Rahim ağzından alınan smear örneğinde ya da HPV testinde beklenmedik bir bulgu saptandığında, bölgenin daha yakından incelenmesi gündeme gelir. Bu inceleme sırasında kuşkulu görülen alanlardan küçük doku parçaları alınabilir. Kolposkopik biyopsi olarak adlandırılan bu işlem, tanının doku düzeyinde konmasını sağlar. Aşağıda işlemin nasıl uygulandığı ve sonrasında nelerin beklendiği anlatılmaktadır.
Kolposkopik Biyopsi Hangi Durumlarda Yapılır?
En sık gerekçe, smear sonucunda hücre değişikliği bildirilmesidir. Bu rapor hücrelerin görünümünde bir farklılık bulunduğunu söyler; ancak bu değişikliğin ne düzeyde olduğunu ve dokunun derinliğine ne kadar yayıldığını göstermez. Bu bilgiye ulaşmanın yolu doku örneği almaktan geçer.
HPV testinde belirli virüs tiplerinin saptanması ikinci başlıktır. Bazı tipler, doku değişikliği geliştirme yönünden daha yakından izlenir. Bu tiplerin varlığında smear sonucu beklenen aralıkta olsa bile inceleme önerilebilir. Karar, iki testin birlikte değerlendirilmesiyle verilir.
Muayene sırasında elde edilen bulgular da işlemi gerektirebilir. Rahim ağzında gözle görülen bir düzensizlik, kolay kanayan bir alan ya da alışılmadık bir görünüm saptanması bu kapsamda ele alınır. İlişki sonrası tekrarlayan kanama ve inatçı akıntı da inceleme gerekçeleri arasında sayılır.
Daha önce hücre değişikliği saptanmış ve izleme alınmış kişilerde de işlem yinelenebilir. Bu durumda amaç, önceki bulgunun gerileyip gerilemediğini ya da ilerleyip ilerlemediğini görmektir. İzlem aralıkları, ilk bulgunun düzeyine ve yaşa göre belirlenir.
İşlem Nasıl Uygulanır, Ağrılı mıdır?
İşlem, jinekolojik muayene masasında ve muayene sırasındakine benzer bir konumda yapılır. Vajina içine spekulum yerleştirilerek rahim ağzı görünür hale getirilir. Kolposkop adı verilen büyüteçli cihaz vücudun dışında durur; içeri hiçbir şey girmez ve yalnızca ışıkla büyütülmüş görüntü sağlar.
Rahim ağzına önce sirke özelliği taşıyan bir sıvı uygulanır. Bu sıvı, hücre yapısı değişmiş alanların beyazlaşarak belirginleşmesini sağlar. Ardından iyot içeren bir solüsyon kullanılabilir; sağlıklı doku koyu renk alırken değişiklik gösteren alanlar boyanmadan kalır. Bu iki adım, örneğin nereden alınacağını belirler.
Belirlenen alanlardan özel bir pens yardımıyla birkaç milimetrelik doku parçaları alınır. Rahim ağzının bu bölümünde ağrı duyusunu ileten sinir uçları az sayıda olduğu için işlem çoğu kişide kısa süreli bir çekilme ya da kramp hissi biçiminde algılanır. Bazı kişilerde adet sancısına benzer bir rahatsızlık duyulabilir.
Doku alınmasının ardından kanamayı durdurmak için bölgeye özel bir çözelti uygulanabilir ya da küçük bir tampon yerleştirilebilir. İşlem genellikle on beş dakikadan kısa sürer ve ayaktan yapılır. Kişi aynı gün olağan etkinliklerine dönebilir.
Öncesinde Hangi Hazırlıklar Gerekir?
Kolposkopide rahim ağzı yüzeyine önce sirke asidi, ardından iyot içeren bir çözelti sürülür ve renk değişimleri büyüteçle okunur. Kanın varlığı bu renklenmeyi maskeleyerek doğru noktanın seçilmesini engelleyebilir. Bu nedenle randevu, kanamanın bittiği günlerin ardına konur; döngünün ilk yarısı bu iş için uygun bulunur. Gebelik ihtimali varsa bu da randevu öncesinde ayrıca sorgulanır.
İşlemden birkaç gün önce vajinal duş yapılmaması, vajinal yoldan uygulanan ilaç ve fitil kullanılmaması istenir. Cinsel ilişkiden de belirli bir süre kaçınılması önerilir. Bu koşullar, incelenecek yüzeyin doğal durumunu koruması içindir.
