Rahmin iç yüzeyini döşeyen tabakanın iltihabı tıp dilinde endometrit olarak adlandırılır. Bu tabaka her adet döngüsünde yenilenir; bu yenilenme özelliği rahim içini enfeksiyona karşı belirli ölçüde korur. Koruma aşıldığında ortaya çıkan tablo, ani başlangıçlı olabileceği gibi belirti vermeden yıllarca sürebilen bir biçimde de görülebilir. Aşağıda her iki biçimin nasıl geliştiği ve nasıl ele alındığı anlatılmıştır.
Endometrit Neden Gelişir?
Rahim içi olağan durumda bakterilerden görece arındırılmış bir bölgedir. Rahim ağzındaki mukus tıkacı, aşağıdan yukarı doğru geçişi güçleştiren başlıca engeldir. Bu tıkacın seyreldiği ya da rahim ağzının açıldığı dönemlerde bakteriler yukarı ulaşabilir.
Sorumlu bakteriler çoğunlukla vajina ve rahim ağzında bulunanlardır. Oksijensiz ortamda üreyen bakteriler, bağırsak kaynaklı türler ve cinsel yolla bulaşan etkenler bu grupta yer alır. Çoğu olguda birden fazla bakteri bir arada bulunur.
Rahim içinde kalan doku artıkları enfeksiyona zemin hazırlar. Doğum sonrasında plasenta parçalarının kalması, düşük sonrasında rahim içinin tam boşalmaması bu duruma örnek gösterilir. Kalan doku bakteriler için uygun bir ortam oluşturur.
Rahim içi araç kullanımı, uzun süren doğum eylemi, zarların erken açılması ve sık yapılan vajinal muayeneler diğer zemin hazırlayan durumlardır. Şeker hastalığı ve bağışıklığı zayıflatan koşullar da tabloyu kolaylaştırır.
Adet döngüsünün kendisi de koruyucu bir düzenek oluşturur. Her ay iç tabakanın dökülmesi, yerleşmiş bakterilerin bir bölümünün dışarı atılmasını sağlar. Bu nedenle adet görmeyen dönemlerde ve rahim içi boşluğun boşalamadığı durumlarda enfeksiyon daha kolay yerleşir.
Doğum ve Girişimlerle İlişkisi Nedir?
Doğum sonrası dönem, bu tablonun en sık görüldüğü zaman dilimidir. Rahim ağzı açık, rahim içi geniş bir yara yüzeyi durumundadır. Bu koşullar bakterilerin yerleşmesini kolaylaştırır.
Sezaryen sonrasında tablonun görülme sıklığı, normal doğuma göre daha yüksektir. Bu nedenle ameliyat öncesinde koruyucu antibiyotik uygulaması olağan bir yaklaşımdır. Acil koşullarda yapılan sezaryenlerde olasılık daha da artar.
Rahim içine yönelik girişimler ikinci önemli başlıktır. Kürtaj, rahim içi araç takılması, histeroskopi ve rahim filmi çekimi bu grupta yer alır. Girişim öncesinde enfeksiyon varlığının araştırılması, tablonun gelişmesini önleyen bir uygulamadır.
Düşük sonrasında da benzer bir zemin oluşur. Rahim içinde kalan doku artıkları hem kanamanın uzamasına hem de enfeksiyona yol açabilir. Bu nedenle düşük sonrası kanamanın seyri izlenir.
Girişim sonrası enfeksiyonun ortaya çıkma zamanı da tanıyı yönlendirir. Doğum sonrası olgular çoğunlukla ilk birkaç gün içinde belirir; geç ortaya çıkan tablolar ise farklı etkenleri düşündürür. Bu zamanlama bilgisinin hekimle paylaşılması, yaklaşımın doğru planlanmasına katkı sağlar.
Rahim İçi Enfeksiyon Belirtileri Nelerdir?
Ani başlangıçlı biçimde en belirgin bulgu ateştir. Doğum ya da girişim sonrasındaki ilk günlerde yükselen ateş bu tabloyu düşündürür. Titreme eşlik edebilir.
Karın alt bölgesinde ağrı ikinci sık bulgudur. Ağrı rahim üzerine bastırıldığında belirginleşir. Rahim, olağan durumdan daha yumuşak ve hassas hissedilir.
Akıntı kötü kokulu hale gelir; rengi koyulaşabilir ve miktarı artabilir. Doğum sonrası dönemde beklenen akıntının kokusunun değişmesi dikkat çekici bir bulgudur. Halsizlik, iştahsızlık ve genel durumda bozulma tabloya eşlik edebilir.
Süregen biçimde ise tablo çok daha sessizdir. Belirgin ateş ve ağrı bulunmaz. Adet aralarında lekelenme, hafif kasık rahatsızlığı, ilişki sırasında ağrı ve akıntıda süregelen artış görülebilen bulgulardır. Bu biçim çoğu zaman başka bir nedenle yapılan inceleme sırasında fark edilir.
Doğum sonrası dönemde beklenen olağan bulguların bilinmesi, ayrımın yapılmasını kolaylaştırır. Bu dönemde bir miktar kanama, hafif kramp ve rahmin küçülmesiyle ilgili rahatsızlık beklenen bulgulardır. Kokunun değişmesi, ağrının artması ve ateşin yükselmesi ise olağan seyrin dışına çıkıldığını gösterir.
Tanı İçin Hangi Tetkikler Yapılır?
Değerlendirme, yakınmaların ne zaman başladığı ve öncesinde doğum ya da girişim bulunup bulunmadığının sorulmasıyla başlar. Ateşin seyri, akıntının niteliği ve ağrının yeri kaydedilir.
