Sistit, idrar kesesinin iltihaplanması anlamına gelir. Kadınlarda sık görülen bir tablodur ve şikâyetleri belirgindir. Bazı kadınlarda bir kez görülüp yinelenmezken, bir bölümünde kısa aralıklarla tekrarlar. Tekrarlamanın altında çoğunlukla anatomik ya da alışkanlıkla ilgili bir etken bulunur. Aşağıda bu etkenler ve tekrarlayan tabloda yapılan değerlendirmeler açıklanmıştır.
Sistit Nedir, Nasıl Gelişir?
Sistit, idrar kesesi iç yüzeyinin iltihaplanmasıdır. Çoğunlukla bağırsak kökenli bakterilerin idrar yoluna ulaşmasıyla gelişir. Bu bakteriler idrar kanalından yukarı ilerleyerek keseye ulaşabilir. Kese duvarına yerleştiklerinde iltihabi yanıt başlar. Şikâyetler bu yanıtın sonucudur.
Kadınlarda sistitin daha sık görülmesinin nedeni anatomik yapıdır. Kadınlarda idrar kanalı kısadır ve bakterilerin keseye ulaşması daha kolaydır. Kanalın makat bölgesine yakınlığı da bu geçişi kolaylaştırır. Bu yapısal özellik değiştirilemez. Korunma önerileri bu gerçek göz önünde bulundurularak verilir.
En sık görülen şikâyet sık idrara çıkma isteğidir. İdrar miktarı az olsa bile bu istek sürer. İdrar yaparken yanma ve batma hissi tabloya eşlik eder. Kasık bölgesinde bası hissi de görülebilir. Bu bulgular birlikte tanıyı düşündürür.
İdrarın bulanık görünmesi ya da kokusunun değişmesi de bildirilen bulgulardandır. Bazı kadınlarda idrarda kanla karışık bir görünüm ortaya çıkabilir. Ateş çoğunlukla bulunmaz. Ateş ve bel ağrısı eklenirse enfeksiyonun böbreklere ilerlemiş olabileceği düşünülür. Bu durumda değerlendirme öne alınır.
Tekrarlayan Sistit Nasıl Tanımlanır?
Tanımın belirli sayılara bağlanmasının nedeni, ara sıra yaşanan bir enfeksiyonla altta yatan bir nedene işaret eden tabloyu birbirinden ayırabilmektir. On iki aylık dönemde üç, altı aylık dönemde ise iki kez yaşanan kültürle doğrulanmış enfeksiyon bu başlık altında ele alınır. Sayıların düşük tutulmuş olması, mesanenin yinelenen iltihabının uzun vadede duvar yapısını etkileyebilmesiyle ilişkilendirilir. Eşiğin aşılması, her atağı ayrı ele alan yaklaşımdan araştırmaya geçilmesi gerektiğini gösterir.
Yinelemenin iki ayrı mekanizması vardır ve bunları ayıran şey kültürde üreyen bakterinin kimliğidir. Ataklar arasında idrar tümüyle temizlenmiş, kişi haftalarca hiçbir yakınma duymamış ve yeni atakta farklı bir bakteri üremişse, bu bağırsak florasından yapılan yeni bir geçiş olarak değerlendirilir. Buna karşılık kısa süre içinde aynı bakterinin yeniden üremesi, etkenin mesane duvarında tutunarak temizlenmemiş olabileceğini düşündürür. İki tablo için izlenen yollar birbirinden ayrıdır.
Tekrarlayan tabloda ilk yapılması gereken tanının doğrulanmasıdır. Benzer şikâyetler başka durumlarda da görülebilir. Mesane hassasiyeti, vajinal enfeksiyonlar ve bölgesel tahriş benzer bulgular verebilir. Bu ayrımın yapılması izlemin yönünü değiştirir. Doğrulama idrar kültürü ile yapılır.
Epizotların belgelenmiş olması tercih edilir. Yalnızca şikâyete dayanarak yapılan değerlendirme yanıltıcı olabilir. Bu nedenle her epizotta idrar tetkiki istenmesi yararlıdır. Kayıtların saklanması izlemi kolaylaştırır. Karşılaştırma değerlendirmeyi güçlendirir.
İdrar Yapma Alışkanlıkları Tekrarı Etkiler mi?
İdrarı uzun süre tutmak tekrarı kolaylaştıran alışkanlıklardandır. İdrar kesede uzun süre kaldığında bakterilerin çoğalması için zaman kazanır. Düzenli aralıklarla idrara çıkılması bu süreyi kısaltır. Bu basit değişiklik tekrarlama sıklığını azaltabilir. Öneri yaygın olarak verilir.
Yetersiz sıvı alımı da benzer bir etki yaratır. İdrar miktarı azaldığında kesenin yıkanma sıklığı düşer. Yeterli sıvı alımı idrarın seyrelmesini ve daha sık boşaltılmasını sağlar. Bu mekanizma bakterilerin uzaklaştırılmasına katkıda bulunur. Günlük sıvı miktarı kişiye göre değerlendirilir.
