Gebelik planı bulunan kişilerde istenen hormon panellerinde prolaktin ölçümü yer alır. Bu hormonun beklenenin üzerinde bulunması, yumurtlama düzenini etkileyebildiği için ayrıca ele alınır. 58 ng/mL, üst sınırın iki katını aşan ancak çok yüksek sayılan bölgeye girmeyen bir ölçümdür. Aşağıda bu düzeyin doğurganlıkla ilişkisi, adet düzenine yansıması ve nedeninin nasıl araştırıldığı açıklanmıştır.
Prolaktin Yumurtlamayı Nasıl Etkiler?
Yumurtlama, beyin tabanındaki bir merkezden düzenli aralıklarla gönderilen sinyallerle yönetilir. Bu sinyaller hipofiz bezini uyarır; bez de yumurtalıklara giden hormonları salgılar. Düzenin işlemesi, sinyallerin belirli bir ritimde gönderilmesine bağlıdır.
Prolaktin düzeyi yükseldiğinde bu ritim bozulur. Sinyallerin sıklığı ve gücü azalır; yumurtalıklara ulaşan uyarı zayıflar. Bunun sonucunda folikül gelişimi yavaşlar ya da olgunlaşma tamamlanamaz.
Bu mekanizma, emzirme döneminde işleyen doğal bir düzenin uzantısıdır. Emzirme sırasında yükselen prolaktin, yeni bir gebeliğin hemen oluşmasını geciktirir. Emzirme dışında ortaya çıkan yükseklikler ise aynı etkiyi istenmeyen bir zamanda gösterir.
Bu benzerlik, tablonun neden geri döndürülebilir nitelikte olduğunu da açıklar. Söz konusu olan, yumurtalıkların işlevini yitirmesi değil, gelen uyarının zayıflamasıdır. Uyarı düzenine dönüldüğünde döngünün yeniden kurulması beklenir.
Etkinin derecesi yüksekliğin düzeyiyle ilişkilidir. Sınıra yakın değerlerde döngü çoğu zaman etkilenmezken, belirgin yüksekliklerde yumurtlama tümüyle durabilir. Ara düzeylerde ise etki kişiden kişiye değişir.
Etkinin ne kadar süredir devam ettiği de tabloyu biçimlendirir. Birkaç haftadır süren bir yükseklikte döngü henüz belirgin biçimde değişmemiş olabilir. Aylardır süren bir tabloda ise yumurtlamanın kaç döngüdür gerçekleşmediği sorusu öne çıkar ve bu bilgi gebelik planının zamanlamasında kullanılır.
Prolaktin 58 ng/mL Ne Anlama Gelebilir?
Elli sekiz sayısı, laboratuvarların üst sınırı olarak yazdığı rakamın iki katını aşar. Bu konumu onu ne geçici dalgalanmalarla açıklanabilecek bir bölgeye ne de bezde belirgin bir büyüme beklenen bölgeye yerleştirir; ikisinin arasında, nedeni araştırılması gereken bir bantta durur.
Bu bölgedeki değerlerde hem geçici nedenler hem de sürekli bir durum söz konusu olabilir. İlaç kullanımı, tiroit bezinin yetersiz çalışması ve hipofiz bezini ilgilendiren küçük oluşumlar bu düzeyde bir arada değerlendirilir.
Gebeliğin gecikmesi nedeniyle yapılan bir ölçümde bu sonuç çıkarsa, yükseklik tablonun açıklayıcı öğelerinden biri olarak ele alınır. Bununla birlikte tek başına yeterli bir açıklama sayılmaz; değerlendirmenin diğer başlıkları da tamamlanır.
Bu düzeydeki bir sonucun gebeliğin oluşmasını olanaksız kıldığı düşüncesi doğru değildir. Yumurtlama bazı döngülerde gerçekleşmeyi sürdürebilir; bu nedenle korunma gerekliliği ortadan kalkmaz. Gebelik planı bulunmayan kişilerde bu ayrıntının belirtilmesi yerinde olur.
Yüksek Prolaktin Adet Düzenini Nasıl Değiştirir?
