Gebelik öncesi hazırlık kapsamında bakılan kızamıkçık antikorunun negatif bulunması, koruyucu bir bağışıklığın oluşmadığını gösterir. Bu sonuç kişinin hasta olduğu anlamına gelmez; yalnızca gelecekteki bir karşılaşmaya açık bulunduğunu anlatır. Sayfada bu enfeksiyonun gebelikteki önemi, negatif sonuç karşısında izlenen yol ve aşı sonrasında beklenmesi istenen süre açıklanmıştır.
Rubella (Kızamıkçık) Enfeksiyonu Gebelikte Neden Önemlidir?
Kızamıkçık, erişkinlerde çoğunlukla hafif seyreden bir virüs hastalığıdır. Yüzden başlayıp gövdeye yayılan soluk döküntü, hafif ateş, kulak arkasında ele gelen bezeler ve eklem ağrılarıyla kendini gösterir. Bazı kişilerde belirti vermeden de geçebilir.
Erişkin için hafif seyreden bu tablo, gebelikte farklı bir anlam taşır. Virüsün gebeliğin erken haftalarında bebeğe geçmesi durumunda gelişmekte olan organlarda kalıcı etkiler ortaya çıkabilir. İşitme, görme ve kalp gelişimini ilgilendiren bulgular bu kapsamda tanımlanmıştır.
Etkilenme olasılığı gebelik haftasıyla yakından ilişkilidir. İlk üç ayda geçirilen enfeksiyonda bu olasılık en belirgin düzeydedir; ilerleyen haftalarda kademeli olarak azalır. Bu nedenle gebelik öncesi bağışıklık durumunun bilinmesi önem taşır.
Ülkemizde çocukluk çağı aşı programı sayesinde bu enfeksiyonun görülme sıklığı belirgin biçimde azalmıştır. Buna karşın tümüyle ortadan kalkmış değildir. Aşılanmamış ya da aşı yanıtı oluşmamış kişilerde karşılaşma olasılığı sürdüğü için, gebelik öncesi bağışıklık durumunun belirlenmesi güncelliğini korur.
Rubella IgG Negatifliği Ne Anlama Gelir?
Negatif sonuç, kanda koruyucu düzeyde antikor bulunmadığını gösterir. Bunun iki açıklaması olabilir: kişi bu virüsle hiç karşılaşmamış ve aşılanmamıştır ya da geçmişte oluşan antikor düzeyi zaman içinde eşiğin altına inmiştir.
Aşı kartında iki doz kayıtlı olduğu hâlde sonucun negatif çıkması ara sıra karşılaşılan bir durumdur. Bu tabloda kişinin korunmuş olup olmadığı kesin biçimde söylenemez; uygulamada koruma yokmuş gibi hareket edilir.
Sonucun pratikteki karşılığı, gebelikte kızamıkçıkla karşılaşma olasılığının açık kalmasıdır. Bu nedenle gebelik öncesi dönemde bağışıklığın sağlanması gündeme gelir. Gebelik henüz planlanma aşamasındaysa bunun için uygun bir zaman aralığı bulunur.
Sonucun sınıra çok yakın çıkması durumunda yorum güçleşir. Böyle bir ölçümde koruma var mı yok mu sorusu tam olarak yanıtlanamaz. Uygulamada bu tablo da bağışıklık yokmuş gibi ele alınır ve aşı seçeneği konuşulur; bu yaklaşım gereksiz bir eksiklik bırakılmamasını sağlar.
Bağışıklık Yoksa Gebelik Öncesinde Ne Yapılır?
Bu durumda kızamık, kızamıkçık ve kabakulağa karşı koruma sağlayan karma aşının uygulanması gündeme gelir. Aşı canlı zayıflatılmış virüs içerir ve tek bir uygulamayla çoğu kişide koruyucu antikor yanıtı oluşturur.
Aşı gebelik döneminde uygulanmaz. Bu nedenle uygulamanın gebelik oluşmadan önce yapılması gerekir. Aşı öncesinde gebelik bulunmadığının bilinmesi istenir; kuşku varsa gebelik testi yapılabilir.
Aşı sonrasında bazı kişilerde hafif ateş, geçici döküntü ve eklem ağrıları görülebilir. Bu bulgular kısa sürelidir. Bağışıklık sistemini baskılayan tedavi alanlarda ve bazı özel durumlarda canlı aşı uygulanmayabilir; bu değerlendirme uygulama öncesinde yapılır.
Aşı uygulaması tek bir görüşmede tamamlanabilen bir işlemdir. Karma aşı üç etkene karşı koruma sağladığı için, kızamık ve kabakulak açısından da bir eksiklik varsa aynı uygulamayla giderilmiş olur. Bu yönüyle gebelik öncesi hazırlığın pratik adımlarından biri olarak değerlendirilir.
Aşı Sonrası Gebelik İçin Ne Kadar Beklenmesi Önerilir?
Canlı aşı içeriği nedeniyle uygulama sonrasında bir süre gebelikten korunulması istenir. Yaygın öneri, aşıdan sonra bir ay boyunca gebelik oluşmamasıdır. Bazı yaklaşımlarda bu süre üç ay olarak belirtilir.
Bu bekleme süresi ihtiyat gereğidir. Aşı sonrasında istemeden oluşan gebeliklerde bebekte kızamıkçığa bağlı etkilenme bildirilmemiştir. Dolayısıyla böyle bir durumda gebeliğin sonlandırılması gündeme gelmez; olağan takip sürdürülür.
Bekleme süresi boyunca güvenilir bir korunma yönteminin kullanılması önerilir. Sürenin sonunda bağışıklığın oluşup oluşmadığını görmek için antikor ölçümü yinelenebilir. Yanıt oluşmayan az sayıda kişide ikinci bir doz gündeme gelebilir.