İlişki sonrası idrara çıkılması önerilen bir alışkanlıktır. İlişki sırasında bakteriler idrar kanalı ağzına taşınabilir. İdrar yapmak bu bakterilerin uzaklaştırılmasına yardımcı olabilir. İlişki sonrası ortaya çıkan tekrarlayan tablolarda bu öneri önem kazanır. Uygulaması kolaydır.
İdrarın mesanede bekletilmesi bakterinin çoğalması için zaman tanıdığından, sıkışma hissi geldiğinde tuvaletin ertelenmemesi üzerinde durulan bir noktadır. Aynı biçimde gün içinde alınan sıvının azalması idrar miktarını düşürerek mesanenin kendi kendini yıkamasını zayıflatabilir. İlişki sonrasında mesanenin boşaltılması da, kanal ağzına taşınmış olabilecek bakterilerin geriye doğru ilerlemeden dışarı atılmasına yardımcı olabilir. Bu alışkanlıkların hepsi kişinin kendi başına düzeltebileceği başlıklardır.
Menopoz ve Hormonal Değişimin Rolü Nedir?
Menopoz döneminde östrojen düzeyi belirgin biçimde azalır. Bu hormon vajina ve idrar yolu mukozasının yapısını korur. Düzeyin azalmasıyla mukoza incelir ve daha hassas hale gelir. İncelmiş mukoza bakteri yerleşimine daha açık olabilir. Bu değişim tekrarlamanın sık nedenlerindendir.
Östrojen azalması vajina florasını da etkiler. Koruyucu laktobasil bakterilerinin sayısı azalır ve ortam asitliği düşer. Asitliğin azalması bağırsak kökenli bakterilerin bölgede tutunmasını kolaylaştırır. Bu bakterilerin idrar yoluna geçişi de artabilir. Mekanizma bu yolla açıklanır.
Bu dönemde şikâyetler yalnızca enfeksiyonla ilişkili olmayabilir. Mukoza incelmesi sık idrara çıkma ve yanma gibi benzer bulgular oluşturabilir. Bu durumda idrar tetkiki olağan bulunabilir. Ayrımın yapılması önemlidir. Değerlendirme muayene ile tamamlanır.
Doğum sonrası dönem ve emzirme sürecinde de östrojen düzeyi düşük seyredebilir. Bu dönemlerde benzer şikâyetler ortaya çıkabilir. Tablo çoğunlukla geçicidir. Hormonal düzen yerine oturduğunda şikâyetlerin azalması beklenir. Değerlendirme kişiye göre yapılır.
Anatomik Nedenler Söz Konusu Olabilir mi?
Bazı kişilerde idrar yollarında yapısal bir farklılık bulunabilir. Bu farklılıklar idrarın tam boşalmasını güçleştirebilir. Kesede kalan idrar bakteri çoğalması için elverişli bir ortam oluşturur. Bu durum tekrarlamanın nedeni olabilir. Görüntüleme ile değerlendirilir.
Mesane sarkması tekrarlayan tabloların nedenlerindendir. Sarkma, idrarın tam boşaltılmasını engelleyebilir. Doğum sayısı ve yaş bu tablonun gelişiminde rol oynar. Şikâyetler arasında tam boşalmama hissi bulunabilir. Muayene ile değerlendirilir.
İdrar yollarında taş bulunması da tekrarlamayı kolaylaştırır. Taş yüzeyi bakterilerin tutunması için elverişlidir. Bu durumda enfeksiyonların temizlenmesi güçleşebilir. Böbrek ya da kese taşı görüntüleme ile saptanır. Değerlendirme bu yönde genişletilebilir.
Şeker hastalığı da dolaylı bir etkendir. Yüksek kan şekeri idrarda şeker bulunmasına yol açabilir. Bu ortam bakteri çoğalmasını kolaylaştırır. Ayrıca bağışıklık yanıtı etkilenebilir. Bu nedenle tekrarlayan tabloda kan şekeri değerlendirilir.
Tekrarlayan Sistitte Hangi Tetkikler İstenir?
İlk adım idrar tetkiki ve idrar kültürüdür. Tetkik iltihap hücrelerini ve bakteri varlığını gösterir. Kültür ise etkenin hangi bakteri olduğunu belirler. Bu bilgi tekrarlayan tablolarda önem taşır. Örneğin uygun biçimde alınması sonucu etkiler.
Kültürün her epizotta istenmesi önerilir. Aynı etkenin tekrar etmesi ile farklı etkenlerin görülmesi farklı anlamlar taşır. Aynı etken sürüyorsa temizlenmemiş bir enfeksiyon düşünülür. Farklı etkenler ise yeni enfeksiyonları gösterir. Ayrım izlemi belirler.