Gebelik olasılığının bildirilmesi gerekir. Gebelik döneminde inceleme yapılabilir; ancak yaklaşım değişir ve doku alınıp alınmayacağı ayrıca değerlendirilir. Kan sulandırıcı ilaç kullanımı da mutlaka paylaşılmalıdır; bu bilgi, kanama riskinin öngörülmesi açısından gereklidir.
Aç olma zorunluluğu bulunmaz ve genel anestezi gerekmez. İşlem öncesinde ağrı kesici alınmasının rahatlığa katkı sağlayabileceği belirtilebilir; bunun uygun olup olmadığı hekimle konuşulur. Yanına ped getirilmesi, işlem sonrası lekelenme için yararlı olur.
Sonuç Ne Zaman Çıkar?
Kolposkopide birden çok noktadan parça alınmışsa her biri ayrı kaba konur ve hangi saat yönünden geldiği etiketle belirtilir. Bu ayrım, hangi bölgede hangi değişimin bulunduğunun raporda gösterilebilmesi için gereklidir. Laboratuvarda parçalar önce suyundan arındırılıp parafin kalıbına gömülür, ardından mikron kalınlığında dilimlenir. Bu adımların tamamlanması genellikle birkaç iş günü sürer; gerekirse ek boyamalar yapıldığında süre biraz uzayabilir.
Sonuçların hazırlanması genellikle bir ile iki hafta arasında sürer. Bu süre, laboratuvarın iş yüküne ve ek boyama gerekip gerekmediğine göre değişebilir. Bazı durumlarda ek incelemeler yapılması gerekir ve süre uzayabilir.
Rapor, hücre değişikliğinin bulunup bulunmadığını ve varsa hangi düzeyde olduğunu bildirir. Bu düzey, sonraki adımların ne olacağını belirleyen temel bilgidir. Bazı bulgular yalnızca izlem gerektirirken bazıları ek işlem gündeme getirebilir.
Sonucun muayene sırasında birlikte okunması önerilir. Raporda kullanılan terimler günlük dile yakın olmadığı için, tek başına okunduğunda yanlış anlaşılabilir. Bulgunun ne anlama geldiği ve nasıl bir yol izleneceği bu görüşmede konuşulur.
İşlem Sonrası Lekelenme Normal midir?
Doku alınan bölgeden bir miktar kanama olması beklenen bir durumdur. Bu kanama genellikle lekelenme düzeyindedir ve birkaç gün içinde azalarak kesilir. Ped kullanılması bu dönemde yeterli olur.
Kanamayı durdurmak için uygulanan çözelti nedeniyle koyu renkli, kahve telvesini andıran bir akıntı görülebilir. Bu görünüm çoğu kişide birkaç gün sürer ve kendiliğinden geçer. Beklenen bir bulgu olduğu bilinirse gereksiz kaygının önüne geçilir.
Hafif kasık ağrısı ya da adet sancısına benzer bir rahatsızlık da olağandır. Bu şikâyet genellikle birkaç saat içinde geriler. Basit ağrı kesicilerin kullanılıp kullanılamayacağı işlem sonrasında verilen bilgilerde yer alır.
Parça alınan noktaya çoğu zaman kanamayı durduran koyu renkli bir merhem uygulanır; bu nedenle sonraki iki üç gün boyunca kahve telvesini andıran koyu bir akıntı görülmesi beklenen bir durumdur. Bunun dışına çıkan bulgular ise not edilir: bir haftayı aşan taze kanama, parmak ucundan iri pıhtılar ve akıntının yeşilimsi renk alıp keskin bir koku kazanması. Vücut ısısının yükselmesi de aynı kapsamda bildirilir.
İşlemden Sonra Nelere Dikkat Edilmeli?
Birleşmeye ara verilmesi istenen aralık, kolposkopik parça alma için genellikle yedi günle sınırlıdır. Bu sürenin dayanağı, milimetrik yara yüzeylerinin üzerinde koruyucu bir örtü oluşana kadar dış etkiden uzak tutulmasıdır. Aynı seansta birkaç noktadan örnek alınmış ya da kanal içinden kazıma yapılmışsa hekim aralığı biraz uzatabilir. Kesin süre, çıkış sırasında yazılı olarak bildirilir.
