randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Rahim Sarkomu (Uterin Sarkom)

Uterin sarkomun myomdan farkı, belirtileri, tanıdaki güçlükler, kullanılan görüntüleme yöntemleri ve tedavi planı üzerine bilgilendirme.

Rahim duvarı, kas ve bağ dokusundan oluşan kalın bir yapıya sahiptir. Bu dokudan kaynaklanan kanser tipleri uterin sarkom olarak adlandırılır. Rahim kaynaklı tablolar içinde seyrek karşılaşılan bir gruptur; rahim kanserlerinin küçük bir bölümünü oluşturur. Bu grubun ayırt edici yönü, yaygın olarak görülen myomlarla benzer bulgular vermesidir. Aşağıda bu ayrımın nasıl yapıldığı ve tablonun nasıl değerlendirildiği anlatılmıştır.

Uterin Sarkom Nedir, Myomdan Farkı Nedir?

Myom, rahim kas dokusundan gelişen ve iyi huylu olarak değerlendirilen bir oluşumdur. Kadınlarda çok sık görülür ve çoğu durumda takip dışında bir girişim gerektirmez. Sarkom ise aynı bölgeden kaynaklanan ancak farklı bir seyir izleyen bir gruptur.

İki tablo arasındaki en belirgin ayrım, oluşumun davranışıdır. Myomlar genellikle yavaş büyür, hormon dengesiyle ilişkili biçimde boyut değiştirir ve menopoz sonrasında küçülme eğilimi gösterir. Sarkomlarda ise büyüme daha hızlı olabilir ve menopoz sonrasında da sürebilir.

Myomların zamanla sarkoma dönüştüğü yönünde bir kabul bulunmamaktadır. Sarkom, ayrı bir tablo olarak başlangıçtan itibaren farklı bir doku özelliği taşır. Bu nedenle myom saptanan kişilerde böyle bir dönüşüm beklentisiyle girişim yapılması gerekmez.

Sarkom grubu içinde farklı tipler tanımlanmıştır. Kas dokusundan kaynaklanan tip en sık görülenidir. Rahim iç tabakasının destek dokusundan gelişen tipler ise farklı bir seyir izler.

Myomların çok yaygın, sarkomların ise seyrek görülmesi bu ayrımın pratikteki anlamını belirler. Rahimde saptanan bir kitlenin büyük olasılıkla myom olduğu bilinir. Bu nedenle her kitle karşısında geniş bir girişim planlanması beklenmez.

Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?

En sık bildirilen bulgu vajinal kanamadır. Menopoz sonrası dönemde görülen kanama ayrı bir başlık olarak değerlendirilir. Menopoz öncesindeki kadınlarda adet kanamalarının beklenenden yoğun olması ya da adet dışı kanama görülmesi bildirilir.

Karın alt bölgesinde ağrı, dolgunluk ve bası hissi diğer şikâyetlerdir. Bu bulgular oluşumun boyutuyla ilişkilidir. Karında elle hissedilen bir kitle fark edilebilir.

Karın çevresinde hızlı bir artış, kısa sürede fark edilen bir büyüme bildirilmesi gereken bir değişikliktir. Bu artışın kilo alımıyla açıklanamaması ayrıca dikkate alınır.

Sık idrara çıkma, kabızlık ve bel ağrısı bası bulguları olarak ortaya çıkabilir. Halsizlik ve açıklanamayan kilo kaybı da bildirilen şikâyetler arasındadır. Bu bulguların hiçbiri tek başına belirli bir tabloya işaret etmez.

Bu bulguların hemen hepsi myomlarda da görülür. Bu nedenle şikâyetlerin varlığı değil, seyri değerlendirilir. Kısa sürede belirginleşen ve giderek artan bir tablo, yavaş ilerleyen bir tablodan ayrı biçimde ele alınır.

Tanı Neden Zor Olabilir?

En temel güçlük, bulguların myomla büyük ölçüde örtüşmesidir. Kanama, ağrı ve karında kitle her iki durumda da görülür. Bu nedenle şikâyetler üzerinden bir ayrım yapılması güçtür.

