Rahim ağzı sağlığının izlenmesinde kullanılan temel yöntem smear testidir. Kısa süren, girişimsel olmayan bu inceleme, kadın sağlığı kontrollerinin yerleşmiş bir parçasıdır. Testin nasıl alındığı, ağrılı olup olmadığı ve hangi sıklıkla tekrarlanması gerektiği sıkça sorulan başlıklardır. Aşağıda testin ne olduğu, kimlere ve hangi aralıklarla yapıldığı, öncesinde nelere dikkat edilmesi gerektiği genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Smear Testi Nedir?
Smear testi, rahim ağzı yüzeyinden hücre örneği alınarak bu hücrelerin mikroskop altında incelenmesidir. Pap testi olarak da anılır. Amaç, hücrelerde bir değişiklik bulunup bulunmadığını değerlendirmektir. Bu değişiklikler henüz bir şikâyet yaratmadan önce saptanabildiğinden test koruyucu bir işlev görür.
Rahim ağzında ortaya çıkabilen hücre değişiklikleri genellikle yavaş ilerler ve uzun yıllar alabilir. Bu yavaşlık, düzenli tarama için geniş bir zaman aralığı sunar. Değişikliklerin erken dönemde saptanması, takip ve gerektiğinde basit girişimlerle yönetilebilmesini sağlar. Testin yaygınlaşması bu nedenle önemli kabul edilir.
Uygulamada iki yöntem kullanılır. Klasik yöntemde alınan hücreler doğrudan bir cam üzerine yayılır. Sıvı bazlı yöntemde ise hücreler özel bir sıvı içine aktarılır ve laboratuvarda işlenir. İkinci yöntem, aynı örnekten HPV testinin de çalışılabilmesine olanak tanır. Hangi yöntemin kullanılacağı merkeze göre değişir.
Test Kaç Yaşında Başlamalıdır?
Yaygın kabul gören yaklaşımda tarama yirmi bir yaşında başlar. Bu yaş sınırı, cinsel deneyimin başlangıcından bağımsız olarak belirlenmiştir. Daha genç yaşlarda görülen hücre değişikliklerinin büyük bölümü kendiliğinden gerilediğinden, erken taramanın gereksiz girişimlere yol açabileceği düşünülür.
Bazı kılavuzlarda başlangıç yaşı yirmi beş olarak belirtilir. Ülkemizdeki tarama programında da otuz yaş üzerindeki kadınlara yönelik bir düzen benimsenmiştir. Bu farklılıklar, ilgili kurumların benimsediği yaklaşımlardan kaynaklanır. Hangi düzenin izleneceği hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Bağışıklık sistemini etkileyen bir durum bulunanlarda tarama daha erken başlayabilir ve daha sık yapılabilir. Bağışıklığı baskılayan tedavi görenler ve bazı hastalıkları bulunanlar bu grupta yer alır. Bu değerlendirme kişiye özgü olarak yapılır ve öykü göz önünde bulundurulur.
Test Hangi Sıklıkla Tekrarlanır?
Tekrar aralığı, kişinin yaşına ve hangi testlerin birlikte yapıldığına göre değişir. Yalnızca smear testi yapılıyorsa, sonuçların beklenen aralıkta bulunması durumunda üç yılda bir tekrar yaygın bir yaklaşımdır. Bu aralık, hücre değişikliklerinin yavaş ilerlemesi göz önünde bulundurularak belirlenmiştir.
Smear testi ile HPV testinin birlikte yapıldığı durumlarda aralık uzayabilir. Her iki testin de beklenen sonucu vermesi durumunda beş yılda bir tekrar önerilebilir. Bu yaklaşım özellikle otuz yaş üzerindeki kadınlarda benimsenir ve tarama programlarında sıkça kullanılır.
Önceki sonuçlarda bir değişiklik saptanmışsa takip aralığı kısalır. Bu durumda altı ay ya da bir yıl aralıklarla tekrar istenebilir. Aralığın belirlenmesinde önceki sonuçlar, HPV durumu ve kişinin yaşı birlikte değerlendirilir. Bu nedenle önceki raporların saklanması ve sonraki kontrollere getirilmesi önerilir.
