randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Rahim Ağzından Doku Alınması (LEEP)

LEEP işleminin hangi durumlarda yapıldığı, uygulanışı, kullanılan anestezi, hazırlık koşulları, işlem sonrası kanama süreci ve olası riskler anlatılmaktadır.

Rahim ağzında saptanan hücre değişikliklerinin bir bölümünde izlem yeterli olurken, bir bölümünde değişen dokunun çıkarılması gündeme gelir. Bu amaçla en sık kullanılan yöntemlerden biri LEEP işlemidir. Yöntem, elektrik akımı geçen ince bir tel halka aracılığıyla dokunun çıkarılması esasına dayanır. Aşağıda işlemin nasıl yapıldığı ve iyileşme sürecinde nelerin beklendiği açıklanmaktadır.

LEEP İşlemi Hangi Durumlarda Yapılır?

En sık gerekçe, biyopsi sonucunda ileri düzey hücre değişikliği bildirilmesidir. Bu düzeydeki bulguların bir bölümünün kendiliğinden gerilemediği ve zaman içinde ilerleyebildiği bilinir. Bu nedenle değişen dokunun çıkarılması ve incelenmesi tercih edilen bir yaklaşımdır.

İkinci gerekçe, incelemelerin birbiriyle uyuşmamasıdır. Smear sonucunun ileri bir bulgu bildirdiği ancak biyopsinin bunu desteklemediği durumlarda, daha geniş bir doku parçasının incelenmesi gerekebilir. Böylece hem tanı doğrulanmış hem de değişen alan çıkarılmış olur.

Rahim ağzı kanalının içine uzanan değişiklikler de bu işlemi gerektirebilir. Kolposkopi ile bu bölgenin tümü görülemediğinde, kanal içindeki dokunun değerlendirilmesi için örnek alınması gerekir. LEEP bu bölgeye ulaşmayı sağlayan yöntemlerden biridir.

İzlem sırasında bulgunun gerilemediği ya da ilerlediği görülen kişilerde de işlem gündeme gelir. Karar verilirken kişinin yaşı, gebelik planı ve önceki inceleme sonuçları birlikte değerlendirilir; bu nedenle her hücre değişikliğinde aynı yol izlenmez.

İşlem Nasıl Uygulanır?

Kişi jinekolojik muayene konumuna alınır ve spekulum yerleştirilerek rahim ağzı görünür hale getirilir. Kolposkop yardımıyla değişen alanın sınırları belirlenir; bu belirleme için sirke özelliği taşıyan sıvı kullanılır ve değişiklik gösteren bölgeler beyazlaşarak ayırt edilir.

Çıkarılacak alanın büyüklüğüne uygun bir tel halka seçilir. Halkadan geçen yüksek frekanslı elektrik akımı, dokuyu keserken aynı anda küçük damarları kapatır. Bu ikili etki, işlemin kısa sürmesini ve kanamanın sınırlı kalmasını sağlar.

Halka, değişen dokuyu altındaki sağlıklı doku sınırıyla birlikte tek parça halinde çıkarır. Gerektiğinde kanal içinden ek bir örnek alınabilir. Çıkarılan parça bütün olarak patoloji bölümüne gönderilir; bu, değişikliğin sınırlarının değerlendirilebilmesi açısından önem taşır.

İşlemin ardından kanayan yüzeye koter ucu ile ya da özel bir çözelti uygulanarak kanama kontrol altına alınır. Tüm işlem genellikle yirmi dakikadan kısa sürer ve çoğunlukla ayaktan yapılır.

Hangi Anestezi Kullanılır?

İşlem çoğu kişide bölgesel uyuşturma ile yapılır. Rahim ağzına ince bir iğneyle uyuşturucu ilaç verilir; bu enjeksiyon sırasında kısa süreli bir batma hissedilebilir. İlacın etkisi birkaç dakika içinde başlar.

Uyuşturma sonrasında kesme işlemi genellikle ağrı vermez. Bazı kişiler kramp benzeri bir çekilme ya da basınç hissi tarif eder. Bu his, rahim ağzının uyarılmasına bağlıdır ve işlem bittiğinde hızla geriler.

Uyuşturucu ilacın içinde kanamayı azaltmaya yönelik bir madde de bulunabilir. Bu madde bazı kişilerde geçici çarpıntı ya da titreme hissine yol açabilir; kısa sürede geçen ve beklenen bir etkidir.