Görüntüleme yöntemleri de kesin bir ayrım sağlamayabilir. Ultrasonda görülen bir kitlenin hangi gruba ait olduğu her zaman ortaya konamaz. Bazı bulgular şüphe uyandırır; ancak bunlar tanı koydurucu nitelikte değildir.

Rahim içinden alınan doku örneği, rahim iç tabakasını değerlendirir. Sarkom kas tabakasından kaynaklandığı için bu örnekte saptanmayabilir. Bu nedenle normal bir biyopsi sonucu tabloyu dışlamak için yeterli görülmez.

Tanı çoğu durumda cerrahi girişim sırasında ya da sonrasında çıkarılan dokunun incelenmesiyle konur. Bu nedenle myom nedeniyle yapılan bir ameliyattan sonra beklenmedik bir sonuç alınması mümkündür. Bu olasılık ameliyat öncesinde konuşulan başlıklar arasında yer alır.

Bu güçlük, ameliyat öncesinde kişiyle paylaşılan bir başlıktır. Myom nedeniyle planlanan bir girişimde de dokunun tümüyle çıkarılıp incelenmesi tercih edilir. Bu tercih, beklenmedik bir sonuç alınması durumunda izlenecek yolu kolaylaştırır.

Hangi Görüntüleme ve Tetkikler Yapılır?

İlk basamak vajinal yolla yapılan ultrasondur. Bu incelemede rahmin boyutu, kitlelerin sayısı, yerleşimi ve iç yapısı değerlendirilir. Renkli doppler incelemesiyle kitle içindeki kan akımı gözden geçirilebilir.

Manyetik rezonans incelemesi, ultrasonda şüpheli görülen durumlarda istenir. Bu yöntem doku özelliklerini daha ayrıntılı göstererek değerlendirmeye katkı sağlar. Ancak bu inceleme de kesin bir ayrım sağlamayabilir.

Rahim iç tabakasından örnek alınması, kanama bulunan kişilerde istenir. Bu inceleme rahim iç tabakasından kaynaklanan tabloları ortaya koyar. Sonuç normal çıksa da kas tabakasına yönelik değerlendirme ayrıca sürdürülür.

Kan tahlillerinde kan sayımı ve genel değerlendirme ölçümleri yapılır. Yayılımın araştırılması gerektiğinde akciğer ve karın bölgesine yönelik bilgisayarlı tomografi istenebilir.

Görüntüleme bulgularının hiçbiri tek başına hüküm oluşturmaz. Ultrason ve manyetik rezonans birlikte değerlendirilir; bulguların uyumu ya da uyumsuzluğu izlenecek yolun belirlenmesinde göz önünde tutulur.

Evreleme Nasıl Yapılır?

Evreleme, hastalığın rahimle sınırlı kalıp kalmadığını ve nereye yayıldığını tanımlar. Sarkom tipleri için ayrı sınıflandırmalar tanımlanmıştır; bu nedenle evreleme dokunun tipi belirlendikten sonra yapılır.

Değerlendirmede oluşumun boyutu, rahim duvarındaki yayılımı ve rahim dışına çıkıp çıkmadığı ele alınır. Karın içindeki diğer organlara ve lenf düğümlerine yayılım da bu kapsamda incelenir.

Sarkomların yayılım biçimi, rahim iç tabakasından kaynaklanan tablolardan farklılık gösterebilir. Kan yoluyla uzak organlara yayılım görülebildiği için akciğerlerin değerlendirilmesi evrelemenin bir parçasıdır.

Kesin evre, cerrahi sırasında çıkarılan dokuların incelenmesiyle netleşir. Ameliyat öncesindeki görüntüleme bulguları bir ön değerlendirme sağlar ve sonrasında güncellenebilir.

Bu grupta hücre tipinin belirlenmesi evrelemeden önce gelir. Farklı tipler farklı sınıflandırmalarla değerlendirildiği için, inceleme sonucunun beklenmesi gereklidir. Bu bekleme süreci sürecin doğal bir parçası olarak açıklanır.

Tedavi Yaklaşımı Nasıl Planlanır?