Yumurtlamanın gecikmesi, döngünün ilk yarısının uzamasına yol açar. Bu durumda adet aralıkları uzar ve kanamalar seyrekleşir. Kişi çoğu zaman bu değişikliği ilk elde fark eder.
Yumurtlamanın hiç gerçekleşmediği döngülerde adet görülmeyebilir. Bu tablonun aylarca sürmesi de olasıdır. Adetlerin tümüyle kesilmesi, bu düzeydeki yüksekliklerde karşılaşılabilen bir bulgudur.
Bazı kişilerde döngü sürer ancak ikinci yarısı kısalır. Bu durumda kanamalar düzenli görünse bile rahim iç tabakasının hazırlanması yetersiz kalabilir. Bu ayrıntı yalnızca kanama takvimine bakılarak anlaşılmaz.
Adetlerin düzenli sürmesi, prolaktin yüksekliğinin doğurganlığı hiç etkilemediği anlamına gelmez. Bu nedenle gebeliğin gecikmesi söz konusu olduğunda, adet düzeni yerinde olsa bile ölçüm istenir.
Yumurtlama Nasıl Gösterilir?
Kanama takvimi tek başına yumurtlamanın gerçekleştiğini kanıtlamaz. Döngünün ikinci yarısında bakılan progesteron ölçümü bu soruya daha doğrudan yanıt verir. Evde kullanılan yumurtlama izlem yöntemleri de destekleyici bilgi sağlar ancak tek başına yeterli görülmez.
Bu Düzeyde Süt Gelmesi Görülebilir mi?
Görülebilir. Prolaktinin temel görevi meme dokusunda süt üretimini sağlamaktır; düzeyin yükselmesi bu üretimi gebelik dışında da başlatabilir. Ortaya çıkan sıvı süt benzeri, beyaz ya da açık renklidir.
Bu bulgunun her yükseklikte görülmesi beklenmez. Meme dokusunun uyarıya duyarlılığı kişiden kişiye değişir. Aynı düzeyde ölçümü bulunan iki kadından birinde belirgin akıntı görülürken diğerinde hiçbir bulgu olmayabilir.
Gelen sıvının nasıl bir şey olduğu yönü belirler. İki yandan birden çıkan, süte benzeyen ve ancak sıkıldığında görülen bir sıvı bu hormonla açıklanabilir. Buna karşılık yalnızca bir yandan gelen, içinde kan bulunan ya da su gibi berrak görünen bir akıntı hormonla değil, memenin kendi yapısıyla ilgilidir ve ayrı bir incelemeye yönlendirilir.
Akıntının varlığı ölçümün yorumunu güçlendirir. Sayı ile bulgunun örtüşmesi, yüksekliğin doku üzerinde etki gösterdiğini destekler. Bu örtüşme, iri hormon biçimlerine bağlı yanıltıcı bir sonuç olasılığını da geri plana atar.
Prolaktin Yüksekliğinin Nedenleri Nasıl Araştırılır?
Araştırma, ölçümün uygun koşullarda yinelenmesiyle başlar. Kanın sabah, uyandıktan birkaç saat sonra ve dinlenmiş durumda alınması istenir. Bu tekrar, geçici bir dalgalanmanın dışlanmasını sağlar.
Ardından kullanılan ilaçlar gözden geçirilir. Bulantı önleyiciler, mide ilaçları ve ruh sağlığı alanında kullanılan bir bölüm ilaç bu düzeyde yükseklik yapabilir. Tiroit uyarıcı hormon ölçümü ve gebelik testi de bu aşamada istenir.
Bu başlıklar sonuç vermezse büyük yapılı prolaktin biçimlerinin araştırılması gündeme gelir. Yükseklik sürüyorsa ve başka bir açıklama bulunamıyorsa hipofiz bezinin manyetik rezonans ile görüntülenmesi düşünülebilir.
Böbrek ve karaciğer işlevlerini gösteren ölçümler de eklenebilir. Göğüs duvarındaki yaralar ve geçirilmiş zona öyküsü ayrıca sorgulanır. İnceleme basitten karmaşığa doğru basamaklı biçimde ilerler.
Ölçüm Koşulları Sonucu Yanıltabilir mi?