Söz konusu birkaç gün boyunca vajina içine hiçbir şey yerleştirilmemesi istenir; bu kural tampon, adet kabı ve o yoldan uygulanan fitiller için birlikte geçerlidir. İç yıkama da bu kapsamdadır, çünkü basınçlı su parçanın alındığı noktaya doğrudan etki edebilir. Küvette oturarak yıkanmak, havuz ve deniz suyu ise durgun suyun taşıyabileceği mikroplar nedeniyle ertelenir; yıkanma ayakta ve akan suyla yapılır.
Kolposkopik parça alma sonrasında kısıtlama kısa tutulur. Alışverişte taşınan yüklü poşetler, salonda yapılan karın çalışmaları ve tempolu koşu gibi karın içi basıncı yükselten hareketler ilk iki üç güne yayılmadan ertelenir; bunlar minik yara yüzeyinden gelen sızıntıyı çoğaltabilir. Buna karşılık masa başında geçen bir mesaiye ve olağan ev işlerine aynı gün içinde dönülmesi çoğu kadında sorun yaratmaz.
Sonucun takip edilmesi de bu dönemin parçasıdır. Raporun ne zaman hazır olacağı ve nereden alınacağı işlem sırasında bildirilir. Sonuç için verilen randevuya gidilmesi, sürecin yarım kalmaması açısından gereklidir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Kolposkopi eşliğinde alınan parçalar mercimek boyutunu geçmediğinden, beklenen tablo birkaç günlük hafif bir lekelenmedir. Bu ölçekten belirgin biçimde sapan bir akış olağan sayılmaz. Koruyucunun bir saat dolmadan tümüyle ıslanması, avuç içine sığmayan parçaların gelmesi ya da akışın en yoğun adet gününü açıkça geçmesi bu sapmanın işaretleridir. Böyle bir durumda beklenmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.
Rahim ağzından parça alınması sonrasında iltihaplanma seyrek görülür; yine de tanınması kolay olduğundan üzerinde durulur. Vücut ısısının otuz sekizi geçmesi, üşüme ve titreme nöbetleri, çamaşırda birdenbire keskinleşen bir koku ve akıntının sarı yeşil bir renge dönmesi bu yönde işaret sayılır. Kasıkta günden güne artan ve dinlenmekle geçmeyen bir sızı eklenmişse aynı gün içinde muayene edilmesi istenir.
Ağrı kesicilerle geçmeyen, giderek artan kasık ağrısı ve karında yaygınlaşan rahatsızlık da bildirilmesi gereken durumlardır. İdrar yaparken yanma ve idrara çıkamama da aynı kapsamda ele alınır.
Alınan parçaların küçüklüğü nedeniyle sızıntının bir haftadan uzun sürmesi alışılmış seyre uymaz. Kesildikten sonra günler geçmişken yeniden başlaması da not edilir; bu ikinci durum genellikle yara üzerindeki ince kabuğun düşmesine bağlıdır ancak yine de bildirilmesi istenir. Bunlara ek olarak, yataktan doğrulurken gözlerin kararması, kulakta uğultu ya da olağandışı bir bitkinlik varsa akış az görünse bile beklenmeden başvurulur.
Hangi Riskler ve Komplikasyonlar Söz Konusudur?
Bu işlem genellikle sorunsuz tamamlanır; ancak her girişimde olduğu gibi bazı olasılıklar bulunur. En sık karşılaşılan durum beklenenden fazla kanamadır. Bu kanama çoğu kez uygulanan çözelti ya da basit önlemlerle durdurulabilir.
Enfeksiyon daha az sıklıkta görülür. Doku alınan yüzeyin iyileşme sürecinde mikroplarla karşılaşması bu tabloya yol açabilir. Ateş, kötü kokulu akıntı ve artan ağrı bu durumun göstergeleridir; erken değerlendirmeyle üzerinde çalışılabilir.
Örneğin yeterli olmaması da karşılaşılabilen bir durumdur. Alınan doku parçası incelemeye elverişli bulunmadığında ya da kuşkulu alanın tümünü kapsamadığında işlemin yinelenmesi gerekebilir. Bu, bir hata anlamına gelmez; incelemenin doğası gereği ortaya çıkabilen bir sonuçtur.
İşlem sırasında duyulan rahatsızlık, baş dönmesi ve nadiren bayılma hissi bildirilen durumlar arasındadır. Bu nedenle işlemden sonra kısa süre dinlenilmesi istenir. Gebelik döneminde uygulanacak yaklaşım ise ayrıca değerlendirilir ve doku alınması her durumda tercih edilmeyebilir.