Smear Nasıl Alınır, Ağrılı mıdır?
İşlem jinekolojik muayene sırasında yapılır ve genellikle bir dakikadan kısa sürer. Muayene masasına yatıldıktan sonra spekulum adı verilen bir alet yerleştirilerek rahim ağzı görünür hâle getirilir. Ardından küçük bir fırça ya da spatula ile rahim ağzı yüzeyinden hafifçe hücre örneği alınır.
Örnek alma sırasında çoğu kadın yalnızca hafif bir kaşınma ya da basınç hissi tanımlar. Belirgin ağrı beklenen bir durum değildir. Spekulumun yerleştirilmesi bazı kişilerde rahatsızlık yaratabilir; bu his kısa sürelidir ve alet çıkarıldığında geçer. İşlem sonrasında hafif lekelenme görülebilir ve bu olağandır.
Duyulan rahatsızlığın büyük bölümü, aletin yerleştirilmesi sırasında kasların istemsizce kasılmasından kaynaklanır; bu kasılma azaldığında işlem belirgin biçimde kolaylaşır. Nefesin tutulmaması, tersine yavaş ve derin verilmesi bu gevşemeye yardımcı olur. Uygun ölçüde bir aletin seçilmesi ve ısıtılmış olması da fark yaratır. Mesanenin boş olması, karın alt bölgesindeki baskıyı azalttığı için önerilir. Örneğin toplandığı an yalnızca birkaç saniye sürer; bu bilginin önceden paylaşılması beklentiyi düzenleyerek gerginliği hafifletebilir.
Test Öncesinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Uygun zaman, adetin bitiminden sonraki günlerdir; bu dönemde toplanan örnekte hücreler açıkta kalır ve inceleme kolaylaşır. Kanamalı günlerde alınan örneklerde alyuvarlar görüş alanını kapatarak raporun yetersiz dönmesine yol açabilir. Menopoz sonrasındaki kadınlarda zamanlama kısıtı ortadan kalkar; bu grupta doku incelmiş olabileceğinden farklı bir hazırlık gündeme gelebilir. Döngüsü düzensiz olanlarda tarih hekimle birlikte belirlenir. Gebelikte ise testin yapılmasında sakınca bulunmaz.
Randevudan önceki iki gün için istenen kısıtlamaların tek gerekçesi vardır: yüzeydeki hücre tabakasının olduğu gibi kalması. Vajinal yıkama bu tabakayı uzaklaştırarak toplanan hücre sayısını azaltır ve örneğin yetersiz bulunmasına yol açabilir. Krem ve fitil gibi ürünler ise yüzeyde artık bırakarak incelemeyi güçleştirir. İlişkiden kaçınılması da aynı çerçevede istenir. Bu koşullar sağlanmadığında rapor yetersiz olarak dönebilir; bu durumda test birkaç ay sonra yinelenir.
Vajinal bir enfeksiyon tedavisi sürüyorsa testin tedavi tamamlandıktan sonra yapılması tercih edilir. İltihabi hücreler değerlendirmeyi güçleştirebilir. Bu bilgilerin randevu verilirken paylaşılması, testin uygun koşullarda yapılmasını sağlar. Kullanılan ilaçların ve önceki test sonuçlarının bildirilmesi de yararlıdır.
Menopozdaki Kadınlarda Test Gerekir mi?
Adetlerin kesilmiş olması, incelemeye duyulan ihtiyacı kendiliğinden bitirmez. Rahim ağzı çıkarılmadıysa kontroller sürdürülür. Genel kabul gören uygulamada altmış beşinci yaşa kadar belirli aralıklarla inceleme yinelenir. Bu sınırdan sonra ise geçmiş sonuçların aksatılmadan alınmış ve beklenen sınırlar içinde çıkmış olması durumunda incelemeye son verilebilir.
Menopoz sonrasında hücre yapısında bazı değişiklikler görülebilir. Östrojen azalmasına bağlı olarak rahim ağzı dokusu incelir ve örnek alma sırasında hafif kanama daha sık görülebilir. Bu değişiklikler laboratuvar raporunda belirtilebilir ve yorumlanırken göz önünde bulundurulur.