Yaklaşımın temelini cerrahi oluşturur. Rahmin çıkarılması bu girişimin merkezinde yer alır. Yumurtalıkların çıkarılıp çıkarılmayacağı, dokunun tipine ve kişinin yaşına göre değerlendirilir.

Girişimin kapsamı hastalığın yaygınlığına göre belirlenir. Karın içindeki diğer bölgelere yayılım saptandığında bu alanlara yönelik ek girişimler gündeme gelebilir. Lenf düğümlerinin değerlendirilmesi her tipte gerekmez.

Cerrahi sırasında dokunun parçalanarak çıkarılmasından kaçınılması istenir. Bu yaklaşım, hücrelerin karın içine dağılmasını önlemeye yöneliktir ve ameliyat yönteminin seçiminde göz önünde bulundurulur.

Cerrahi sonrasında elde edilen inceleme sonucuna göre ışın tedavisi ya da ilaç tedavisi gündeme gelebilir. Hormon içeriğine yönelik tedaviler belirli tiplerde değerlendirilir. Her yaklaşımın olası sorunları karar öncesinde ayrıntılı olarak konuşulur.

Plan çoğu zaman birden fazla bölümün katıldığı ortak bir değerlendirmeyle oluşturulur. Bu yaklaşım, seyrek görülen bir grup söz konusu olduğunda deneyimin bir araya getirilmesini sağlar ve kararın gerekçesini netleştirir.

Takip Süreci Nasıl İşler?

Takip belirli aralıklarla planlanan kontrollerle sürdürülür. Bu grupta kontroller genellikle daha sık planlanır; ilk yıllarda üç ay dolayında aralıklarla görüşme yapılması olağandır.

Kontrollerde öykü alınır ve jinekolojik muayene yapılır. Görüntüleme incelemeleri takibin düzenli bir parçasıdır; akciğerlerin değerlendirilmesi bu grupta ayrıca yer alır.

Planlanmış görüşmeler arasında yeni bir yakınma belirdiğinde randevu günü beklenmez. Sarkomların akciğere yayılma eğilimi nedeniyle inatçı öksürük ve efor sırasında artan soluk darlığı ayrı bir dikkat ister. Karın ağrısı, kanamanın yeniden başlaması, istem dışı kilo kaybı ve bacaklardaki şişlik de aktarılması gereken bulgulardandır.

Bu hastalıkta izlem, daha sık görülen rahim kanserine göre daha yakın aralıklarla planlanır; çünkü yineleme daha erken dönemde ve akciğer gibi uzak bölgelerde ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle görüşmeler arasında akciğere yönelik görüntüleme belirli aralıklarla istenebilir. Nefes darlığı, geçmeyen öksürük ve karında büyüme hissi sorgulanan başlıklar arasındadır. Genç yaşta yumurtalıkları alınmış kişilerde ise kemik yoğunluğunun korunmasına yönelik öneriler ve sıcak basması gibi yakınmaların yönetimi ayrıca ele alınır.

Takip sıklığının yüksek tutulması, bu grubun seyrinin daha yakın izlenmesi gerektiğine dayanır. Kontrollere düzenli gidilmesi bu nedenle özellikle istenir; kaçırılan bir kontrol izlemin sürekliliğini etkiler.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Menopoz sonrası dönemde görülen her türlü vajinal kanama gecikmeden değerlendirilmelidir. Bu dönemde bilinen myomu bulunan kişilerde kanama görülmesi de ayrıca incelenir.

Bilinen bir myomun kısa sürede belirgin biçimde büyüdüğünün fark edilmesi bildirilmesi gereken bir değişikliktir. Menopoz sonrası dönemde myomun küçülmek yerine büyümesi de değerlendirme gerektirir.

Karın çevresinde kilo alımıyla açıklanamayan hızlı bir artış, karında ele gelen ve büyüyen bir kitle ve karın alt bölgesinde süren ağrı incelenmelidir.

Adet kanamalarının belirgin biçimde yoğunlaşması, halsizlik, açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli bel ağrısı da bildirilmesi gereken şikâyetler arasındadır. Bu bulguların çoğu daha sık görülen ve iyi huylu durumlarla ilişkilidir; ancak sürekli hâle geldiğinde değerlendirilmesi uygun olur.