Bekleme süresinin gebelik planını fazla geciktirmemesi, bu adımın erken atılmasına bağlıdır. Gebelik öncesi görüşmenin planlanan zamandan birkaç ay önce yapılması, hem aşı hem de diğer hazırlık başlıkları için yeterli zaman bırakır.
Gebeyken Bağışıklık Yoksa Nasıl Bir Yol İzlenir?
Gebelik sırasında negatif sonuç saptandığında aşı uygulanmaz. Bu dönemde izlenecek yol, karşılaşmadan kaçınmak ve doğum sonrasında bağışıklığı sağlamaktır.
Gebeliğin devamında döküntülü ateşli hastalığı bulunan kişilerle yakın temastan uzak durulması önerilir. Kızamıkçık solunum yoluyla yayıldığı için bu temasın sınırlanması korunmanın temelini oluşturur. Böyle bir temas yaşandığında bunun bildirilmesi ve gerekiyorsa antikor ölçümünün yinelenmesi istenir.
Aşı, doğumdan sonraki günlerde hastaneden çıkmadan önce uygulanabilir. Emzirme aşı için engel oluşturmaz. Böylece bir sonraki gebelik öncesinde bağışıklık sağlanmış olur; bu uygulamanın ertelenmemesi önerilir.
Bu dönemde ailedeki çocukların aşı takviminin tamamlanmış olması dolaylı bir koruma sağlar. Aşılı bireylerle çevrili bir ortamda virüsün eve girme olasılığı azalır. Kalabalık ortamlarda döküntülü ateşli hastalık geçiren biriyle karşılaşıldığında ise durumun bildirilmesi ve izlemin buna göre planlanması istenir. Bu yaklaşım, gebeliğin geri kalanının daha rahat geçirilmesini sağlar.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Gebelik planı bulunan ve negatif sonuç alan kadınların aşı planlaması için başvurması uygun olur. Aşı ile gebelik arasındaki zamanlamanın konuşulması bu görüşmenin ana konusudur.
Gebelikte döküntülü bir hastalık geçiren kişiyle temas edilmişse bunun gecikmeden bildirilmesi gerekir. Antikor ölçümünün belirli aralıklarla yinelenmesi bu durumda gündeme gelebilir.
Gebelikte ateşle birlikte yüzden başlayan soluk döküntü, kulak arkası ve boyunda ele gelen bezeler ve eklem ağrılarının ortaya çıkması değerlendirme gerektirir. Bu bulguların başka nedenleri de bulunur; ancak bağışıklığı olmayan bir gebede ayrıca ele alınır.
Doğum sonrası aşının unutulmaması için bu bilginin doğum kayıtlarında yer alması yararlı olur. Uygulamanın hastaneden çıkmadan yapılması, ilerleyen aylarda konunun gözden kaçmasını önler. Sonraki gebelik planlanırken bağışıklığın sağlanmış olması, hazırlık sürecini belirgin biçimde kısaltır ve aynı bekleme süresinin yeniden yaşanmasına gerek bırakmaz.
Hangi Tetkiklerle Birlikte Değerlendirilir?
Kızamıkçık antikoru, gebelik öncesi ya da gebelik başında bakılan tarama listesinin bir maddesidir. Yorumu, aynı listedeki diğer sonuçlarla birlikte yapılır.
Sıralamada sarılık etkenlerine ait iki ayrı belirteç, frengi için yapılan tarama, bağışıklık yetmezliği virüsüne yönelik inceleme ve sıklıkla toksoplazmaya karşı gelişen antikorlar bulunur. Aynı dönemde hemogram, kan grubu ile Rh özelliği, tiroit ölçümü ve idrar tetkiki de istenir.
Gebelik öncesi görüşmede ayrıca folik asit kullanımı, kronik hastalıkların denetimi, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi ve aşı durumunun tamamlanması ele alınır. Kızamıkçık sonucu bu bütünün bir parçası olarak değerlendirilir.
Gebelik öncesi görüşmede eşin sağlık durumu, ailedeki kalıtsal hastalık öyküsü ve varsa önceki gebeliklere ilişkin bilgiler de gözden geçirilir. Bu başlıklar kızamıkçık sonucundan bağımsız olsa da aynı hazırlığın parçasıdır. Böylece gebelik başlamadan önce giderilebilecek eksiklikler tek bir görüşmede belirlenmiş olur.
Sonucu Hangi Etkenler Değiştirebilir?
Koruyucu kabul edilen eşik değer, laboratuvarın kullandığı yönteme göre farklılık gösterir. Sınıra çok yakın bir ölçüm bir merkezde negatif, başka bir merkezde sınırda bildirilebilir. Bu nedenle rapordaki referans aralığı esas alınır.
Bağışıklığı baskılayan bir tedavi kullanılıyorsa bu sonuç iki yönden ayrı ele alınır. Birincisi, böyle bir tedavi altında antikor üretimi zayıf kalabileceği için negatiflik geçmişte hastalık geçirilmediği anlamına gelmeyebilir. İkincisi ve daha belirleyici olanı, bu aşının canlı zayıflatılmış virüs içermesidir; bağışıklığın baskılandığı dönemlerde uygulanması uygun görülmez ve zamanlama ayrıca planlanır.
Aşı uygulamasının üzerinden çok kısa süre geçmişse, antikor yanıtı henüz ölçülebilir düzeye çıkmamış olabilir. Bu nedenle aşı sonrası kontrol ölçümünün birkaç hafta beklenerek yapılması istenir. Kan ürünü nakli yapılmış kişilerde ise dışarıdan gelen antikorlar geçici bir pozitiflik oluşturabilir.