Yanıltabilir. Bu hormonun düzeyi uykuda yükselir ve uyanmayı izleyen saatlerde düşer. Uyanır uyanmaz alınan kan, kişinin temel düzeyini yansıtmaz ve olduğundan yüksek bir sonuç verebilir.
Kan alımı öncesindeki bedensel zorlanma da etkilidir. Koşarak gelmek, merdiven çıkmak ya da iğneye karşı belirgin gerginlik yaşamak düzeyi yükseltir. Bu artışlar genellikle sınırlı kalır; 58 ng/mL gibi bir sonucu tek başına açıklamaları güçtür.
Meme bölgesinin uyarılması bir başka etkendir. Muayene sırasında yapılan meme incelemesinden sonra alınan kan yanıltıcı olabilir. Cinsel ilişki ve göğüs bölgesini sıkan giysiler de bu başlıkta sorgulanır.
Ölçümün adet döngüsünün hangi gününde yapıldığı da not edilir. Bu hormon için belirli bir gün zorunluluğu bulunmasa da, aynı panelde istenen diğer ölçümlerin gün koşulu vardır. Kan alımının tek seferde planlanabilmesi için bu ayrıntı önceden gözden geçirilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Bu hormonun yükselmesi yumurtlamayı baskılayarak gebe kalmayı güçleştirebilir; dolayısıyla çocuk isteği olup sonuç alamayan kişilerde ölçüm ayrı bir anlam taşır. Korunmadan geçen on iki ay sonuç vermediyse araştırma başlatılır. Otuz beş yaşını geçenlerde bu bekleme süresi yarıya iner.
Gebe kalma güçlüğünün bu düzeydeki bir yükseklikle bağlantısı çoğu kez takvimden okunur; çünkü yumurtlamanın baskılanması ilk olarak kanama düzenine yansır. Kanamalar arasındaki sürenin açılması, yılda görülen kanama sayısının azalması ya da kanamanın bir mevsim boyunca hiç gelmemesi bu nedenle ayrıntılı biçimde kaydedilir. Bu kaymanın hangi ay başladığı ve o dönemde yeni bir ilacın devreye girip girmediği görüşmede sorulan başlıklardır.
Gebelik ve emzirme dönemi dışında memeden sıvı gelmesi başvuru gerekçesi sayılır. Bu bulgu prolaktin ölçümüyle birlikte değerlendirildiğinde tablo daha net biçimde ortaya çıkar.
Bu düzeyde bezde büyüme beklentisi yüksek olmasa da, baş ağrısının zamanla ağırlaşması tabloyu ayrı bir yere taşır. Yan taraftaki nesneleri geç seçme ya da görüntünün aralıklarla bulanıklaşması eklendiğinde, ölçümün büyüklüğüne bakılmaksızın bezin görüntülenmesi gündeme gelebilir.
Bu Değer Tek Başına Yeterli midir?
Tek bir prolaktin ölçümü, gebeliğin neden gecikmiş olabileceğini açıklamaya yetmez. Doğurganlık değerlendirmesi birden çok başlığı kapsar ve bunların her biri ayrı incelemelerle ele alınır.
Yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği, döngünün ikinci yarısında bakılan progesteron ölçümüyle değerlendirilir. Yumurtalık rezervi hakkında AMH ve adetin ilk günlerinde bakılan FSH ile estradiol bilgi verir. Tüplerin açıklığı ve rahim iç yapısı ayrı incelemelerle sorgulanır.
Değerlendirme yalnızca kadına yönelik yapılmaz; sperm incelemesi tablonun ayrılmaz parçasıdır. Prolaktin yüksekliği saptansa bile bu incelemenin atlanmaması gerekir. Hangi adımların hangi sırayla atılacağı muayene ve öykü sonrasında belirlenir.
Ölçümün ne zaman yinelenmesi gerektiği de bu bütünün içinde planlanır. Yüksekliğin kaynağına yönelik bir düzenleme yapılmışsa, değerin buna nasıl yanıt verdiği belirli aralıklarla izlenir. Döngünün yeniden kurulup kurulmadığı ise adet takvimi ve progesteron ölçümüyle takip edilir.