Bazı durumlarda genel anestezi tercih edilebilir. Çıkarılacak alanın geniş olması, kişinin işlem sırasında rahat edememesi ya da eşlik eden başka bir girişimin planlanması bu kararı etkileyen etkenlerdir. Hangi yöntemin uygun olduğu işlem öncesinde birlikte konuşulur.

İşlem Öncesinde Hangi Hazırlıklar Gerekir?

Randevu için döngünün kanamasız günleri seçilir. Bunun bir nedeni, telin çalıştığı alanda görüş netliğinin korunması gerekliliğidir; akan kan hem hedefin sınırlarını gizler hem de elektrik akımının dokuya aktarılmasını olumsuz etkiler. Bir diğer nedeni, çıkarma sonrası yüzeyin ısıyla kapatılmasının kuru bir zeminde daha kolay olmasıdır. Gebelik olasılığı bulunup bulunmadığı da randevu öncesinde ayrıca sorulur.

Gebelik olasılığının dışlanması gerekir. Gebelik döneminde bu işlem genellikle ertelenir; zorunlu durumlarda ise yaklaşım ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle adet gecikmesi varsa mutlaka bildirilmelidir.

Kullanılan tüm ilaçların paylaşılması istenir. Kan sulandırıcı ilaçlar kanama olasılığını artırdığı için, bunların işlem öncesinde nasıl yönetileceği hekim tarafından belirlenir. Kalp pili gibi cihazların bulunması da bildirilmelidir; elektrik akımı kullanıldığı için bu bilgi gereklidir.

Bölgesel uyuşturma yapılacaksa aç kalma zorunluluğu genellikle bulunmaz. Genel anestezi planlanmışsa belirli bir süre aç kalınması istenir. İşlem sonrası eve dönüş için yanında birinin bulunması, özellikle genel anestezi durumunda önerilir.

İşlem Sonrası Kanama ve Akıntı Ne Kadar Sürer?

İşlemin ardından birkaç hafta sürebilen bir akıntı beklenir. Bu akıntı ilk günlerde sulu ve bol olabilir; iyileşen yüzeyin doku sıvısı salgılamasına bağlıdır. Zamanla azalarak kesilir.

Kanama kontrolü için uygulanan çözelti nedeniyle koyu renkli, kahve telvesini andıran bir akıntı görülebilir. Bu görünüm genellikle ilk hafta içinde belirgindir ve sonrasında geriler. Ped kullanılması bu dönemde yeterli olur.

Uygulamanın üzerinden yedi ile on dört gün geçince akıntıda kısa süreli bir artış görülebilir. Arkasındaki neden, onarım sürerken yüzeyde oluşan kabuğun yerinden kalkmasıdır. Bu artış çoğunlukla dışarıdan bir müdahaleye gerek kalmadan birkaç gün içinde azalır.

İşlem sırasında yüzeye sürülen kanama önleyici madde nedeniyle ilk günlerde koyu, telveyi andıran bir akıntı olması beklenen bir seyirdir; bunu iki üç hafta süren sulu ve açık renkli bir sızıntı izler. Bu tablonun dışına çıkan işaretler ayrıca ele alınır: koruyucunun bir saat dolmadan ıslanması, parmak ucundan iri parçaların gelmesi ve akıntının rengiyle kokusunun birlikte değişmesi bunların başında gelir.

İyileşme Döneminde Nelere Dikkat Edilmeli?

Birleşmeye ara verilmesi istenen aralık burada yaklaşık bir aydır. Bunun nedeni, telin geçtiği yüzeyde ısıyla oluşan katmanın altında yeni epitelin tamamlanmasının haftalar almasıdır; bu katman erken zorlanırsa kalkabilir ve taze kanama başlayabilir. Çıkarılan parçanın derinliği ve genişliği arttıkça hekim aralığı uzatabilir. Kesin süre, dokunun onarımı kontrol muayenesinde görüldükten sonra netleşir.

Doku çıkarılan alan geniş olduğundan, vajina içine bir şey yerleştirmeme kuralı burada dört haftaya kadar uzatılır. Tampon ve adet kabı bu süre boyunca yerini koruyucu bezlere bırakır; o yoldan uygulanan fitiller de hekimle konuşulmadan kullanılmaz. Basınçlı su gönderen iç yıkama aletleri yara yüzeyini doğrudan zorlayabileceğinden tümüyle bırakılır. Küvet, havuz ve deniz yerine ayakta ve akan suyla yıkanma tercih edilir.

