüyen Myom Ne Anlama Gelir?
Bu dönemde hormonal uyarı ortadan kalktığı için büyüme beklenen bir seyir değildir. Menopozdan sonra bir kitlenin büyüdüğünün saptanması, ayrıntılı değerlendirme gerektiren bir bulgudur. Bu değerlendirme telaşla değil, olasılıkların sırayla ele alındığı bir düzen içinde yürütülür.
Böyle bir durumda öncelikle ölçümün doğruluğu gözden geçirilir. Farklı kesitlerden yapılan ölçümler ya da farklı cihazlar arasındaki fark yanıltıcı olabilir. İnceleme tekrarlanır ve gerekirse manyetik rezonans görüntüleme istenir; bu yöntem kitlenin iç yapısı hakkında ek bilgi verir.
Gerçek bir büyüme doğrulanırsa, kitlenin niteliği araştırılır. Değerlendirmede kanama öyküsü, görüntüleme özellikleri, kitlenin büyüme hızı ve kişinin genel sağlık durumu birlikte ele alınır. Hormon içeren tedavi kullanılıyorsa bu bilgi de değerlendirmenin parçası olur.
Hormon Kullanımı Myomları Etkiler mi?
Menopoz şikâyetleri için hormon içeren tedavi kullanan kadınlarda, myomların gerilemesi yavaşlayabilir ya da gerçekleşmeyebilir. Dışarıdan sağlanan hormon, kesilmiş olan uyarıyı kısmen sürdürür. Bu etkinin derecesi kullanılan tedavinin biçimine ve süresine göre değişir.
Etki genellikle sınırlı kalır. Menopoz döneminde kullanılan hormon dozları, üreme çağındaki doğal düzeylerin altındadır. Yine de myomu bulunan kadınlarda tedaviye başlanmadan önce mevcut durum kayıt altına alınır; böylece sonraki ölçümler için karşılaştırma noktası oluşturulur.
Tedavi süresince izlem sürdürülür. Kanama görülmesi ya da kitlede büyüme saptanması durumunda tedavinin biçimi yeniden değerlendirilir. Rahim iç tabakasının kalınlığı da bu incelemelerde ayrıca ölçülür. Karar, şikâyetlerin şiddeti ile bulgular birlikte ele alınarak verilir.
Bu Dönemde Takip Nasıl Yapılır?
Şikâyeti bulunmayan ve küçülme eğilimi gösteren myomlarda, düzenli jinekolojik kontroller genellikle yeterlidir. Ultrason incelemesi bu kontrollerin bir parçası olarak yapılır ve önceki ölçümlerle karşılaştırılır. Kitlelerin sayısı ve yerleşimi her incelemede yeniden kaydedilir.
Hormon içeren tedavi kullanan kadınlarda ve büyük çaplı kitlesi bulunanlarda izlem aralığı daha kısa tutulabilir. Rahim iç tabakasının kalınlığı da bu değerlendirmelerde ayrıca ele alınır; bu ölçüm menopoz sonrası dönemde ayrı bir anlam taşır.
Takibin sonlandırılıp sonlandırılmayacağına, kitlenin seyri ve kişinin genel durumu birlikte değerlendirilerek karar verilir. Yıllar boyunca değişmeyen ve şikâyet yaratmayan küçük kitlelerde kontrol aralığı uzatılabilir. Yine de düzenli jinekolojik değerlendirmenin sürdürülmesi önerilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Adetler tamamen kesildikten sonra kan gelmesi ya da iç çamaşırında leke görülmesi, ertelenmeden incelenmesi gereken bir işarettir. Bu kuralı belirleyen şey kanın miktarı değildir; yalnızca bir kez ve çok az miktarda ortaya çıkan bir leke bile hekime aktarılmalıdır.
Karında yeni ortaya çıkan ya da artan dolgunluk hissi, elle hissedilen bir sertliğin büyümesi ve giysilerin belde daralması başvuru gerekçeleri arasındadır. Bel ve kasığa yayılan sürekli ağrı da aynı kapsamda ele alınır. Ani başlayan şiddetli ağrı ise öncelikli değerlendirme gerektirir.
İdrar yapmada zorlanma, mesanenin boşalmadığı hissi, kabızlığın yerleşmesi ve bacaklarda şişme bildirilmesi gereken şikâyetlerdendir. Beklenmeyen kilo kaybı, süreklilik kazanan halsizlik ve iştahsızlık da değerlendirme gerektiren durumlardandır.