Rahmin cerrahi olarak alınmış olduğu durumlarda değerlendirme farklılaşır. Ameliyat sırasında rahim ağzı da alınmışsa ve girişimin nedeni iyi huylu bir durumsa, tarama genellikle gerekmez. Rahim ağzı yerinde bırakılmışsa tarama sürdürülür. Bu ayrım ameliyat kayıtlarına göre yapılır.
Sonuç Ne Kadar Sürede Çıkar?
Sonuç süresi laboratuvara göre değişir. Genellikle bir ile üç hafta arasında bir süre beklenir. Sıvı bazlı yöntemde aynı örnekten HPV testi de çalışılıyorsa süre biraz uzayabilir. Randevu sırasında sonucun ne zaman çıkacağı ve nasıl iletileceği konusunda bilgi alınması yerinde olur.
Sonuçların büyük çoğunluğu beklenen aralıkta çıkar. Bu durumda ek bir işlem gerekmez ve bir sonraki tarama planlanan aralıkta yapılır. Raporda bazen enfeksiyon bulgularına ya da hücre yapısındaki iyi huylu değişikliklere değinilebilir; bu ifadeler kaygı yaratmamalıdır.
Nadiren örnek yeterli olmayabilir. Bu durumda testin tekrarlanması istenir; bu tekrar bir sorun bulunduğu anlamına gelmez. Sonucun beklenenden farklı çıkması durumunda ise izlenecek yol raporun içeriğine göre belirlenir. Her durumda raporun bir hekimle birlikte gözden geçirilmesi uygun olur.
Sonuç Anormal Çıkarsa Süreç Nasıl İlerler?
Smear sonucunda hücresel değişiklik bildirilmesi, kanser tanısı anlamına gelmez. Bildirilen bulguların büyük bölümü, zaman içinde kendiliğinden gerileyebilen erken değişikliklerdir. Sonucun ne anlama geldiği, saptanan değişikliğin derecesine ve varsa eşlik eden HPV sonucuna göre değerlendirilir.
Hafif değişiklik bildirilen durumlarda çoğu zaman belirli bir aralıkla testin tekrarlanması tercih edilir. Bu yaklaşım, değişikliğin kendiliğinden gerileyip gerilemediğini gösterir. Daha ileri düzeyde değişiklik saptandığında ya da HPV sonucu eşlik ettiğinde kolposkopi adı verilen ayrıntılı inceleme gündeme gelir.
Kolposkopide rahim ağzı büyütülerek incelenir ve gerekli görülen bölgeden örnek alınabilir. Bu incelemenin sonucuna göre izlem sürdürülür ya da bölgesel bir işlem planlanır. Sürecin her aşamasında izlem aralıkları belirlenir; bu nedenle kontrol randevularına düzenli gidilmesi önem taşır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Bu testin bir tarama yöntemi olduğu, yani yakınması bulunmayan kişilerde uygulandığı unutulmamalıdır. Yakınma ortaya çıktığında beklenmesi gereken bir sıra yoktur; bu durumda gerekli olan muayenedir. İlişkiyi izleyen kanamanın yinelemesi, iki adet arasında beliren lekelenme ve menopoz sonrasında görülen herhangi bir kanama bu grubun başında gelir. Kokusu değişmiş, renk almış bir akıntı da aynı biçimde ele alınır. Bu yakınmalarla başvuran kişilerde tarama testinin sonucu temiz gelse dahi araştırma sürdürülür.
Kötü kokulu ya da rengi değişmiş akıntı, ilişki sırasında ağrı ve karın alt bölgesinde süregelen ağrı da başvuru gerektiren durumlardır. Bu şikâyetlerin çoğu iyi huylu nedenlere bağlıdır; ancak değerlendirilmeleri uygun olur.
Şikâyet bulunmasa dahi düzenli taramanın sürdürülmesi önemlidir. Rahim ağzındaki hücre değişiklikleri çoğu durumda hiçbir belirti vermez; bu nedenle taramanın varlık nedeni tam olarak budur. Test sonucunun beklenenden farklı çıkması durumunda ise sonraki adımların hekimle birlikte planlanması gerekir.
