Rahim ağzı taramasında iki test adı sıkça bir arada geçer: smear testi ve HPV testi. Her ikisi de aynı bölgeden alınan örnekle çalışılır; ancak farklı sorulara yanıt verirler. Bu nedenle biri diğerinin yerine geçmez. İki test arasındaki ayrımın anlaşılması, sonuç raporlarının doğru yorumlanmasını sağlar. Aşağıda testlerin neyi gösterdiği, farkları ve birlikte kullanımı açıklanmıştır.
Smear Testi Neyi Gösterir?
Smear testi, rahim ağzından alınan hücrelerin mikroskop altında incelenmesine dayanır. İncelemede hücrelerin şekli, büyüklüğü, çekirdek yapısı ve birbirleriyle olan düzeni değerlendirilir. Amaç, hücrelerde beklenenden farklı bir görünüm bulunup bulunmadığını saptamaktır.
Testin verdiği bilgi, hücrelerde bir değişikliğin gerçekleşip gerçekleşmediği yönündedir. Yani sonuç, mevcut durumun bir fotoğrafını sunar. Değişiklik saptandığında bu bulgunun düzeyi belirtilir ve buna göre takip planlanır. Değişiklik saptanmadığında ise hücre yapısının beklenen görünümde olduğu bildirilir.
Smear testinin sınırlılığı, tek bir örnekte gözden kaçırma olasılığının bulunmasıdır. Alınan örnek rahim ağzının tümünü temsil etmeyebilir ya da değişiklik gösteren hücreler örneğe girmemiş olabilir. Bu nedenle testin düzenli aralıklarla tekrarlanması önerilir; düzenli tekrar, tek bir testin sınırını dengeleyen en önemli etkendir.
HPV Testi Neyi Gösterir?
HPV testi, insan papilloma virüsünün genetik malzemesini arayan bir incelemedir. Hücrelerin görünümüne bakmaz; virüsün varlığını doğrudan araştırır. Bu virüs çok sayıda alt tipe sahiptir ve bunların bir bölümü rahim ağzı hücre değişiklikleriyle ilişkilendirilmiştir.
Test genellikle yüksek riskli olarak sınıflandırılan alt tipleri arar. Bazı testler ayrıca en sık ilişkilendirilen belirli alt tipleri ayrı ayrı bildirir. Bu ayrıntı, takip planının belirlenmesinde kullanılabilir. Testin sonucu pozitif ya da negatif biçiminde raporlanır.
HPV testinin verdiği bilgi ileriye dönüktür. Virüsün bulunmaması, önümüzdeki yıllarda hücre değişikliği gelişme olasılığının düşük olduğuna işaret eder. Bu özellik, testin tarama aralıklarının uzatılmasına olanak tanımasını sağlar. Buna karşılık virüsün saptanması, hücrelerde bir değişiklik bulunduğu anlamına gelmez; yalnızca izlemin sürdürülmesi gerektiğini gösterir.
İki Test Arasındaki Temel Fark Nedir?
Temel fark, ne aradıklarıdır. Smear testi hücrelerdeki sonucu, HPV testi ise bu sonuca yol açabilen nedeni araştırır. Bu nedenle iki test farklı zaman dilimlerine bakar; biri şimdiki durumu, diğeri gelecekteki olasılığı değerlendirir.
İkinci fark duyarlılık düzeyidir. HPV testi, hücre değişikliklerini öngörme açısından smear testine göre daha duyarlı kabul edilir. Buna karşılık daha az özgüldür; yani virüs saptanan kişilerin büyük bölümünde hiçbir zaman hücre değişikliği gelişmez. Smear testi ise daha özgüldür ancak bazı değişiklikleri gözden kaçırabilir.
Üçüncü fark, sonucun yorumlanma biçimidir. Smear sonucu hücre değişikliğinin düzeyini belirtir ve bu düzeye göre takip planlanır. HPV sonucu ise virüsün varlığını bildirir; bu bilgi tek başına bir girişim gerektirmez. İki test bir arada kullanıldığında birbirinin sınırlarını dengeler.
İkisi Birlikte Yapılabilir mi?
Evet. İki testin birlikte yapılmasına ortak tarama adı verilir. Sıvı bazlı yöntem kullanıldığında tek bir örnekten her iki test de çalışılabilir. Bu durumda kişiden ayrıca örnek alınması gerekmez; işlem tek seferde tamamlanır ve ek bir rahatsızlık yaratmaz.
Ortak taramanın en belirgin yararı, tarama aralığının uzatılabilmesidir. Her iki testin de beklenen sonucu vermesi durumunda bir sonraki tarama beş yıl sonrasına planlanabilir. Bu yaklaşım hem izlemin güvenilirliğini korur hem de tarama sayısını azaltır.
Sonuçların birbiriyle uyumsuz çıkması durumunda izlenecek yol ayrıca belirlenir. HPV testinin pozitif, smear testinin ise beklenen aralıkta bulunması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu tabloda genellikle bir yıl sonra tekrar önerilir. Tersi durumda ise smear sonucunun düzeyine göre karar verilir.
Hangi Yaşta Hangi Test Önerilir?