Muayenede rahmin hassasiyeti ve kıvamı değerlendirilir. Rahim ağzından örnek alınarak kültür yapılabilir; cinsel yolla bulaşan etkenlere yönelik testler de istenebilir. Kan tahlilinde iltihap belirteçleri ve beyaz küre sayısı incelenir.
Ultrason incelemesi, rahim içinde kalan doku artıklarını, sıvı birikimini ve apse oluşumunu gösterebilir. Doğum sonrası dönemde bu inceleme, kalan parçaların saptanması açısından değerlidir.
Süregen biçimde tanı daha güçtür. Rahim içinden alınan doku örneğinin mikroskopta incelenmesi gerekir; belirli iltihap hücrelerinin görülmesi tanıyı destekler. Histeroskopi ile rahim içinin doğrudan gözlenmesi de yönlendirici bulgular sunabilir.
Benzer bulgular veren başka tabloların ayırt edilmesi de değerlendirmenin parçasıdır. Doğum sonrası dönemde meme iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu, ameliyat kesisinde enfeksiyon ve bacak damarlarında pıhtı oluşumu ateşin diğer nedenleri arasında sayılır. Bu nedenle muayene yalnızca rahimle sınırlı tutulmaz; genel bir değerlendirme yapılır.
Hangi Tedavi Yaklaşımları Uygulanır?
Rahim iç tabakasındaki iltihabi tablo çoğunlukla doğumun, düşüğün ya da rahim içine yapılan bir girişimin ardından ortaya çıktığından, ilaç planı bu ortamda çoğalabilen bakterileri karşılayacak biçimde düzenlenir. Ateşin yüksek seyrettiği ve genel durumun bozulduğu tablolarda damar yolundan başlanması, ateş düştükten sonra ağızdan sürdürülmesi yaygın bir yaklaşımdır. Rahim boşluğunda artık doku kaldığı düşünülüyorsa bunun boşaltılması da plana eklenebilir; süre ve ilaç seçimi hekim kararına bağlıdır.
Doğum sonrası gelişen olgularda genellikle hastanede damardan uygulama tercih edilir. Ateşin düşmesi ve genel durumun düzelmesinin ardından ağızdan kullanıma geçilebilir. Emziren kadınlarda ilaç seçimi bu duruma göre yapılır.
Rahim içinde doku artığı saptanan olgularda ilaç tek başına yeterli olmayabilir. Bu durumda rahim içinin boşaltılması gündeme gelir. İşlemin kendine özgü olası sorunları bulunduğundan zamanlaması dikkatle belirlenir; iltihabın belirli ölçüde gerilemesi beklenir.
Süregen biçimde yaklaşım daha uzun süreli antibiyotik kullanımına dayanır. Tedavi sonrasında doku örneğinin yinelenmesi ve iltihabın gerileyip gerilemediğinin denetlenmesi istenebilir. Cinsel yolla bulaşan bir etken saptandığında eşin de değerlendirilmesi gerekir.
Tedaviye yanıt genellikle ilk iki gün içinde belirginleşir. Ateşin düşmesi ve rahim hassasiyetinin azalması beklenen seyirdir. Yanıt alınamadığında apse oluşumu, damar içinde pıhtı gelişmesi ve rahim içinde kalan doku artıkları gibi ek durumlar araştırılır.
Kronik Endometrit Doğurganlığı Etkiler mi?
Rahim iç tabakasındaki süregen iltihabın, döllenmiş yapının tutunmasını güçleştirebileceği bildirilmiştir. İltihaplı doku, tutunma için gereken hücresel ortamı olumsuz etkileyebilir.
Bu nedenle tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan ve tüp bebek denemelerinde tutunma sağlanamayan kadınlarda bu tablo araştırılabilir. Rahim içinden alınan doku örneği bu değerlendirmenin temelini oluşturur.
Tedavi sonrasında tutunma oranlarında düzelme bildiren çalışmalar bulunmakla birlikte, bu konudaki veriler henüz tartışmalıdır. Bu nedenle her kadında bu incelemenin yapılması önerilmez; kimlerde araştırılacağı hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Süregen iltihabın rahim içinde yapışıklığa yol açtığı olgular da bildirilmiştir. Bu durumda adet miktarında azalma görülebilir ve tabloya yönelik ayrı bir yaklaşım gerekir.
Tablonun sessiz seyretmesi, yıllarca fark edilmeden sürmesine yol açabilir. Kadın hiçbir yakınma duymadan yaşamını sürdürür ve durum ancak bir doğurganlık incelemesi sırasında ortaya çıkar. Bu nedenle geçmişte geçirilmiş rahim içi girişimlerin ve doğum sonrası enfeksiyon öykülerinin hekimle paylaşılması yönlendirici olur.
Hangi Belirtiler Acil Başvuru Gerektirir?
Doğum ya da düşük sonrasındaki ilk günlerde ateşin yükselmesi gecikmeden başvuru gerektirir. Titremeyle birlikte olan ateş, tablonun yayıldığını düşündürebilir.
Kötü kokulu akıntının ortaya çıkması, akıntı miktarının beklenmedik biçimde artması ve karın alt bölgesinde şiddetlenen ağrı değerlendirilmesi gereken bulgulardır. Bu üçünün birlikte bulunması olasılığı artırır.
Bol miktarda kanama, pıhtı gelmesi ve baygınlık hissi ayrı bir aciliyet taşır. Bu bulgular rahim içinde kalan doku artıklarını düşündürebilir.
Rahim içine yönelik bir girişim sonrasında ateş, artan ağrı ya da kötü kokulu akıntı gelişmesi de aynı biçimde ele alınmalıdır. Genel durumda bozulma, bilinç bulanıklığı ve hızlı nabız gibi bulgular gecikmesiz değerlendirme gerektirir.