Elektrikli tel ile çıkarılan dokunun kapandığı yüzeyde, birinci haftanın sonuna doğru kabuk düşmesine bağlı bir kanama dalgası görülebilir. Bu nedenle ilk yedi gün boyunca bedene binen yükün düşük tutulması istenir: dolu çamaşır sepetlerini taşımak, ağırlık çalışmak, tempolu koşmak ve uzun bisiklet sürüşleri ertelenir. Oturarak yapılan bir işe ise iki üç gün içinde dönülmesinde sakınca görülmez.

Kontrol randevusuna gidilmesi bu dönemin en önemli parçasıdır. Patoloji sonucunun değerlendirilmesi ve iyileşmenin gözlenmesi için bu görüşme planlanır. Ayrıca sonraki yıllarda düzenli izlem gerekeceği bu görüşmede konuşulur.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Alışılmış adet miktarını açık biçimde aşan bir akış, bir saat dolmadan değiştirilmesi gereken pedler ya da elde hissedilecek büyüklükte pıhtılar zaman geçirmeden hekime ulaşmayı gerektirir.

Vücut ısısının otuz sekizin üzerine çıkması, gün içinde gelen üşüme nöbetleri ve akıntının keskin bir koku kazanması iltihaplanma yönünde işarettir. Bunlara kasıkta yerleşen, ağrı kesiciyle geçmeyen ve saatler içinde şiddetlenen bir sızı eşlik ediyorsa bekleme süresi kısalır. Sürecin başlangıç aşamasında ele alınması, çevre dokulara yayılmadan sınırlandırılmasını kolaylaştırdığından bu bulgular ortaya çıktığında aynı gün muayene istenir.

Ağrı kesicilerle geçmeyen ve giderek artan kasık ağrısı, karında yaygınlaşan rahatsızlık ve idrar yapmada zorlanma da bildirilmesi gereken durumlardır.

Baş dönmesi, halsizlik, çarpıntı ve bayılma hissi kan kaybıyla ilişkili olabilir. Bu belirtilerin varlığında gecikmeden başvurulması gerekir. Akıntının dört haftadan uzun sürmesi de değerlendirme gerekçesidir.

Hangi Riskler ve Komplikasyonlar Söz Konusudur?

Kanama en sık bildirilen durumdur. Çoğu kez sınırlı kalır ve kendiliğinden geriler; ancak bir bölüm kişide ek girişim gerekebilir. Bu girişim genellikle kanayan noktanın koterle kapatılması biçiminde olur.

Telin geçtiği alanda ısıyla oluşan ölü doku tabakası, ilk haftalarda dökülürken vajina florasındaki bakteriler için elverişli bir zemin yaratabilir. Bu yüzden iltihaplanma seyrek de olsa akılda tutulur. Vücut ısısının yükselmesi, akıntının sarı yeşil bir renk alması, çamaşırda keskinleşen bir koku ve kasıkta günden güne şiddetlenen bir sızı bu yönde uyarıcıdır. Onarım dönemi kurallarına uyulması söz konusu ihtimali azaltmaya katkı sağlar.

Aylar sonra kendini gösterebilen bir sonuç, kanalın onarım sırasında büzüşerek incelmesidir. Bu incelme kanın rahim boşluğunda birikmesine yol açabilir; kadın bunu her ay şiddetlenen kramplar ve beklenenden az bir akış olarak fark eder. İleride sürüntü örneği alınmasını da güçleştirebilir. Söz konusu tablo seyrek görülür ve kanalın genişletilmesiyle ele alınabilir; bu nedenle adet düzeninde böyle bir değişim not edilip bildirilir.

Bu yöntemde çıkarılan parça genellikle ince tutulabildiğinden, ilerideki gebelikler üzerindeki etkisi de daha sınırlı kalır. Yine de derinliğin belli bir ölçünün üzerine çıktığı seanslarda, vaktinden önce doğum sıklığında yükselme bildirilmiştir. Aynı bölgeden yinelenen girişimler de bu ihtimali büyütür. Bu yüzden çocuk isteği bulunan kadınlarda hedef, hastalıklı alanı kapsayan en ince kesiti almaktır. Sonraki gebelikte ölçümle izlem ve gerektiğinde ek destek konuşulabilir.