Otuz yaş altındaki kadınlarda genellikle yalnızca smear testi tercih edilir. Bunun nedeni, bu yaş grubunda HPV enfeksiyonunun sık görülmesi ve büyük çoğunluğunun bağışıklık sistemi tarafından kendiliğinden temizlenmesidir. Bu grupta HPV testi yapılması, geçici bir enfeksiyonun saptanmasına ve gereksiz kaygıya yol açabilir.
Otuz yaş ve üzerinde HPV testi öne çıkar. Bu yaş grubunda virüsün saptanması, kalıcı bir enfeksiyon olasılığını daha güçlü biçimde düşündürür. Bu nedenle tarama programlarında otuz yaş sonrası için HPV temelli bir düzen benimsenmiştir. Ülkemizdeki tarama programı da bu yaklaşımı esas alır.
Uygulamada üç seçenek bulunur: yalnızca smear, yalnızca HPV testi ya da ikisinin birlikte yapılması. Hangi seçeneğin uygulanacağı kişinin yaşı, önceki sonuçları ve öyküsü göz önünde bulundurularak belirlenir. Bu karar hekim değerlendirmesiyle verilir ve kişiye göre değişebilir.
HPV Negatif Smear Pozitif Sonuç Ne Anlama Gelir?
Bu tablo, hücrelerde bir değişiklik saptandığı ancak yüksek riskli virüs tiplerinin bulunmadığı anlamına gelir. Sık karşılaşılan bir durum değildir; ancak görülebilir. Bu sonucun yorumlanması, saptanan hücre değişikliğinin düzeyine göre yapılır.
Hücre değişikliğinin hafif düzeyde olduğu durumlarda, virüsün saptanmaması genellikle rahatlatıcı bir bulgudur. Bu tabloda değişikliğin başka nedenlere bağlı olması olasıdır. Enfeksiyon, tahriş, hormon değişiklikleri ve menopoza bağlı doku incelmesi bu nedenler arasında sayılabilir. Genellikle takip önerilir.
Hücre değişikliğinin belirgin düzeyde olduğu durumlarda ise virüs saptanmasa dahi ileri inceleme gündeme gelir. Bu tabloda kolposkopi adı verilen inceleme planlanabilir. Testin yanlış negatif sonuç verme olasılığı da göz önünde bulundurulur. Karar, iki testin sonucu birlikte değerlendirilerek verilir.
İki Test Nasıl Uygulanır?
İki testin kişi açısından ayırt edilebilir bir farkı yoktur; ikisi de aynı muayenede, aynı hareketle toplanan örnekle çalışılır. Hatta günümüzde kullanılan sıvı bazlı kaplarda tek bir örnek alınıp laboratuvarda iki inceleme için de kullanılabilmektedir; bu düzen sayesinde tarama sonucu farklı geldiğinde kişinin ikinci kez çağrılması gerekmeyebilir. Fark, örnek alındıktan sonra laboratuvarda başlar: bir incelemede hücrelerin biçimine bakılırken diğerinde virüsün genetik izi aranır. Dolayısıyla iki testin ayrımı hazırlıkta değil, sonucun ne anlattığındadır.
Alınan örnek laboratuvara gönderildikten sonra hangi incelemenin yapılacağı isteme göre belirlenir. Aynı örnekten hem hücre incelemesi hem de virüs araştırması yapılabilir; bu yaklaşım ikinci bir işlem gerekmemesini sağlar. Sonuçların çıkma süresi laboratuvara göre değişir.
Test öncesinde bazı noktalara dikkat edilmesi örneğin niteliğini artırır. Adet döneminde test yapılmaması, işlemden önceki iki gün boyunca vajinal duş, krem ya da fitil kullanılmaması ve cinsel ilişkiden kaçınılması önerilir. Bu öneriler sonucun yanıltıcı çıkma olasılığını azaltır.
Örnek alındıktan sonra kısa süreli hafif lekelenme görülebilir; bu durum beklenen bir bulgudur ve genellikle bir gün içinde geçer. Yoğun kanama, ateş ya da artan ağrı beklenmez. Bu tür bulgular ortaya çıktığında değerlendirme önerilir. İşlem sonrasında günlük yaşama ara verilmesi gerekmez.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Test sonuçları elde edildiğinde raporun bir hekimle birlikte gözden geçirilmesi gerekir. Rapor dili teknik kısaltmalar içerdiğinden yanlış anlamalara açıktır. Sonucun ne anlama geldiği, ek inceleme gerekip gerekmediği ve bir sonraki taramanın ne zaman yapılacağı açıklık kazandırılmalıdır.
İlişki sonrasında kanama, adet dışı lekelenme, menopoz sonrasında görülen kanama, kötü kokulu akıntı ve ilişki sırasında ağrı gibi şikâyetler planlı tarama beklenmeden bildirilmelidir. Bu şikâyetler çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlıdır; ancak değerlendirilmeleri uygun olur.
Bağışıklık sistemini etkileyen bir durumu bulunanlar, bağışıklığı baskılayan tedavi görenler ve önceki taramalarında değişiklik saptanmış olanlar için takip planı kişiye özgü olarak belirlenir. Bu grupta tarama aralıkları kısaltılabilir. Düzenli taramanın aksatılmaması, izlemin sürekliliği açısından önem taşır.