Görüntüleme incelemeleri de gündeme gelebilir. Üriner sistem ultrasonu böbrek ve kesenin yapısını değerlendirir. İdrar sonrası kesede kalan idrar miktarı ölçülebilir. Taş ya da yapısal farklılık bu incelemelerle saptanır. İstem hekim tarafından yapılır.
Kan şekeri değerlendirmesi tekrarlayan olgularda rutin olarak istenir. Henüz tanı almamış bir bozukluk ortaya çıkabilir. Gerekli görüldüğünde ileri ürolojik değerlendirme planlanır. Vajinal muayene de yapılabilir. Bu inceleme benzer şikâyet veren durumları ayırt eder.
Korunmada Nelere Dikkat Edilmeli?
Yeterli sıvı alımı korunmanın temel adımlarındandır. İdrarın seyrelmesi ve kesenin sık boşaltılması bakterilerin uzaklaştırılmasına katkı sağlar. Günlük sıvı miktarı kişinin genel durumuna göre belirlenir. Böbrek ya da kalp hastalığı bulunanlarda bu miktar hekim tarafından ayarlanır. Öneri kişiye göre değişir.
İdrarı uzun süre tutmamak da önemlidir. Düzenli aralıklarla idrara çıkılması önerilir. İlişki sonrası idrar yapılması ek bir önlem olarak dile getirilir. Bu alışkanlıkların günlük düzene yerleştirilmesi yararlıdır. Uygulaması kolaydır.
Temizlik alışkanlıkları gözden geçirilebilir. Önden arkaya doğru temizlik yapılması önerilir. Kokulu ürünlerden ve vajina içi yıkamadan kaçınılması yararlıdır. Bu uygulamalar koruyucu florayı zedeleyebilir. Su ile temizlik çoğu durumda yeterlidir.
Menopoz dönemindeki kişilerde mukoza incelmesine yönelik yaklaşımlar değerlendirilebilir. Bölgesel östrojen uygulaması bu grupta üzerinde en çok durulan seçenektir; incelen dokuyu ve ortamın asit dengesini toparlayarak tekrarlama sıklığını azaltabildiği bildirilmiştir. Bu konudaki planlama hekim tarafından yapılır. Kendi kendine ürün kullanılması önerilmez. Kan şekeri düzeninin korunması da korunmanın parçasıdır.
Alışkanlık düzenlemeleri yeterli gelmediğinde ilaç dışı ve ilaçlı koruyucu seçenekler gündeme gelir. Günlük sıvı alımı bir buçuk litrenin altında kalan kişilerde bu miktarın yükseltilmesi, turna yemişi içeren ürünler ve idrarı dezenfekte eden metenamin türevi bir madde bu başlıkta anılan seçeneklerdendir. Bunlardan yarar görülmeyen ya da atakları sık yaşayan kişilerde düşük dozda sürekli antibiyotik kullanımı değerlendirilebilir; atakların ilişkiyle bağlantılı göründüğü kişilerde ise ilişki sonrasında alınan tek doz bir seçenek oluşturur. Bu yaklaşımların her biri kendi olası sakıncalarını taşıdığından ve gereksiz antibiyotik kullanımı direnç gelişimine katkı sağladığından, hangisinin uygun olduğu muayene ve kültür sonuçları görüldükten sonra hekimle birlikte belirlenir. Ağızdan alınan ve bağışıklık yanıtını uyaran ürünler de bazı merkezlerde gündeme gelen başlıklar arasındadır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Sık idrara çıkma, yanma ve kasıkta bası hissi ortaya çıktığında değerlendirme uygun olur. Bu bulgular idrar tetkiki ile incelenir. Kendi kendine ilaç kullanılması doğru değildir. Etkenin belirlenmesi izlemin yönünü değiştirir.
Eşik aşıldığında sorulan soru değişir: artık bu atağın nasıl geçirileceği değil, atakların neden art arda geldiği araştırılır. Bu araştırmada mesanenin boşaldıktan sonra içinde idrar kalıp kalmadığına bakılması, böbrek ve idrar yollarının görüntülenmesi ve taş varlığının değerlendirilmesi yer alabilir. Kan şekerinin seyri ayrıca gözden geçirilir. Menopoz sonrası dönemde ise incelen dokuların ve değişen ortam asitliğinin katkısı ayrı bir başlık olarak ele alınır.
Ateş, bel ağrısı, bulantı ya da titreme eklendiğinde başvuru öne alınmalıdır. Bu bulgular enfeksiyonun böbreklere ilerlemiş olabileceğini düşündürür. Değerlendirmenin geciktirilmemesi önemlidir. İnceleme kısa sürede yapılır.
İdrarda kan görülmesi ayrıca değerlendirilmelidir. Bu bulgu enfeksiyonla ilişkili olabileceği gibi başka nedenlere de bağlı olabilir. Gebelik döneminde ortaya çıkan şikâyetlerde de başvuru önerilir. Bu dönemde yaklaşım farklılık gösterir.